T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/251
KARAR NO : 2026/1061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2022
NUMARASI : 2019/398 Esas 2022/864 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Tazminat
(Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN 2019/401 ESAS VE 2020/615 KARAR SAYILI DOSYA;
DAVANIN KONUSU : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 22/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026
Davalı birleşen dosya davacısı ... AŞ vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket uzun yıllardan beridir yeminli mali müşavirlik ve bağımsız denetim hizmetleri verdiğini, müvekkil şirketle davalı/borçlu şirket arasında uzun yıllardır devam etmekte olan bir hizmet ilişkisi söz konusu olduğunu, Bu ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından davalı/borçlu şirkete vergi mevzuatının emrettiği birtakım konularda yeminli mali müşavirlik hizmeti (özel hesap dönemi tam tasdik hizmeti, KDV iade raporlarının hazırlanması ve sair iş ve işlemler - iç denetim ve bağımsız denetim hariç) sunulduğunu, Söz konusu hizmetler, ekte sunulan Özel Hesap Dönemi Tam Tasdik Sözleşmesi ile Mal ve Hizmet İhracından Doğan KDV İadesi Sözleşmeleri çerçevesinde, sözleşmede öngörüldüğü şekilde tamamlanmış ve söz konusu raporlar ilgili mercilere ve davalı/borçlu şirkete teslim edildiğini, Nitekim borçlu şirketin hizmetin tamamlanmadığına dair bir itirazı da bulunmadığını, Davalı/borçlu şirketin 25.07.2019 tarihli dilekçeyle borca ve ferilerine itiraz etmesi neticesinde, İcra Müdürlüğü tarafından aynı tarihli olarak takibin durdurulmasına karar verildiğini, Takibin durdurulmasının akabinde tarafımızca arabulucuya başvurulmuş ve arabuluculuk süreci “anlaşamama” ile sonuçlandığını, bu nedenle haksız ve yersiz yapılan itirazın iptali ve takibin devamı için işbu davayı açma zarureti hâsıl olduğunu, Arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek sair hususlar çerçevesinde, davamızın kabulüne, haksız ve yersiz itirazın iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu şirket aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Asıl davada davalı ... A.Ş vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllardan beri Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesi ile Mal ve Hizmet İhracından Doğan KDV iadesi için Yeminli Mali Müşavirlik sözleşmelerinin bulunduğu, Davalı müvekkilinin uzun yıllar şirkette çalışan hesaplarından para çekme, eft, havale yapma yetkisi verildiği, ...'ın Ocak 2017 tarihinden 12.04.2019 tarihine kadar davalı şirketin bu güvenini kötüye kullanarak 700 seferden fazla davalı şirketin banka hesaplarından kendi hesabına 8.160.000-TL para aktardığı, ...'a güvenerek şirketin banka Davacı şirketin davalı şirketteki inceleme ve denetimleri sırasında gereken özen ve ihtimamı gösterip yapması gereken incelemeleri yaparken banka ekstrelerini incelemiş olsaydı bu suistimalleri görerek raporuna yazarak davalı şirketi uyarmış olacağı, davacının davalı adına beyanname vermeye hazırlık aşamalarında gerekli özen ve ihtimamı göstermeden inceleme yapmış ve hazırlamış olduğu beyannamelerin de doğru olmadığı, Davalı şirketin iştiraki olan ....” nin denetim şirketi davalı şirketin yeminli mali müşaviri davacı şirkete incelemeleri sırasında ne gibi hususlara dikkat edilmesi gerektiğini özellikle 2018-2019 dönemi için banka hesap ekstrelerini elde ediniz ve bu talimatlar doğrultusunda hareket edilmesini talep ve uyarıda bulunduğu halde davacının ya banka hesap ekstrelerini hiç almadığı yada hesap ekstrelerine bakmadığı ki müteaddit defalar şirket hesabından şirket çalışanı ...'ın kendi hesabına yaptığı havaleleri irdelemediği ve şirket yöneticilerine bildirmemiş olmasının ağır kusur ve ihmali olduğunu gösterdiği, Davacı şirketin, davalının iştiraki olan ....” nin denetim şirketi ....'nin dilekçenin II bölümde arz edilen talimatlarını yerine getireceğini 05.07.2017 tarihli güvence yazısı ile kabul ettiği halde uyarı ve talimatlara uymadığından kusurlu olduğu, Davacının davalı adına yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesi tasdik raporunu dilekçede ayrıntısı ile belirtilen gerekçeler ile gerçeği gibi inceleme yapmadan düzenlediği, Hizmet bedeli faturalarının ticari defterlere işlenmiş olmasının ayıplı hizmetin kabulü anlamına gelmeyeceği, zira davacının ayıplı hizmet verdiği 12.04.2019 tarihinden sonra anlaşılmaya başlandığı, bu nedenle davacının hizmet bedeli istemeye hakkı olmadığı, Davacı şirketin dava konusu KDV iadeleri için olması gereken raporu vergi dairesine zamanında bildirmediği için KDV iadeleri çok geç alındığı ve davalının bundan büyük zarar gördüğü, davacının önceki zamanlarda 4-6 ay içinde KDV iadelerinin alınmasını sağlamakta iken dava konusu dönemde gerekli çalışmayı zamanında yapmadığı için (aradan bir yıl ve daha fazla zaman geçmiştir) KDV iadelerinin geç elde edildiği, bu nedenle de davalının ciddi faiz kayıpları olduğu, Kaldı ki yasa gereği işlemler tamamlandıktan sonra GİB vergi dairesinin inceleme süresini en geç 2 ayda tamamlayıp KDV iadesini mükellefe ödemekte olmasına rağmen maalesef halen KDV iadesi alamadığı halde esasen teminat göstererek KDV iadeleri çok erken alınabildiği halde bu yolda uygulanmamıştır hizmet bedeli istenmesinin haksız olduğu, Açıklanan nedenlerle haksız ve yasal dayanağı olmayan davanın reddine, dava haksız ve kötü niyetli açılmış olduğundan dava bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA; Davacı-karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından Sayın Mahkemeye ibraz edilen 19.08.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında uzun yıllardan bu yana Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesinin bulunduğunu, müvekkili şirketin aile şirketi olup, şirket hissedarlarının Hollanda vatandaşı olduklarını ve Hollanda da yaşamakta olduklarını, müvekkili şirkette, uzun yıllardan bu yana şirket muhasebe bölümünde çalışan ve şirket sahiplerine güven veren muhasebe personellerinden ...'a şirketin banka hesaplarından para çekme ve havale yapma yetkisinin verildiğini, müvekkili şirket çalışanı ...'ın Ocak 2017 tarihinden 12.04.2019 tarihine kadar davacı şirketin bu güvenini kötüye kullanarak mütcaddit defalar (700 seferden fazla) müvekkili şirketin .... şubesi nezdinde bulunan hesabından kendi hesabına ve davacı şirketin .... şubesi nezdinde bulunan hesabından kendi hesabına şirket paralarını aktarmış olduğu ve internet ortamında “....” ve ... kumar sitelerinde kumar oynayarak neticede şirketin 8.160.000-TL parasını yok ett Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/506 E. da açılan kamu davasına müvekkilinin müdahil olduğunu, ...'ın tutuklandığı, tutukluluk halinin devam ettiği, müvekkili şirketin yeminli mali müşavirlik denetim ve tasdik sözleşmesi ile yeminli mali müşaviri olan davalı şirketinde müvekkili şirket muhasebe kayıtlı denetlerken şirketin banka hesabından şirketin çalışanlarından ...'ın banka hesabına Ocak 2017 tarihinden 12.04.2019 tarihine kadar 700 seferden fazla para aktarılmasını şirketin banka ekstrelerini incelemeyerek denetim yapmamış olmasından ağır kusur ve ihmali ile şirketin büyük zarar görmesine sebebiyet verdiği için işbu davanın açma zorunluluğunun doğduğunu beyanla fazlaya ilişkin hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespit edilecek davalı kusuruna göre 250.000-TL maddi tazminatın arabulucu son imzalama tutanağı tarihi olan 28.06.2019 tarihinden itibaren yıllık %21,25 den az olmamak üzere ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA; Davalı-karşı davacı .... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen ve davacı tarafça da kabul olunan Tam Tasdik sözleşmelerinin 3.3.maddesinde, “Yaptığı Denetim ve Tasdik İşlemli sırasında bu sözleşmenin 2.1 ve 2.2.maddelerinde belirtilen hususlara uyan, mesleğin gerektirdiği dikkat ve özeni gösteren YMM İş Sahibi, yetkili veya çalışanlarının hile ve kasıtları ile gizlenmiş olaylar nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, 'YMM'nin iş sahibine karşı mali sorumluluğu her hal ve takdirde ilgili dönem için aldığı tasdik ücretir geçemez...” ifadelerine açık olarak yer verildiğini, söz konusu sözleşme maddesini imza eden davacı şirketin çalışanlarının hile ve kasıtla gizlediği olaylar sebebi ile YMM'nin sorumlu tutulamayacağını kabul ettiği gibi, mali sorumluluğun her hal ve takdirde tasdik ücretini geçemeyeceğini de kabul etmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için müvekkili şirketin görevinin gereklerini yerine getirmediğini varsayacak olsak bile, söz konusu madde karşısında, sözleşme bedeli kadar mali sorumluluk altına sokulması gerektiğini, bu durumda talep edilecek bedelin davacı tarafça da bilindiğini, bu sebeple ortada belirsiz bir alacaktan söz edilemeyeceğinin ortada olduğunu, davacı tarafça uğranıldığı iddia edilen zarar miktarı belirli iken bu husus dava dilekçesinde ikrar edilmişken, söz konusu iddiaya konu zararın davacı yanın elinde bulunan bilgi ve belgelerle ortaya konuluyorken davalı kusurunun tespiti ile” denilerek belirsiz alacak davası açıldığı da ikrar edilmişken, söz konusu davanın “hukuki yarar yokluğundan” reddine karar verilmesinin yasal zorunluluk arz etmekte olduğunu, davacı tarafından iddia olunan isnatları kabul etmediklerini beyanla davanın tümden reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; asıl davacı tarafından davalı ile yapmış olduğu tam tasdik sözleşmeleri gereğince davalının sözleşme bedelinin ödemediği iddiasıyla davacı tarafından başlatılan icra takibine karşı davalı .... tarafından yapılan itirazın iptali ve birleşen davacı davada davacı ... çalışanı ...'ın şirket hesaplarındaki parayı kendi hesabına aktardığı ve bu işlemlerin şirkete bildirilmemesi nedeniyle sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bu nedenle de davalı .... Şirketinin kusurlu olduğu iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır.
Asıl dava ve birleşen dava yönünden tarafların iddiaları ve savunmaları dikkate alınarak, alanında uzman yeminli mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve dosyada taraflar arasında düzenlenen Yeminli Mali Müşavirlik Denetim Ve Tasdik Sözleşmesi dikkate alındığında sözleşme gereğince davacı Denetim ve Mali Müşavirlik şirketinin davalı ....nın beyannamelerinin ve mali tablolarının mevzuata uygun olarak düzenlenmesi, matrahın doğru olarak hesaplanarak mükellefin vergi öder yükümlüklerini yerine getirmeyi taahhüt ettiği 213 sayılı Vergi Usul Kanunun vergi beyannamelerinin imzalanması ve yeminli mali müşavir tasdik raporları başlıklı mükerrer 227.maddesinde beyanname ve tasdik raporunda yer alan bilgilerin doğruluğundan ve uygunluğundan meslek mensuplarının, bu belge ve kayıtlara ilişkin oluşacak vergi ziyanından mükelleflerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, yeminli mali müşavirin raporlarında mükellefin finansal ve mali tablolarının gerçeğe uygun bir şekilde hazırlanıp hazırlanmadığının mevzuat hükümleri çerçevesinde ortaya koymakla yükümlü olduğu, bağımsız denetimin ise TTK'nın 11.maddesi ve 514/1 ve 515 maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bağımsız denetim yapanın hazırlama yükümü ve dürüst resim ilkesine uyma zorunluluğunun bulunduğu, buna göre dürüst resim ilkesi gereğince bağımsız denetçinin finansal tabloların tam, tarafsız ve hatasız şekilde hazırlaması ve şirkete sunması gerektiği, sunulan bu bilgilerin güvenilir, anlaşılabilir, ihtiyaca uygun ve karşılaştırılabilir ve ayrıca zamanında sunulmuş olması gerektiği, bağımsız denetimdeki amacın finansal tabloların finansal raporlama standartları doğrultusunda işletmenin finansal durumu ve faaliyetlerinin sonucunun bütün önemli yönleriyle gerçeğe uygun ve doğru bir şekilde göstermek olduğu, 660 sayılı 26/05/2018 tarihli Resmi Gazete de 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bağımsız denetime tabi şirketlerin denetime tabi olmak kriterlerini belirleyen bakanlar kurulu kararının yayımlandığı, davalı .... şirketinin finansal verilerinin zorunlu bağımsız denetim limitlerinin altında kaldığı, davalı ...nın herhangi bir bağımsız denetim sözleşmesinin bulunmadığı, bağımsız denetim sözleşmesi ile yeminli mali müşavirlik tam tasdik sözleşmesinin farklı hükümler içerdiği, davacı .... Şirketi ile ... AŞ arasında yapılmış bağımsız denetim sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında tam Yeminli Mali Müşavirlik Denetim Ve Tasdik Sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşme gereğince tam tasdik raporu düzenleyecek olan Yeminli Mali Müşavirin Vergi Dairesine olan sorumluluk bakımından vergi matrahın doğrululuğu ve beyanının güvenirliğini tasdik ettiği, tam tasdik sözleşmesinin ayrıca iç denetim niteliğinde olmadığı, ... AŞ'in davacı ....Aş'nin,... şirketinin yetkilisinin denetim firması olan ... şirketinin ... şirketine göndermiş olduğu formlardaki bilgilerin denetim çalışması niteliğinde olmadığı, vergi bazlı bir çalışma olduğu, kaldı ki; davacı .... şirketi ... firması ile ...'nın bağımsız denetim işini yapacağı yönünde taraflar arasında bir sözleşme ve yükümlülük bulunmadığı gibi davacı ve davalı arasında da bu yönde bir sözleşme olduğu yönelik bir delil bulunmadığı, taraflar arasında tam tasdik sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmenin davacı ...Şirketine davalı .... şirketi üzerinde Bağımsız Denetim yapma ve tespitlerini bu şirkete sunma yükümlülüğünü içermediği, davalı ... şirketinin kayıtlarına göre; vergi iadesi yönünden düzenlenecek yeminli müşavirlik tam tasdik raporu ile vergisel yönden bildirilen kayıtların doğruluğunun tasdik etmiş olduğu, davalı ....'nın ticari kayıtlarına intikal etmeyen hususlarda bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda tarafların açmış olduğu davalara ilişkin tarafların ticari defterleri üzerinde de yapılan incelemeye göre;
Asıl dava yönünden; taraflar arasında mal ve hizmet ihracından doğan KDV iadesi ve kurumlar vergisi beyannamesi ve eklerinin uygunluk denetimi hizmeti ile ilgili yirmi adet sözleşme düzenlendiği, tarafların ticari defterlerine göre, icra takip tarihi itibariyle davacı .... Şirketinin davalı ... AŞ'den 118.663,60-TL tutarında alacağının bulunduğu, düzenlenen faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, sözleşme gereğince davalı .... şirketinin davacının yerine getirdiği hizmetin karşılığı olarak bu bedelin davacıya ödemesi gerektiği kanaatine varılmış, asıl davanın 118.663,60-TL asıl alacak üzerinden açıldığından asıl dava davalı borçlunun icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacak üzerinden takibin devamına, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden; birleşen davalı.... şirketinin davacı ile yapmış olduğu bağımsız denetim sözleşmesi ya da iç denetim sorumluluğunu içeren bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı şirketin çalışanlarının şirket kayıtlarına yansıtılmayacak şekilde şirket hesaplarından şahsi hesaplarına usulsüz olarak para aktarılmasında davacının bir yükümlülüğünün sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığı, ....Şirketinin şirket ticari kayıtlarına intikal eden kayıtların doğruluğu yönünden düzenlenen vergi iadesi raporlarından dolayı sorumluluğun bulunduğu davacı ... Şirketi çalışanı ...'ın şirket hesabındaki 8.160.000,00-TL'yi usulsüz bir şekilde şirket ticari defterlerine kaydetmeden kendi hesabına veya başka hesaba aktarmasında davalı ... şirketinin bir kusuru ve sorumluğu bulunmadığı sözleşme yükümlüğünün davalı şirkette bağımsız denetim yapma yükümlülüğünü içermediği, sözleşmenin bağımsız denetim sözleşmesi olmadığı, tasdik sözleşmesi olduğu ve şirketin ticari kayıtlarındaki ilgilere göre vergi dairesine vergi iadesi için doğru bir şekilde tam tasdik ve vergi iadesi raporu düzenleme yükümlülüğü getirdiği, bu nedenlerle davalı ... Şirketi çalışanın ticari defterlere yansımayan davacı şirket hesaplarındaki paranın usulsüz olarak başka hesaplara aktarıldığının denetlenmesi yükümlülüğünün bulunmadığı, ve bu nedenle davalı ... şirketine bir kusur yüklenemeyeceği kanaatine varılmış, davalının kusuruna dayalı olarak sorumlu olduğu iddiası ile dava açıldığından vekalet ücreti bu yönüyle değerlendirilerek yürürlükteki AAÜT'ne takdir edilmiş ve davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı birleşen davacı her ne kadar tahkim itirazında bulunmuş ise de; taraflar arasında düzenlenen tam tasdik sözleşmesinin 7/1.maddesinde sözleşmenin 4.maddesinde yer alan sözleşmeden doğan ücret alacağı tahkim sözleşmesi dışında bırakıldığından tahkim itirazının reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile;
"A-)ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVANIN KABULÜ İLE; İzmir 16.İcra Müdürlüğünün 2019/10057 esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, 118.663,60-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %21.25 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
-İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hüküm altına alınan 118.663,60-TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-)BİRLEŞEN İZMİR 3 ATM SİNİN 2019/401 esas sayılı davası yönünden; DAVANIN REDDİNE,
" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı birleşen dosya davacısı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı birleşen dosya davacısı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya kapsamında alınan ve taraflarınca da itiraz edilmesine rağmen itirazlarının göz ardı edilerek hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda tam tasdik hizmetinin sadece kurumlar vergi beyannamesinin tasdiki olarak tanımlandığını, bu değerlendirmeye katılmadıklarını, ... ile .... arasında akdedilen "Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesi"nin 2.2. Bölümünün sözleşmenin kapsamını ve sınırını düzenlediğini, YMM'nin tam tasdik kapsamında sunulan hizmetin sadece ve sadece kurumlar vergisi matrahının tasdiki olmadığını, hesapların, bilanço kalemlerinin denetimini de içerdiğini, dava konusu olayda, şirketin defterlerinde yer alan bankalar hesabı gerçek bankaların hesabını yansıtmadığını ve denetim kapsamında olmasına rağmen bu hususun tespit edilemediğini, en önemli denetim araçlarından olan doğrulama aracının kullanılmadığını ve bu nedenle de gerekli mesleki özenin gösterilmediğini, yine söz konusu bilirkişi raporunda ... tarafından yapılan yolsuzluğun şirketin defter kayıtlarında yer almadığının belirtildiğini, şirketin defter kayıtlarında yer alan banka hesabının doğruluğunun 3.taraf ile teyit edilmiş olsa bu durumun ortaya çıkacağının aşikar olduğunu, bilirkişi raporunda YMM'nin görevinin sadece Kurumlar Vergisi Beyannamesinin tasdiki olarak belirtildiğini ancak YMM tarafından düzenlenen raporlarda kurumlar vergisi beyannamesinin doğru şekilde tasdik edilmediğini, tam tasdik denetiminde gerekli mesleki özen gösterilmediğini, davacı-birleşen dosya davalısının, müvekkili şirketi ile arasındaki sözleşmeler uyarınca vermiş olduğu güvenceye aykırı hareket ettiğini ve müvekkili şirketin zararından sorumlu olduğunu, müvekkilinin iştiraki olan ...'nin denetim şirketine talimatları doğrultusunda uyacağını kabul ettiğini bildirdiği halde kabul ettiği talimattaki gibi davranmayarak gerekli özen ve ihtimamı göstermeyerek müvekkili şirketin zararının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, ....'nun da iştiraki olan .... ile Arızanın denetim şirketi .... arasında denetim sözleşmesi olduğunu, davacı-birleşen dosya davalısı şirkete, şüpheli ödemeler olabileceği, bu hususların tahkik edilmesi gerektiği bildirildiği halde davacı-birleşen dosya davalısı şirketin inceleme ve denetimleri sırasında davacı şirketin banka hesaplarını incelemeden raporlar ve beyannameler düzenlediğini, davalının düzenlemiş olduğu beyannamelerin, davacı şirketin bankalardaki fiili varlıklarının bilançoda görülenden daha az olduğu halde bilançonun ve beyannamenin gerçeğe aykırı ve yanlış olduğu gibi meydana gelen zarardan birleşen dosya davalısı şirketin sorumlu olduğunu, davacı-birleşen dosya davalısı .... AŞ'nin, müvekkilinin de iştiraki olduğu ....'nin denetim şirketi ....'nun güvence yazısı ile kabul ve taahhüt ettiği halde uyarı ve talimatlara uymadığından kusurlu olduğunu, güvence yazısından anlaşılacağı gibi birleşen dava davalısı şirketin, müvekkilinin yeminli mali müşavirliğini yaparken müvekkilinin de iştiraki olan....'nin denetim şirketinin talimatlarına uyacağını kabul ettiğini bildirdiği halde talimattaki gibi davranmayarak gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini ve zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, taraflarınca tahkim ilk itirazında bulunulduğunu, yerel mahkemece tahkim itirazlarının göz ardı edilerek hüküm tesis edildiğini, davacının, davalı adına yıllık kurumlar vergisi beyannemesi tasdik raporunu gereği gibi inceleme yapmadan düzenlediğini, davacının dava konusu KDV iadeleri için olması gereken raporu Vergi Dairesine zamanında bildirmediği için KDV iadelerinin çok geç alındığını ve davalının bundan büyük zarar gördüğünü, davacının KDV iadesi için rapor hazırlamadığını, Vergi Dairesine teslim etmediğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağa dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen dava sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmeme iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Asıl davada Davacı tarafça, davalı tarafa yeminli mali müşavirlik hizmeti (özel hesap dönemi tam tasdik hizmeti, KDV iade raporlarının hazırlanması ve sair iş ve işlemler - iç denetim ve bağımsız denetim hariç) sunulduğunu,borçlu şirketin hizmetin tamamlanmadığına dair bir itirazı da bulunmadığı, İzmir 16.İcra Müdürlüğünün 2019/10057 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde Hizmet bedeli faturalarının ticari defterlere işlenmiş olmasının ayıplı hizmetin kabulü anlamına gelmeyeceği, zira davacının ayıplı hizmet verdiği 12.04.2019 tarihinden sonra anlaşılmaya başlandığı, bu nedenle davacının hizmet bedeli istemeye hakkı olmadığı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Birleşen davada davacı, davalının denetim yapmamış olmasından ağır kusur ve ihmali ile şirketin büyük zarar görmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı taraf davacı şirketin çalışanlarının hile ve kasıtla gizlediği olaylar sebebi ile YMM'nin sorumlu tutulamayacağını kabul ettiği gibi, mali sorumluluğun her hal ve takdirde tasdik ücretini geçemeyeceğini de kabul etmiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tarafların ticari defterlerine göre, icra takip tarihi itibariyle davacı ... Şirketinin davalı ... AŞ'den 118.663,60-TL tutarında alacağının bulunduğunun, düzenlenen faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğunun, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı ... Şirketine davalı ... şirketi üzerinde bağımsız denetim yapma ve tespitlerini bu şirkete sunma yükümlülüğünü içermediğinden birleşen dosyada meydana geldiği iddia olunan zarardan sorumlu tutulamayacağının anlaşılmasına göre, asıl dosya davalı birleşen dosya davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2019/398 Esas ve 2022/864 Karar sayılı kararına karşı davalı birleşen dosya davacısı ... AŞ vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran birleşen dosya davacısı ... AŞ taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin birleşen dosya davacısı ... AŞ'den alınarak hazineye gelir kaydına,
b)İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dosya davalısı ... AŞ taraftan alınması gereken 8.105,91 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 2.026,50 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 6.079,41 TL'nin asıl dava davalısı ... AŞ'den alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı birleşen dosya davacısı ... AŞ tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2026