T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/741 Esas
KARAR NO : 2024/703
DAVA : Ticari Şirket Ortaklığından Çıkma
DAVA TARİHİ : 16/11/2021
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili davalılar ile ortaklığından evvel iyi kuaförlerde çalışan işini profesyonelce sürdüren bir kişi olduğunu, nihayet arkadaşlar olarak bir ortaklık için niyet etmişler ve sermaye ve emek birleştirerek ortak olarak bir kuaför işlettiklerini, müvekkilinin, 31.06.2021 tarihi itibariyle İstanbul'dan ayrılacağını ve ailesinin memleketi olan ...'ya taşınmalarının buna gerekçe olduğunu ortakları, ortağı olduğu şirketin avukatı ve çalışma arkadaşlarıyla defalarca paylaştığını, davalıların, her nedense müvekkilinin ortaklık payı olarak ortaya koyduğu bedeli kendisine ödememekte direndiğini, pay ve ciro payını aylardır kendisine ödemediklerini, davalıların kendi içinde planladığı haksız gerekçelerle müvekkilinin haklarına hapis uygulamaya karar verdiğini, müvekkilinin iki evladıyla hayatını yeniden kurmanın derdindeyken adeta sinsice zemin hazırlama çabasına girdiklerini belirterek; davanın kabulü ile, davalıların müvekkiline ortaklık payı toplamı olan 250.000-TL İle birikmiş ciro alacağı borçlarını ödemesine hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacının, davasını hem müvekkili şirkete hem de şirketin diğer ortaklarına yönelttiğini, öncelikle şirket ortaklığından çıkma davalarında davalı tarafın şirket olacağının tartışmasız olduğunu, davacının koyduğu bir sermaye dâhil yaptığı harcamaları, ödediği bedelleri şahıs müvekkillerine değil şirkete karşı yaptığını, davacının şahıs müvekkilleriyle herhangi bir alacak ya da hak talebi olmadığı gibi bu hususla alakalı olarak da gerek dava dilekçesinde gerekse de beyan dilekçelerinde buna ilişkin de bir açıklama getiremediğini, öncelikle davanın ..., ... ve ... bakımından husumet nedeniyle reddini talep ettiklerini, TTK 638' de düzenlenen çıkma davasının kabulü için açıkça haklı sebebin varlığı arandığını, oysa davacının şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir nitelikte bir haklı sebebi bulunmadığını, bu durumun en başta TMK md.2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacı dava dilekçesi ve beyan dilekçesinde şirket ortaklığından ayrılmak istemesine dönük gösterdiği sebepler sıraladığını, bu sebeplere bakıldığında ise ortak hayat görüşü olmaması, ...'ya taşınması, başka bir ilde yeniden iş kurması, şirket adına alınacak kararlara ilişkin kendisine bilgi verilmemesi gibi hususları sıraladığını, davacının bu iddialarının hiçbirisinin sermaye ortaklığına haiz şirketin ortaklığından çıkması için haklı sebepler olarak sayılacak sebeplerden olmadığını, davacının şirketin iş ve işleyişleriyle ilgili bilgi verilmediği iddiasının ise davacının şirket kuruluşu olan 24.02.2020-13.10.2021 tarihleri arasında müdür olarak görev yapması nedeniyle kabulü mümkün olmadığını, bir kişi hem şirkette müdür olup hem de kendisine bilgi verilmediği iddiasında bulunamayacağını, bu dönem içerisinde davacının diğer ortaklarla beraber müştereken imzaya yetkili müdür olduğu hususu açık olduğunu, tam tersine davacının kötü niyetli tavırları nedeniyle şirket işlemez hale geldiğini ve davacının arabuluculuk başvurusundan sonra şirkete yeni bir müdür atanmak zorunda kalınıldığını, kar payı dağıtımı talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kar payının dağıtımına ilişkin şartlar şirket ana sözleşmesi ile düzenlenmiş durumda olup hesap dönemi dava tarihi itibariyle kesilmemiş, ortaklar kurulu kararı da bulunmadığını belirterek; davanın; öncelikle bir kısım davalı ..., ... ve ... Bakımından husumet nedeniyle reddine, tüm davalılar yönünden ise esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; ortağın limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; TTK'nun 638/2 fıkrası kapsamında davacının davalı şirket ortaklığından haklı sebeplere dayalı olarak çıkma talebinin yerinde olup olmadığı, haklı sebebin ispatlanması halinde çıkma payının ne olduğu, davacının kar payı alacağı talebinin yerinde olup olmadığı, şirket dışındaki davalıların husumetinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, tanık beyanı alınmış, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.
... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasında 12/01/2023 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... imzalı ve yeminli beyanında; "davacı ... benim eşim olur, ... eşim ..., ..., ..., ... ve ...ortaklığında açılmıştır, toplamda 5 ortak tarafından açılmıştır, zaman içerisinde yaşanan problemlerden dolayı, ...ortaklıktan ayrılmıştır, ... ve ... personel müdürüdür, ...'ın eşi ...'ın uyumsuz davranışlarından ötürü eşim uyarılarda bulunuyordu bundan dolayı eşim ... ile zamanla problem yaşamaya başladılar, kuaförde bana karşı olumsuz davranışlar yaşandı ve kendi kafa uyuşmazlıkları üzerine eşim yaşanan problemlerden dolayı ortaklıktan çıkma kararı aldı, eşim ortaklıktan çıkmadan önce çok kez ortaklıktan ayrılacağını bildirdi, orduya taşınacağımıza kadar haberleri vardı hatta ev bakmak için 1 hafta ...'ya gidip geldik, eşimin ayrılacağını öğrendikten sonra şirketin avukatını çağıracağını söylediler ve prosödürü öğrendikten sonra eşimi vazgeçirmeye çalıştılar benim bildiklerim bundan ibarettir tanıklık ücreti talebim yoktur " demiştir.
Bilirkişiler Dr.Öğr.Üyesi ..., Mahike Yümsek Mühendisi ..., Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 21/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda; oavalı şirketin, envanterinde kayıtlı olan ve ...adresinde bulunan ve yukarıda tablo halinde sunulan demirbaşların toplam 732.500._TL rayiç bedele sahip olduğu, davalı şirketin gUncel rayiç değeri 51.557,54 TL olarak hesap edildiği, uyuşmazlıkta davacının TTK 638/2 kapsamında davalı şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma talep ettiği, davacının başka bir şehre taşınmasının çıkma için haklı sebep teşkil etmediği, bilgi alma hakkına ilişkin TTK 614'teki yasal yollar tüketilmeden salt bilgi alınamamasının haklı sebep oluşturmadığı; kaldı ki ticaret sicili kayıtlarında davacının da uzun süre "müdür" sıfatını taşıdığı için şirket işleri hakkında bilgi sahibi olması gerektiği hususlarının yanında, davacının haklı sebep olarak gösterdiği diğer gerekçelerin de somut delillerle desteklenemediği ve bu sebeple haklı sebeple çıkma şartlarının gerçekleşmediği, Mahkemenin, davacı yanın çıkma payı talep edebileceği yönünde kanaate varması halinde davacı yanın talep edebileceği çıkma payı tutarı 12.889,39 TL olarak hesap edildiği, dava kapsamında şirket ortaklığından çıkma talepli açılacak davaların şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiği belirtilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Dava Limidet şirket ortağı olan davacının haklı sebeple çıkma isteği olup, davalı şirket faaliyet adresinin "..." olduğu, İTO kaydı ile 24.02.2020 tarihinde, güncel 300.000,00 TL sermayesinin bulunduğu, şirket yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ... ve ... olup davalı şirket yetkililerinin ... olduğu, Şirketin Ortaklık yapısının ...75.000,00 TL%25,00 hisse, ... 75.000,00 TL % 25,00 hisse, ... 75.000,00 TL %25,00 hisse, ...75.000,00 TL%25,00 hisse sahibi olup kaydi sermaye tutarının 300.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
İbraz edilen bilirkişi raporu ile Davalı Şirket Ticari Defteri Üzerinde Yapılan İnceleme ile defterlerin usulünce tutulmuş olduğu davalı şirketin, envanterinde kayıtlı olan ve ... adresinde demirbaşların toplam 732.500.00 TL rayiç bedele sahip olduğu görülmüştür.
Limitet şirket ortağı olan davacı tarafça ;davalılar ile ortak olarak kuaför işlettiklerini, başka bir şehre taşınacağı, diğer ortakların dini görüşüne hakaret ettiği şirket adına alınacak kararlarda kendisinin dışlandığı, bilgi verilmediği ve kâr payı ödemesi yapılmadığı belirterek haklı sebeplerin var olduğu ve TTK 638/2 kapsamında çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ortağın hakkaniyete uygun ve objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran ve ortaklığın devamını çekilmez hale getiren olguların, haklı sebep olarak kabulü gerekmekte olup, Haklı sebep kavramı, süreklilik arz eden hukuki ilişkilere son verme olanağı sağlayan genel bir ilke niteliğini taşır ve bu kuralın temelinde dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi yatar. Hiç kimse dürüstlük kurallarına aykırı ve kişilik haklarını zedeleyen hukuki bir ilişkiyi sürdürmeye zorlanamaz.
Haklı sebeplere örnek olarak Sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi, ortaklıktaki gücün devamlı kötüye kullanılması, ortaklıktaki güvenin kötüye kullanılması, ortak ile ortaklık arasındaki güven ilişkisini zedeleyecek şekilde bir ortağın suç işlemesi ve ceza alması gibi sebepler ortağın çıkması için birer haklı sebep olarak kabul edilmektedir.
Davacı başka bir şehre taşınmasını, diğer ortakların dini görüşüne hakaret ettiği, şirket adına alınacak kararlarda kendisinin dışlandığını, kendisine bilgi verilmemesini ve kâr payı ödemesi yapılmadığını belirterek haklı sebeplerin var olduğunu ileri sürmüş ise de bir ortağın şehir dışına taşınma isteği ile şirketin devam etmesi ve ortağın ortaklığını koruması açısından doğrudan bir bağlantı yoktur. Davacının dini görüşüne ya da namaz kılmasına hakaret edildiği yönündeki iddialar haklı sebep açısından nazara alınabilecek nitelikte olmasına rağmen dosya kapsamında bu yönde somut bir delil bulunmamaktadır. Hatta, şirkette çalışan davacı eşinin tanık beyanında dâhi bu konuda bir açıklama yapılmamıştır.
Anılan durum karşısında davacının başka bir şehre taşınmasının çıkma için haklı sebep teşkil etmediği, bilgi alma hakkına ilişkin TTK 614'teki yasal yollar tüketilmeden salt bilgi alınamamasının haklı sebep oluşturmadığı; kaldı ki ticaret sicili kayıtlarında davacının da uzun süre "müdür" sıfatını taşıdığı için şirket işleri hakkında bilgi sahibi olması gerektiği hususlarının yanında, davacının haklı sebep olarak gösterdiği diğer gerekçelerin de somut delillerle desteklenemediği ve bu sebeple haklı sebeple çıkma şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Haklı sebeple çıkma isteğini içeren davanın şirkete karşı açılması gerekmekte olup, şirket ortaklarının hasım olarak gösterilmesi mümkün olmadığından davalı ortaklar aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile davalı şirket aleyhine açılan davanın ise ispatlanamadığından reddi gerektiği kanaatine varıldığı, Mahkememizin 12/11/2024 tarihli celsesinin gereği düşünüldü kısmının 1 nolu ara kararında sehven davalı ... Kaptanoğlu yazılmış ise de esasen davalının isminin ... olması nedeniyle kısa kararın yazım hatası ile yazılan davalı isminin ... şeklinde gerekçeli karara geçirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar ..., ..., ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı ... Şti aleyhine açılan davanın REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 4.269,38-TL harçtan mahsubu ile artan 3.841,78-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Reddedilen pasif husumet yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ...'a verilmesine,
5-Reddedilen dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı... Tic Ltd Şti'ne verilmesine,
6-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır