1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1232 E., 2026/321 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 09.04.2026 Sayı: 2025/1232 E. - 2026/321 K. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C.

İZMİR

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1232 Esas

KARAR NO : 2026/321

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 26/12/2025

KARAR TARİHİ : 09/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 08.05.2023 tarihinde traktör alımı satımı işi olmuş ve davalı şahsın satıcı müvekkile 803.000,00 TL borçlandığını ve yasal olarak faturanın da davalı için kesildiğini, bu faturadan sonra davalının traktör borcuna ilişkin 10.05.2023 tarihinde bankadan 573.000-TL' yi müvekkiline havale ettiğini, fatura ve ödeme dekontlarını ekte sunduklarını, bakiye alacak aslı vade farkı fatura toplamı ödenmediğinden ve davalı ile irtibat kesildiğinden yasal arabulucu işlemi başlatıldığını, arabulucuk son tutanağı ile davalı ile anlaşamama olarak kayıt altına alındığını, beyanla davanın kabulü ile bakiye alacak aslı 230.000,00-TL olmak üzere 08.06.2023 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi olarak yıllık %48 den hesaplama yapılarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:

Dava dilekçesi ile ekleri ve tensip zaptı usulüne uygun davetiye ile davalıya tebliğ olunmuş, davalı dilekçeler aşamasında davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasına katılmamıştır.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, traktör satımına ilişkin düzenlenen faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafında davalıya yapılan traktör satımı sebebiyle düzenlenen 08/05/2023 tarihli ... numaralı 803.000,00-TL bedelli faturadan bakiye 230.000,00-TL'nin ödenip ödenmediği, davacının bakiye alacağın ve faizinin tahsili isteminin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir. HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.

Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."

Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir.

21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı :

'' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,

Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,

b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir.

Mahkememizce tarafların tacir araştırması yapılmış olup, bu kapsamda Ödemiş Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen 12.01.2026 tarihli cevabi yazının incelenmesinden, davacının 01.06.2010- 10.10.2023 tarihleri arasında gerçek usule tabi vergi mükellefi olup bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olduğu, buna göre davacının tacir olduğu ancak davalının basit usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, defter tutma zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaları halinde -esnaf sayılma sınırını aşacakları- ve tacir sayılacakları, buna karşılık somut davada basit usulde vergi mükellefi olan davalının defter tutma zorunluluğunun bulunmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, buna göre ekonomik faaliyetinin sermayelerinden ziyade bedenî çalışmalarına dayandığı anlaşılmıştır. Dava TTK'nın 4. maddesinde sayılan hususlardan olmadığı gibi davalı yanın tacir olmaması, satım konusu malın da ticari nitelikte bulunmaması nedeni ile dava mutlak ya da nispi ticari dava olarak nitelendirilecek davalardan değildir. Uygulanacak hükümler 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleridir. Belirtilen nedenlerle mahkememiz görevli olmayıp eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilerek Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M :

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine,

4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 09/04/2026

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı