T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/868
KARAR NO : 2025/1240
KARAR TARİHİ : 26/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2025
NUMARASI : 2023/538 Esas 2025/204 Karar
DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
BAM KARAR TARİHİ : 26/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2025
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; konkordato talep eden.... Şirketi'nin güneş enerji sistemleri, alçak gerilim sistemleri, orta gerilim sistemlerinin taahhüt işlerini ve bu sistemlere ait bilumum elektrik malzemelerinin alım ve satımını yapan bir şirket olduğunu, şirketin tek hissedarının .... olduğunu, gerçek kişi davacının şirketin borçlarından dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olması nedeniyle konkordato talebinde bulunduklarını, ekonomik varlık ve faaliyetlerini devam ettirebilecek durumda olan davacı şirketin ekonomik koşullardaki beklenmedik değişiklikler nedeniyle, muaccel para borçlarını ödeyememe ve neticede faaliyetlerini durdurmak tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, bu tehlikenin, davacı şirketi olduğu kadar alacağını tahsil edememe durumuyla karşı karşıya kalan şirket alacaklılarını ve işini kaybetme tehlikesine maruz kalan çalışanlarını da tehdit ettiğinin, davacı şirketin konkordatoya tabi 51.848.527,00 TL borcunun bulunduğunu, gerçek kişi davacının ise şahsına ait bulunan kredi kartlarına 741.786,68 TL borcu ile ortağı olduğu şirketin kredi borçlarına karşı şahsi kefaleti olması nedeniyle 27.481.437,00 TL olmak üzere toplam 28.223.223,68-TL borcunun olduğunu belirterek davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK 289. maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacının konkordato talebinin kabulü ile yargılama neticesinde konkordato talebinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; talep Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı şirketin tek ortaklı olduğunu, davacı şirketin konkordatoya tabi 51.848.527,00 TL borcunun bulunduğunu, gerçek kişi davacının ise şahsına ait bulunan kredi kartlarına 741.786,68 TL borcu ile ortağı olduğu şirketin kredi borçlarına karşı şahsi kefaleti olması nedeniyle 27.481.437,00 TL olmak üzere toplam 28.223.223,68-TL borcunun olduğunu belirterek davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve mal varlığının korunabilmesi için tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK 289. maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacının konkordato talebinin kabulü ile yargılama neticesinde konkordato talebinin tasdikine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Konkordato; bir borçlunun alacaklıları ile yasada ön görülen çoğunluğu ile mahkeme gözetiminde yaptığı ve ticaret mahkemesi tarafından tasdik edildikten sonra sonuç doğuran cebri anlaşmadır. Bu anlaşma doğrultusunda alacaklılar alacaklarının bir kısmından feragat etmekte veya borçluya borcunu ödemesi hususunda vade tanımakta, borçlunun da mahkemece tasdik edilen bu anlaşmaya uygun şekilde borçlarını ifa etmesi halinde borçlarından kurtulmasını sağlayan hukuki bir kurumdur. Konkordatoda hedeflenen amaç, borçlu ile alacaklıları arasında mahkemenin gözetiminde yapılan ve borçlunun mal varlığının iflas usulüyle tasfiyesini önlemek veya durdurmaktır. Bu şekilde yapılan anlaşmada mali durumu bozulmuş olan borçlunun iflası önlenerek hem borçlu hem de alacaklılar korunmaya çalışılmıştır. Konkordato sayesinde iflasa tabi olan borçlu muhtemel bir iflastan ve iflasın ağır sonuçlarından, iflasa tabi olmayan borçlu ise tüm mal varlığını kaybetmekten kurtulacaktır. Aynı şekilde alacaklılarda iflasa uğrayan borçludan alacaklarını alma konusunda iflas ve haciz masrafları yapmadan, iflas halinde ellerine geçebilecek olan muhtemel miktardan daha fazlasını tahsil ederek avantajlı konumda bulunabileceklerdir.
2004 sayılı İİK'nın 287.maddesinde konkordato talep edilmesi sonrasında geçici mühlet kararı verebileceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı hususunda yakından inceleme yapılması amacıyla geçici konkordato komiseri tayin edebileceği düzenlenmiştir. İİK 'nın 289/3.maddesinde de konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda davacılar yönünden konkordato talebi ile mahkememize başvurmasının ardından 08/08/2023 tarihinde 3 aylık geçici mühlet verilmiş ve bu davacılara mahkememizce konkordato komiserleri tayin edilmiştir. Konkordato komiserinin yapmış olduğu incelemeler sonucunda konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunduğunu belirterek hazırlamış oldukları raporları mahkememiz sunmaları sonrasında duruşma açılmış olup; davacı borçlu ile konkordato komiserlerinin konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğuna ve davacı borçlunun iyi niyetli girişimlerde bulunduğuna dair duruşmada beyanda bulunmaları üzerine mahkememizce davacı borçlulara 08/01/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere İİK'nın 289/3.maddesi uyarınca 1 yıllık kesin mühlet verilmiştir. Mahkememizce verilen 1 yıllık kesin mühlet süresi sonrasında konkordato komiserlerinin sunmuş oldukları raporda dikkate alınarak mal varlıklarının rayiç değerlerinin belirlenmesi amacıyla mahkememizce 08/01/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konkordato mühletinin 2 ay uzatılmasına karar verilmiştir.
2004 sayılı İİK 'nın 305.maddesinde aynen; "302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:
a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.
b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).
c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.
d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır).
e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.
Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir. " hükmü mevcuttur.
Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötü niyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.
Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Somut olayda; davacılar tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ön proje yargılamanın devamı sırasında iki kere revize edilmiştir. Davacı tarafından sunulan 15/09/2023 tarihli revize ön projede cari alacaklar listesine göre toplam 22.589.694,00 TL tutarında alacağının olduğu, bu alacağın 310.405,00 TL'sinin ...Limited Şirketinden olduğu belirtilmiştir. Davacı şirketin yine davacı olan tek ortağı...'den 8.261.447,00 TL tutarında alacağının olduğu ileri sürülmüştür. 05/02/2015 tarihli revize ön projede ise cari alacak tutarı 42.610.248,00 TL olarak belirtilmiş ve bu alacağın 7.919.120,00 TL sinin .... Şirketinin verdiği çeklerden, 15.642.636,00 TL sinin ise .... Şirketinin verdiği çeklerden kaynaklı olduğu belirtildikten sonra şirket ortağı olan davacı ....'den olan alacağı yer verilmemiştir. Buna göre davacı şirketin diğer davacı ortak ....'den olan 8.261.447,00 TL tutarındaki alacağa yer verilmediği halde şirketin alacak tutarında 20.020.554,00 TL artış olduğu, bu artışın .... Şirketi ile ... şirketinin verdiği çeklerden kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır.
.... şirketi yargılamanın devamı sırasında davacı borçlulardan alacaklı olan 23 adet alacaklının toplam 10.985.618,00 TL tutarındaki alacağını temlik alarak davacı borçlulardan alacaklı konumuna geçmiştir. Davacılardan alacaklı olduğunu bildiren toplam 41 alacaklıdan, alacaklılar toplantısına 24 alacaklı katılmış olup, toplantıya katılan bu alacaklıların 23 adedi alacağı temlik alan sıfatıyla .... şirketi olmuştur. Alacağı temlik alan .... şirketi konkordatonun tasdiki oylamasına kabul oyu vermiş olup bu şekilde alacaklılar toplantısında 10.985,618,00 TL tutarındaki alacak miktarı ön projeyi kabul etmiştir. İltihak süresi içerisinde kabul oyu veren alacaklıların alacak tutarı ile 2.975.815,05 TL olmuştur. Toplam alacak tutarı 26.859.859,08 TL ve toplam alacaklı sayısı ise 41 olup; buna göre alacaklılar toplantısında ... şirketinin vermiş olduğu kabul oyu ile alacaklılar toplantısında aranan gerek alacaklı gerekse alacak miktarına ilişkin nisap sağlanmıştır. Yani alacağı temlik alan .... şirketinin kabul oyu olmasa idi yasada aranan nisabın sağlanması mümkün olmayacaktı.
.... şirketinin sicil kayıtları incelendiğinde 21/07/2020 tarihinde sicile tescil edildiği, kurucu ortağı ... ile.... oldukları, her iki ortağın da şirketi idareye yetkili olduğu, daha sonra ortak ....'ün 500 adet payın 10 adedini diğer ortak ....'a, 490 adedini ise ....'e devrettiği, 29/04/2021 tarihli genel kurul kararı ile ortak ....'ün şirketteki paylarını üçüncü kişiye devrettiği,....'ün ortaklık sıfatı sona erse de şirketteki müdürlük görevinin devam ettiği, 13/12/2021 tarihli genel kurul kararı ile ....'ün müdürlük görevinin sona erdiği ve şirketi kurucu ortaklarından olup payını devreden ....'ün davacı ....'ün eşi olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı davacı ....,... şirketinden ortak ve yönetici değil ise de; bu şirketin kurucu ortaklarından birisinin davacının eşi olması, daha sonra paylarını ....'e devretmesi, davacı....'in şirkette müdür olması, daha sonra davacıların borçlarını büyük bir kısmının ... şirketi tarafından temlik alınması, alacaklılar toplantısında neredeyse tek kabul oyu veren alacaklının bu şirket olması hususları dikkate alındığında, davacıların ve özellikle de ....'ün... şirketi ile olan organik bağının devam ettiği kanaatini oluşturmaktadır.
Yine ön proje ve revize projede ...şirketinden olan alacak miktarı düşük bir miktar iken son revize projede ... şirketinden çekten kaynaklı davacıların 7.919.120,00 TL tutarında alacaklı olduğu bildirilmiştir. Buna göre, davacıların ... şirketine 10.985.618,00 TL tutarında borcu varken, aynı zamanda son revize projeye göre davacılar bu şirketten 7.919.120,00 TL tutarında alacaklı olarak görülmektedir. Konkordato tasdiki talebinde bulunan davacı şirketin bir çok alacaklısından alacağı temlik alarak davacılardan alacaklı konumuna gelen .... şirketinin, aynı zamanda son revize ön projeye kadar davacılara olan düşük miktardaki borcunun artması ve kendi alacak miktarına yakın bir tutarda davacılara borçlanması başlı başına çeliki yaratmaktadır.
Ayrıca son revize ön projede davacıların ... Şirketinden çekten dolayı 15.642.636,00 TL tutarında alacağının olduğu bildirilmiş ve bu alacağın borç ödeme kaynağında kullanılacağı ifade edilmiştir. Bu şirketin tek ortak ve yetkilisinin .... olduğu, bu kişinin alacağı temlik alan .... şirketinin ortağı ve yöneticisi konumunda bulunduğu ve alacaklılar toplantısına .... şirketi adına katılan ve oy kullanan kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı borçluların mahkememize sundukları ön proje ve mali kayıtlarda düşük miktarda alacağının olduğunu belirttiği .... şirketinden son revize ön projede 7.919.120,00 TL tutarında alacaklı olduğunu ifade ettiği, yine .... şirketinden 15.642.636,00 TL tutarında çekten kaynaklı alacağının olduğunu belirterek bu alacak tutarlarının borç ödeme kaynağında gösterildiği, davacı şirketin, diğer davacı olan ortağından 8.261.447,00 TL tutarında alacağının olduğunun bildirilmesine rağmen son revize projede bu alacak tutarına yer verilmediği ve buna rağmen davacı şirketin alacağının 20.020.554,00 TL tutarında arttığı, davacı şirkete bu şekilde borçlu olan.... şirketinin aynı zamanda 10.985.618,00 TL tutarındaki alacakları temlik alarak aynı zamanda davacı şirketin alacaklısı konumuna geldiği, davacı şirketten alacaklı olan 41 adet alacaklıdan, alacaklılar toplantısına 24 adet alacaklının katıldığı ve toplantıya katılan 23 adet alacaklının... şirketi olduğu, alacağı temlik alan bu şirketin vermiş olduğu kabul oyu ve iltihak süresinde kabul oyu verenlerin toplam alacak tutarlarının 13.961.433,05 TL olduğu, konkordato kapsamındaki toplam alacak tutarının 26.859.859,08 TL olduğu dikkate alındığında ... şirketinin kabul oyu sayesinde gerek alacaklı gerekse alacak miktarı yönünden nisabın sağlanabildiği, davalı ....'ün yukarıda açıklandığı üzere alacağı temlik alan .... şirketi ile organik bağının bulunduğu, yine davacı şirketin çekten kaynaklı alacaklı olduğu belirtilen .... şirketinin tek ortak ve yöneticisi olan...'ın ....şirketinde ortak ve yönetici konumunda olduğu hususları dikkate alındığında; davacılar tarafından konkordatonun tasdiki şartlarının sağlanması ve borç ödeme kaynağının genişletilmesi amacıyla mali kayıtlarda fiktif işlemler yaptığı, alacaklılar toplantısında yasada aranan nisabın sağlamak için iyi niyet kurallarına aykırı şekilde işlemler yapıldığı, her ne kadar görünürde konkordatonun tasdiki için yasada aranan şartlar sağlanmış ise de; davacı şirketin ve ortağı olan diğer davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandıkları anlaşılmakla davacıların konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verilmiştir.
Aynı zamanda davacı..., davacı şirketin ortağı olduğunu ve borçlara kefaletinin bulunduğunu belirterek konkordatonun tasdiki talebinde bulunmuş ise de; bu davacının borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği (yaslanma proje) anlaşılmıştır. Oysa davacının konkordato talep ve projelerinin şirketin konkordato talep ve projesinden bağımsız olması ve konkordato tasdik koşullarının bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı ...'ün özgün bir ön projesi olmadığından bu davacının ayrıca bu nedenle de davasının reddine karar vermek gerekmektedir.
Davacıların konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi nedeniyle iflas yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Mahkememizce davacıların borca batık olup olmadıklarının tespiti amacıyla bilirkişilerden rapor aldırılmış olup, buna göre davacıların aktif mal varlıklarının tespit edilen rayiç değerlerine göre davacıların borca batık olmadıkları tespit edildiğinden iflas yönünden herhangi bir karar kurulmamış olup davacıların davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesiyle;
"1-Davacılar Manisa Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 17905 sicil nosunda kayıtlı ... vergi numaralı ... Limited Şirketi ve .... TC kimlik numaralı ...'ün konkordatonun tasdiki talebinin REDDİNE,
2-Davacılara mahkememizce komiser olarak tayin edilen konkordato komiserlerinin tüm görev ve yetkilerinin karar tarihi itibariyle kaldırılmasına,
3-Konkordato komiserlerine karar tarihine kadar ödenmemiş ücretlerinin ödenmesine,
4-Davacılar hakkında verilen kesin mühletin kaldırılmasına, kesin mühletin kaldırıldığına ve konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verildiğinin İİK. 289. maddesi gereğince ilanına," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; esasa dair kabul anlamına gelmemesi kaydıyla mahkemenin kanunda aranan tüm şartların gerçekleştiği somut davada konkordato projesinin tasdikinin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kanunda yazılı şartları hiçe sayarak olmayan bir gerekçe ile projenin tasdiki taleplerini reddettiğini, tüm işlemlerin komiserler nezaretinde yapılmış olup söz konusu projenin revizasyonuna da diğer alacaklıların dahi itirazlarının olmadığını, eldeki davada müvekkillerinin konkordato sürecine zarar verecek hiçbir kötüniyetli girişiminin olmadığını, dosya kapsamında olan hiçbir müdahilin müvekkilinin kötü niyetli olduğuna dair bir itirazının bulunmadığını, buna rağmen konkordato projesinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde görüleceği üzere mahkemenin konkordatonun reddi kararına dayanak olarak davalılar ile dava dışı .... Şirketi arasında organik bağ bulunduğu ve alacaklılar arasında eşitlik dengesinin bozulduğu ile projenin yargılama sırasında revize edilmesini gösterdiğini, mahkemenin " davalılar ile dava dışı .... şirketi arasında organik bağ bulunduğu ve dava dışı ....şirketince bir kısım borçların ödenerek temlik alınması nedeniyle alacaklılar arasında eşitlik dengesinin bozulduğuna" dair gerekçesine yegane dayanağın müvekkili ....ün dava dışı ...şirketinde konkordato dosyasından çok önce şirkette müdürlük yapması dışında hiçbir somut verinin olmadığını, kaldı ki mahkeme kararı kabul edilse bu kere bir şirketin eskiden ortaklığını yahut müdürlüğünü yapan bir tacirin eski ortağı bulunduğu şirket ile hiçbir şekilde iş yapmaması gerektiği sonucunun doğacağını, bu durumun hem ticari hayatın akışına da aykırı olduğunu, organik bağın bu kadar ihtimallere ve varsayımlara dayanılarak kurulmasının mümkün olmadığını, mahkemece her ne kadar projenin revize edilmesinin kötü niyet olarak değerlendirilmişse de değişen somut durum nedeniyle, gerekçesi açıklanmak suretiyle revize yapıldığını, kaldı ki mahkemece kesin mühlet süresinin 6 aya kadar uzatılabilecekken yalnızca 2 ay uzatılmış olup projede yapılan revizenin bu iki aylık uzatma süresinde yapılmasının kötüniyet olduğunun kabulünün mahkemenin kendisi ile çelişmesi olduğunu, yine yerel mahkemece müvekkili ...'ün kendisine ait bir projenin bulunmadığını belirtmişse de dava dilekçesi ekinde müvekkili davalı ...'e ait Konkordato Ön Projesinin sunulduğunu, müvekkilleri hakkında verilen tedbir kararlarının karar kesinleşinceye kadar aynen devam etmesi gerekirken tedbirlerin kaldırılması ile müvekkilinin ticari faaliyetlerini yapamaz hale geldiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak konkordato projesinin tasdiki taleplerinin kabulüne ve karar kesinleşinceye kadar tedbirlerin aynen devamına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, konkordato mühleti talebi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
7101 Sayılı Kanunla değişik ; İİK'nın 305.maddesine göre ;
302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:
a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması,
b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder),
c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması,
d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır),
e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması,
Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir.
Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsının düzenlendiği "Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.)
Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir.
İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. " şeklindedir.
"Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi, hem borçlu bakımından hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.
Konkordato projesinin tasdiki için evvela projenin kanunun aradığı nisapla alacaklılar tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra talep eden borçlu tarafından teklif edilen tutarın kaynaklarıyla orantılı olması ve olası bir iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutarın konkordato projesinde vaad edilen tutardan az olması, yani konkordatonun alacaklılar için iflasa nazaran daha avantajlı olması gerekir. Bu şartlarla birlikte tasdik harcının yatırılması, imtiyazlı alacakların ve mühlet içi borçların da ödenmesi veya teminata bağlanması diğer şartlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.."(Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2024/1048 esas, 2024/2358 karar sayılı emsal ilamı)
Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulunun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.
Konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanununun konkordato projesini niteleyen 286. maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Somut olayda talepte bulunan davacılar borca batık değildir ve bütün borçları belirli bir süre içinde tam olarak ödeme gücüne sahiptir. Sunulan revize projede tasdik kararını takip eden 3. ayın sonundan başlamak ve her 3. ayın son gününde ödenmek üzere 12 eşit taksit halinde ödeme ve ayrıca konkordato tasdik tarihinden itibaren yasal faiz faiz ödeme şeklinde toplam 3 yılda ödenmesinin planlandığı anlaşılmaktadır. Alacaklıların zarara uğratıldığı, işletmenin ise bundan fedakârlığın ötesinde avantaj sağlayacağı bir konkordato talebini tasdik etmek kurumun amacına uygun olmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, ödeme teklifindeki uygulanacak vade ve faiz oranının borca batık olmayan talep eden davacıların ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmamasına, talep edenlerin konkordato tasdiki talebinin dürüst davranma, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına aykırı olduğundan talep edenler yönünden İİK'nın 305. maddesinde düzenlenen tasdik koşullarının gerçekleşmemesine, doğrudan iflas nedeni olmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından talep eden davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/02/2025 tarih, 2023/538 Esas ve 2025/204 Karar sayılı kararına karşı davacıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen davacılar vekiline tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26.06.2025