T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/983
KARAR NO : 2026/1468
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2023
NUMARASI : 2015/955 Esas 2023/19 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 15. İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılan 2013/4942 sayılı takip nedeniyle, müvekkillerine ait teknelere haciz konulduğunu; sözü edilen ilamsız icra takibinin, konusu ve miktarı tartışmalı, kesin olmayan bir alacak iddiasına dayandığını, müvekkillerinin, takip konusu borçla herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını; önceki vekilin itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, sözü edilen takip nedeniyle, müvekkillerine ait olan 12 adet gayrimenkul ile 5 adet balıkçı teknesinin yok yere haczedildiğini, sözü edilen takip nedeniyle davacıların borçlu olmadıklarının tespitini, davacılara ait olan 12 adet gayrimenkul ile 1 adet hususi aracın teminat kabul edilerek, ...'a ait olan “....” adındaki tekne ile ...'ya ait olan “....” adındaki teknenin, ...'a ait “...” ve “...” adındaki teknelerin ve ...'e ait “...” adındaki teknenin üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını, açıkladığı nedenlerle icra dosyasındaki alacak ile ilgili borçlu olmadıklarının tespitine, %20 icra tazminatının davalıya yükletilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı/borçluların, .. .in ortakları olduklarını, adı geçen kooperatiften alacaklı olan davalı ...'nin, İzmir 17. İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılan 2011/6302 sayılı icra takibinden sonuç alamayınca aciz vesikası aldığını, Kooperatifler Kanunu'nun 30. maddesine göre, anasözleşmeye hüküm konularak, ortakların şahsi sorumluluklarının belirli bir miktara kadar arttırılabileceğini; Anasözleşmenin 17. maddesinde, “Kooperatif borcundan dolayı alacaklılarına karşı mal varlığı ve ortaklarının sermaye yüklenmesinin 10 katı ve ek ödeme yükümleri ile sorumludur. Yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kanuni sorumlulukları hakkındaki hükümler saklıdır”; 18. maddesinde ise, “Her ortağın, kooperatifin işlerinden, taahhüt ve mesuliyetinden dolayı, kendi taahhüt ettiği sermaye paylarının 10 katı ile ek ödemeden sorumludurlar” hükümlerinin bulunduğunu, kooperatifteki alacağını tahsil edemeyen ...'nin, Kooperatifler Kanunu ile Anasözleşme hükümlerine dayanarak, kooperatif ortakları aleyhine icra takibi başlattığını; Yargıtay içtihatlarına göre, kooperatifteki alacağını tahsil edemeyenlerin alacağını ortaklardan talep edebileceğini belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddedilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava: Davanın icra takibinden sonra açılan borçlu olunmadığının tespiti davasıdır.
Davacıların dava dışı ...in ortakları olduğu, Kooperatifin borcundan dolayı temlik alacaklısı olan davalı ...'nin icra takibi başlattığı, alacağını tamamen tahsil edemediği ve Aciz Belgesi aldığı, davacıların bu icra takibine konu edilen alacak nedeniyle borçlu olmadıklarını ileri sürdükleri anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan 17/12/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; Davalı ... ile dava dışı ...nin ticari defter ve kayıtları, dava dışı...'ye ait sevk irsaliyeleri SMMM Bilirkişisi tarafından incelenmiş, ....nin muhasebe kayıtlarından tek düzen muhasebe sisteminin gereklerine uygun olarak alışların, satışların, ödemelerin ve diğer işlemlerin muhasebe defterlerine ortak bazında isim belirtilerek kayıt yapılmamış olması dolayısıyla, dava dışı ....'ye ait sevk irsaliyelerinde yer alan malın (Balığın) kooperatif kayıtlarına girilip girilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, ... .'nin ...'ye temlik ettiği tutar kadar dava dışı Kooperatiften alacaklı olup olmadığı tespitinin yapılamadığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda ... ile kooperatif arasında yapılmış olan alışverişin toplam tutarının ne kadarının ödendiğinin, bakiye borç kalıp kalmadığının, ...'nin takip konusu borç kadar kooperatiften alacağı olup olmadığı tespiti de yapılamamış, ...'nin kendi muhasebe kayıtlarında dava dışı kooperatiften 105.525,60-TL alacaklı olduğu, kooperatif kayıtlarında ... adına herhangi bir borç bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ...'nin kooperatif yönetim kurulunun 08/10/2006 tarih 74 Sayılı yönetim kurulu Kararı ile ortak kaydedildiği, 20/04/2009 ve 24/06/2010 tarihli Genel Kurul Hazirun Listelerinde 32. Sırada isminin yer aldığı, her iki genel kurula da katıldığı, 28/06/2011 tarihinde yapılan genel kurulda ismi yer almasına rağmen katılmadığı, 28/06/2012, 29/06/2013 ve 23/07/2014 tarihli Genel Kurul Hazirun Listelerinde isminin bulunmamakla birlikte Mayıs 2007-31.12.2012 dönemine ait Yönetim Kurulu Karar Defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle üyelikten ayrılış tarihinin tespiti tam olarak yapılamadığı anlaşılmıştır.
TBK 183. Maddesinde kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı borçlunun rızası aranmaksızın alacağını 3. Bir kişiye devredebileceği düzenlenmiş olup, .... ile davalı ... arasında adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan 15/05/2011 tarihli temliknamenin hukuken geçerli olduğu ve dava dışı borçlu kooperatifin borcunu ancak devralan ...'ye ifa ederek borcundan kurtulabileceği anlaşılmaktadır
20/04/2009 tarihli olağan Genel Kurul toplantısında seçilen yönetim kurulunun görev bölümü ve temsile dair aldığı 34/2009 tarih 20 sayılı kararı 05/10/2009 tarih 7410 sayılı ticaret sicil gazetesinin 137. Sayfasında da tescil ile ilan edilerek, ... kooperatif adına yetkilendirilmiş olduğu bu tarihten sonra aksine dair ibraz edilmedikçe kooperatif adına münferiden yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ...' nin İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6302 Sayılı dosyasıyla ...i aleyhine yapılan icra takibi neticesinde, 445.960,00-TL alacak dava dışı kooperatiften tahsil edilemediği ve 07.03.2013 tarihinde aciz vesikasına bağlanmış olduğu anlaşılmıştır.
1163 Sayılı Kooperatifler kanunun 28.Maddesinde kooperatifin sorumluluğu “Anasözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mamelekiyle sorumludur.”
Kooperatif ana sözleşmesinin 18.maddesi ise(1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 30.maddesinde düzenlenen sınırlı sorumlulukla ilgili “Anasözleşmeye, kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsen ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konabilir. Ortakların tek başına sorumlu olacakları miktar kooperatifteki paylarının tutarı ile orantılı olarak da gösterilebilir....” hükmüne uygun olarak ) “Her ortak kooperatifin işlerinden taahhüt ve mesuliyetinden dolayı, kendi taahhüt ettiği sermaye paylarının 10 katı ve ek ödeme ile sorumludur. Yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kanuni sorumlulukları hakkındaki hükümler saklıdır.” Şeklinde düzenlenerek, kooperatifin borçlarından dolayı kooperatif ortaklarının sınırlı sorumluluğu esası benimsenmiştir.
Kooperatifin 29.06.2013 tarihli 2012 yılı olağan genel kurul toplantısının 9. Gündem maddesinde tasfiyesine karar verilmiş olduğundan, Yargıtay uygulamalarına göre ortakların şahsen ve sınırlı olarak sorumluluklarına gidilebilmesi için kooperatifin iflası yada tasfiye sürecinde olması şartının da gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Kooperatif borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu anasözleşme ve Kooperatifler Kanunu ile sınırlıdır. Nitekim, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 28. maddesinde, "Anasözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mameleki ile sorumludur" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme, kooperatiften alacaklı olan kişilerin kooperatif ortaklarının kişisel malvarlığına başvurma imkânını ortadan kaldırmıştır. Aksine düşünce kooperatiflerin kuruluş amaç ve mahiyetine aykırı düşecektir. Zira, kooperatifin borcundan dolayı ortak, ancak kooperatifin iflası veya diğer sebeplerle dağılması hallerine ilişkin anasözleşmede belirtilen kurallar dâhilinde sorumlu tutulabilir. Anılan 28. maddede yer alan kuralın aksine bir düzenleme, anılan Kanun'un 29, 30, ve 31. madde hükümleri uyarınca anasözleşme ile getirilebilir. Aynı Kanun'un 33, 35, 36. maddelerinde özellikle kooperatifin iflası veya diğer sebeplerle dağılması hallerine ilişkin anılan kuralın istisnalarına yer verilmiştir.
Davalı kooperatif anasözleşmesinin 17.maddesinde “Kooperatifin borçlarından dolayı alacaklılarına karşı mal varlığı ve ortaklarının sermaye yüklenmesinin 10 katı ve ek ödeme yükümleri ile sorumludur” ve 18.maddesinde de “Her ortak kooperatifin işlerinden taahhüt ve mesuliyetinden dolayı, kendi taahhüt ettiği sermaye paylarının 10 katı ve ek ödeme ile sorumludur” hükümlerine yer verilmiş olup, bahsi geçen ana sözleşme hükümleri uyarınca kooperatif ortaklarının, kooperatif borçlarından, kooperatifteki payından fazla ve payı ile orantılı olarak gösterilmesi mümkün olan belirli bir miktara kadar şahsen sorumlu olmalarının öngörülmüş olduğu görülmektedir. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin 17. Ve 18. maddesi ortakların kooperatife karşı sorumluluklarını düzenlemekte olup, kooperatiften alacaklı olanların kooperatif üyelerine doğrudan ve kişisel malvarlığına başvurma olanağı veren bir istisna hükme anasözleşmenin 17 ve 18 maddelerinde yer verilmiştir. Bu madde hükümlerinde YHGK'nın 29.03.2006 tarih ve 12-32 E., 113 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, kooperatif ortaklarının sınırsız sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulmuş sicil kayıtları içerisindeki Genel Kurul Kararlarına göre; Kooperatif aleyhine İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6302 Sayılı dosyası ile yapılan icra takibi sonucunda aciz belgesi alındığı 07.03.2013 tarihi itibarıyla; ..., ..., ..., ... ve ...’ın kooperatifin ortağı olmaları sebebiyle sorumluluklarının devam ettiği, ...’in (5.000,00x10=) 50.000,00TL, ...’ın (5.000,00x10=) 50.000,00TL, ...’ın (5.000,00x10=) 50.000,00TL, ...’nın (5.000,00x10=) 50.000,00TL’den sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılardan ...’ın kooperatif ortaklığının 30.03.2012 tarih 43 Sayılı, ...’nın ise 07.09.2010 tarihinde 32 sayılı yönetim kurulu kararı ile ortaklıklarının sona erdiği, ancak 2007/Mayıs ayından sonraki karar defterlerinin ibraz edilmemiş (2013 yılı tasdikli karar defteri boş olarak ibraz edilmiş olması) olması nedeniyle istifalarına ilişkin yönetim kurulu kararlarının incelemeye sunulmadığı, ancak kooperatifin defter ve belgeleri içerisinde ...’nın 21.06.2010 tarihli istifa dilekçesinin yer aldığı, bu nedenle ...’nın 2010 yılında istifa ettiğinin anlaşıldığı, ... ile ilgili olarak ise başka bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun “Bir ortağın ayrılmasından veya kooperatifin dağılmasından sonra sorumluluk” başlıklı 36.maddesi; “Sınırsız veya sınırlı sorumlu bir ortak ölür veya diğer bir sebeple kooperatiften ayrılışının kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl veya anasözleşme ile tespit olunan daha uzun bir süre içinde kooperatif iflas ettiği takdirde,ayrılmasından önce doğmuş olan borçlar için ortak sorumluluktan kurtulamaz.
Aynı şartlar altında veya aynı süre içinde ek ödeme yükümü de mevcut olmakta devam eder.
Bir kooperatif dağılırsa, dağılmanın Ticaret Siciline tescilinden başlayarak bir yıl veya anasözleşmede tespit olunan daha uzun bir süre içinde kooperatifin iflasının açılmasına karar verilmesi halinde ortaklar aynı şekilde ek ödemelerle birlikte sorumludurlar.”Hükmündedir. Bu konu kooperatif anasözleşmesinin 24.maddesinde ise;
“Ortaklıktan çıkan veya çıkarılanların ortaklık zamanına ait muamelelerden doğacak sorumlulukları, ayrılmanın tahakkuk ettiği, bilanço yılının bitiminden başlayarak iki yıl devam eder. ……” şeklinde düzenlenmiştir.
...’ın istifasının 30.03.2012 tarih 43 Sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilse bile sorumluluğunun 31.12.2014 tarihinde sona ereceğinden borç için aciz vesikasının alındığı 07.03.2013 tarihi ile sorumluluğu devam etmektedir ve (3.420,00x10=) 34.200,00-TL dan sorumlu tutulabileceği, ... ise 07.09.2010 tarihinde ortaklığı sona erdiğinden ana sözleşme hükmü gereği sorumluluğunun 31.12.2012 tarihinde sona ermiş olduğu, bu tarih borcun aciz vesikasına bağlandığı 07.03.2013 tarihinden önceki bir tarih olması nedeniyle ... sorumlu tutulamayacağı, anlaşılmakla davacı ...'nın menfi tespit talebinin yerinde olduğu, diğer davacılar ..., ..., ... , ... ve ...'ın menfi tespit isteğinin yerinde olmadığı anlaşılmakla ...nın davasının kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından bu davacının kötü niyet talebinin reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacı ... yönünden sehven hüküm kurulmadığından bu davalı yönünden HMK 305/A maddesi gereğince ek karar yazılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile;
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar ..., ..., ... ve ...'ın davasının Reddine
2-Davacı ...' nın davasının KABULÜNE,
3-İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4942 Esas Sayılı dosyasında BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
4-Davacı ...'nın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların davalı kooperatife karşı dava konusu icra takibinden herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı ...'ın aynı davacı ... gibi istifa ettiğinden borçtan herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı ...'ın 07/09/2010/32 sayılı, davacı ...'nın 30/03/2012/43 sayılı karar ile kooperatiften istifaları yönetim kurulunca kabul edilmiş olup davacıların kooperatifte bu tarihlerden sonra ortaklık sıfatının kalmadığını, defter ve kayıtlarda davalı adına işlenmiş herhangi bir kaydın bulunamadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, dava dışı kooperatifin tüm defter ve kayıtlarının incelendiğini ve bu kayıtlarda davalıya ait herhangi bir kayda rastlanmadığını, davalının dayanak olarak aldığı cari hesabın davacı müvekkilleri tarafından düzenlenmediğini, bu nedenle dava dışı kooperatife ait kayıtlarda herhangi bir borç kaydının bulunamadığını, Kooperatifler Kanununun 56. ve 59.maddesi uyarınca kooperatif adına borçlanma yetkisinin ancak yönetim kurulu tarafından seçilecek üyelere ait olduğunu, temsil yetkisi olmayan kişilerin kooperatifi borç altına sokmasının mümkün olmadığını, alınan bilirkişi raporlarında, sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte, yalnızca davacıların borçtan sorumlu olup olmadığı yönünde inceleme yapıldığını, borcun varlığının incelenmediğini, nitekim 23/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda da kooperatifin ortaklarına olan borçlarının tespit edilemediğinin belirtildiğini, raporda dahi incelemenin eksik olduğunun kabul edildiğini, hukuken geçerli bir temlik bulunmadığını, icra dosyasına konu borcun davalı tarafından ....'dan temlik alındığını, ancak borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte hukuken ....'nın borcu temlik etmesinin mümkün olmadığını, borcun doğumu sırasında temlik alan davalı ve temlik veren kooperatifin ortağı olup borçlu konumunda olduğunu, bir kişinin kendi borcunu temlik almasının mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında hesaplarda detay olmadığının belirtildiğini, hesaplarda detay yokken .... tarafından davalıya temlik edilen alacağın tespitinin ne şekilde yapıldığının belli olmadığını, borca dayanak satışların su ürünleri ve perakende satış yerleri yönetmeliği'ne aykırı şekilde gerçekleşmiş olup bunun tespitinin gerekli olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının defter ve kayıtlarında yapılan incelemede alacak bakiyesi 105.525,60-TL bulunduğunu, ancak takibe konulan alacak bakiyesinin 445.960,00-TL olduğunu, davalıının kendi defter ve kayıtlarında dahi kayıtlı olmayan miktarda borcu takibe koyduğunu, bu nedenle davalının defter ve kayıtlarına itibar edilmemesinin gerektiğini, davalı defter ve kayıtlarının davacıların borçlu olmadıklarını gösterir şekilde olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların kooperatif üyesi olarak esas sözleşme uyarınca sınırlı sorumluluklarının söz konusu olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: menfi tespit istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davalı tarafça 25.04.2013 tarihinde İzmir 15.Müdürlüğü’nde başlattığı 2013/4942 E Sayılı icra takibinde 25.04.2013 tarihli ödeme emri ile, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...., ..., ..., ...’dan 445.960,00-TL tutarındaki alacağın, asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren ve yıllık % 13,75 üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte (İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6302 Sayılı dosya borçlusu ...nin acze düşmesi ve borcu ödeyememesi nedeniyle kooperatif ortaklarının kooperatif tüzüğünün 18.maddesi gereği kooperatif borçlarında sorumlulukları nedeniyle) ödenmesi istenmiştir. Ödeme emri eki 07.03.2013 tarihli “Borç Ödemeden Aciz Vesikası”da.... borçlu, ... alacaklı olup, alacağın faiz ve giderler dahil toplamı 478.113,87TL olduğu, aciz vesikasının 454.607,87TL için İİK 143, 251. Maddeleri gereği alacaklı ...’ye verildiği belirtilmiştir.
Takip talebinde her bir borçlunun sorumlu olduğu miktar takip talebi ekinde ayrıca belirtilmiştir. Davacıların sorumlu olduğu miktar iş bu davanın toplam dava değeri kadardır.Yani her bir davacının sorumlu olduğu miktar toplanarak dava açılmıştır.
Ayrıca takip İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6302 Sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açılmıştır.
Davalı taraf, ....'den 72.013 TL alacağı temlik aldığını da ileri sürerek dosyaya temlik belgesi sunmuştur.
İlk derece mahkemesince 2 ayrı bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.
Bilirkişiler ...,... ve ... tarafından düzenlenen 26/04/2017 havale tarihli raporda özetle ; Dava konusu olayda, dava dışı Kooperatifin ana sözleşmesinin 17. Maddesinde, “Kooperatif, borçlarından dolayı alacaklılarına karşı, mal varlığı ve ortaklarının sermaye yüklenmesinin 10 katı ve ek ödeme yükümleri ile sorumludur.” ve 18. maddesinde de, “Her ortak, kooperatifin işlerinden, taahhüt ve mes'uliyetinden dolayı, kendi taahhüt ettiği sermaye paylarının 10 katı ve ek ödeme ile sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş olup, bahsi geçen ana sözleşme hükümleri uyarınca, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 30. Maddesi uyarınca, kooperatif ortaklarının, kooperatif borçlarından, kooperatifteki payından fazla ve payı ile orantılı olarak gösterilmesi mümkün olan belirli bir miktara kadar şahsen sorumlu olmalarının öngörülmüş olduğunun görüldüğü, dava dışı kooperatifin 22.07.2013 tarihinde toplanan Yönetim Kurulu, kooperatifin ünvanına, “Tasfiye Halinde” ibaresinin eklenmesine ve mevcut Yönetim Kurulunun, aynı zamanda Tasfiye Kurulu olarak görev yapması yönünde karar alındığı anlaşılmakla, kooperatif ortaklarının sınırlı, şahsi sorumluluğu için Yüksek Yargıtay tarafından aranan “kooperatifin iflas etmiş veya tasfiye haline girmiş olması” şartının gerçekleştiği ve kooperatif ana sözleşmesinin 18. maddesi gereğince, davalının, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2011/6302 sayılı dosyası kapsamında düzenlenmiş olan 07.03.2013 tarihli aciz belgesine bağlanmış olup, bu aciz belgesine istinaden dava dışı ... aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde adı geçen kooperatiften tahsil edilemediği de sabit hale gelen 445.960,00- TL tutarındaki alacağından, dava dışı kooperatif aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2011/6302 sayılı dosyası ile yapılan icra takibi kapsamında kooperatif hakkında aciz belgesi alınmış olan 07.03.2013 tarihi itibariyle ortaklık sıfatına sahip bulunan kooperatif ortaklarının her birisinin sermaye paylarının 10 katına kadar şahsen sorumlu tutulabilecekleri ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun “Sınırlı Sorumluluk” başlıklı 30. Maddesinde yer alan; “Anasözleşmeye, kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsan ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konabilir. Ortakların tek başına sorumlu olacakları miktar kooperatifteki paylarının tutarı ile orantılı olarak da gösterilebilir.” hükmü uyarınca, her bir kooperatif ortağının sermaye payının on katına kadar şahsi sorumluluğunun, diğerleri ile müteselsil olmayacak şekilde ve her bir ortak için bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılabileceği, ancak nihai takdirin mahkememize ait olduğu, bu çerçevede, davalı tarafından davacıların da aralarında olduğu kooperatif ortakları aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4942 sayılı dosyasıyla yapmış olduğu icra takibine ilişkin ödeme emrinin ekinde yer alan, dava dışı kooperatifin 05.05.2009 noter tasdik tarihli Hazirun Cetvelinde, kooperatif ortaklarını imzalarıyla birliktte yer alan sermaye paylarının güncel miktarları dikkate alındığında, davalının dava dışı kooperatiften tahsil edemediği 445.960- TL tutarındaki alacağından, davalılardan ...'in (5.000 x 10 ) 50.000 TL'ye kadar, ...'ın (5.000 x 10 ) 50.000 TL'ye kadar, ...'ın (5.000 x 10 ) 50.000 TL'ye kadar ve ...'nın (50.000 x 10 ) 50.000 TL'ye kadar şahsen sorumlu tutulabilecekleri ve İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4942 sayılı dosyasıyla davalı tarafından davacılar aleyhine yapılan icra takibinde de anılan davacıların şahsen sorumlu oldukları miktarların aynen bu şekilde gösterildiği görülmekle, davacılardan ..., ..., ... ve ...'nın menfi tespit taleplerinin isabetli olmadığı; 07.09.2010/32 sayılı kararla davacılardan ...'nın ve 30.03.2012/43 sayılı kararla ile de ...'ın istifalarının yönetim kurulunca kabul edildiği ve bu haliyle, davacılardan ... ile ...'ın, dava dışı kooperatif aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2011/6302 sayılı dosyası İle yapılan icra takibi kapsamında kooperatif hakkında aciz belgesi alınmış olan 07.03.2013 tarihi itibariyle kooperatifte ortaklık sıfatlarının olmaması nedeniyle, bu davacılar açısından menfi tespit talebinin isabetli olduğu sonuçlarına varıldığı, nihai takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora davacı ve davalı vekilleri itiraz etmiştir. Davalı vekili Koop. Kanunun 36. Maddesi gereğince davacılar ... ve ...'ın da sorumlu olduğunu belirterek itiraz etmiştir.
Kooperatifler Kanunu'nun 36. maddesi, “Sınırsız veya sinirli sorumlu bir ortak ölür veya diğer bir sebeple kooperatiften ayrılışının kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl veya anasözleşme ile tespit olunan daha uzun bir süre içinde kooperatif iflas ettiği takdirde, ayrılmasından önce doğmuş olan borçlar için ortak sorumluluktan kurtulamaz. Aynı şartlar altında veya aynı süre içinde ek ödeme yükümü de mevcut olmakla devam eder” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Bilirkişiler ..., .... ve ... tarafından düzenlenen 23/07/2018 tarihli ek raporda özetle ; Dava dışı .. ...ne ait defter ve kayıtlara göre adı geçen kooperatifin, 31.12.2014 tarihi itibariyle, ortaklarına 73.572,36-TL borcu bulunduğu, muhasebe kayıtlarının yetersiz olması ve kayıtların dayanağı olan belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle, hangi ortağın ne kadar alacaklı olduğunun tespit edilemediği, dayanak belgeleri ibraz edilmemiş olmakla birlikte kendi ticari defterleri ile 2009, 2010, 2011 ve 2012 yılları muavin defter dökümü bilgisayar çıktılarına göre davacı ...'nin, ...nden, 31.12. 2012 tarihi itibariyle 105.525,60-TL alacaklı göründüğü, tarafların diğer itirazlarının, 24.06.2017 havale tarihli rapordaki tespit ve değerlendirmelerinin sonuçlarını değiştirecek nitelikte değilse de, istifasının son bir yıllık süre için de gerçekleşmesi nedeniyle, kooperatifin borçlarından, davalılardan ...'ın da sorumlu tutulabileceğini belirtmişlerdir.
Davalı vekili 14.01.2019 tarihinde sunduğu dilekçede bilirkişinin defter kayıtlarında tespit ettiği 105.525 TL lik hesaba temlik bedeli 72.013 TL'nin ilave edilmesi gerektiğini yani resmi olarak alacak miktarının 177.538 TL olması gerektiğini ayrıca cari hesap özetinin kooperatif yetkilileri tarafından kaşeli olarak imzalandığını bu belgede dahi alacak miktarının 245.526 TL olarak göründüğünü belirterek rapor alınmasını talep etmiştir .
Bu dilekçe ekine davalı taraf cari hesap belgesini de eklemiştir. Dava dışı kooperatifin bu hesap altında kaşe ve imzası bulunmaktadır .
Davacı taraf cari hesap altındaki imzanın kooperatifi bağlamadığını imzaya yetkili kişilerce atılmadığını ileri sürmüştür .
Mahkemece itirazlar üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırmış,
Bilirkişiler ..., .... ve... tarafından düzenlenen 17/12/2019 tarihli raporda özetle ; .. . ..nin muhasebe kayıtlarlarında tek düzen muhasebe sisteminin gereklerine uygun olarak alışların, satışların, ödemelerin ve diğer işlemlerin muhasebe defterlerine işlenişinde ortak bazında isim belirtilerek kayıt yapılmamış olması dolayısıyla, dava dışı, ...’ye ait sevk irsaliyelerinde yer alan malın (Balığın) kooperatif kayıtlarına girilip girilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, ...’nin ...’ye temlik ettiği tutar kadar dava dışı kooperatiften alacaklı olup olmadığının tespiti yapılamadığı, aynı gerekçe ile ... ile kooperatif arasında yapılmış alış verişin toplam tutarını, bunun ne kadarının ödendiğini, bakiye borç kalıp kalmadığını, ...’nin takip konusu borç kadar kooperatiften alacağı olup olmadığının tespiti yapılamadığı, ...’nin kendi muhasebe kayıtlarında dava dışı kooperatiften 105.525,60TL alacaklı olup, kooperatif kayıtlarında ... adına herhangi bir borç bulunmadığı, davalı ...’nin kooperatif yönetim kurulunun 08.10.2006 tarih 74 sayılı yönetim kurulu kararı ile ortak kaydedilmiş, 20.04.2009 ve 24.06.2010 tarihli genel kurul hazirun listelerinde 32.sırada ismi yer almakta olup her iki genel kurula da katılmış, 28.06.2011 tarihinde yapılan genel kurulda ismi yer almasına rağmen katılmadığı, 28.06.2012, 29.06.2013 ve 23.07.2014 tarihli genel kurul hazirun listelerinde isminin bulunmamakla birlikte, Mayıs 2007-31.12.2012 dönemine ait yönetim kurulu karar defterlerinin ibraz edilmemiş nedeniyle üyelikten ayrılış tarihi tam olarak tespit edilemediği, TBK 183 maddesinde kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlenmiş olup; ... ve Davacı ... arasında adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan 15.05.2011 tarihli temliknamenin hukuken geçerli olduğu ve davadışı borçlu kooperatifin borcunu ancak devralan ...’ye ifa ederek borcundan kurtulabileceği, Kooperatif Müdürü ...’nin “Kooperatif Müdürlüğü görevinin ... tarafından yürütülmesine, kooperatifin bilumum işlerinin yürütülmesinin temini için resmi dairelere, vergi dairelerine, Belediyelere, SGK’na, Bağkur’a, Ticaret Odasına ve 3.şahıslara karşı temsile, kooperatif adına bankalara açtırılmış olan hesapları kapatmaya, bankalara yeni hesap açtırmaya, bankalardan para çekmeye ve ahzu kabza, çek karnesi talep etmeye, almaya kullanmaya, kredi talebinde bulunmaya ve almaya teminat mektubu almaya, verilen teminat mektubunu geri almaya, koopetatif Müdürü... ve Kooperatif Muhasebecisi ...’a münferiden vekalet verilmesi” şeklindeki kooperatif yönetim kurulu kararına istinaden 20.04.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulunun görev bölümü ve temsile dair aldığı 30.04.2009 tarih 20 sayılı kararı 05.10.2009 tarih 7410 sayılı Ticaret Sicil gazetesi gazetesinin 137.sayfasında da tescil ve ilan edilerek ... kooperatif adına yetkilendirilmiş olup, bu tarihten sonra aksine belge ibraz edilmedikçe, kooperatif adına münferiden yetkili olduğu, davacı ...’nın menfi tespit talebinin yerinde olup, diğer davacılar ..., ..., ..., ... ve ...’ın menfi tespit taleplerinin isabetli olmadığı belirtilmiştir.
Dava dışı kooperatifin incelenen bazı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu bazılarının usulüne uygun tutulmadığı, defterlerde toplam borcun yazıldığı, ancak kooperatifin kime borçlu olduğunun yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı defterlerinde ise davalı 105.525,60 TL dava dışı kooperatiften alacaklı görünmektedir. Davalı defterlerinin de bir kısmının usulüne uygun olmadığı kapanış kaydının olmadığı, sadece 2012 yılının kapanış kaydı olduğu görülmektedir.
Dava dışı kooperatif ve davalı defterleri usulüne uygun tutulmadığından, mahkemece davalı tarafın sunduğu, dava dışı kooperatif tarafından imzalı ve kaşeli cari hesap belgesindeki imzaların kime ait olduğu ve geçerliliği hususunda bir araştırma yapılmadığı, davalı tarafça kaşe altındaki imzanın ...'e ait olduğu ileri sürülmüş, ...'in dava dışı kooperatif müdürü olarak atandığına ilişkin ticaret sicil gazetesinin dosya arasında olduğu, buradaki yetkilerine bakarak bu cari hesap ekstresini imzalayabilip imzalayamayacağı ve imzanın ...'e ait olup olmadığı husunda herhangi bir araştırma yapılmadan ve kararda bu husus tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/01/2023 tarih, 2015/955 Esas ve 2023/19 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,
6-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 17/06/2026