1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2026/903 E., 2026/1179 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 22.06.2026 Sayı: 2026/903 E. - 2026/1179 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/903

KARAR NO : 2026/1179

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/12/2025

NUMARASI: 2021/47 Esas 2025/961 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 22/01/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/06/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkil şirketin, davalıya fatura karşılığı mal sattığını ve davalı tarafından yapılan ödemeler dahil tüm bu işlemlerin cari hesaba işlendiğini, davalı ile sürdürülen ticari ilişki sırasında davalıdan satın alınan malların 17.033,02-TL bedelinin tahsil edilemediğini, davalı ile cari hesap borcunun ödenmesi için yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının, icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının İstanbul 24. İcra Dairesinin...esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalının alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ... A.Ş. sermayesindeki kamu payı oranının %49,12 olduğunu, ... A.O.’nun %100 hissedarı olduğu bir şirket olduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu, davacı tarafından kesilen faturaların müvekkil şirket tarafından tamamının ödendiğini, davacı şirkete yönelik ödemeyi geciktirme veya zor duruma düşürme gibi bir kasıtlı tutumu olmadığını, davacının haksız taleplerinin reddini, davacı tdavacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; mali müşavir bilirkişi ...'nın raporunda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılında başladığı, 2015 yılı ve devamında tarafların kayıtlarının karşılaştırılmasında davacı kayıtlarında olmayan ancak davalı kayıtlarında bulunan davalının davacı adına vergi dairesine ödenen damga vergilerinin belirlendiği, davalının kamu kuruluşu olduğu ve 4734 sayılı Kanun'un 22.maddesine göre istisnai hallerde ihalesiz doğrudan mal/hizmet alma yetkisi bulunduğu ve ihale ile tedarik edilen mal/hizmet alımlarından damga vergisi kesintisi yapıldığı, ihalesiz mal/hizmet alımlarında ise damga vergisi kesintisi yapılmadığı, dosyada mevcut belgeler arasında davacı tarafından yapılan satışların doğrudan temin/ ihale usulü olduğuna dair hiçbir belge bulunmadığı,4734 sayılı Kanun'un 22.maddesine göre istisnai hallerde ihalesiz doğrudan mal/hizmet alma yetkisi bulunduğu düzenlendiğinden kural ihale ile mal/ hizmet alınması olup, doğrudan temin halinde damga vergisi kesintisi yapılmamasının davacı lehine olduğu değerlendirildiğinden ve 4734 sayılı Kanun'un 22.maddesine göre doğrudan mal/ hizmet alma yetkisi istisnai olarak düzenlendiğinden mal/ hizmet alımının doğrudan temin şeklinde olduğu hususunda ispat yükünün davacıda olup, davalının da damga vergisi kesintisi yapmasının yerinde olduğu değerlendirildiğinden davacının davalıdan talep edebileceği alacağı bulunmadığının belirtildiği , davalı vekilinin 05/02/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davalı şirket yetkilileri adına ...'e yemin eda ettirilmemesi halinde yemini davacı tarafa iade ettiğinden davacı şirket yetkilisi "cari hesaptan dolayı 17.033,02-TL alacağım vardır, bu alacağımız kesindir, bu konuda yemin ederim, damga vergisi davalı şirkete aittir" şeklindeki yemin ettiğinden, davalının itirazının iptaline ,alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; dava sürecin de taraflar arasındaki ilişkinin ve uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini gösterdiğini,defalarca bilirkişi raporu alınmış ve hiçbirinde davacının alacağı ispat edilemediğini, bu doğrultuda kötü niyetten söz etmek mümkün değilken icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığını, taraflar arasında bir ticari ilişki olup, davacı tarafından kesilen faturaların tamamı müvekkil şirket tarafından ödendiğini, bu hususun bilirkişi tarafından incelenen belgeler eşliğinde de görüldüğünü, davacının iddia ettiği alacağın damga vergileri kesintilerinden kaynaklandığı tespit edildiğini, huzurdaki davada ispat külfeti davacıya ait olduğundan ve davacı, taraflar arasındaki tüm ticari ilişki içerisinde alacağını somut bir şekilde belgelendirerek ispat edemediğini, son çare olarak yemin teklifinde bulunulduğunu, müvekkil şirketin Bütçe ve Mali Kontrol Müdürü olarak görev yapan ...'in yemin etmesi teklif edildiğini, ...'in yemin yetkisi olmadığı iddia edilerek onun yerine Ticaret Sicili tarafından bildirilen diğer kişilere davetiye çıkarılacağı bildirildiğini, mahkemece yeminin iadesine karar verilerek davacı tarafa yemin ettirildiğini, usule aykırı bu uygulama nedeniyle dava sonunda gerçeğe ulaşılma imkanı kalmadığı ileri sürülerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava cari (açık) hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; tarafların ticari defterlerinde yapılan karşılaştırma ile davacı kayıtlarında takip tarihi ile davalıdan 17.033,02- TL alacağının kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarında ise alacak bulunmadığı , davaya konu olan 17.033,02- TL bakiye borç/alacak bakiyesinin, davalı tarafından davacı adına yapılan ve davalı tarafından vergi dairesine ödenen damga vergisi ödemelerinden kaynaklandığı, davacının, davalıya yaptığı mal/hizmet satışlarının 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesi kapsamında değerlendirildiğinde, tarafların sözleşme düzenlenmiş olması ve/veya kurulacak ihale komisyonlarınca bir ihalede ile tedarik kararının alınması halinde, alınan ihale kararı veya yapılan sözleşme üzerinden Damga Vergisi hesaplanması gerekeceği,ticari ilişki ihale sonucu gerçekleşmiş ise davacının, davasının reddi gerekeceği, ancak,söz konusu alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşme düzenlenmemesi ve ihale komisyonları kurularak bir ihale kararının alınmaması halinde ise damga vergisinin aranmayacağı 44 seri nolu damga vergisi genel tebliğinde belirtildiği yolunda rapor sunulmuştur.Mahkemece alacağın varlığının ispat yükü davacı da olduğu belirtilerek davacıya iade edilen yemin yaptırılarak sonuca ulaşılmıştır. Davacının kanuna uygun tutulan ticari defterlerinde 17.033,02 TL bakiye alacak kaydı mevcuttur. Mali müşavir bilirkişi tarafından aradaki farkın sebebinin davacının alacağından damga vergi kesintileri yapılması nedeniyle fark oluştuğu belirlendiğinden davacının faturalarının davalıda kayıtlı olduğu,bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı belli olduğundan davacı satış faturaları nedeniyle bakiye alacağı ispatlamıştır. Bu alacaktan yapılan kesintilerin haklı olduğunu ise davalı taraf ispatlamalıdır. Davalı vekili cevap dilekçesinde damga vergileri beyannamelerini delil olarak bildirmiş ise de yargılama sürecinde beyannameler sunulmamış, davacıdan yapılan mal alımlarının ihale usulüyle yapılıp yapılmadığı hususunda bir açıklama yapılmamış, damga vergisi ödemesine esas ihale bilgileri ve varsa imzalanan sözleşmeler sunulmamıştır. Damga vergisinin temel yükümlüsü, vergiye tabi olan belgeleri ve sözleşmeleri imzalayan kişilerdir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca, bir sözleşmenin altında imzası bulunan her bir taraf, bu vergiyi ödemekle yükümlü kılınmıştır.Taraflar arasında ki ilişkinin damga vergisi ödenmesine esas bir ticari ilişki olduğu davalı tarafça savunulmamış bu yolda bir savunma ileri sürülmemiş olmasına karşın ikinci kez yapılan bilirkişi incelemesinde her iki tarafın kayıtları arasında ki farklılığın sebebinin damga vergisi kesintileri olduğunun belirlenmesi üzerine davalı taraf yemin deliline dayanmadığı halde yemin teklif hakkı hatırlatılması usulü bir hata ise de kararın sonucuna göre bu usulü hata sonuca etkili bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacının satım faturaları konusunda bir uyuşmazlık olmadığı ,farkın sebebi faturalardan damga vergisi kesintisi yapılması olduğu belirlenmiş ise de; davalının da yükümlülüsü olduğu damga vergisini davacının üstlendiğine dair bir sözleşme veya yapılan alımların damga vergisine tabi olduğu veya olmadığına dair bir delil belge sunmayan davalı tarafın savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmakla itirazın iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 1.163,53-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 732-TL harcın mahsubu ile kalan 431,53-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 305-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/06/2026

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı