1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/1546 E., 2026/663 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 09.04.2026 Sayı: 2022/1546 E. - 2026/663 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1546

KARAR NO: 2026/663

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/10/2020

NUMARASI: 2019/531 Esas - 2020/596 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete müvekkili tarafından 07/11/2017 tarihi itibariyle başlayıp 07/02/2019 tarihleri arasında davalı şirketin talepleri neticesinde mal satımları gerçekleştirildiğini, ancak davalının 07/02/2019 tarihinden şimdiye kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine bu bedellerin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ...e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tüm borçlarını zamanında ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, buna rağmen davacı şirketin kendisinin tanzim ettiği fatura ve kayıtlara dayanarak takibi başlattığını, 6100 sayılı HMK’nın 190. Maddesine göre davacının alacağını ispat ile mükellef olduğunu, ispat yükü altında olan davacının kendi tanzim ettiği belge ve deftere dayanarak bir hukuki ilişkinin, borcun varlığını ispat ettiğinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ;Davacı şirket tarafından ibraz edilen dava konusu, 2018 - 2019 yılına ait e- defter beratlarının zamanında oluşturulduğu envanter defterinin açılış noter tasdikinin süresinde yaptırıldığı , 2018 - 2019 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfının bulunduğu ve yine davalı şirket tarafından ibraz edilen dava konusu, 2018 - 2019 yılına ait e- defter beratlarının zamanında oluşturulduğu 2018 - 2019 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfının bulunduğu,Davacının takip konusu alacağının dayanağı faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu, Davacının ticari defterlerine göre davacının 18.03.2019 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 123.733,01TL alacaklı olup davalının ticari defter kayıtlarına göre de davacının 18.03.2019 takip tarihi itibariyle 123.733,01TL davalıdan alacaklı göründüğü, davalının ticari defter kayıtlarının davacının alacak iddiasını teyit eder mahiyette olduğu bu kapsamda .... İcra Müdürlüğünün ...e. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali takibin 123.733,01-TL asıl alacak üzerinden devamı gerektiği her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takipten önce temerrüt oluşmadığı, taraflar arasında TTK 1530. Maddesi kapsamında sözleşme bulunmadığından işlemiş faiz talebinin yersi olduğu anlaşılmış, anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ...e. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali takibin 123.733,01-TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden asıl alacağa temerrüt faizi uygulanmasına fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 24.746,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde belirtilen ve delilleri ibraz edilen hususların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlar ile açıklanan işbu sebeplerden dolayı; söz konusu bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, bu nedenle eksik inceleme yapıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 123.733,01 TL asıl alacağın, 2.809,42 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 18/03/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 123.733,01 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 123.733,01 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 123.733,01 TL borçlu görünmektedir. Buna göre taraf ticari defterleri mutabıktır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve 2014/5678 E. - 2015/5377 K sayılı kararı). Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Dosyada böyle bir ispat bulunmadığından ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı tarafça karardan sonra düzenlenen 23/11/2020 tarihli "sulh ve ödeme protokolü" sunulmuş ve protokole göre karar verilmesi talep edilmiş ise de, icra dosyasına sunulan 01/09/2021 tarihli dilekçe ile "Borçlu ile 23/11/2020 tarihinde Ödeme Protokolü yapılmıştır. Toplamda 217.240,00.-TL üzerinden mutabık kalınmıştır. Ancak borçlu-davalı bugüne kadar yalnızca protokol kapsamında 96.200 TL haricen tahsil olarak ödemiştir. Geriye ödenmeyen 121.040 TL tutarında Bakiye Borç kalmıştır. Entegrasyon sorgusu sonucu gelen Mersis Adresine (Hızlı Tebligat) Dosya Hesabı Yapılarak, Bakiye Borç Muhtırasının tebliğe çıkartılmasını talep ederim." şeklinde talepte bulunduğu nazara alındığında bu protokolün uygulanamadığının ve taksit tarihlerinin geçtiğinin anlaşılması karşısında söz konusu protokole göre karar verilmesi mümkün değildir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.113,20 TL harcın, alınması gerekli olan 8.452,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.339 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı