1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2025/446 E., 2026/1098 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 22.06.2026 Sayı: 2025/446 E. - 2026/1098 K. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/446

KARAR NO : 2026/1098

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/01/2025

NUMARASI : 2022/662 Esas - 2025/55 Karar

DAVANIN KONUSU : Şirketin Feshi (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin)

KARAR TARİHİ : 22/06/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 22/06/2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2025 tarih 2022/662 Esas 2025/55 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, davalı şirketin Fetö/pyd terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiası ile Aydın 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/1012 D.İş Sayılı kararı ile kayyım atanarak şirketin yönetimi tasarruf sigorta fonuna geçici olarak devredildiğini, tasarruf mevduatı fonuna ait kayyum yönetimine bırakıldığını, bu kararla birlikte müvekilinin hisseleri dışında şirket hisselerine tedbir konduğunu, şirket 2 yıla yakın tasarruf mevduatı fonunun atadığı Kayyum yönetiminde kaldığını daha sonra tasarruf mevduatı yönetimine devir ve Kayyum kararı veren Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2019 yılında bu karar kaldırılana kadar şirket tasarruf mevduatı fonu tarafından yönetilmiş olduğunu, müvekilinin ise şirketin işlemesine tasarrufu mevduat fonuna ve onun atadığı kayyuma yardım ettiğini, şirketin işleyişini bilmesi piyasayı tanıması nedeniyle faaliyetlerine eskisi gibi devam etmesine yardımcı olduğunu, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.10.2019 tarih ve 2019/438 E sayılı kararı ile Kayyum kararının kaldırılması kararının ardından şirket yönetim kurulu başkanlığına daha önce alınan karara istinaden .... devam ettiğini, kayyum kararı ve şirkete hisselerine konan tedbirlerin kaldırılması akabinde diğer iki şirket ortağı müvekkilinin hisselerine tedbir konmaması ve kayyumla beraber çalışması şirketin işleyişine yardım etmesi nedeniyle tedbir kararının kaldırılması sonrası müvekilini dışladıklarını, neredeyse hiç bir toplantıya çağırmadıklarını, müvekkiliyle karşılaştıklarında bu durumu ona ilettiklerini, müvekkilini dışarda bıraktıklarını müvekilinin alınan kararlardan şirketin işleyişinden haberdar olmadığını, bu gelişen olaylar neticesi şirket müdürü tarafından diğer ortakla fikir birliği içerisinde 20.04.2022 tarihli aldıkları kararla olağan üstü genel kurul kararı alındığını ve bu kararla 17.05.2022 tarihli genel kurul gündemine tek madde konduğunu, bu madde ise müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasının görüşülmesi olduğunu,17.05.2022 tarihli genel kurulda 2 kabul oyuna karşı 1 red oyla müvekkilinin hiç bir sebep gösterilmeden gerekçesiz olarak, yapılan genel kurulda müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin bu karara karşı hem red oyu verdiğini hemde genel kurul divanına yazılı olarak muhalefet şerhini işlettiğini, haksız ve hukuka aykırı, ana sözleşmeye aykırı,ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı ortaklıktan çıkarma kararına karşı yasal 3 aylık sürede dava açtıklarını, diğer ortaklar tarafından alınan çıkarma kararının iptali akabinde şirketin kuruluş gayesi ve amacından uzaklaşıldığını, şirketteki çoğunluğun azınlık üzerinde hakimiyet kurduğunu ve baskıya dönüştüğünü, bu nedenlerle şirketin tasfiye edilerek müvekkilinin tasfiye payının kendisine ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle şirketin tasfiyesine karar verilerek müvekkilinin veya tayin edilecek kayyumun şirketi tasfiye sürecine götürmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkma kararının iptal edilmemesi ve ayrıca şirketin tasfiyesinin gerçekleşmemesi halinde,şirketten çıkarma kararına istinaden müvekkilinin şirketteki payının ödenmeyen geçmiş yıllar kar payları ile ayrılma akçesinin gerçek değerinin kendisine ödenmesini bu miktarların hesaplanmasının mümkün olmaması nedeniyle Yargılama sonucu çıkacak bedel üzerinde artırmak üzere belirsiz alacak davası olarak 500.000 TL ticari faizi ile birlikte müvekkilline ödenmesine karar verilmesini, dava süresince, hakkında haksızca ortaklıktan çıkma kararı verilen davacı müvekkilinin ortaklıktan doğan hak ve borçlarının dondurulmasına veya davacı müvekkilinin hak ve menfaatlerinin teminat altına alınması amacıyla gerekli önlemlerin alınmasını talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

CEVAP : Davalı vekili; Müvekkili şirketin 2003 yılında 6 ortağın bir araya gelmesi ile kurulduğunu, zaman içerisinde 1 ortak payının tamamını müvekkili şirket yetkilisi... tarafından bedeli ödenmek suretiyle devir alındığını, diğer 2 ortağın hisse bedeli de şirket tarafından ödenmek suretiyle 3 ortağa eşit şekilde paylaştırıldığını, ortak sayısı üçe düştüğünü, Pay oranları; .... %50, ... %25 ve .... %25 şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu 2003 yılından 2016 yılına kadar .... şirketi sevk ve idare ettiğini, bu dönemde şaibeli herhangi bir işlem gerçekleşmediğini, 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleşen darbe girişimi sonrası müvekkili şirket yetkilisi ...., Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde cezaevine gönderildiğini, bu aşamada şirket yönetimi vekaleten davacı ....'a devredildiğini, akabinde yaklaşık 1 yıl sonra TMSF tarafından şirkete kayyım atandığını, kayyım atanmasından sonra şirketin geçmiş yıllarına ilişkin hesap ve kayıtlar incelendiğini ve herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmadığını, kayyum idaresinde olan müvekkili şirket 18.10.2019 tarihinde eski sahiplerine iade edildiğini, iadenin ardından yapılan ilk toplantıda .... oy birliği ile yeniden müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, yeni yönetim döneminde davacı ile müvekkili şirket yetkilisi .... yaklaşık 1 yıl boyunca birlikte çalıştıklarını, davacı yeni yönetim kurulu geldikten sonra kayyım dönemi kadar rahat hareket edemediğini ve her istediğini yapamadığını, bu nedenle değişik sorunların ve huzursuzlukların çıkmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket çalışanlarını yönetime karşı kışkırtarak şirketin zarara uğramasına ve başarısız olmasına sebebiyet verdiğini, kayyum döneminde aldığı ve 5 asgari ücrete tekabül eden maaşının, yeni dönemde yarısına düşmesi ve yeni maaşının yarısıyla da kendisinin bağkur ödemesi fazlası yapılmasını, şirketin yönetim kurulunun aleyhine tavırlar sergilemesinde etkili olduğunu, bu dönemde tabiri caizse elinden geleni ardına koymayan davacının amacının diğer ortakların mağduriyetinden faydalanarak şirket yönetimini tekrar ele geçirmek ve istediği şekilde yönetmek olduğunu, davacının bu tutumlarına rağmen müvekkili şirket, ticari geçmişlerini ve ortaklıklarını da göz önünde bulundurarak, hiçbir şekilde onur kırmadan, kibarlık çerçevesi içerisinde kendisine 2016-2019 yılları arasındaki hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, kendisinin artık yorulduğu ve kenara çekilip biraz istirahat etmesinin oldukça iyi geleceği hususu salık verildiğini, davacının, 2019-2020 yılında baş gösteren Covid19 salgını sebebiyle işlerin duraksaması ve ciroların düşmesi akabinde rakip firmalara angaje olduğunu ve müvekkili şirket aleyhine PR yapmaya başladığını, hatta bu hususta kendi ifadesinde de belirttiği üzere Nazilli'de aynı sektörde faaliyet gösteren ....'de 3 ay boyunca çalıştığını, müvekkili şirkete gelen ve daha önceki dönemlerden davalıyı tanıyan pazarlamacılar ve tohumcular, davacıyı çok kez ....'de gördüklerini beyan ederek, müvekkili şirketten ayrılıp ayrılmadığı hususunda sorular yönelttiklerini, iyi niyetle kendisine bu durum iletildiğini, davacı bu faaliyetlerini kötü niyetle sürdürdüğünü, tohum firmalarıyla müvekkili şirketin arasının açılmasına ve bu firmalardan tohum temin edebilmenin zorlaşmasına sebebiyet verdiğini, 2016-2019 yıllarında yönetimde olması vesilesiyle samimiyet kurduğu müşterilere artık yönetim kuruluna dahil olmadığından, diğer firmalardan sipariş vermelerini ve onlarla çalışmalarını telkin ederek müvekkili şirketi zarara uğratmaya devam ettiğini, kayyum idaresi döneminde kızı ....'a, şirkette çalışıyormuşçasına maaş bağlattığını ve sigortalattığını, davacı bu 3 yıllık sürece dair herhangi bir hesap veremediğini, .... ceza evine girmeden önce vadeli mevduat hesabında 350.000,00 TL varken, geçen 3 yıllık süreç sonunda şirket 350.000,00 TL vergi borcu ve yaklaşık 800.000,00 TL değerinde de diğer firmalara olan borç ile devralındığını, yaşanan bu gelişmeler, davacının müvekkili şirketten ayrılmasının beklenmesini kaçınılmaz kıldığını, ayrılmasına karşılık kendisine müvekkili şirketten taleplerde bulunma hakkı tanınmasına rağmen, ayrılmak istemediğini belirttiğini, müvekkili şirkete zarar vermeye devam ettiğini, şirket hisselerini daha pahalıya satma politikasının bir sonucu olduğunu, davacı taraf, istenmediği yerde duramayacağını ve kendi payına düşen hisse bedelini devir etmesi durumunda kendisine ne kadar ödeneceğini diğer şirket yetkililerine sorduğunu, satıcı kendisi olduğu için hisse bedellerine karşılık miktar olarak ne istediğinin kendisi tarafından bildirilmesi gerektiğini diğer ortaklar tarafından belirtildiğini, diğer ortaklar, davacıdan kendi payına karşılık ne kadar istediği konusunda fiyat beklerken, davacının huzurdaki davayı ikame ettiği öğrenildiğini, şirketin güncel değerinin yükselmesinde diğer ortakların gayreti neticesinde ulaşdığını, davacı taraf özellikle son zamanlarda şirketin kötüye gitmesine ve zarar etmesine sebebiyet verdiğini, kayyum ile davacının şirketi birlikte yönettiği dönemde, şirketi kendi şahsi menfaati doğrultusunda kullandığı ve bu nedenle şirketin zarar ettiğini, şirket defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, şirketin bekası ve geleceği için davacı ortağın, şirket ortaklığından ayrılması elzem olduğunu, davacının ortaklıktan ayrılması gerektiği hususu şirketin karar defterine de kayıt düşüldüğünü, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Nazilli Ticaret Sicili Memurluğunun 6825 ticaret sicil numarası ile kayıtlı olduğu, şirket ortaklarının ...., .... ve davacı .... olduğu, davalı şirketin temsilcisinin ... olduğu, davacının şirketteki hisse oranının %25, ortak ....'ın şirketteki hissesinin %25, diğer ortak ....'in hisse oranının %50 olduğu, davacı şirket ortağının davalı şirkete karşı dava açarak şirketin fesih ve tasfiyesine, bu talep kabul olmaz ise çıkma payını alarak ortaklıktan çıkmaya karar verilmesini talep ve dava ettiği, davacı ile davalı şirketin diğer ortakları arasında geçimsizlik bulunduğu, davalı şirketin iş bu dava açılmadan aldığı 17/05/2022 tarihli genel kurul kararı ile davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, mahkememiz dosyasından tefrik edilen mahkememizin 2022/813 esasına kaydedilen davada yapılan yargılama sonunda 09/11/2022 tarih, 2022/651 karar sayılı karar ile davacının davasının kabulü ile, 17/05/2022 tarihli genel kurulda alınan ortaklıktan çıkarma kararının iptaline karar verildiği, hükmün 13/12/2022 tarihinde kesinleştiği, bu genel kurul kararının da gösterdiği üzere, şirket ortaklarının davacıyı şirket ortaklığından çıkarmak istedikleri ve ortaklar arasında geçimsizlik olduğu, tanık beyanlarından davacının davalı şirkette istenmediği, şirkete alınmak istenmediğinin sabit olduğu, yine davalı şirket temsilcisinin, davacının şirketten çıkmasını kabul ettiğine dair sözlü beyanı nazara alındığında haklı sebeplerin var olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesine göre haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, ancak aynı maddede belirlendiği üzere, mahkemece, fesih yerine davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği, bu nedenle TTK'nın 636/3. maddesine göre haklı sebeplerin varlığı ispat edilmiş ise de, mahkememizce davalı şirketin aktif varlığına devam etmesi nazara alınarak fesih talebi uygun görülmeyerek, bu yöndeki talebin reddine, TTK'nın 636/3. maddesinde ki yasal düzenleme gereğince haklı sebeplerin var olduğu da gözetilerek davacının, davalı şirket ortaklığından çıkma talebi yerinde görülmekle 7.487.816,61TL ortaklıktan çıkma payı alacağı olduğu kanaatine varılarak çıkma payı alacağı talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacının çıkma payının tespiti bakımında raporun güncel olmadığı gibi karardan evvelki son verilerin itiraza rağmen değerlendirmeye alınmadığından raporun hükme ve denetime elverişli olmadığı, ayrıca mal, kar ve kazanç üzerinden enflasyon güncellemesinin yapılmadığı, bununla birlikte 22 yıllık marka değerinin çıkma payının hesabına dahil edilmemesinin hatalı olduğu, kabule göre ise ayrılma akçesine faiz işletilmemesinin hukuka aykırı olduğu, dava veya karar tarihine göre ticari avans faizinin uygulanması gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili, somut olaydaki çıkma payı yönünden maktu harç tespiti ile birlikte yine maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken aksi kabulün doğru olmadığı, davacının genel kurul kararı iptali talebinin tefrik edilerek kesinleştiği yani davacının hali hazırda davalının ortağı olup yargılamanın konusunu teşkil etmediği 2 numaralı tasfiye ve tasfiye payının ödenmesi talebinin şirketin aktif varlığının devam etmesi gerekçesi ile reddediği ancak TTK 636/3 uyarınca netice ve talep kısmının 3 numaralı talebi kabul edilmişcesine değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu zira 3 numaralı talebin yalnızca ayrılama akçesi ödenmesine ilişkin olup ortaklıktan çıkmaya dair hiçbir talebin olmadığı yani çıkma yönünden davacını hiçbir talebinin bulunmadığı, mahkemece 14/12/2022 tarihli duruşmada davalı yetkili temsilcisinin beyanı kabul edilmiş ise de bunun değerlendirmeye alınmasının dosya kapsamına göre mümkün olmadığı, ayrılma akçesinin şüpheden uzak bir biçimde belirlenmesinin gerektiği, şirketin fesli talebinin uzman bilirkişi mahiyeti ile tespiti gerekmesine rağmen davacının haklı sebep iddiasının ispatlanamadığı dolayısıyla davanın reddedilmesi gerektiği, esasen davalı şirketle alakalı kayyum kararının kaldırılması sonrası diğer iki ortağın davacıya uyguladığı belirtilen hususların hiçbirinin somut olayda ispatlanamadığı dinlenen tanık beyanlarında bu durumun sabit olduğu, mahkemece dayanak gösterilmiş ise de 17/05/2022 tarihli GK kararının iptal edildiği dolayısıyla haklı sebep kavramının ispatlanamadığı, aksi bir durum olur ise feshi gerektiren bir durum olup olmadığı yönünden bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması gerektiği, mahkemece dayanak alınan 22/02/2024 tanzim tarihli raporun maddi dayanaktan yoksun olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :Dava şirketin feshi olmadığı takdirde çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Uyuşmazlığın incelemesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; yukarıdaki talepler yanında dava dilekçesi ise davacı yan yönünden çıkarma kararının iptali isteminde bulunulmuş ise de iptal talebi yönünden mahkemece tefrik kararı verilerek mahkemenin 2022/813 esas sırasına kayıt edilerek buradan yapılan yargılama neticesinde 2022/651 karar sayılı ilam ile çıkarma kararının iptaline karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği anlaşılmakla tefrik yönünden yapılan iş ve işlemler yerinde ise de esasen iş bu inceleme konusu dosya talepleri yönünden kararın kesinleşmesi beklenmeden yargılamaya devam olunması doğru görülmemiş ne var ki karar verilmezden evvel söz konusu çıkarma kararının iptali kararı kesinleştiğinden usule aykırı bir durum görülmemiştir.

Somut olayda, davacının % 25, dava dışı ...'in % 50 ve yine dava dışı ....'ın % 25 ortağı olduğu davalı şirketinin 2003 yılında kurulduğu, kuruluşundan 2016 yılına kadar ...'in şirketi sevk ve idare ettiği, Fetö/pyd terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiası ile açılan kamu davasında mahkemece şirket yetkilisi .... yönünden 2017/1012 D. iş sayılı karar ile davalı şirket yönetiminden el çektirilerek yerine kayyum atandığı ve adı geçen mahkemenin 2019/438 esas sayılı dosyası üzerinden verilen 14.10.2019 tarihli karar ile kayyum kararının kaldırıldığı, bunun üzerine şirket yönetim kurulu başkanlığına önceden olduğu gibi yine dava dışı ...'in devam ettiğini, kayyum kararı ve şirkete hisselerine konan tedbirlerin kaldırılmasından sonra davacının hissesine tedbir konulmaması ve kayyum süresince davacının işleyişe yardım etmesi nedeniyle diğer iki ortağın davacıyı dışlamaya başladıkları, davacının işleyişten haberinin olmadığı, davacının toplantılara çağrılmadığı ve şirketten uzaklaştırıldığı ve sonuçta şirketin diğer iki ortak tarafından keyfi yönetilmeye başladığı ve ortaklar arasındaki güven ve fikir birliğinin sarsıldığı ve en nihayetinde davacıyı ortaklıktan çıkardıkları şeklindeki durumlar sebebiyle şirketin feshi olmadığı takdirde çıkma payı bedeli yönünden açılan davada mahkemece bilirkişi incelemesi neticesi fesih talebi yönünden koşulların oluşmadığı belirterek bu yöndeki istemin reddine ancak çıkma talebi yönünden koşulların oluşması sebebiyle bilirkişilerce hesaplanan çıkma payının maddi hataya dayalı olduğu gerekçesi ile yeniden hesaplanarak çıkma payının kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Limited şirketler için uygulanan TTK'nın 636. maddesinde "(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " hükmüne yer verilmiştir.

Limited şirketler için uygulanan TTK'nın 638. maddesinde "(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir", TTK'nın 641. maddesinde de " Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmü düzenlenmiştir.

Limited şirketler için yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Ancak, haklı nedenlerle çıkma davası açılabilmesi için, davacı ortağın/ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla çıkmaya dayanak gösterilen haklı nedenlerin kendisinden kaynaklanmayan nedenler olduğunun kanıtlanması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramaz ilkesi de bunu gerektirmektedir. (Yargıtay 11. H.D'nin11.06.2014 tarih, 2014/6309 E, 2014/11166 K sayılı kararı).

Haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerini isteme hakkını haizdir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin dava veya ıslah dilekçesi tarihi değil, ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanması icap eder. (Yargıtay 11. H.D'nin 06.06.2022 tarih 2021/6313 E, 2022/4505K sayılı kararı).

Mahkemece dosyanın ziraat mühendisi, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişi heyetine tevdisi neticesi sunulan 02/05/2023 tarihli kök raporda şirketin taşınmaz, işletme ve araçların güncel değerinin hesaplanması yönündeki istemi kapsamında piyasa rayiçlerine göre toplam 41.113.472,00 TL olarak hesaplama yapıldığı, söz konusu rapora itirazlar ve esasen raporun bağlantılı başka şirket malları yönünden de inceleme yapılmış olmakla davacı şirket yönünden mal varlığı değerinin karıştırılmış olması nedeniyle yeniden önceki bilirkişilere dosyanın tevdisi neticesi sunulan 19/08/2023 tarihli ek raporda ise bilirkişi uzmanlık alanları yönünden kök rapora yapılan itirazların yerinde görülmediği, araç bedellerinin kök raporda belirtilen 3.930.000,00 TL olduğunun belirtildiği, yapılan itirazlar kapsamında bu sefer talimat yolu ile ziraat mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşan yeni bilirkişi heyeti ile keşif kararı verilerek yaptırılan incelemeye yönelik sunulan 22/02/2024 tarihli raporda inceleme konusu araçların keşif tarihi olan 04/01/2024 tarihi itibariyle piyasa rayiç bedelleri toplamının 5.830.000,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiği, mali müşavir bilirkişiye tevdisi neticesi sunulan 06/09/2024 tarihli raporda ise davacı yan yönünden hissesine karşılık 7.788.671,16 TL tutarında çıkma payı hesaplanmakla birlikte sunulan 25/10/2024 tarihli ek raporda ise enflasyon düzeltmesi yapılması neticesi davacı yan yönünden hissesine karşılık 7.542.711,64 TL tutarında çıkma payı hesaplandığının bildirildiği ve mahkemece mali müşavir ek raporunda araç değerinin 22/02/2024 tarihli rapor verilerinden fazla olarak hesaplamaya katılması doğru görülmeyerek ve bu yönden yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmeyerek söz konusu tutar yönünden mahkemece resen yapılan hesaplama sonucunda davacı yan yönünden hissesine karşılık 7.487.816,61 TL tutarında çıkma payının tespiti suretiyle bu tutar yönünden çıkma payına hükmedildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece davalı şirketin feshi yönünden yapılan değerlendirmenin istinafa konu edilmemiş olması sebebiyle bu yönden varılan kanaat kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiş, bu aşamada uyuşmazlığın; davacı yanın çıkma payı talep edip edemeyeceği ile edecek ise mahkemece belirlenen çıkma payının yerinde olup olmadığı ile bunun sonucuna bağlı kurulan hükmün yerindeliğine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir .

Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; mahkemece davacı yan yönünden çıkma payı hesabı konusunda yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılarak mahkemece 22/02/2024 tarihli rapordaki veriler ile en son kazandırılan 25/10/2024 tarihli rapordaki veriler kullanılarak çıkma payı hesaplanmış ise de çıkma payı hesabında araç değerleri yönünden baz alındığı anlaşılan 22/02/2024 tarihli rapordaki verilerin keşif tarihi olan 04/01/2024 tarihi itibariyle piyasa rayiçlere göre belirlendiği göz önüne alındığında çıkma payının hükme yakın tarihli belirlendiğinden söz edilemeyeceği bununla birlikte mahkemece 02/05/2023 tarihli raporun hükme esas alınmamış olması yerinde ise de benzer bilirkişilerce sunulan 22/02/2024 tarihli raporda davalı şirket yönünden makine bilirkişisi dışında diğer bilirkişilerin çıkma payı hesabı yönünden ne gibi katkısının olduğunun belli olmadığı gibi SMMM bilirkişisi üzerinden inceleme yapılması gerek ise de davalı şirketin faaliyet konusu, işletme kapasitesi ve sahip olunan mal ve haklar yönünden şirketin aktif ve pasiflerinin tespitinde SMMM bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler kaydi değerler üzerinden yapılabileceğinden tek başına baz alınamayacağı anlaşılmakla davacı çıkma pay hesabının yerinde ve yeterli tespit edilemediği, bunun yanında eksik inceleme ve araştırma ile oluşturulan raporun da denetime ve hükme elverişli olduğundan söz edilemeyeceği hatta davalı şirketin marka değerinin olduğu yönünde ciddi nitelikte itirazların da karşılanmaması olması ayrı bir eksik olarak görülmekle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

O halde, yukarıda açıklanan ilke ve hususlar kapsamında davalı şirketin kaydi değerler yanında fiili anlamda faaliyet konusu iş ve işlemler yönünden aktif ve pasifinin (tüm demirbaşlar, mal, alacak ve haklar dahil) tespiti suretiyle hükme en yakın tarihli olarak davacının çıkma payının hesaplanması için gerek faaliyet konusu yönünden alanında uzman bilirkişiler (uygulamada sektör diye tarif edilen) gerekse de üzerine kayıtlı mallar olması halinde mal cinsine göre alanında uzman bilirkişiler yanında işletme, SMMM ve marka bilirkişilerinden alınacak rapor ile sonuca gidilmesi için mahkemece dosyanın az önce nitelikleri belirlenen ve resen seçilecek (gerekirse talimat yoluyla) bilirkişilere tevdisi suretiyle ve mahallinde yapılacak keşif neticesi davalı şirketin piyasa ve marka değerini içerecek şekilde aktif ve pasiflerinin tespitine yönelik inceleme ve araştırmayı içeren şekilde rapor kazandırılıp oluşacak sonuca göre gerekir ise bu rapora yapılan itirazların da ek bir rapor ile karşılanarak açık, anlaşılır, denetime elverişli rapor alınarak oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden, eksik ve hatalı incelemeye dayalı şekilde alınan rapor kapsamında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenlerle eksik inceleme yönündeki taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.

Kabule göre, bilindiği gibi çıkma payının tahsili istemli davalarda söz konusu talep nispi harca tabi dava ve işlerden olmakla birlikte yukarıda belirtilen kriter ve şekilde hesaplanan çıkma payı alacağına talep olması varlığı halinde karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı yanca faiz talep edilmiş ise de mahkemece verilen hükümde faiz yönünden olumlu/olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.

Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN ayrı ayrı KABULÜNE,

2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2025 tarihli, 2022/662 Esas ve 2025/55 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,

5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/06/2026

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı