1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/39 E., 2024/221 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 18.09.2024 Sayı: 2024/39 E. - 2024/221 K. İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

T.C.

İSTANBUL

1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/39 Esas

KARAR NO : 2024/221

DAVA : Marka (Hükümsüzlük ve Tecavüzün Tespiti İstemli)

DAVA TARİHİ : 22/02/2024

KARAR TARİHİ : 18/09/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Hükümsüzlük ve Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'nün Türkiye hatta dünya çapında eğitim öğretim alanında herkesçe tanındığını, ... kelimesinin davacı üniversite ve markası ile özdeşleşen bir kısaltma olduğunu, bu kısaltmanın yaygın şekilde kullanıldığını, ...'nün varlık nedeninin bilim, teknoloji ve sanatta bilginin sınırlarını genişletmek ve uygulamaları ile toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek olduğunu, üniversitenin marka ve logosunun herkesçe bilindiğini, resmi web sitesinde sergilendiğini, Davalı yanın ...'nün markasını eğitim öğretim sektöründe tescil ettirdiğini, SMK'nun 5,6 ve 25.maddeleri kapsamında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiillerinin 6769 sayılı SMK kapsamında tespitini, tecavüz teşkil eden her türlü fiilin durdurulmasını, ihtiyati tedbire hükmedilerek tecavüz fiillerinin dava sonuna kadar engellenmesini talep ettmiştir.

SAVUNMA; Davalı yan beyan ve cevap dilekçesinde özetle; ...'nin 27.04.1989 yılında kamu yararına faaliyetlerde bulunma amacıyla kurulan kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, günümüze kadar ihtiyaç sahibi binlerce ... öğrencisine burs verdiklerini, ... Rektörlüğünün kuruluşundan bu yana yıllar boyunca ... ibaresinin dernek faaliyetlerinde kullanımına izin verdiğini, davadan tebligat yoluyla ansızın haberdar olduklarını, marka hakkına tecavüz davasının kar amacı gütmeyen ve kurucu üyesi zamanının ... rektörü olan derneklerinde büyük bir şaşkınlık ve üzüntü ile karşılandığını, ...nin, kuruluş tüzüğünde de yer aldığı gibi ...'nün içte ve dışta etkinliğini ve saygınlığını arttırıcı çalışmalar yapmayı amaçladığını ve bunu ... yönetimi ile ortak projeler yoluyla yapmakta olduğunu, ... numaralı markanın dernekleri tarafından ticari amaçlarla hiçbir şekilde kullanılmadığını dile getirerek davanın reddini talep etmiştir.

Bilirkişiler ... ve...Teselli 26.06.2024 bilirkişi raporlarında özetle; Davacı tarafından davalı hakkında davaya konu herhangi bir internet adresinin açıkça belirtilmemesi neticesinden tarafımızca davalı '...” ile ilgili internette yapılan resen araştırmalar sonucunda; Davalıya ait olduğu anlaşılan intermet web sitesinin “...” Alan Adı (Domain) URL adresinde güncel olarak açık ve faaliyette olduğu, İnternet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” faaliyetleri ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 26.10.2005 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “..." davalı adına kayıtlı olduğu, İnternet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde internet sitesi içeriğinde “... ” ibareli satışı yapılan herhangi bir ürüne rastlanılmadığı, davacı tarafından da dilekçelerinde belirtmiş olduğu, ''... '' ibareli ürün satışının davalı tarafça yapıldığına dair dosyaya herhangi bir İnternet sayfa / linkinin veya ekran görüntüsü sunmadığı, Davalı “...” ile ilgili internette yapılan resen araştırmalar sonucunda tespit edilen “...” internet sitesinde sosyal medya platformları bağlantısı olduğu görülen ..." isimli Twitter ve “...” isimli Facebook sosyal medya hesabına ait genel profil sayfaları ve paylaşımlar. kontrol. edildiğinde; “...” ile ilgili paylaşımların yapıldığı, ancak “... ” ibareli satışı hakkında herhangi bir paylaşımına rastlanılmadığı, Davacı tarafından “... ” ibareli satışların davalı tarafından yapıldığına dair tespitleri var ise dosyaya sunması durumda sağlıklı bir sonuca varılacağı, SMK m. 29 ve m. 7/2 hükümleri uyarınca davacıya ait tescilli markaya karşı tecavüz eyleminin oluşmadığı, hükümsüzlüğü talep edilebilecek tescilli bir marka mevcut olmadığından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaati bildirilmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava konusu uyuşmalığın; Davalı yan adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti ve durdurulması istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı itibari ile yapılan tetkik ve incelemede, hükümsüzlüğü istenen "... " ibareli markanın dava açıldıktan sonra, davalı yanın vazgeçme/geri çekme beyanı hasebiyle markanın geçerliliğini kaybettiğinin TPMK'dan gelen cevabi yazı ile tespit edildiği, bu durumda marka hükümsüzlüğü istemli davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, konusuz kalan marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

Marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş olması sebebiyle iş bu dava yönünden davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tayini amacı ile mahkememizce gerekli tetkik yapılmış, davacı yanın tescilli markası ve aynı zamanda üniversite isminin kısaltılması olan herkesçe bilinirliği bulunan ve davacı üniversite ile özdeşleşmiş ... ibaresinin davalı yanca esas unsur olarak marka tescilinde kullanıldığı gibi aynı zamanda üniversiteye ait arı sembolünün de tescilli marka üzerinde kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumda davanın açıldığı tarih itibari ile hükümsüzlük için koşulların var olduğu, davacının konusuz kalan iş bu dava yönünden davanın açıldığı tarih itibari ile haklı olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, anılı dava yönünden davacı lehine vekalet ücreti takdiri ile lehine yargılama gideri takdir edilmesine ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmiştir.

Davacının bir diğer talebi marka hakkına yapılan tecavüze ilişkin olup, mahkememizce alanında uzman bilirkişiler marifeti ile inceleme yapılmış, gerek fiili olarak yerinde yapılan inceleme gerekse de bilişim yönü ile yapılan incelemelerde davalı yanın marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımının bulunmadığı, davacı vekilinin de tecavüzü gösterir herhangi bir delil ibraz etmediği anlaşılmıştır.

Davacı vekili her ne kadar rapora itiraz dilekçesinde aktif bir kullanım bulunmasa da potansiyel bir kullanım durumunun olabileceğinden bahisle tecavüzün tespiti, durdurulması yönünde karar verilmesini talep etmiş ise de; varsayıma dayalı olarak hüküm tesisinin mümkün olmadığı, hükümsüzlüğü istenen markanın geçerliliğini kaybetmesi hasebiyle potansiyel tecavüz tehlikesinin bulunmadığı gibi fiili durum itibari ile de marka hakkına tecavüzün olmadığı dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile net bir şekilde tespit edilmiştir.

Davacı vekili her ne kadar bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bilirkişi heyetinin tek sayı olacak şekilde teşekkül etmesi gerektiğini iddia etse de; bahsi geçen hususun raporun esas yönünden yerinde tespitler içermesi gerçeği karşısında tek başına raporun hükme esas alınmaması için yeterli bir sebep olmadığı gibi dosya kapsamında görev yapan bilirkişilerden marka uzmanı bilirkişi tarafından markasal kullanımın olup olmadığı fiili olarak incelenmiş, bilişim uzmanı tarafından ise bilişim yönünden inceleme yapılmış, her bir bilirkişi farklı alanlarda inceleme yapmış olup, dolayısı ile her bir uzmanlık alanında esasen tek sayıda bilirkişi tarafından incelemelerin gerçekleştiği kuşkusuz olup, davacı yanın itirazları yerinde görülmemiştir.

Yukarıda anılı sebepler ile marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti ve durdurulması istemli dava ile iş bu davaya ilişkin talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddi yönünde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:

1-Marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden işbu davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına,

-Marka hakkına tecavüz fiillerinin tespiti tecavüz teşkil edilen her türlü fiilin durdurulması ve bu konuda tedbir kararı verilmesi istemlerin reddine,

2- Marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden davanın açıldığı tarihte davacının haklı olması sebebi ile iş bu dava yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-Marka hakkına tecavüz istemli dava yönünden davanın ret ile sonuçlanması ve davacının harçtan muaf olması sebebi ile iş bu dava yönünden harç alınmasına yer olmadığına,

4-Davacı tarafça yapılan posta ve bilirkişi masraflarından teşekkül eden 9.780,00 TL yargılama giderinden dava sonucunda verilen karar kapsamında takdiren yarısı( marka hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzü konu olan iki ayrı dava olması, marka hükümsüzlüğü davası yönünden davacının dava açılırken haklı olması, marka hakkına tecavüzü konu alan diğer davanın da ret ile sonuçlanması ve davacının iş bu dava yönünden haksız olması sebebi ile haklılık durumuna göre yarı yarıya paylaşım yapılmıştır.) olan 4.890,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden davacının dava açılırken haklı olması sebebi ile kendisini vekil ile temsil eden davacı lehine karar tarihindeki tarife gereğince 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

6-Arta kalan gider ve delil avansının hüküm kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,

Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18/09/2024

Katip ...

¸e-imzalıdır

Hakim ...

¸e-imzalıdır

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı