T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/174 - 2024/635
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/174
KARAR NO : 2024/635
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/11/2022
NUMARASI : 2022/215 Esas 2022/963 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 03/06/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... isimli işyerinde tesis operatörü olarak çalıştığını,11.07.2019 tarihinde iş yerine ait traktörü kullandığı sırada meydana gelen kazada ağır yaralandığını belirterek, şimdilik 50,00 TL geçici işgöremezlik zararı, 50,00 TL kalıcı işgöremezlik zararı, 50,00 TL bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının kendi kusuru ile sebep olduğu tek taraflı trafik kazasında davacının kullandığı aracın zorunlu trafik sigortası olsaydı yine davacının bu sigorta şirketine karşı tazminat davası açamayacağı, traktörün zorunlu trafik sigortası olmadığından yerine geçen ... da aynen zorunlu trafik sigortası gibi 3. şahısların zararlarını teminat altına aldığı, davacının 3. şahıs sayılmayacağı, bu durumda sürücünün kendisinin yaralanmasından dolayı davalı ... tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece kusur raporlarının aksine kusur değerlendirilmesi yapılarak karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalı ... meydana gelen zarardan kusuru oranında sorumlu olduğunu, bilirkişiler tarafından düzenlenen 03.11.2022 tarihli raporda dava konusu kazanın KTK kapsamında davacının meydana gelen olayda %50 kusurlu olduğunun belirtildiğini, buna karşına mahkemece hatalı olarak ve hiç bir hukuki gerekçe gösterilmeden davacının tam kusurlu olduğunun kabul edildiğini,kazanın kara yolunda gerçekleştiğini, kazanın oluşumunda yolun bakımsız ve güvenliksiz oluşunun da etkili olduğunu, bu sebeple de yoldan kaynaklı olarak davalıya da kusur yüklenmesi gerektiğini, kazanın oluşumunda yolun etkisi tespit edilmeden ve bu konuda rapor tanzim edilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını, raporda da belirtildiği gibi kazanın trafik iş kazası olduğunu, kazanın oluşumuna etki eden nedenler arasında işverenin talimatı ve işverenin iş araç gereçleri ile ilgili yeterli eğitim vermemiş olmasının da yer aldığını,savcılık dosyasında da görüleceği üzere davacı ve yanında bulunan diğer şahsın ifadelerinde "traktörün aniden hızlandığı ve boşa düştüğü" şeklinde beyanlarının sabit olduğunu, bu kapsamda traktörde teknik bir arıza söz konusu olduğunun mahkemece değerlendirilmediğini, trafik iş kazasının bir diğer görünüm şeklinin de yol ve tesis güvenliğinin alınmaması olduğunu, somut olayda tesis ile bağlantı yolu olan kaza mahallindeki yolun güvenli sürüş için yeterli olmadığının sabit olduğunu, kazaya etki eden unsurların trafik kazası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, trafik iş kazalarının önlenmesi için işverenlerin, işçiler tarafından kullanılan araçları muntazaman ve periyodik olarak gözden geçirmeleri, bu araçları bakımlı halde bulundurmaları suretiyle teknik arızalara sebebiyet vermemeleri, işçilere karşı karşıya bulundukları riskler, bunlarla ilgili alınması gereken tedbirleri de içine alan, davranış farklılığı oluşturacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri vermeleri, varsa işyeri sahası içerisinde bulunan trafiğin olduğu yollarda gerekli önlemleri almaları ve işçilerin yasal çalışma sürelerine özen göstermeleri gerektiği tartışmasız olduğundan mahkemece davacının kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu sayılmasının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Somut olayda tespit tutanağı uyarınca,11.07.2019 tarihinde maden sahası içinde sürücü ...’ın sevk ve idaresinde olan traktörle seyri sırasında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kazanın meydana geldiğinin belirtildiği,mahkemece alınan 02/11/2022 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün iniş eğimli yolda yanlış vites kullanması sebebi ile 2918 sy nın 47/d, 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden %50, araç maliki olan işveren şirketin de davacının işe alınmasından 4,5 gün sonra sürücünün yeterliliğini bilmeden eğitim vermeden çalışan üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden %50 kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan kusur değerlendirilmesinde ise, bilirkişi raporunda belirlenen bu kusurun kazanın meydana gelmesi bakımından değil iş hukukunu da ilgilendiren işçi işveren sorumluluğu hükümlerine ilişkin tespit edildiği, bu suretle kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, zira davanın niteliği gereği dava dışı işverenin kusurunun kabul edilmesi halinde davalının işverene rücu imkanı bulunmadığı, İş Hukukunu ilgilendiren işverenin eğitim gözetim yükümlüğüne dayalı kusur incelemesinin 2918 sayılı KTK ve ilgili yönetmelikte belirlenen trafik kuralı ihlali olmadığının belirlendiği,Orhaneli CBS’nin 2019/876 Soruşturma nolu dosyasında yapılan soruşturmada mağdur şüphelinin şikayet hakkının 6 ay olduğu, olay tarihi olan 11/07/2019 tarihinden itibaren 6 aylık sürenin dolduğu, bu sebeple artık mağdur şüphelinin şikayet hakkının sona erdiği, ayrıca traktörü kullanan kişinin ... olduğu bu nedenle kendi kusurundan kaynaklanan bir yaralanmaya maruz kaldığı, mağdur ve mağdur şüphelinin yaralanmasıyla neticelenen olayda kendilerinden başka kimseye atfı kabil kast kusur veya ihmalin olmadığı,mağdur şüpheli ...'ın şikayette bulunmadığı, iş kazası yönünden de taksirle yaralama suçunun TCK.m.89/5'te tanımlanarak yaptırıma bağlandığı, bu suçtan kamu adına takibin şikayete tabi olduğu, bilinçli taksirin tespit edilemediği olayda kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına,toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre,dava yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, davacının idaresinde olan traktörün ZMM sigorta poliçesinin bulunmadığı, davacının dava dışı şirkete ait traktörün sürücüsü olduğu, tek taraflı olarak meydana gelen 11.07.2019 tarihli kazada davacının yaralandığı hususları ihtilafsızdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’ndan yararlanma olanağının ortadan kalkmış olması durumunda, 5684 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince kazaya neden olan motorlu aracın plakası belirsiz ise, kaza sırasında geçerli poliçesi yoksa veya eksikse, poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi iflas etmişse veya ruhsatı iptal edilmişse, çalınan veya gasp edilen araçlardan dolayı işleten sorumlu tutulamıyorsa, Güvence Hesabı’na başvurulabilecektir. Güvence Hesabı işletenin kusuru nispetinde sorumludur.
Kaza, davacının iş akdiyle çalışmakta olduğu maden sahasında dava dışı işverene ait ZMM sigortası bulunmayan traktörle seyri sırasında davacının direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelen kazada davacının yaralanmasına bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir.Kaza davacı sürücünün tam kusuru ile meydana gelmiş olup, kazanın teknik bir sebepten meydana geldiğinin kanıtlanamamış olmasına, ayrıca kazaya çevresel etkilerin neden olduğuna yönelik delil de bulunmamasına göre mahkemece hükme esas alınan kusur kabulü, kazanın oluş şekline uygun olduğundan davacı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Keza, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda işletenin sorumlu olmadığı hususların, sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı yada doğrudan olsun, 2918 sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumlu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
Somut olayda kazanın 11.07.2019 tarihinde meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davacının işvereni olan şirketin kusuru olduğu kabul edilse dahi anılan şirketin işleten sıfatıyla değil işveren sıfatıyla sorumlu olabileceği, bu kapsamda meydana gelen zararın davalı ...’ndan tahsilinin mümkün bulunmadığı, zira davalı ..., işleten sıfatından kaynaklanan zarardan sorumluluğu bulunduğu, eldeki davada kazanın davacının tam kusuru ile meydana gelmiş olduğu, kaldı ki ZMM sigortası kapsamında dahi sürücünün tam kusuruyla meydana gelen kazadan kaynaklanan zararların teminat kapsamı dışında olduğu anlaşılmakla davacının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179.90 TLnin mahsubu ile bakiye 247.70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 08/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.