1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2026/754 E., 2026/1112 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 11.06.2026 Sayı: 2026/754 E. - 2026/1112 K. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/754 - 2026/1112

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/754

KARAR NO : 2026/1112

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)

ÜYE :... (...)

ÜYE :... (...)

KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19.02.2026 tarihli ara karar

NUMARASI : 2026/141 Esas

DAVACILAR : 1- ...

2- ...

3- MARTAŞ MERMER SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1-...

2- ...

3- ...

4- ...

5- ÇINAR BLOK VE MADEN SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...

6- ERK DOĞAL TAŞ VE ENDÜSTRİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...

7- TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI - ...

DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

TALEP : İhtiyati Tedbir

DAVA TARİHİ : 09/02/2026

KARAR TARİHİ : 11/06/2026

KR. YAZIM TARİHİ : 11/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in hileli davranışlar ile müvekkili olan davacı şirkete ait önemli malvarlıklarını yolsuz şekilde ve aralarında organik bağ bulunan aynı kişi ve şirketlere tescil ettiğini, devir işlemlerinin yine alım gücü bulunmayan taraflara rayiç değerinden çok daha aşağıda bir bedelle satış gibi gösterilerek el değiştirildiğini, muvazaalı olarak devir edilen taşınmazların satılma ihtimali olduğunu, taşınmazların satılması halinde davacı şirketin büyük zarara uğrayacağını belirterek dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince 19.02.2026 tarihli ara karar ile; "... Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen karar ve gerekçesinin kendi içerisinde çeliştiğini, şirketin aslî faaliyetini yürütmesini imkânsız kılacak ve tasfiyesine yol açacak ölçüde veya faaliyetini yapmasını engelleyecek ölçüde taşınmazının satılıp satılmadığı araştırılmadan mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığını, dosyaya sundukları deliller ve ticaret sicil kayıtları ile davalılar arasında sabit olan organik bağ ve taşınmazların satılacağını gösterir aktif durumdaki ilanlar dikkate alındığında iddialarının yaklaşık olarak ispat edilmesine rağmen tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sadece ve sadece soyut beyanlarda bulunduğu, ne inançlı işlem iddiasını ne de hile iddiasını ispatlayamadığı, davacı tarafın hileye dayandığını, ne var ki hileye dayanarak tapu iptal tescil davası açılabilmesi için 1 yıllık zamanaşımının söz konusu olduğunu, huzurdaki davada zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını inançlı işlem sebebine dayandırmış olduğunu; dosyaya bu iddialarını destekler herhangi bir delil sunamadığını, dava konusu taşınmazların şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturmadığını; ihtiyati tedbir şartlarının somut olay bağlamında oluşmadığını, davacı tarafın iddialarını yaklaşık ispat koşulları çerçevesinde ispatlayamadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğu görülecek olup; davanın esasına girmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının henüz eksik harcı dahi tamamlamadığını, davalı bankaya husumet yöneltilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, mübrez tapu kayıtlarında davacı şirketin dava konusu taşınmazları dışında iki taşınmazının daha bulunduğunun anlaşıldığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.

DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.02.2026 tarihli ara karar, 2026/141 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava tapu iptali tescili veya tazminat talebine ilişkindir.

Talep; ihtiyati tedbir talebidir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.

İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde; davacılardan ... ve ... ile davalı ...’in diğer davacı şirketin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri oldukları, davalı ...’in davacı şirket dışında Afyonkarahisar ve Kütahya’da bulunan ticari işleri nedeniyle taşınmazlarında ipotek olduğundan satamadığını bu nedenle dava konusu taşınmazların ipoteklerin kaldırılması için teminat olarak gösterilmesi için davalıya devri ve ipoteklerin kaldırılmasından sonra yeniden davacıya devri hususunda anlaştıkları, bu kapsamda dava konusu taşınmazların davalı Erk Doğal Taş ve Endüstri San. Tic. Ltd. Şti’ye devredildiğini, ancak taşınmazların anlaşmanın aksine kısa sürede çok düşük bedellerle hileli bir şekilde diğer davalılara devredildiğinden anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tescili veya taşınmazların güncel bedelinin davalılardan tahsili için eldeki davanın açıldığı, davacı tarafça dava konusu edilen taşınmazlar için devri ve temlikinin engellenmesi için ihtiyati tedbir talep edildiği, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.

Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.

Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.

Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.

Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.

Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.

Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.

Eldeki davada, yukarıda da açıklanmaya çalışıldığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talepte bulunan tarafın iddiasını yaklaşık olarak ispat seviyesinde ortaya koyması gerekmektedir. Başka bir deyişle, tedbir talep eden tarafın ileri sürdüğü hakkın varlığını kuvvetle muhtemel kılan delilleri sunması zorunludur. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde iddiasını yaklaşık olarak ispata elverişli bir delil sunmadığı; bu aşamada dava dilekçesinde belirttiği hile ve inançlı işlemin yaklaşık olarak ispat edilemediği, devredilen taşınmazların davacı şirketin malvarlığının tasfiyesi niteliğinde olduğuna dair bu aşamada bir delil de bulunmadığından söz konusu eylemlerin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmadığı, dolayısıyla ihtiyati tedbirin şartlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.

Gerekçeli karar başlığında; tarafların T.C. kimlik numarası, davacı ve vekilinin, davalıların adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.

Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacılar istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2026

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı