1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/127 E., 2026/755 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 11.06.2026 Sayı: 2024/127 E. - 2026/755 K. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/127 Esas 2026/755 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/127

KARAR NO : 2026/755

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 25/03/2021

NUMARASI : 2021/79 Esas -2021/233 Karar

DAVA : Tespit ve Tescil ( Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklı)

DAVA TARİHİ : 29/11/2019

KARAR TARİHİ : 11/06/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2026

Taraflar arasındaki Tespit ve Tescil ( Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklı) istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket ve diğer şirketler arasında imzalanan 27/09/2017 tarihli Ges Kurulum Anahtar Teslim İnşaat ve Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi ve Devir Taahhütnamesi uyarınca, ...San. Ve Tic. Ltd. Şti. hisselerinin tamamının müvekkili şirkete devredilmesi gerektiği, ancak müvekkili şirkete herhangi bir devir işleminin gerçekleştirilmediğini belirterek, ...San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin tamamının davacı şirkete devrinin gerçekleştiğinin tespiti ile davacı şirket adına hükmen devir ve tesciline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, TTK 595/1 maddesinde; şirket hisse devrinin ve hisse devri borcu doğuran işlemlerin noterlikçe düzenlenmesi ve tarafların imzalarının da noterlikçe alınması düzenlemiş olmasına rağmen, davacının noterlikçe düzenlenmiş ve tarafların imzalarının noterlikçe alınmış şirket hisse pay satışı sözleşmesi sunulmadığını, davaya dayanak sözleşmenin TBK 27 gereğince geçersiz olması, 27/09/2017 tarihli davaya dayanak sözleşmenin de davalı ... adına asaleten yada vekaleten imza atılmadığı, dolayısıyla davalı ...'nun şirket hisselerinin satışının konu edilen adli yazılı bir sözleşme bile yapmadığını, yine davalı ... adına sunulan geçersiz şekilde yapılmış devir taahhütnamesi altındaki imzanın da ...'na ait olmadığı, dolayısıyla davaya konu ...'na ait şirket hisselerinin satışına konu edilmiş adi yazılı şekilde olsa bile hiçbir sözleşme bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında yapılan 27/09/2017 tarihli adli yazılı şekilde düzenlenen sözleşme ile davalı limited şirket hisselerinin tümünün davacı şirkete devrinin vaad ve taahhüt edildiği, ancak Kanun hükmü gereğince tarafların imzalarının noterce onaylanması ve esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı gerekirken bu şekli şartlar yerine getirilmeksizin salt adi yazılı sözleşme akdedilerek davalı şirket hisselerinin davacıya devrinin tespiti ve tescili isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça her ne kadar sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı ve bu nedenle geçersizliğini ileri sürülmüş ve Mahkeme tarafından bu itirazları kabul edilerek karar verilmiş ise de , davalıların bu iddialarının hakkın kötüye kullanılması ve iyiniyet kuralına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle dinlenemeyeceğini, davacının sözleşme bedelinin tamamını ödediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; limited şirket pay sahipliğinin tespiti ile payın tescili talebine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Davalı şirkete ait sicil kayıtları incelendiğinde; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarası ile 09/03/2015 tarihinde tescil edilen ...San. ve Tic. Ltd. Şti'nin tek ortaklı limited şirket olup, şirketteki tüm payların ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında dava dilekçesi ekinde yer alan 27/09/2017 tarihli , taahhüt eden ...San. ve Tic. Ltd. Şti adına ... , kefiller ... imzalı belgede , "DEVİR TAAHHÜT EDEN: ...San. ve Tic. Ltd. Şti. DEVİR ALAN: ... İhracat ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

Ticari merkezi ... adresinde bulunan ve Ankara Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında tescilli olan, ... Vergi Dairesi mükellefi ... vergi sicil numaralı ...San. ve Tic. Ltd. Şti. Unvanlı şirketin yetkilisi ve tüm hisselerinin sahipleri olarak ben, şirket hisselerinin tamamını, ... TİC. LTD. ŞTİ. ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. İle imzalamış olduğu 27.09.2017 tarihli GES Kurulum Anahtar Teslim İnşaat Ve Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi'ndeki tüm yükümlülüklerini ifa etmesi şartıyla şirketin mülkiyetinde bulunan Lisanssız Güneş Enerjisi Santralleri'nin geçici kabulün yapılmasının ardından, şirket hisselerinin tamamını ... İnşaat A. Ş ye veya göstereceği 3. kişiye veya Şirkete devretmeyi vaad ve taahhüt ediyorum. Herhangi bir ihtilaf halinde İzmir mahkeme ve icra daireleri yetkilidir. '' şeklinde yazılı olduğu görülmüştür.

Davacı taraf, taraflar arasında akdedilen 27/09/2017 tarihli adi yazılı sözleşme ve devir taahhütnamesi uyarınca davalı şirket hisselerinin tamamının davacı şirkete devrinin gerçekleştiğinin tespiti ile davalı şirket hisselerinin davacı şirket adına hükmen devir ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafça hisse devir bedelinin davalıya ödenmediği ve hisse devrinin usulüne uygun yapılmadığından davanın reddinin savunulduğu,

Mahkemece yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere, salt adi yazılı sözleşme akdedilerek davalı şirket hisselerinin davacıya devrinin tespiti ve tescili isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılarak yazılı şekilde karar verildiği ve karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmüştür.

Davacı tarafın istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın, davacı yanın dayandığı 27/09/2017 tarihli adi yazılı belgeye dayanarak ihtilafa konu şirket paylarının adına tescilini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı görülmüştür.

Limited şirketlerde ortak sıfatı aslen veya devren kazanılır. Kuruluşta ve sermaye artırımında, birleşme ve tür değiştirmede edinilen pay aslen kazanılmıştır. Devren kazanma ise genel olarak payın pay devir sözleşmesi ile devralınmasıdır. Limited şirketlerde ortaklık payı kanunen devredilebilirlik niteliği taşımakla birlikte anonim şirketlerin aksine payın devri zorlaştırılmıştır. Bunun temel sebebi ise limited şirketlerin kanun koyucu tarafından orta ve küçük işletmeler için iç ilişkide şahıs şirketi özelliği gösteren ve daha ziyade birbirini tanıyan kişilerle kurulan bir şirket türü olarak tasarlanmış olmasıdır.

Limited şirketlerde pay devri somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin yazılış şekli itibariyle emredici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Burada öngörülen şekil devir sözleşmesi bakımından bir geçerlilik şartıdır.

Limited şirketlerde pay devrinin ilk şartı 6102 sayılı TTK'nun 595/ (1) maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde;'' Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.'' hükmünü haizdir. Buna göre limited şirketler pay devrine ilişkin tasarruf işlemi, payı devretme ve devralma iradelerini açıkça ifade eden ve yazılı şekilde yapılması ve imzaları noter tarafından tasdik edilmesi gereken ortaklık payının devri sözleşmesi ile yapılır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup emredici niteliktedir. (Şeklin emredici olduğuna yapılan vurgu için bkz.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2021 tarih, 2020/1895 E- 2021/1873 K, 10/06/2020 tarih, 2019/4355 E- 2020/2784 K, 04/11/2019 tarih, 2018/5788 E- 2019/6746 K sayılı ilamları)

6098 sayılı TBK'nun 12 maddesi uyarınca ; Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.

Somut olayda; her ne kadar davacı tarafından taraflar arasında akdedilen 27/09/2017 tarihli adi yazılı sözleşme ve devir taahhütnamesi uyarınca davalı şirket hisselerinin tamamının davacı şirkete devrinin gerçekleştiği iddia edilmiş ise de,

Davaya konu işlemin tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde limited şirket hisselerinin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasına göre, pay devrine ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmadıkça ve imzalar noterce tasdik edilmedikçe kanunun aradığı emredici şekilde gerçekleşmiş bir pay devrinden söz edilemeyeceği,

Türk Ticaret Kanunu'nun Limited Şirketlerde esas sermaye payının geçişi hâllerini düzenleyen 595/1. maddesindeki düzenlemesine göre; limited şirketlerde pay devrine ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 12/2. maddesine göre de; kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şekli olup öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağından davacı tarafça dayanılan bila tarihli "limited şirket hisse devir sözleşmesi"nde tarafların imzaları noterlikçe onanmadığından sözleşmenin geçersiz olacağı,

Taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşme ve davanın dayanağı 27/09/2017 tarihli sözleşmesinin ancak devir vaadi olarak değerlendirilebileceği, vaat sözleşmelerinin asıl sözleşmenin şekil şartına tabi olacağı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09/12/2019 tarih, 2019/1321 E- 2019/8002 K, 17/01/2017 tarih, 2015/12266 E- 2017/296 K sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu, yani hisse devrini içeren anlaşmanın adi yazılı şekilde yapıldığı, noterden imzaların onaylanmadığı, 6102 sayılı TTK’nun 595. m. uyarınca getirilen şekil şartına uyulmadığı, bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğu, yasanın aradığı geçerlilik şartına uyulmadığı için anlaşmanın geçersiz olduğu, bu nedenle davacının geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, somut olayda devre ilişkin sözleşmenin noter tarafından tasdik edilmediği ve 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesindeki şartlara uygun düzenlenmeyen hisse devir sözleşmesinin TBK'nun 12/2 maddesi uyarınca geçersiz olduğundan ortada geçerli bir hisse devri sözleşmesi bulunmadığı, bu bağlamda hisse devrinin geçerli olması için kanunun aradığı emredici şekil şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.

Somut olayda devre ilişkin sözleşme adi yazılı olup, taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesindeki şartlara uygun, imzaları noterce onanmış bir esas pay devrine ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, hisse devrinin geçerli olması için kanunun aradığı şekil şartının somut olayda bulunmaması, hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının 6102 sayılı TTK'nun 595/1 maddesi uyarınca tarafların imzaları noterce onanmış yazılı devir sözleşmesi niteliğinde olmadığının anlaşılmasına göre mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davacının davasının reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı/lı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/06/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı