T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/773
KARAR NO : 2026/825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2022
NUMARASI : 2021/390 Esas 2022/923 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 14/06/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davaya konu poliçenin riziko adresindeki ...projesinde sigortalı ... ... AŞ'nin işçisi olmayan üçüncü şahıs müvekkilinin, telsiz olmadan vincin aniden kolunu kaldırması ile demir ve vincin kancasının arasına parmağının sıkışması sonucunda sağ el işaret parmağının koptuğunu, bunun üzerine İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesi'nin 2016/140 Esas sayılı dosyası ile sigortalı aleyhine dava açıldığını, bu dosyada yapılan yargılama esnasında alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %10, davalının sigortalısının ise %90 oranında kusurlu bulunduğunu, aynı şekilde mahkemece alınan rapora göre davacının sakatlık oranının %4,3 olarak tespit edildiğini, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 65.462,52-TL maddi tazminatın 21/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalının sigortalısından tahsiline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak davalı sigortalının ödeme yapmaması nedeniyle alacağın tahsil edilemediğini, davalının sorumluluğunu üstlendiği sigortalı adına inşaat tüm riskler sigorta poliçesi düzenlendiğini ve söz konusu poliçeye göre üçüncü şahıs mali mesuliyetin 3.000.000-TL ile teminat altına alındığını, davacı nezdinde meydana gelen zararın teminat limitleri dahilinde olup genel şartlarda sayılan istisnalar kapsamına olmadığını, davacının sigortalıya bir hizmet veya vekalet sözleşmesi ile bağlı olmayan üçüncü kişi konumunda olduğunu, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, HMK'nın 107. maddesine göre şimdilik 1.000-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 17.03.2022 tarihli dilekçesiyle, talep miktarını 177.373,81-TL artırarak 178.373,81-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davaya konu zarar ile ilgili kesinleşmiş karar mevcutken, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili şirketçe tanzim edilen poliçede işveren mali mesuliyet teminatı olmadığından, davaya konu iş kazası bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, genel şartlar uyarınca davacının taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olabilmesi için, kazazedenin işverene bir hizmet akdiyle bağlı ve ...'ya tabi işçi olması gerektiğini, ayrıca kazanın poliçede belirtilen riziko adresinde meydana gelmiş olması ve kazanın iş kazası sayılması gerektiğini, mahkeme görevsiz ve yetkisiz olup, görevli ve yetkili mahkemenin sigortacının merkezinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesi olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, poliçenin 7. sayfasında, üçüncü şahıs mali mesuliyet kapsamındaki her bir hasarda minimum 1.000-USD olmak üzere hasarın %10'u oranında muafiyet bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle sigortalının sorumluluğunun tespitinin gerektiğini, oysa sigortalının kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını, TTK'nın 1427. maddesi gereğince müvekkilinin sorumluluğunun ancak ihbardan 45 gün sorasında temerrüde düşeceğini ve hükmedilecek faizin ancak yasal faiz olabileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davalı sigorta şirketince dava dışı şirket ile inşaata all risk sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçede dava dışı ... ... AŞ, grup şirketleri, her türlü yükleniciler, alt yükleniciler, müteahhitler, tali müteahhitler, tedarikçiler, sözleşme veya fatura ile iş yapanlar, danışmanlar, projeciler, stajyerler, diğer menfaattarlar ile tüm bu sayılanların çalışanlarının sigortalı olarak yer aldığı, her ne kadar sigorta hukuku uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporda sigorta poliçesinde yüklenici ve alt taşeronların çalışan işçilerinin maruz kalacağı iş kazalarına karşı işveren mali mesuliyet teminatı mevcut olmadığı ve davacı taşeron çalışanının 3. şahıs konumunda bulunmadığı bildirilmiş ise de, itiraz üzerine alınan ek raporda, çapraz sorumluluk klozuna ilişkin kök raporda inceleme yapılmadığı, çapraz sorumluluk klozu yönünden inceleme yapıldığında, yükleniciler ve alt yükleniciler, taşeron ve tali müteahhitlerin birbirlerine karşı 3. şahıs konumunda oldukları, poliçede yer alan 3. şahıs mali mesuliyet teminatı gereğince çapraz sorumluluk teminatı kapsamında artık birbirlerine karşı 3. şahıs konumunda olan gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerinin veya çalışanlarının verebilecekleri her türlü bedeni ve maddi zararların teminat kapsamına alındığı, davacının dava dışı sigortalı şirketin alt taşeron ... .... Ltd. Şti. bünyesinde sigortalı olarak çalışmakta iken iş kazası geçirdiği, kesinleşen İş Mahkemesi kararına göre ... Derneğinden bildirilen emsal ücrete göre davacının %4,3 maluliyeti sebebiyle dava dışı sigortalı şirketin %90 kusuruna tekabül eden maddi zararının 178.373,81-TL olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümünde her bir hasarda, hasarın %10'u oranında muafiyet uygulanacağı hükmü bulunduğu, bu nedenle hasarın %10'u oranında muafiyet indirimi yapıldığında davacının zararının 160.536,43-TL olduğu, bu zararın çapraz sorumluluk klozu kapsamında davalı sigorta şirketinden talep edilebileceği, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin dava tarihi olan 14/06/2021 tarihi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 160.536,43-TL'nin dava tarihi olan 14/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davacının zararından muafiyet tenzili yapılmasının mümkün olmadığını, zararın teminat limitinin altında olduğunu, muafiyet indirimi yapılması kabul edilse bile poliçenin 3. sayfasında sigorta bedeli üzerinden %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının belirtildiğini, bu nedenle 3.000.000-TL bedel üzerinde %2 indirim yapılsa bile davacının hesaplanan zararının karşılanacağını, aynı şekilde poliçenin 7. sayfasında üçüncü şahıslara karşı sorumluluk sigortası ek teminat klozunun bulunduğunu, bu nedenle muafiyet uygulansa dahi 178.373,81-TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini, poliçe ve poliçenin tarafları tacir olduğundan yasal faize hükmedilmesi yerinde olmayıp avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, yine muafiyet indirimi uygulansa dahi davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, yine arabuluculuk yoluna başvuru yapmış olmaları nedeniyle ayrıca arabuluculuk için de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 21.09.2022 tarihli bilirkişi raporundaki çapraz sorumluluk özel şartı kapsamında davacı tarafın oluşan zararının 3. şahıs mali mesuliyet teminatı kapsamında kaldığı iddiasının hukuka aykırı olduğunu, çapraz sorumluluk teminatının, aynı poliçede ismi geçen şahıs ya da firmaların birbirine karşı 3. şahısmış gibi değerlendirilmesi ve mali sorumluluğun işlemesi için verilen bir teminat olduğunu, poliçede çapraz sorumluluğun 3. şahıs mali mesuliyet limitleri ile teminat kapsamında olduğunu, davacının sigortalı ... ... AŞ taşeronu ... şirketi bünyesinde sigortalı olarak çalışan bir işçi olduğunu, davacının üçüncü şahıs olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kaza neticesinde çalıştırılan işçilerde oluşabilecek bedeni zararların işveren mali mesuliyet teminatı kapsamına girdiğini, Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları 3. maddesinde, sigortalıya bir hizmet veya vekalet münasebeti ile bağlı kimseler ve sigortalının aile efradı tarafından vaki olan taleplerin teminata dahil olmadığının belirtildiğini, çapraz sorumluluk ile sigortalıların birbirine 3. kişi olarak sayılsa dahi 3. şahıs teminatına bu sebeple gidilemeyeceğini, poliçede temin edilmiş veya poliçenin sigorta bedeli paragrafında belirtilen ek teminatlarla temin edilebilecek ziya ve hasarlar ile, bahsi geçen firma veya kuruluşlardaki işçilerin işveren mali mesuliyeti sigortası veya sosyal sigortalar kapsamına giren hastalıklar veya geçirecekleri her türlü kaza ve yaralanma hasarlarının çapraz sorumluluk teminatı dışında olduğunu, poliçede işveren mali mesuliyet teminatı olmadığından, davaya konu iş kazası bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, genel şartlar uyarınca davacının taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olabilmesi için, işverene bir hizmet akdiyle bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçilerden olmasının gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin davacı tarafından işveren aleyhine iş mahkemesinde açılmış olan davada hükmolunan tutar olan 160.536,43-TL'den daha fazlasını ödemeye mahkum edilmesinin mümkün olmadığını, kazaya ilişkin olarak mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunmakta olup, bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu zarar ile ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı mevcutken, müvekkili aleyhine davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, tazminat hesaplamasına esas alınan kusur oranlarını kabul etmediklerini, davacının kendi dikkatsizliği ve kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, ... tarafından belirlenen maluliyet oranının dayanağının bulunmadığını, raporda belirlenmiş olan sürekli iş göremezlik oranının fahiş olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının beyan ettiği gelire istinaden tazminat hesaplaması yapılmış olup, hesaplamaya esas alınan ücretin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda beklenen ömürlerin TRH'ye göre belirlendiğini, ancak genel şartlarda tanımlanan belirli süreli hayat formülü (ax:n) ve 1.8 teknik faizinin kullanılmadığını, bakiye ömür doğru olmakla birlikte hesaplamada eski genel şartlar dönemine ait ve artık kullanılmayan progresif rant formülünün kullanılmasının hatalı olduğunu, teknik faizin %0 olarak kabulü yerine makul oranda (%0 ile %1,8 arası) teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bu kapsamda genel şartlarda belirtilen belirli süreli rant formülünün kullanılmasının, kişinin gerçek zararının hesaplanmasında daha gerçekçi sonuçlar elde edilmesini sağlayacağını, aktüer hesaplamalarında peşin ödenen ve erken ödenen tazminatın belirli bir iskonto oranına tabi tutulması gerektiğini, irat halinde ödeme söz konusu olabilecekken peşin sermaye olarak ödenen tazminattan iskonto yapılması gerektiğini, tazminattan herhangi bir iskonto yapılmamasının aynı zamanda faiz bakımından da mağdur lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, yapılacak olan hesaplamada ... mortalite tablosunun kullanılması halinde %1,8 oranında teknik faizin esas alınması gerektiğini, müvekkilinin faiz ödeme sorumluluğu bulunmadığını, TTK'nın 1427. maddesi gereğince müvekkilinin faizden sorumlu tutulabilmesi için kendisine usulüne uygun ihtarda bulunulmuş olması gerektiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı tarafından inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile sigortalı iş yerinde çalışmakta iken meydana gelen iş kazası nedeniyle yaralanan davacının uğramış olduğu maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş olan inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... ... AŞ iş yerinde alt işveren ... .... Tic. Ltd. Şti'nin sigortalı işçisi olarak çalışan davacının, 21.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralandığı, davacı tarafından davalılar ... ... şirketleri aleyhine 15.06.2016 tarihinde iş göremezlik zararı ile manevi tazminatın tahsili istemiyle İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesinin 2016/410 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının kaza nedeniyle meslekte kazanma gücünü %4,3 oranında kaybettiği, alınan kusur raporunda kazanın oluşumunda davacı işçinin %10, dava dışı ... şirketinin %50, davalılar ... Yapı şirketinin %20 ve ... Yapı şirketinin %20 oranında kusurlu olduğunun ve davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının 65.462,52-TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulü ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 65.462,52-TL maddi tazminat ile 15.000-TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği ve kararın 12.10.2018 tarihinde kesinleştiği, hükmedilen tazminatın davalılardan tahsil edilemediği ileri sürülerek davacı tarafça davalı sigorta şirketi aleyhine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı sigorta şirketince düzenlenmiş olan inşaat tüm riskler sigorta poliçesinde sigortalı ... ... AŞ olup, poliçede 3.000.000-TL'ye kadar olmak üzere 3. şahıs mali mesuliyet teminatı verilmiştir. Poliçenin notlar kısmında sigortalı olarak ... Yapı dışında grup şirketleri, her türlü yükleniciler ve/veya alt yükleniciler ve/veya müteahhitler, ve/veya tali müteahhitler, ve/veya tedarikçiler, ve/veya sözleşme veya fatura ile iş yapanlar, danışmanlar, projeciler, stajyerler, diğer menfaattarlar ile tüm bu sayılanların ortak, yönetici, vekil, temsilci ve çalışanları da sigortalı olarak gösterilmiş olup, klozlar başlığı altında yer alan çapraz sorumluluk özel şartı kapsamında 3. şahıs mali mesuliyet limitleri ile teminata dahil olduğu, muafiyetler başlığı altında ise 3. şahıs mali mesuliyet hasarlarında en az 1.000-USD olmak üzere hasarın %10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece alınan 14/03/2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda; İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesinin 2016/410 esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunda, 21.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında davalı ... ... AŞ'nin % 20, davalı .... AŞ'nin %20, dava dışı ... .... Ltd. Şti'nin %50 ve sigortalı işçi ...'ın %10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, davacının %10 kusuru dışında kalan ve üst ve alt işverenlerin toplam %90 kusur oranlarına isabet eden tutarın davacı yararına maddi tazminat olarak nazara alınacağı, davacının 21.12.2015 tarihli iş kazası sonucu yaralanan sigortalı davacıya, istirahatli kaldığı 21.12.2015 - 02.03.2016 tarihleri arası 2.230-TL geçici işgöremezlik ödemesi yapıldığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının %4,3 olarak tespit edildiği, davacının maluliyeti sebebiyle kendisine ödeme yapıldığına ve ya davaya konu olay sebebiyle ... tarafından davacıya rücuya tabi sürekli işgöremezlik geliri bağlandığına dair herhangi bir bilgi ve belge mevcut olmadığından, davacının hesaplanan maddi tazminat miktarından bu hususta bir indirim yapılmadığı, 21.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 4,3 oranında malul kalan davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davada davalı sigorta şirketinin hükme esas alınan 65.462,52 TL maddi tazminat miktarından sorumlu olduğu, emsal ücret olan yasal asgari ücretin 1,4 katına göre davacının %4,3 maluliyeti sebebiyle maddi zararının 118.611,10-TL olduğu, İş Mahkemesince hükme esas alınan ... Derneğince bildirilen emsal ücrete yani yasal asgari ücretin 2,3 katı seviyesine göre davacının %4,3 maluliyeti sebebiyle maddi zararının 178.373,81-TL olduğu, olay sebebiyle davalı sigorta şirketine ihbar veya ihtar yapıldığına ilişkin bilgiye rastlanılmadığı, davalı bakımından temerrüt tarihinin 14.06.2021 tarihi olduğu bildirilmiştir.
Sigorta uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 06.09.2022 tarihli raporda; davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen inşaat all risk sigorta poliçesinde inşaat işi yüklenicisi ile alt yükleniciler,in sigortalı olarak yer aldığı, davacının sigortalının alt yüklenicisinin işçisi olduğu, sigorta poliçesinde taşeronların sigortalı olarak yer aldığını ve taşeron işçilerinin 3. kişi konumunda bulunmadığı, poliçede iş kazalarına karşı işveren mali mesuliyet teminatı bulunmadığı, davacı 3. şahıs konumunda bulunmadığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğmadığı bildirilmiştir. Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 21/09/2022 tarihli ek raporda ise; çapraz sorumluluk teminatının, aynı poliçede ismi geçen şahıs ya da firmaların birbirine karşı 3. şahısmış gibi değerlendirilmesi için verilen teminat olduğu, davaya konu poliçede çapraz sorumluluk teminatı bulunduğundan, bu teminat kapsamında ... ... AŞ ile her türlü grup şirketleri, yüklenicilerin sigortalı olarak yer aldığı, bu nedenle yüklenici ve alt yüklenicilerin birbirine karşı 3. şahıs konumunda bulundukları, bu nedenle birbirine karşı 3. kişi konumunda olan gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerinin veya çalışanlarının verebilecekleri her türlü zararın teminat kapsamında olduğu, bu nedenle alt işveren işçisi olan davacının oluşan zararının poliçede yer alan 3. şahıs mali mesuliyet teminatı kapsamında kaldığı, poliçenin 7. sayfasında 3. şahıs mali mesuliyet hasarlarında en az 1.000-USD olmak üzere hasarın %10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağı yönünde özel şart bulunduğu, bu özel şart gereğince %10 tenzili muafiyet uygulaması yapılması gerektiği, aktüer bilirkişi raporu ile davacının maddi zararı 178.373,81-TL olarak belirlenmiş olmakla, bu tutardan %10 oranında 17.837,38-TL indirim yapılması sonucunda davacının muafiyet tenzili sonrası 160.536,43-TL nihai zararının bulunduğu, poliçede çapraz sorumluk teminatı bulunması nedeni ile ayrıca işveren mali mesuliyet teminatının bulunmasına gerek olmadığı bildirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 107/1 maddesi gereğince; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi, belirsiz alacak davası ile mümkündür. Belirsiz alacak davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunu artırabileceği kabul edilmiş, maddenin gerekçesinde de bu dava ile ilk dava tarihinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Söz konusu hüküm ile alacak miktarının belirsiz olduğu durumlarda davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir. Somut olayda davacının talebi geçici iş göremezlik zararına ilişkin olup, hesaplamada daha önce iş mahkemesinde açılan davada yapılan hesaplamaya göre aradan geçen zaman nedeniyle bilinen (işlemiş) dönem arttığı gibi ücret artışları da gerçekleşmiş olmakla, tazminat miktarının davacı tarafça belirlenebilmesi mümkün olmadığından, somut olayda belirsiz alacak davası koşulları oluşmuştur.
Yargıtay 11. HD'nin 2017/834 esas 2019/6401 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; inşaat sigortalarıyla her bir müteahhidin kendi inşaat edimini himaye kapsamına alınmakla birlikte, bunların bir birinin edimine veya diğer şahıslara verdikleri zararlar inşaat sigortası himayesinin dışında kalır. Dolayısıyla her bir müteahhidin kendi sorumluluk sigortasına sahip olması gerekir. Zira asıl müteahhidin kendisi için ek primle elde ettiği üçüncü şahıs zararlarından dolayı sorumluluk teminatı, alt müteahhidin faaliyetleri esnasında üçüncü kişilerin uğradıkları zararları temin etmez. Ayrıca çözümlenmesi gereken sorunlardan biri de asıl müteahhit ile alt yüklenicilerin birbirine vermiş oldukları zararlarda, zarar görenin üçüncü kişi sayılıp sayılmayacağı meselesidir. Sorumluluk sigortalarında sigortacı ile sigorta ettiren/sigortalı dışında kalan kimse üçüncü şahıs kabul edilmektedir. Öncelikle sigortalıya bir hizmet veya vekalet münasebetiyle bağlı kimseler ve sigortalının aile efradı tarafından vaki talepler teminat dışında tutulmuştur. Bunun yanında, alt müteahhitler arasında genellikle bir ilişki olmaz. Buna karşılık asıl müteahhitle alt müteahhit arasında bir ilişki mevcuttur. Fakat bu ilişki bir hizmet veya vekalet ilişkisi olmayıp, istisna akdinden doğan bir ilişkidir. Bu nedenle asıl müteahhidin inşaat faaliyetleri ile alt müteahhite verdiği zararlar üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı kapsamında yer alır. Aynı şekilde alt müteahhitlerin birbirlerine veya asıl müteahhide vermiş oldukları zararlar da bu teminatın kapsamında değerlendirilir. Aynı inşaatın farklı kısımlarının yapımını üstlenmiş birden fazla müteahhidin birbirine verdikleri zararlar için genellikle inşaat sigortası özel şartlarında yer alan çapraz sorumluluk teminatı kabul edilmektedir. Böylece asıl müteahhit sözleşmeye konulan bu özel şarta binaen ek prim ödemek suretiyle, diğer müteahhitlerin üçüncü şahıs zararları sorumluluğunu da teminata dahi etmektedir. Başka bir anlatımla çapraz sorumluluk teminatı, müteahhidin, sözleşmeye konulan bu özel şartla ve ek prim ödemek suretiyle, diğer (alt) müteahhitlerin üçüncü şahıs zararları sorumluluğunu da teminata dahil eder. Çapraz sorumluluk olarak adlandırılan bu teminat ile inşaat faaliyetlerinde yer alan müteahhitlerin, taşeronların gerek birbirlerine gerek üçüncü şahıslara vermiş oldukları zararlardan kaynaklı sorumlulukları sigorta güvencesine alınmaktadır. Bu teminattan yararlanacak müteahhitlerin isimlerinin poliçedeki sigortalı hanesinde mutlaka yazılmış olması gerekir (...). Poliçede isimleri yazılı olan şahıs firma ve/veya kuruluşlardan her biri ayrı şahsiyet ve kuruluş olarak kabul edildiğinden ve verilen üçüncü şahıs mali mesuliyet ek teminatının her biri adına ayrı düzenlenmiş addedildiğinden (...), birbirlerine verdikleri zararlar da üçüncü şahıs zararı sayılarak teminat kapsamından karşılanır. Dolayısıyla sigortacı karşıladığı zararlar için himaye kapsamındaki müteahhit veya alt müteahhitlere (taşeronlara) rücu edemez. Zira çapraz sorumluluk klozunu kabul etmekle rücu hakkından vazgeçmiş sayılır (Ayli, Ali, Yard. Doç. Dr. İnşaat Bütün Riskler Sigortasında Riziko, Ankara 2012, Sayfa 61).
Bu kapsamda somut olayda davalı tarafça düzenlenmiş olan sigorta poliçesinde, sigortalı olarak ... Yapı dışında grup şirketleri, her türlü yükleniciler ve/veya alt yükleniciler ve/veya müteahhitler, ve/veya tali müteahhitler, ve/veya tedarikçiler, ve/veya sözleşme veya fatura ile iş yapanlar, danışmanlar, projeciler, stajyerler, diğer menfaattarlar ile tüm bu sayılanların ortak, yönetici, vekil, temsilci ve çalışanları da sigortalı olarak gösterilmiş olup, klozlar başlığı altında yer alan çapraz sorumluluk özel şartı kapsamında da 3. şahıs mali mesuliyet limitleri ile teminata dahil olduğu düzenlenmiştir. Davacı işçi alt yüklenici ... şirketinin işçisi olup, poliçedeki çapraz sorumluluk klozu nedeniyle yüklenici ve alt yükleniciler birbirine karşı 3. şahıs konumunda kabul edildiğinden, davacının geçirdiği iş kazası sonucu uğramış olduğu zarar bakımından, söz konusu poliçeye dayalı olarak davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebilecektir. Bu kapsamda somut olayda TTK'nın 1478. maddesinde düzenlenen doğrudan dava hakkı kapsamında davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı işbu davanın açılması mümkündür.
Davacı tarafından işverenler aleyhine İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesinin 2016/410 esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunda; kazanın oluşumunda davalı ... Yapı'nın %20, davalı ... Yapı'nın %20, dava dışı ...'in %50 ve sigortalı işçi davacının ise %10 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş olup, olaya ilişkin ceza yargılamasında da aralarında iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu bilirkişi kurulu raporu ile işverenin asli ve davacı kazazedenin tali kusurlu olduğu tespit edilmiş olmakla, mahkemece birbirini doğrulayan söz konusu raporlar doğrultusunda belirlenen kusur oranlarını hükme esas alması yerindedir. Davacının geçici iş göremezlik oranı kesinleşen iş mahkemesi ilamında ... Yüksek Sağlık Kurulu raporu doğrultusunda %4,3 olarak tespit edilmiş olup, davacının kaza sonucu bir parmağının kopmuş olması da dikkate alındığında, tespit edilmiş olan söz konusu sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak değerlendirme yapılması yerindedir. Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda ... yaşam tablosu esas alınmış olup, davacının kesinleşen iş mahkemesi ilamında esas alınan emsal ücretine göre yapılan hesaplamada usule aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca işbu dava davacının doğrudan dava hakkı kapsamında açılmış bir dava olup, davalı sigorta şirketi poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere gerçek zarar miktarından sorumlu olup, davalı sigorta şirketinin taraf olmadığı daha önce işverene karşı iş mahkemesinde açılmış olan davada tespit edilen tazminat miktarı ile bağlı değildir. Diğer yandan iş kazası nedeniyle ... tarafından davacıya herhangi bir gelir bağlanmamış olup, ödenmiş olan geçici iş göremezlik ödeneği tutarının herhangi bir güncelleme yapılmaksızın belirlenen tazminat miktarından mahsup edilmesi yerindedir. Davalı sigorta şirketine dava öncesinde davacı tarafça herhangi bir başvuru yapılmamış olmakla, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sigorta poliçesinde 3. şahıs mali mesuliyet hasarlarında en az 1.000-USD olmak üzere hasarın %10'u oranında tenzili muafiyet uygulanacağı düzenlenmiş olmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen muafiyet tutarı poliçe hükmüne uygundur. Bu doğrultuda reddedilen kısım bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16/1 maddesinde açıkça 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesindeki anlaşmalardan doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında, bu tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarların, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi ilgili hükümde yer alan düzenleme, avukat ile vekil edeni arasındaki avukatlık ücretinin asgari sınırının belirlenmesine ilişkindir. Bu itibarla hükümde öngörülen ücretin karşı taraftan tahsil edilmesi gereken vekalet ücreti olarak anlaşılması mümkün değildir. Aksine maddenin (c) bendinde önce arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde vekilin hak kazanacağı vekalet ücretinin maktu miktarı belirlenmiş, (ç) bendinde ise tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücretin (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek belirleneceği ifade edilmiştir. Kanun hükmüne göre gerek (c) bendindeki maktu ücretin, gerekse (ç) bendindeki mahsup sonucu oluşan ücretin vekil edenin avukatına ödeyeceği ücret olduğu anlaşılmaktadır. Bu miktarın mahkemece yapılan yargılama sonucunda karşı taraftan tahsili gerektiğine yönelik hüküm kurulması mümkün değildir. Bu nedenle davacı lehine ayrıca arabuluculuk nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Diğer yandan davacının sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan 3. kişi sıfatını taşıması nedeniyle davacı vekilinin hükmedilen faiz türüne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Alınması gereken 10.966,24-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.959,80-TL harcın mahsubu ile kalan 5.006,44-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026