T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/455
KARAR NO: 2026/1011
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/12/2025
NUMARASI: 2025/572 Esas - 2025/1018 Karar
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "Davacı şirketin %100 hissesinin ...'na ait olduğu, şirket merkezinin ... olduğu, sermayesinin 150.000.000 TL olduğu ancak bunun 69.168.000,00 TL sinin ödenmemiş olduğu, konkordato projesinin faaliyet karı elde etmeye, alacakların tahsiline, sermaye artışına dayandırıldığı ve borcun %100 ünü 30 ayda yıllık %20 faizle ödeneceğinin vaad edildiği görülmüştür.
Komiserlerin ilk toplantısından hemen sonra davacıların malvarlıklarının tayini için teknik bilirkişi atanmış, stoklar, demirbaşlar ve taşıtların rayiç değeri tespit edilmiştir.
Mahkememizce atanan konkordato geçici komiserleri, 09/10/2025 tarihli raporlarında özetle, davacı şirketin ciddi miktarda nakit ihtiyacının olduğunu, rayiç değerlere göre borca batık olmadığını, zira yüklü miktarda stok olduğunu, dönem içinde malları zararına sattığının anlaşıldığı, brüt karının negatif olduğunu, faaliyetlerin mali olarak sürdürülemeyeceğini, cari oranın 1,16 civarında yetersiz kaldığını, gerçek kişi borçlu yönünden somut bir kaynak olmadığını, mevcut haliyle başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığını belirtmişlerdir.
Borçlular vekilinin 09/10/2025 tarihinde bu rapora karşı beyan dilekçesi sunarak itiraz ettiği görülmüştür. Ayrıca borçlular 13/10/2025 tarihinde revize proje sunmuş, şirket yetkilisi ve ortağı ... ve alacaklı üçüncü kişilerin ciddi oranda borçtan feragat ettiğini belirterek borçların ciddi oranda azaldığını belirtmişlerdir. Revize projede bu kez borçların 24 ayda ilave yıllık %25 faizle ödeneceği öngörülmüştür.
13/10/2025 tarihli revize projenin değerlendirilmesi ve borca batıklığın bir kez daha gözden geçirilmesi için 14/10/2025 tarihli celsede geçici mühletin 2 ay uzatılmasına karar verilmiştir.
Stokların mevcudiyetinden şüphe duyan komiserler 13/11/2025 tarihinde tekrar stokların rayiç değerlerinin tespiti gerektiğini belirtmişlerdir.
14/11/2025 tarihli ara kararla makina mühendisi bilirkişi marifetiyle tekrar güncel rayiç rapor alınmıştır.
Komiser heyeti 11/12/2025 tarihli raporda özetle, dava dilekçesine ekli projeye göre dahi kaynak eksiği olan şirketin revize proje ile 24 ayda borçları ilave faizle ödemesinin mümkün görünmediğini, rayiç öz varlığının -299.245.389,66 TL olduğunu ve borba batık durumda olduğunu, satış cirosu yüksek olasına rağmen zarar raporlayan şirketin kaynak üretemediğini ,maliyetlerini dahi karşılayamadığını, iyiniyet mektubu sunan alacaklılardan ...şirketinin adresinin borçlu şirket ile aynı olduğu ve 05/09/2025 tarihinde kurulduğunu, iyiniyetli ve dürüst bir resim çizilmediğini, bilirkişi marifetiyle tespit edilen stoğun, bildirilen stoğun 1/10 oranında olduğunu, alacakların tahsilinin de mümkün ve gerçekçi olmadığını, gerçek kişinin bağımsız bir projesinin olmadığını, iflasa tabi kişilerden olmadığını ancak borçlu şirketin borca batık durumda olduğunu ve iflasının gerektiğini mütalaa etmişlerdir.
Duruşmada dinlenen komiser heyeti şirketin tasfiyeye tabi malvarlığı olduğunu, adi tasfiyenin daha uygun olacağını beyan etmiştir. Belirlenen gün borçlu asil ve şirket yetkilisi ... da duruşmaya katılmış beyanları alınmıştır.Komiser raporunda yapılan tespitleri geçersiz kılacak bir bilgi, belge beyan sunulmamıştır. Aksine bildirilen mali verilerin gerçeğe aykırı olduğuna dair şüphe doğmuştur. Geçici konkordato komiserinin beyanı ve komiser raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılarak itibar edilmiştir.
Projenin nakit girişi, sermaye artırımı, şirketin işleyişi sonucu kar ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermesi beklenir. Sermaye artışının net olması, miktarının ve vadesinin denetime elverişli takvime bağlanması, kaynağının gösterilmesi gerekirken davacı, faaliyet karı ve sermaye artışına dayandırdığı kaynaklarını somut olarak ortaya koyamamış olup, proje temenniden ibaret kalmıştır. Faaliyet karı hedefi sağlanamadığı gibi sürekli zarar raporlayarak her geçen gün malvarlığının azalacağı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, inandırıcı ve gerçekçi olmayan, iyi hazırlanmamış proje ve soyut çözüm önerileri ile kesin mühlete geçilemeyeceği, yapısal düzelme ve net tedbirlerin zorunlu olduğu, aksi takdirde amacın ödemelerin bir süre tatil edilmesi, alacaklıların alacağına geç kavuşması için kurumun kullanılması anlamına gelebileceği görülerek konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. Şirketin güncel verilere göre (-299.245.389,66 TL) borca batık olduğu görülmüş, İİK.nun 292/1-a,b maddeleri uyarınca iflasına" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; borca batıklık tespiti eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, borca batıklık, yalnızca bilanço verileri veya komiser raporundaki soyut değerlendirmelerle değil, şirketin aktiflerinin rayiç değerleri, faaliyet kabiliyeti, güncel mali durumu ve konkordato sürecinde ortaya çıkan olumlu gelişmeler birlikte değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiğini, stok ve mal varlığı tespiti gerçeği yansıtmadığını, stokların bir kısmı ..., ... ve ... depolarında olduğunu, şirketin faaliyetine devam ettiğini, yaşama şansının bulunduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.
Davacı şirket, dava tarihi itibariyle İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'na kayıtlı olduğu, ticari merkezinin .../İstanbul, davacı gerçek şahsın yerleşim yerinin .../İstanbul adresinde bulunduğu, davanın İİK.nun 285/3 ve 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı vekilinin vekaletnamesinde eldeki davayı açmak üzere özel yetkisine istinaden konkordato geçici mühleti verilmesi talebi üzerine davacılar hakkında önce 16/07/2015 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verilmiş, geçici mühlet kararının uzatılmasına müteakiben komiser heyeti tarafından ibraz olunan nihai rapor sonrası duruşma açılarak 16/12/2025 tarihli duruşmada davacı borçlu şirket yetkilisi de dinlendikten sonra borçlu şirket ile şirket yetkilisi ...'nun konkordato talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verilmiştir.
Konkordato Komiseri Heyetince, borçlu şirketin aktifine kayıtlı tüm araç, demirbaş, makine ve teçhizatın varlığı ve rayiç değerleri ile stok kalemleri ile şirket yetkilisi adına kayıtlı taşınmazların rayiç değerleri bilirkişiler aracılığı tespit ettirilmiştir.Mahkemece atanan konkordato komiser heyetinden alınan 11/12/2025 tarihli faaliyet raporunda özetle: "Davacı şirket tarafından heyete sunulan raporlanmış 30.11.2025 tarihli son gelir tablosu incelendiğinde; şirketin brüt satışlarının 1.354.841.410,94 TL, satışların maliyetinin ise, 1.339.169.174,73 TL olduğu, ancak bu ciroya karşın 108.904.641,83 TL tutarında net dönem zararı raporladığı anlaşıldığı, şirketin cirosunun bu kadar yüksek olmasına karşın bu miktarda net zarar raporlaması, işletmenin projesindeki karlılık hedeflerine ulaşamayacağı yönündeki kanaatimizin oluşmasına neden olduğu, ayrıca, raporlanan finansal tabloda şirketin likidite oranlarının olumsuz yönde etkilendiği ve kısa vadede nakit akış dengesinin bozulduğu gözlemlendiği, şirketin gelir ve kârlılık düzeyi göz önüne alındığında, işletmenin ticari faaliyetlerinden elde ettiği gelir ve diğer kaynaklarıyla sunduğu projeyi uygulamasının ve buna bağlı olarak borçlarını ödemesinin gerçekçi bir yaklaşım oluşturmadığı kanaatine varıldığı, bu nedenle, şirketin mevcut mali yapısı göz önünealındığında, öz kaynakları ve gelirleriyle faaliyetlerini sürdürebilmesi ve borçlarını düzenli şekilde ödeyebilmesi mümkün görünmediği,
Davacı gerçek kişi ... yönünden yapılan incelemede: Şahsın üzerine kayıtlı gayrimenkul ve şirket hisseleri satılarak kefalet borçları ödemesinde kullanılacağı, şahsa ait gayrimenkuller ile ilgili Sayın Mahkemeden gerekli izinler almak kaydı ile satılarak şirkete ait borç ödemesinde kullanılacağı veya rehinli borç olarak verilen bu gayrimenkullerin borç takasında (Vefa Hakkı) kullanılarak şirkete ait borçların ödemesinde kullanılabileceği belirtildiği, bilirkişi tarafından şahsa ait gayrimenkullerin değer tespiti yapıldığı, sunulan revize projede, davacı şahıs borçlarının, şirket tarafından ödeme yapıldıkça azalacağını belirtildiği, davacı şahsın 274.198.020,14 TL tutarındaki müşterek ve müteselsil kefaletten kaynaklanan borçlarını ödemek amacı ile alternatif olacak yeni bir kaynak sunmadığı görüldüğü, davacı şahıs, konkordato tasdik kararından itibaren 24 ay vadede ve aylık eşit taksitlerle, yıllık 9625 faizle borçlarını ödemeyi taahhüt ettiği anlaşıldığı, ancak bu teklifte, borçların ödenebilmesinin şirketin ödeme başarısına bağlı olduğu, ayrıca gayrimenkullerin, gerekli izinler alınarak şirkete ait borç ödemesinde kullanılabileceği veya borç takasında değerlendirilebileceği ifade edildiği, ancak bu varlıkların satış zamanlaması ve gelirinin ne kadarının hangi kefalet borcuna gideceğine dair net bir ödeme planı sunulmadığı, bu nedenle, davacı gerçek kişinin (...) Konkordato Revize Projesi'nin, şirket projesinin başarısına endeksli olduğu, bir başka ifade ile, şirket açısından sunulan revize projenin uygulanabilir olmadığı kanaatine varıldığı,
Sonuç olarak; şirketin TTK 376/3 çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, rayiç değerlere göre öz varlık tutarının 30.11.2025 tarihi itibarı ile (-) 299.245.389,66 TL olduğu ve borca batık durumda olduğu,
Şirketin cirosunun yani satış gelirlerinin, faaliyet giderleri ve finansman maliyetleri dikkate alınmaksızın dahi maliyetlerini karşılayamadığı, brüt kârının negatif hale geldiği ve faaliyetlerin mali açıdan sürdürülebilir durumda olmadığı, şirketin somut bir kaynak girişini projesinde ortaya koymadığı, mevcut haliyle sunulan revize projenin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir görülmediği,
-Heyetimize sunulan tarafları .... Şti. olan niyet mektubunun iddia edildiği gibi bir sermaye artışı yaratabilecek bir ortaklık sözleşmesinin ilk adımı olmadığı, heyetimizce yapılan ticaret sicil kaydı incelemesinde ...'nin 05.09.2025 tarihinde kurulduğu ve resmi sicil adresinin ...'in adresi ile aynı olduğu, yapılan bu tespitler neticesinde heyetimizde, sunulan bu niyet mektubunun ciddi ve somut olmadığı, niyet mektubunda ... adresinin başka bir adres olarak yazılarak düzenlenerek heyetimize sunulmasının da iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği ve dürüstlük kuralına da aykırı olduğu,
Ayrıca revize proje içerisinde kaynak olarak gösterilen 350.000.000,00 TL tutarındaki stokların bilirkişi tarafından detaylı bir şekilde yerinde tespit edilerek yeniden değerlenmesi sonucunda, şirketin 47.217.380,00 TL stoğunun olduğu tespit edilmiş olmakla; davacı borçlu şirketin konkordato projesine dayanak yaptığı kaynakların içerisinde önemli bir tutara isabet eden stokların yapılan tespite göre oldukça fazla olduğu, şirketin bu miktarda bir stoğunun olmadığı, bankalar hesabındaki 52.875.800,88 TL tutarındaki paranın ise bankalarca kullandırılmadığı, şirketin 232.865.280,32 TL tutarındaki olası faaliyet karının ise, denetimimiz içerisindeki 5 aylık süredeki ciro göz önüne alındığında fazlasıyla iyimser bir tahmin olarak değerlendirildiği, şirketin kaynak olarak gösterdiği alacakların ise bugüne kadar tahsil edilmemekle tahsil kabiliyeti yönünden gerçekçi görülmediği, tüm bu nedenler ile davacı borçlunun projesindeki kaynaklarının bir kısmının rakamsal değerler bakımından gerçeğe uygun olmadığı, şirketin revize projesinin temenni niteliğinde olduğu, ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir görülmediği,
...'nun konkordato talep eden diğer borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu, konkordato talep eden gerçek kişinin, Şirketin bankalara olan borçlarına kefil olduğu, ayrıca konkordato revize ön projesinde 274.198.020,14 TL borcunun bulunduğunun belirtildiği, ...'nun malvarlığına yapılan değerleme sonucunda, güncel rayiç değeri 80.500.000,00 TL tutarında olan gayrimenkulün bulunduğu, davacının revize projede de kefil olduğu borçları ile ilgili münferit bir proje sunulmadığı, kefil olduğu borçların tasfiyesinin diğer borçlu ... şirketinin konkordato başarısına bağlı olarak planlandığı, bu nedenlerle borçlu gerçek kişinin Konkordato revize projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı .." yönünde tespit ve görüşe yen verilmiştir.
İsv.İİK'da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, “borçlunun iyileşmesi “kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, ..., ..., Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187)
İİK 287. Maddesinde de borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı“ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).
İİK'nın 286/1-a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir.
Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirildiğinde;borlu şirket sunduğu revize projede; konkordato kaynakları ve borçları olarak;
Faaliyet Karı : : 232.865.280,32 TL,
Dönem Başı Nakit ve Hazır değerler : 321.520.683,11 TL
Ticari Alacaklar : 212.869.781,10 TL
Diğer Alacaklar : 1.165.640,50 TL
Stoklar : 350.000.000,00 TL
Sermaye Artışı : 7.509.551,92 TL
Ortakların Rehin Borçlarından Katkısı : 80.500.000,00 TL
Sabit Kıymet Satışı : 70.200.000,00 TL
Toplam Kaynaklar : 1.276.630.936,95 TL
Borçlar Toplamı :52.910.205,26 TL
Adi Borçlar (Yıllık % 25 Faiz) : 46.181.893,66 TL olduğu belirtilmiş olup daha önce sunulan ön projede adi borçların konkordato projesinin tasdikinin takip eden aydan başlamak 36 aylık bir süreçte ve toplam yüzde 20 faiz ile ödenmesi teklif edilmekte iken revize projede 24 aylık süreçte ödeme ve yıllık yüzde 25 faiz teklif edilmiştir.
Esasen şirketin faaliyetinden elde edilecek gelir dışında oluşturulmuş bir kaynak bulunmamaktadır. Komiser heyeti raporunda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere şirketin cirosunun yani satış gelirlerinin, faaliyet giderleri ve finansman maliyetleri dikkate alınmaksızın dahi maliyetlerini karşılayamadığı, brüt kârının negatif hale geldiği ve faaliyetlerin mali açıdan sürdürülebilir durumda olmadığı, şirketin 232.865.280,32 TL tutarındaki olası faaliyet karının gerçekleşmesinin mümkün gözükmediği, şirketin kaynak olarak gösterdiği alacakların ise bugüne kadar tahsil edilmemekle tahsil kabiliyeti yönünden gerçekçi görülmediği, bunun yanında herhangi bir sermaye artışı hedeflenmediği gibi sunulan mali tablolara göre de 150.000.000,00 TL şirket sermayesinin 69.168.000,00 TL'lik kısmının henüz ödenmemiş olduğu, ayrıca borçlu şirketin projesindeki kaynaklarının bir kısmının rakamsal değerler bakımından gerçeğe uygun olmadığı, revize proje içerisinde kaynak olarak gösterilen 350.000.000,00 TL tutarındaki stokların bilirkişi tarafından detaylı bir şekilde yerinde tespit edilerek yeniden değerlenmesi sonucunda, şirketin 47.217.380,00 TL stoğunun olduğu, bankalar hesabındaki 52.875.800,88 TL tutarındaki paranın ise bankalarca kullandırılmadığı tespit edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında, konkordato ucuz kredi ve finansman sağlama yolu olarak kullanılmaması gerektiği ifade edildiği gibi konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik, dilek ve temenniler içeren bir talep olmaması gerekir.
Bu bakımdan davacı şirkete ait revize projenin, yasada tanımlanan şekilden uzak olup, somut veriler karşısında başarıya ulaşma ihtimali mümkün görülmediğinden konkordato talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İİK'nın 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir. Mahkemece, İİK'nın 292. Maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılması nedeniyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine aynı yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu sebeplerden ilki borçlunun mal varlığının koruması için iflasına açılmasının gerekli olmasıdır.
Özellikle borçlunun işletmesinin devamı, önemli ve hissedilir ölçüde, aktiflerin azalmasına ve pasiflerin artmasına yol açmaktaysa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü olmayana bir aktif pasif dengesizliğine yol açacağı öngörülüyorsa; iflasın derhal açılması ile borçlunun mal varlığının tasfiye sağlanmak suretiyle daha iyi bir tatmin elde edileceği tahmin ediliyorsa, işletmenin devamı mümkün gözükmüyor yahut çok düşük bir ihtimal ise, malvarlığının korunması için kesin mühlet kaldırılarak iflasın açılması zorunludur. (Selçuk Öztek/ Ali Cem Budak, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 315 - 316 ). İkinci olarak kesin mühletin verildikten sonra konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması halinde konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına resen karar verileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda borçlu şirketin iflasına karar verilebilmesi için mahkemenin konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin aşikar olması, yani tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması gerekmektedir. Örneğin, komiser raporunda borçlunun mali ve finansal verilerinin iyileşmeyi imkansız hale getirdiği anlaşılıyorsa, borçlunun iflasına karar verilebilecektir.
Dosyaya sunulan raporlarda anlaşıldığı üzere borçlu şirketin TTK 376/3 çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, rayiç değerlere göre öz varlık tutarının 30.11.2025 tarihi itibarı ile (-) 299.245.389,66 TL olup borca batık durumda olduğu, raporda ayrıntılı açıklandığı üzere mevcut durum itibariyle birikmiş borcun ileride kapanması mümkün gözükmediği bu haliyle daha fazla aktif-pasif dengesizliğine yol açacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK 292/1-a,b bendleri gereğince borçlunun mal varlığının korunması gerektiği ve bu haliyle konkordatonun başarıya ulaşmayacağı sübut bulduğundan borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi yerindedir.
Şirket ortağı gerçek şahıs yönünden; tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir (Yargıtay 19 HD'nin 2006/7121 Esas, 2006/10981 Karar sayılı kararı). Ancak davacı gerçek şahıs, birlikte konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup müstakil bir konkordato projelesi bulunmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendisinin de borçtan kurtulması öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir.
Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişi yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerindedir.
Açıklanan nedenle, yasal düzenlemeler ve özellikle konkordato kurumun niteliğide göz önünde bulundurarak mahkemece konkordato taleplerin reddine, davacı şirketin iflasına ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun kabul edildiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/07/2026