T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1934
KARAR NO: 2025/457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2021
NUMARASI: 2018/921 Esas - 2021/631 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin 200,000 TL değerindeki 5 hissesinin ortağı olduğunu, iptal talebine konu 01/08/2018 tarihli genel kurul toplantısına vekaletname ve muvafakatname ile Av. ... aracılığıyla temsilen katılmak islediğini fakat vekilin toplantıya alınmadığını, konuya ilişkin olarak tutanak tutulduğunu, şirket ortaklarının boşandığını, aralarında mal paylaşımı ve ortaklara ödenmeyen kar payından 5 yıllık kısmının tahsiline ilişkin olarak derdest davaların bulunduğunu, esasen sirkelin sermaye artırımına gitme aciliyetinin olmadığını, müvekkilin toplantıya katılma ve oy kullanma hakları engellenmemiş olsaydı bu hususların tutanağa geçirileceğini ve onlara muhalefet şerhi düşürüleceğini, yine toplantıya katılmak mümkün olsaydı müdürün ibrasına olumsuz oy verileceğini ve muhalefet şerhi düşüleceğini, müvekkilin genel kurul toplantısında hazirun cetveline kayıt yaptırma, temsil vc ov kullanma haklarının gaspedildiğini bildirmiş, davalı şirketin 01/08/2018 olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin 01/09/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısına katılmak için sunduğu vekaletnamenin usulüne uygun olmadığını, muvafakatnamenin ise noter tasdiksiz olduğunu, bu sebeple vekilin genel kurul toplantısına katılma yetkisinin bulunmadığını, kanunda genel kurul toplamışımı katılım için özel şekil şartının öngörüldüğünü, bu bağlamda sunulan vekaletnemede genel kurul toplantısının tarihinin belirtilmediğini, vekaletname gerekli şartlan taşımadığı için Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Hsasları Yönetmeliği m. 18 ve m. 21 uyarınca imza sirkülerinin talep edildiği ancak bunlar da sunulmadığı, için toplantıya katılımı sağlanamadığını, etki kuralı gereği iptal sebeplerinin oluşmadığını, şirket bilançosunun güçlendirilmesi için sermaye artırımı yapılması gerektiğini, etki kuralı gereğince müdürün ibrası kararının geçerli olduğunu, limited şirket toplantılarında bakanlık komiseri bulunma şartının olmadığını, bulunmasını gerektirecek bir hususun da olmadığını, dolayısıyla da bu hususun iptal nedeni oluşturmayacağını ifade etmekle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalı şirket iki ortaklı olup, %5 hisse davacıya %95 hisse ise diğer ortak ...'a aittir. Taraflar eski eş olup 21/01/2016 tarihinde boşanmışlardır. Toplantıya davet usulüne uygun olarak 12/07/2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmıştır. Davacı vekili 01/08/2018 tarihli Genel Kurul Toplantısına katılmak istemiş dosya içerisine adi yazılı ve davacı tarafından imzalı muvafakatname belgesi ve yine usulüne uygun olarak noter tarafından tanzim edilen vekaletname ile başvurmasına rağmen Olağan Genel Kurul toplantısına alınmamış ve üzerine 01/08/2018 tarihli tutanak hazır edilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü yönünden dosya içerisine 17/09/2019 tarihli rapor ile itiraz üzerine 15/04/2021 tarihli ek rapor alınmıştır. TTK 617/3 maddesi uyarınca maddesi uyarınca her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığı ile temsil ettirebilir. Temsil yetkisinin şekli konusunda bir açıklık yoktur. Ancak maddenin içeriğinden temsil yetkisinin resmi şekilde olması gerektiği yönünde bir zorunluluk olmadığı yazılı bir belge ile de temsilin kullanabileceği anlaşılmaktadır. Yine anonim şirketlerde uygulama yeri bulan TTK'nun 426 maddesinde de "şirkete karşı yetkili olma" madde başlığı ile pay sahibince yazılı olarak yetkilendirilmiş kişi tarafından da ifadesi kullanıldığından yetkilendirmenin yazılı bir belge ile olması yeterli olduğu sonucu çıkmaktadır. Davacı vekili ,şirket ortağı davacıdan usulüne uygun şekilde hazırlanmış vekaletname ve muvafakatname sunmasına rağmen genel kurul toplantısına alınmayarak vazgeçilmez hakkı olan genel kurula katılma hakkı engellenmiştir. Genel Kurulda alınan 5 nolu kararın incelenmesi sonucu; "örtülü ibra edilmesine ilişkin olarak alındığı, %5 hisseye sahip davacı temsilcisinin toplantıya alınmadan %95 hisse sahibi olan dava dışı diğer ortak tarafından bir nevi kendi oyu ile kendine kendini ibra ettiği, ancak TTK'nun 619/1 maddesinde şirket yönetimine katılmış bulunanların, müdürlerin ibralarına ilişkin kararda oy kullanamazlar maddesine rağmen 'Hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz' kuralı uyarınca müdürlerin ibra oylamasında oy kullanmaları mümkün olmadığı ancak kendi oyu ile kendisini ibra ettiği görülmekle ve hukuken bunun mümkün olmadığı anlaşılmakla iptali gerekmiştir.6 nolu kararın ise kar payı dağıtılmamasına ilişkin olduğu, ancak TTK 608/3 fıkrasındaki istisnalardan birine dayanmaksızın alınan karın yedek akçeye ayrılması kararı, konusunda şirket tarafından geçerli ve yeterli bir açıklama yapılmadığından ve yukarıda açıklandığı üzere limited şirketlerin ticari işletme işletmek ve kar elde etmek için kuruldukları göz önüne alındığında dosyaya sunulan raporlar sonucu şirketin mali durumunun iyi olmasına rağmen kar payı dağıtılmaması kararının iptali gerekmiştir. 01/08/2018 tarihli olan Olağan Genel Kurul toplantısının 7 nolu kararında "şirket ana sözleşmesinin şirket sermayesi başlıklı 6 maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesine karar verildi" maddesi gereği karar alındığı yine çoğunluk oya sahip dava dışı diğer ortak tarafından alındığı, 6. madde de ise yukarıda bahsedildiği şekilde kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın olduğu ve TTK'nun 519/2-c maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla iptali gerekmiştir. Diğer toplantı maddeleri yönünden ise davacının hissesinin %5 olduğu, diğer ortağın hissesinin ise %95 olduğu ve hissesi itibariyle alınan diğer kararlarda etkisi olmayacağından açılan davanın kısmi olarak kabulüne, 01.08.2018 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 5,6 ve 7 numaralı kararların İptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18. ve 21. Maddelerindeki özel şekil şartının açıkça düzenlenmiş olması sebebiyle mevzuata ve hukuka güvenerek söz konusu kararın iptaline ilişkin hata yapılmaması adına davacı vekilince sunulan vekaletname ve muvafakatname kabul edilmediğini, davacının sunmuş olduğu vekaletnamenin toplantı için yeterli olmadığı kanunda açıkça düzenlendiğini, bu duruma ilişkin itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirmeyen ve kanuna açıkça aykırı olan kararın kabulünün mümkün olmadığını, Mahkeme tarafından dayanılan ek raporun tamamıyla bilirkişilerin görüş ve düşüncelerine dayandığını, kök rapor ile kanuna uygun olarak ilgili maddelerin iptalinin mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen ek rapor ile hiçbir hukuki gerekçe barındırmadan sadece kişisel görüş ile rapor oluşturulduğunu, ne yazık ki Mahkemece iki rapor arasındaki çelişki fark edilmeden hukuka aykırı ek rapora dayanılarak hukuka aykırı karar verildiğini, dosyada mevcut kök rapor ile 6. Ve 7. Numaralı kararlara ilişkin etki kuralı değerlendirildiğini ve somut olarak davacı olumsuz oy kullanabilseydi dahi bu kararların alınmasına engel teşkil etmeyeceğinden ilgili kararların iptalinin istenemeyeceğinin belirlendiğini, ne yazık ki ek rapor ile kanunun açık hükmü yok sayılıp somut olaya göre değerlendirme yapılmayarak sadece kişisel bir görüş ile dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu kanaatiyle ilgili kararların iptalinin istenebileceğinin belirtildiğini, bu şekilde hukuka aykırı rapora dayanılarak ve etki kuralı dikkate alınmayarak verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, açıklamalar ışığında gerek usulen, gerek etki kuralı, gerekse de iyi niyet kuralları gereği, genel kurulda alınan kararların iptali isteminin haksız olduğunu, dosya dahilinde bulunan ve karara esas alınan hukuka aykırı ek rapor ile söz konusu ihtilafa yönelik ayrıntılı yönetmelik düzenlemesi ve davacı toplantıya katılsaydı dahi bir etkisinin olmayacağı hususunun hiçe sayıldığını, bu hususlar düzenlenmemiş ve kök rapor ile ek rapor arasındaki çelişki giderilmeden hukuka aykırı karar verildiğini, istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/921 E.-2021/631 K. Sayılı 16.06.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 01.08.2018 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, 01.08.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.Dosya kapsamından, davalı şirketin iki ortaklı bir şirket olduğu, sermayesinin 4.000.000 TL olup, bu sermayenin 3.800.000 TL lık kısmının dava dışı ortak ...'a, 200.000 TL'lık kısmının da davacıya ait olduğu, davalı şirketin müdürünün dava dışı ortak ... olduğu, davaya konu genel kurul toplantısına davet ilânının 12.07.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, ayrıca 06.07.2018 tarihinde iadeli taahhütlü olarak ortaklara gönderildiği, davaya konu genel kurulun %95 oranında paya sahip dava dışı ortağın katılımı ile yapıldığı ve 3 nolu maddesinde 2016 ve 2017 yıllarına ait faaliyet raporunun okunmasına, görüşülmesine ve kabul edilmesine, 4 nolu maddesinde 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin bilânço ve kâr zarar hesaplarının okunmasına, görüşülmesine ve kabul edilmesine, 5 nolu maddesinde 2016 ve 2017 yılları çalışmalarından ötürü şirket müdürünün ibra edilmesine, 6 nolu maddesinde kâr payı dağıtılmamasına,7 nolu maddesinde ana sözleşmenin 6. maddesinin değiştirilerek sermayenin artırılmasına karar verildiği, davacının toplantıya katılmadığı anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı"na ilişkin 662. maddesi atfıyla TTK'nun 445.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. TTK'nın " İptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446.maddesinde a) toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de genel kurulun, özellikle (...) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir. Davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 06.08.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça; toplantıya vekaleten katılan vekilin vekaletnamesinin geçerli olmasına rağmen toplantıya katılımının engellendiği ileri sürülmüş, davalı tarafça sunulan vekaletnamenin ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı, muvafakatnamenin ise noter tasdiksiz olduğu, bu sebeple vekilin genel kurul toplantısına katılma yetkisinin bulunmadığı savunulmuştur. TTK'nın 617/3.maddesine göre toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. TTK'nın 617/3.maddesi atfıyla TTK'nın 425/1. maddesine göre pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için genel kurula kendisi katılabileceği gibi pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.Anonim Şirketlerin Genel Kurul Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Ticaret ve Gümrük Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik Başlıklı Yönetmeliğin vekaletnamenin unsurları ve geçerlilik süresi başlıklı 21. Maddesinde; Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir. Konuya ilişkin, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir. Ne var ki anonim şirket genel kurul toplantılarına ilişkin mezkur yönetmeliğin limited şirketler bakımından uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 tarihli ve 2019/3647 Esas-2020/1904 Karar sayılı emsal nitelikteki kararı da bu yöndedir. Somut olayda vekaletnamenin geçersizliği gerekçe gösterilerek davacı temsilcisinin haksız olarak toplantıya katılımının engellenmesinin TTK'nın 446/1-b maddesi uyarınca davacıya iptal davası açma hakkı verdiği açık olmakla birlikte davacının haksız olarak toplantıya katılmasının engellenmesi tek başına toplantıda alınan tüm kararların iptali sonucunu doğurmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının, yapılan usulsüzlüğün her bir genel kurul kararının alınmasında etkili olup olmadığının denetlenmesi gerekir.1.Davaya konu genel kurulun 5 nolu maddesinde müdürün ibrası görüşülmüş olup, dava dışı ortağın oyuyla ibra kararı verilmiştir.İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olup, genel kurulun ibra kararı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucudur. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif hisse sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etkisi de bulunmamaktadır. TTK'nın 619.maddesinde herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanların, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları düzenlenmiştir. Somut olayda davalı şirkette müdür olan ortak, sahibi olduğu %95 hisse oranı ile kendi ibrasına karar vermiş olup, TTK'nın 619.maddesinde yer alan koşula uygun geçerli bir ibranın bulunmadığı açıktır. Bu durumda davacının toplantıya katılamaması sebebiyle oy kullanamadığı gözetildiğinde mahkemece genel kurul toplantısında alınan ibra kararının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.2.Davaya konu genel kurulun 6 nolu maddesinde kar payı dağıtılmamasına karar verilmiştir. Kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul, bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi limited şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup, limited şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede limited şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir.Yargıtay'a göre şirket ortaklar kurulu tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Ortaklar kurulu bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfınazar edemez (11. HD. E. 2002/13209, K. 2003/5053, T. 16.05.2003; 11. HD.E. 2016/10594, K. 2018/4304, T. 9.6.2018; 11. HD. E. 2019/1317 K. 2019/8061, T.11.12.2019).Yargıtay içtihatlarında kar payı hakkı lehine çeşitli ölçütler öngörülmüş ve bu ölçütler çerçevesinde karın dağıtılıp dağıtılmayacağına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ölçütler: kar dağıtmamaya yönelik genel kurul kararının yalnızca şirketin sürekli gelişimi hedefine ve pay sahiplerine düzenli biçimde kar dağıtma amacına yönelik olması, kar payının gereken biçimde dağıtılmamasının şirkete karşı güven ve ilgiyi sarsabileceğinden kararın nesnel (objektif) ölçülere aykırı olmaması, Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması şeklindedir. (11. HD. E. 1982/3556, K. 1982/2887, T. 14.10.1982; 11.HD.,E. 1982/487, K. 1982/479, T. 09.02.1982)Somut olayda davalı şirket tarafından davaya konu genel kurulda alınan sermaye artırımı kararının 14.996.561,47 TL'lık kısmının geçmiş yıl kârlarından karşılandığı belirtilmiştir. Buna göre davalı şirket kârının sermayeye eklendiği anlaşılmakla birlikte davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmamıştır. Bu halde davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.3.Davaya konu genel kurulun 7 nolu maddesinde şirket ana sözleşmenin 6. maddesinin değiştirilerek sermayenin artırılmasına karar verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 590/1 fıkrası uyarınca, limited şirketlerde, şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konması ve bir işletme ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla esas sermaye artırılabilir. Aynı Kanunun 591/1 maddesi uyarınca; şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir. Davalı şirketin ana sözleşmesinde sermaye artırımı veya azaltımına ilişkin özel bir hüküm yoktur. Davaya konu genel kurulda, sermayenin artırımı kararı sonucu 15.250.000 TL'nin 46.184,25 TL'sinin sermaye düzeltmesi olumlu farklarından, 207.254,28 TL'sinin olağanüstü yedeklerden, 14.996.561,47 TL'sinin de geçmiş yıl kârlarından karşılandığı, sermaye düzeltmesi olumlu farkları, olağanüstü yedekler ve dağıtılmayan geçmiş yıl kârlarının mali müşavir tarafından tespit edildiği belirtilmiştir.TTK'nın 519.maddesine göre (1)yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı, c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir. (3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.TTK'nın 608.maddesine göre (1)kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir... (3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece; a) Zararların karşılanması için gerekliyse, b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse karar verebilir.Dosya kapsamından, sermaye artırımı kararından sonra davacının ve diğer ortağın hisse oranlarının değişmediği, hisse oranlarının değişmemesinin sebebinin, sermaye artırımının tamamı iç kaynaklardan karşılanarak yapılması nedeniyle artırılan tutar kadar ortaklara mevcut hisseleri oranında bedelsiz hisse verilmesinden kaynaklandığı, nakit bir sermaye artırımı söz konusu olmadığından ortaklara herhangi bir ödeme yükümlülüğü getirilmediği, sermaye artırımı ile ortakların hisselerinin değerinde değişme olmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda davalı şirketin defter ve kayıtları incelenmediği gibi davalı şirketin sermaye arttırım kararı öncesinde aldığı mali müşavir raporu da değerlendirilmemiştir. Bu durumda davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde iktisat/ekonomi alanında uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak yukarıda belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde davalı şirketin sermaye arttırımına ihtiyaç duyup duymadığı, sermaye düzeltmesi olumlu farkları, olağanüstü yedekler ve dağıtılmayan geçmiş yıl kârları olarak belirtilen kalemlerin sermaye borcunun yerine getirilmesinde kullanılmasında bir sakınca bulunup bulunmadığı hususunda alınacak rapor sonucuna göre sermaye artırımının ortaklığın çıkarları yerine oy çoğunluğunun elinde bulunduran pay sahiplerinin çıkarlarını korumak veya azlık pay sahiplerini zarara uğratmak amacıyla yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı değerlendirilerek (Yargıtay 11HD 1986/218-1986/1318 Esas ve Karar sayılı kararı) bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususta yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025