1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/945 E., 2026/482 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 18.06.2026 Sayı: 2025/945 E. - 2026/482 K. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/945 Esas - 2026/482

TÜRK MİLLETİ ADINA

Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/945 Esas

KARAR NO : 2026/482

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/12/2025

KARAR TARİHİ : 18/06/2026

YAZIM TARİHİ : 17/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketten davalı şirketin 20.04.2024 tarihinden itibaren mal ve hizmet alımı yaptığını ve 5 adet E-fatura ve irsaliyelerin düzenlendiğini, düzenlenen fatura bedellerine davalının ödeme yapmaması üzerine, davacının ... Esas sayılı dosyasında 24.10.2025 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalıya ödeme icra emri tebliğ edildiğini, davalının icra takibine 03.11.2025 tarihinde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, icra takibinin borçlu itirazı neticesinde durdurulmasının ardından dava açmadan önce zorunlu ticari arabuluculuk başvurusu ...dosya no ile yapıldığını, anlaşma sağlanamadığından, itiraza ilişkin iptal davası açıldığını, ... Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davacı lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava ve talep edilen alacak kalemleri için zamanaşımı itirazının mevcut olduğunu, itirazın iptali davasının da süresinde açılmadığını, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki faturalardan bahsedilerek alacağa dayandırıldığını, belirli dönemleri kapsayan ve devam eden ticari ilişkilerden cari işlem akışının incelenmesi, alacak/borç miktarlarının tespit edilmesi ve varsa bakiye miktarın tespiti yoluna gidilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddiasının aksine fatura ve bunun karşı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin beyanın tek başına bir ticari ilişkinin kanıtı olmadığını, ortada bir ticari ilişki olduğunun net bir biçimde tespit edilebilmesi için fatura konusu malın ya da hizmetin usulüne uygun olarak karşı tarafın uhdesine geçirilmiş olması gerektiğinden, tüm ticari kayıtların ayrıntılı olarak incelenmesi ile sübut bulacağını ve davalı şirket tarafından davacıya çeşitli ödemeler yapılmışsa söz konusu ödemelere ilişkin kayıtlar ticari defterlerde bulunduğunu, ticari defter ve kayıtların bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi neticesinde bu hususlar ortaya konulacağını, anılan ödemelerin cari hesaptan düşülüp düşülmediği, faturaların hangi tarihte ve kim imzasına teslim edildiği, faturaların içeriği ve fatura karşılığı yapıldığı iddia edilen mal veya hizmet tespitine ilişkin bilgi bulunmadığını ve bu doğrultuda net bir cari hesap bakiyesi ortaya konulamadığından takibe konu borca itiraz zarureti hasıl olduğunu ve temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı boyunca varlığını sürdüren, alacaklının zararının varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödemesi gereken miktarı yasalarla belirlenmiş asgari bir tazminat türü olduğu ve borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, öncelikle borcun muaccel hale gelmesi gerektiğini, borcun ödenmesi için bir vade konulmuşsa bu vadenin gelmesi ile muacceliyet oluştuğunu, temerrüdün oluşması için ise borcun muaccel olması yanında alacaklı, muaccel borcun ifası konusunda borçluya bildirilmesini, davacının talep etmiş olduğu faize, faizin türüne, faiz oranına ve faizin başlangıç tarihine itiraz edildiğini, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa alacak likit davalı şirketçe yapılan itiraz alacak tüm unsurlarıyla bilinmediği ve bilinemeyeceği için menfaatlerini koruma ve doğru hesaplamanın yapılabilmesini sağlama amaçlı olduğunu ve davacı takip alacaklısının itirazının haksız olduğunu ve hukuki dayanağı olmadığına dair iddiaları davalı şirketi kötüniyetliymiş gibi göstererek icra inkar tazminatına hükmedilmesini sağlama amacı taşıyan, somut dayanağı olmayan iddialardan ibaret ve bu doğrultuda takip alacaklısı davacının sanki davacının kasten borca itiraz ettiği intibası uyandırmaya çalışılarak talep edilen icra inkâr tazminatının açıkça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın usul ve esas yönlerinden reddine, tüm beyanları doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine, vaki takibin iptaline, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:

-...Esas sayılı icra takip dosyası,

-Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, irsaliyeli faturalar,

-Bilirkişi raporu:

09/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hukuki değerlendirme ve nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere; davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı şirkete ait ticari defter, belgeleri ve kayıtlarının incelenmesinde, davacı alacaklı şirketin icra takip tarihi dava tarihi itibariyle davalıdan 97.884,00 TL alacağının olduğu tespit edildiği, davalının icra takip tarihi dava tarihi itibariyle davacıya 97.884,00 TL borçlu olduğu, ...E. sayılı dosyasında 24.10.2025 takip tarihi itibariyle; talep edilebilecek toplam alacağın 97.884,00 TL olduğu, icra inkar tazminatı talebi hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi ihtimaline göre icra inkar tazminatı miktarının (97.884,00 TL % 20) 19.576,800 TL olduğu belirtilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:

Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.

İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.

İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:

"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.

(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

(4) ...

(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.

(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."

Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:

a) İlamsız takip yapılmış olması,

b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.

İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.

İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.

Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.

Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır.

Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, taraflarca ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.

Davacı, davalı ile aralarında yedek parça satımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile taraf ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya 97.884,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir.

Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 97.884,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne, takibin 97.884,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına, takip öncesi davalı temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 97.884,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,

... esas sayılı icra takibine vaki itirazın 97.884,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin aynı koşullarda devamına,

Fazlaya ilişkin talebin reddine,

Hükmedilen 97.884,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Bu karar nedeniyle alınması gerekli 6.686,46 TL harçtan peşin alınan 1.954,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.732,36 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre; 2.782,91 TL'sinin davalıdan, 1.817,09 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 6.222,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre taktiren 3.764,49 TL'si ile 615,40 başvurma, 1.954,10 TL peşin harç toplamı 6.333,99 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Dair, davacı Vekili Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/06/2026

Katip ...

¸e-imzalıdır.

Hakim ...

¸e-imzalıdır.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı