1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/115 E., 2025/526 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 25.12.2025 Sayı: 2025/115 E. - 2025/526 K. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/115 Esas - 2025/526

T.C.

ANKARA

2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARARTÜRK MİLLETİ ADINA

Esas No : 2025/115

Karar No : 2025/526

...

Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali

Dava Tarihi : 19/03/2025

Karar Tarihi : 25/12/2025

Gerekçeli Kararın

Yazıldığı Tarih : 25/12/2025

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA :

Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkilinin, yaptığı reklam ve sponsorluk faaliyetleri sayesinde "..." ibaresini kendi ile özdeş, ayırt edici karakteri bulunan, tanınmış bir marka haline getirmiş olduğunu, ayrıca “...” ibaresinin, ayakkabı ve ilişkili emtiaları kapsayan 25. Sınıfta 2003 yılından bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu, .... nezdinde tescilli bir kısım müvekkili seri markaları olduğunu, müvekkilinin etkin ve yaygın ticareti, reklam ve sponsorluk faaliyetleri ile meydana getirdiği "..." markasının tanınmışlığından istifade etmek isteyen kişilerin, "..." markasını tescilsiz biçimde kullanmak yahut bu markayı değişik sınıflarda tescil ederek yahut esaslı "..." marka unsurunun yanına başka ibareler iliştirip tescil edip daha sonra ayakkabı sektöründe kullanmaya kalkarak marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduklarını, müvekkilinin, haksız kazanç elde etmeyi hedefleyen bu şekildeki marka tevacüzü ve haksız rekabet eylemleri ile hukuki mücadeleler yürüttüğünü, kötü niyetli ve haksız marka tescillerine karşı gerek kurum nezdinde yaptığı itirazlar ve gerekse mahkemeler nezdinde açtığı davalar ile markasının gasbını engellemek için hukuken yapması gereken her şeyi yaptığını, bu hali ile müvekkilinin basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, hukuki güvenceden faydalanmak maksadı ile meri yasa hükümlerine riayet ettiğini, davalı Mehmet Tar’ın, tanınmış markaların evvela başka sınıflarda, daha sonra da ayakkabı emtiası ile ilişkili sınıflarda haksız tescillerini yapmayı, kötü niyetli ve haksız olan bu eylemden kendisine kazanç elde etmeyi alışkanlık edinmiş bir kişi olduğunu,....ibarelerini de 25. sınıf dışındaki sınıflarda tescil ettirmiş olduğunu, davalı ..... kötü niyetli marka tescillerinden, tescil dışı kullanım ile gerçekleştirdiği marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemlerinden zarar gören kişilerden birisinin de müvekkili olduğunu, davalı Mehmet Tar'ın kötü niyetli ...” ibareli markalarını gasbetmeye yönelik marka tescillerinden, tescil dışı kullanım ile gerçekleştirdiği marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemlerinden haberdar olan müvekkilinin evvela davalının tescil dışı tecavüz oluşturan kullanımlarını belgelemek amacı ile .... numaralı“...” ibareli marka tescillerinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalının tescil dışı kullanımları sebebi ile oluşan marka tecavüzü ve haksız rekabet ve muarazanın menini, refini talep etmiş olduğunu, yaşanan dava sürecinde, davalı yeni bir marka tescili yapıp, yeni tescili kullanmak sureti ile davayı boşa çıkartabileceği düşüncesi ile birçok "..." ibare yahut benzer ibareli marka tescil müracaatı yapmış ise de bu müracaatların TPMK nezdinde yaptıkları itirazlar ile reddedilmiş olduğunu, SMK 6/9. maddesinde kötü niyetli marka tescilinin reddi gerektiği ifade edilmiş olup, ayrıca kötü niyetin başlı başına bir hükümsüzlük sebebi olduğunu, kötü niyetin her aşamada resen gözetilmesi gereken bir husus olduğunu, kötü niyetin varlığı halinde kanunda belirlenen sürelerin işlemez olduğunu, bunun nedeninin, kötü niyetle, kuruma karşı hile ile yapılan bir marka tescilinin kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi, en başından itibaren hiç tescil olmamışçasına sicilden terkinine karar verilmesindeki zorunluluk olduğunu, ..... sayılı ilamı ile de davalının .... numaralı ... ibareli markayı haksız ve kötü niyetli biçimde tescil ettiği tespit edilmiş ve .... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olduğunu, “...” ibaresinin müvekkili tarafından meydana getirilmiş bir marka olduğunu, yani bu marka üzerinde eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, bu sebeple müvekkilinin, .... başvuru numaralı “...” marka tescil başvurusundan önce, .... sayılı dosyasında toplanan deliller, davalı kurumun kendi kayıtlarındaki müvekkiline ait "...” ibareli seri marka tescilleri ile müvekkilinin özellikle ayakkabı sektörü ve 35. sınıf gibi bunun mağazacılık faaliyetlerini kapsayan ilişki sınıflarda eskiye dayalı kullanıma dayanan gerçek hak sahibi olduğunu, bu hali ile müvekkilinin ... başvuru numaralı “...” marka tescil başvurusunun, eskiye dayalı hak sahipliğine ve daha evveli seri marka tescillerine dayanan bir müracaat olduğunu, bu durumda müvekkilinin davalının .... sayılı kararının iptaline, başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu .... sayılı marka incelendiğinde “...” ibaresinden ve genel görünümü değiştirmeyen şekil unsurundan oluştuğunun görüleceğini, nitekim söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi ve kelime unsurunun markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında, markanın asli unsurunun ... ibaresi olduğunu, zira markada ilk görülen ve algılanan unsurun baskın ve ayırt edici nitelikteki ... ibaresi olduğunu, ibarenin markanın esas unsuru konumunda olduğunu, davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin, redde mesnet markarda da aynen yer almakta olup, esas unsur konumunda olduğunu, bu benzer durumun yanı sıra, davacı markasının, redde mesnet markanın tescilli olduğu bir kısım emtialarla aynı/aynı türden emtialarda tescil edilmek istendiğini, redde mesnet .... sayılı marka incelendiğinde, münhasıran “...” ibaresinden oluştuğunu, ... ibaresinin redde mesnet markanın esas unsuru konumunda olduğunu, redde mesnet markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin, davacı marka başvurusu içerisinde aynen ve esas unsur olarak yer aldığını, başvuru ile redde mesnet markanın “...” olarak okunup algılanacağını; bu ibareler arasında bir fark bulunmadığından markaların aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer kabul edilmeleri gerektiğini, markalar arasındaki benzerliğin esasen davacının da kabulünde olduğunu, bu benzerlik ve redde mesnet emtialar göz önüne alındığında, SMK 5/1-ç maddesi kapsamında başvurunun tesciline imkan bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun, kamu düzenine ilişkin olan SMK 5/1-ç hükmü kapsamında, Kurum tarafından re’sen reddedilmiş olduğunu, söz konusu hüküm incelendiğinde, hükmünün şartlarının ortada olduğunu ve bu hükme karşı eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık veya gerçek hak sahipliğine dayalı bir istisnaya yer verilmediğinin görüleceğini, diğer bir ifadeyle, redde mesnet markalar tescilli ve halen koruma altındayken, hükmün emredici düzenlemesinin, tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasıyla aşılarak, başvurunun tesciline karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, işbu davada davacı tarafından SMK 6 maddesi hükümlerine dayanılamaz olduğunu, bu noktada belirtmek gerekir ki davalının 2007 yılındaki tescilinin kötüniyetli kabul edilmesinin de işbu davada inceleme konusu olmadığını, davacı tarafından bir yayıma itiraz işlemi de yapılmamış olup, sicile kayıtlı bir markanın resen kötüniyetli tescil olarak göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu konuda kesinleşmiş bir mahkeme kararı da bulunmadığından ....aşamasında mevcut sicil kaydının esas alınmasının hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın önceki markalara dayalı hakkının da bulunmadığını, zira bu markalara dayalı hak iddiası bir an için kabul edilecekse bile seri markanın şartlarının oluşmamış olduğunu, nitekim bu markalar incelendiğinde; esas unsurlarda farklılaşmaya gidilmesinin yanı sıra başvurunun tescil kapsamından çıkarılan çekişme konusu 35. Sınıfta ve bu hizmetlerde önceki markaların tescilinin olmadığının görüleceğini, diğer bir ifadeyle önceki markaların genel görünümleri farklılaşmış olup, ayrıca, tescil kapsamlarının farklı olduğunu, bu haliyle de önceki markaya hak sağlayacak nitelikte olmadığını, davalı şahıs yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkil adına tescilli olan .... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne yönelik olarak açılan bir başka davaya atıf yaptığını ve bu marka tesciline dayanılarak yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğünü ancak belirtilmelidir ki, söz konusu hükümsüzlük kararının henüz kesinleşmemiş olduğunu, kesinleşmemiş bir mahkeme kararına dayanarak .... nezdinde geçerli bir tescilin yok sayılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın, müvekkilinin daha önce yaptığı marka başvurularını kötü niyetli olarak nitelendirdiğini, ancak bu iddianın soyut ve dayanaksız olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının kabulünün ancak açık, istikrarlı ve güçlü delillerle mümkün olduğunu, somut olayda böyle bir durumun söz konusu olmadığını, haksız rekabet iddialarının da dayanaktan yoksun olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’na göre haksız rekabetin oluşması için kamu nezdinde karışıklık, ticari itibarın zedelenmesi veya tüketicinin aldatılması gibi somut etkilerin bulunmasının gerektiğini, oysa dosyada bu yönde hiçbir somut verinin yer almadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE :

Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.

Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.

Davaya konu ....tarafından incelenmesi neticesinde, dava konusu başvurunun, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(ç) maddesi hükmüne dayanılarak ....sayılı ve “...” ibareli marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu gerekçesiyle 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından reddine karar verildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin kararına davacı tarafından itirazda bulunulduğu, .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun marka tescilinde red için mutlak nedenlere ilişkin 5/1 (ç) maddesi gereğince “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.” marka olarak tescil edilemez.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun marka tescilinde red için mutlak nedenlere ilişkin ilişkin 5/1 (ç) maddesi kapsamında belirtilen, iki koşulun birlikte varlığıdır: 1) Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, 2) Mal ve/veya hizmetlerin aynı/ aynı tür olması. Her iki koşulun birlikte sağlanması halinde, sonraki tarihli başvuru, çakışan mal ve/veya hizmetler yönünden kısmen veya tamamen reddedilir.

Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması: “Aynı” markalar, birbirleri ile görsel olarak aynı olan ve tüketiciler tarafından birbirinden ayırt edilmesini sağlayacak unsurları bulunmayan markalardır. Farklı yazı karakterleri veya farklı renklere sahip olmaları, markaların “ayniyet” kavramını değiştirmez. “Ayırt edilemeyecek kadar benzer” markalar ise, arasındaki farklılıkların ortalama tüketici açısından ilk bakışta veya kolayca fark edilemeyecek düzeyde, yani ihmal edilebilir önemde olmasıdır. Bu durumda, tüketici markalar arasındaki farklılıklara rağmen, markanın üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin aynı kişi ve/veya firmaya ait olduğunu sanacaktır.

Mal ve/veya hizmetlerin aynı/aynı tür olması: Sınıflandırma tebliğindeki her bir grupta yer alan mal/hizmetin, birbirleri ile aynı/aynı türde olduğu kabul edilmektedir. Ancak, Tebliğ’in 4. maddesinde “556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen aynı tür malın veya hizmetin tespitinde, bu Tebliğ ekindeki listede yer alan gruplar esas alınır. Ancak, Enstitü marka tescil başvurularının veya itirazların incelenmesi aşamalarında bu grupları, aynı tür malın veya hizmetin tespitinde daha dar veya farklı mal veya hizmet gruplarını da içerecek şekilde daha geniş kapsamda değerlendirebilir.” denilmektedir. (Articles_dc)

Öncelikle markaların ayırt edici ve baskın unsurlarının belirlenmesi gerekmektedir: “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak yapılmalıdır.” (....)

Dava konusu marka, siyah renkte, standart yazı tipi ile, kalın, büyük harflerle, “...” ibaresi ile bu ibarenin üzerinde figüratif bit unsurun yer aldığı karma bir markadır.

Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca “...” ibaresinin figüratif unsura görsel olarak daha ön planda olması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.

Redde gerekçe marka, siyah renkte, standart yazı tipi ile, kalın, büyük harflerle, “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Redde mesnet markanın esas unsurunun da “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.

Dava konusu markanın ve redde gerekçe markanın esas unsurlarının aynı olmaları, diğer unsurların markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmalarını engelleyecek düzeyde unsurlar olmaması nedeniyle, birbirlerinden uzaklaşmalarını sağlayacak bir özellikleri bulunmamaktadır.

Bu kapsamda, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında, dava konusu hizmetler bakımından “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” bulunduğu değerlendirilmiştir.

Söz konusu markalar açısından “Markaların Aynı Veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzer Olup Olmadığı Bakımından Değerlendirme” başlığı altında belirtilen ilk şart olan marka işaretlerinin aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olması şartının sağlandığı anlaşılmıştır. Bu markanın dava konusu marka için tescil engeli oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için, ikinci şart olan dava konusu hizmetlerin aynı / aynı tür olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Redde gerekçe markada, satış hizmetleri “genel” olarak ifade edilmiş olmasına karşın dava konusu markadaki satış hizmetlerindeki mallar açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, söz konusu markalardaki satış hizmetleri ile dava konusu markadaki satış hizmetlerinin aynı/aynı tür olarak değerlendirilmemiştir. Şöyle ki;

Bilindiği gibi 35.05. sınıfta yer alan “hizmet” ifadesinin “belirli ürünlerin bir araya getirilmesi ve satışa sunulması” işlevi bulunmaktadır. Bu sebeple genel anlamda tescilli perakendecilik hizmetinin, otomatik olarak 01-34. sınıf malların tamamının satışını kapsadığı yönünde bir kabul yerleşik yargı kararlarına aykırıdır. Bu sebeple marka sahibinin 01-34. sınıflarla düzenlenen mallardan hangilerini bir araya getirilerek satışa sunacağını belirtmesi gerekir.

Nitekim .... kararının iptali istemli davanın reddedildiği mahkeme kararını onayan Yargıtay Kararının davacı vekili tarafından düzeltme talebinin incelenmesi neticesinde verilen kararında, “Başvurunun reddine dayanarak alınan dava dışı kişiye ait .... sayılı marka 35. sınıf alt grubunda yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi" şeklindeki genel amaçlı hizmet sınıfı için tescillidir. Buna karşın, dava konusu marka başvurusunda 35. sınıfın aynı alt grubuna dahil hizmetler ise, "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, tarım, bahçecilik, ormancılık ürünleri, canlı hayvan, canlı ve kurutulmuş bitkiler, hayvan yemleri ve tıbbi amaçlı olmayan hayvan yemi katkılarına ait ürünlerin bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir); şeklinde belirli sektördeki malların satışı hizmetiyle sınırlandırmıştır. Bu durumda, başvurunun ilanı halinde, dava dışı marka sahibinin itiraz etmesi durumunda itiraz edenin başvuru kapsamında sınırlı olarak belirtilen malların satışı hizmetlerinin aynı ya da benzeri bir ticari faaliyeti olup olmadığının da araştırılması suretiyle .... sayılı kararları) 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik araştırması yapılması gerekeceğinden, bu hizmet bakımından da başvurunun aynı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak suretiyle davanın reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 29/04/2015 tarihli ... Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklindedir.

Bu karardan anlaşıldığı üzere genel amaçlı hizmet sınıfı olarak tescil edilen 35.05. sınıf ile mal sınırlamasına gidilerek tescil edilen 35.05. sınıf hizmet arasında benzerlik ilişkisinin varlığını peşinen kabul etmek mümkün olmayıp, netice itibariyle de, dava konusu markanın kapsamından çıkartılan 35. sınıftaki malların satışı hizmetlerinin davacının redde gerekçe markasının kapsamında genel olarak ifade edilen 35. Sınıftaki malların satışı hizmetleri ile benzer olmadığı kanaatine varılmıştır.

Davacı tarafından her ne kadar ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davalı tarafından yayına itiraz edilmediği, davanın mutlak ret nedenlerine dayalı iptal davası olduğu ve davalı tarafın sadece ... Kurumu olması gerektiği, dolayısıyla davalı şahsın davada taraf olarak gösterilemeyeceği, davalı kurumun husumet itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;

Dava konusu marka ile redde gerekçe markanın marka işaretleri bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, dava konusu markanın kapsamından çıkartılan 35. sınıftaki malların satışı hizmetlerinin davacının redde gerekçe markasının kapsamında genel olarak ifade edilen 35. Sınıftaki malların satışı hizmetleri ile benzer olarak değerlendirilemeyeceği, davalı kurumun husumet itirazının yerinde olduğu, .... kararının iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davalı kuruma karşı açılan davanın kabulüne, davalı şahsa karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Davanın Kabulüne,

.... sayılı kararının iptaline,

Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Davalı hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine,

Davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı şahısa verilmesine,

Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.988,30.-TL yargılama giderinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine,

Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2025

Kâtip Hâkim ....

✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ

İlk Masraf : 1.318,30.-TL

Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL

P.P : 670,00.-TL

TOPLAM : 9.988,30.-TL

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı