1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/311 E., 2024/597 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 16.05.2024 Sayı: 2021/311 E. - 2024/597 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/311 Esas

KARAR NO: 2024/597

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/11/2020

NUMARASI: 2019/468 Esas, 2020/572 Karar

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 16.05.2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin bilişim alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu ve davalıya yazılım hizmeti sunduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya sunulan hizmetlerin karşılığında fatura düzenlenip davalıya gönderildiğini, davalı tarafından, bir kısım faturalar nedeniyle ödeme yapılmışsa da, daha sonra düzenlenen faturalar nedeniyle ödeme yapılmadığını, ticari defter ve kayıtlardan bu durumun açıkça görüleceğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, hizmet edimini tam ve eksiksiz yerine getirdiğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunmadığından davasını ispat edemediğini, cari hesaplarda yapılan incelemede, müvekkilinin borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, davacının sunduğu faturaların müvekkiline gönderilmediğini, her somut olayda, iyiniyet kurallarına aykırılığın olup olmadığının kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi ve karar verilirken hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkilinin, davacıya borcunun bulunmadığını, ödemelerini tam, zamanında ve eksiksiz yaptığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine%20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı ile davalı arasında yazılım hizmetine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, dava konusu alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının, ticari defterlerini dosyaya sunmadığı gibi faturalara da itiraz etmediği, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dosyada bulunan taraflar arasındaki mail yazışmaları ve dinlenen tanık beyanları ile faturalara konu yazılım hizmetinin verildiğinin sabit olduğu, davalının, borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edemediği, bu haliyle davacının, takip konusu faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği gerekçelerine istinaden hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 12.242,50 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, hükmolunan asıl alacağın %20'si (2.448,50 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı yanca, verilmeyen bir hizmete ilişkin faturalandırma yapılarak buna dayalı ödeme talep edilmesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, faturalara konu hizmetin verilmediğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dosyanın, fatura içeriğindeki hizmetin verilip verilmediği konusunda bilişim uzmanına tevdi edilerek yeni bir bilirkişi raporu alınması talep edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi tarafından bu itirazlarının kabul edilmeyerek eksik ve hatalı inceleme sonucu tanzim edilen rapora göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda davacının 12.242,50 TL alacaklı olduğu yönündeki tespitin kaynaklarının gösterilmediğini, salt faturalara itiraz edilmemesinin, ortada alacak olduğu anlamına gelmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 12.242,50 TL asıl alacak ve 8.960,06 TL faiz olmak üzere toplam 21.202,56 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 02/03/2020 teslim tarihli raporda; huzurdaki davada takip talebinde alacağın sebebinin, davacı şirketin, davalı adına düzenlediği 3 adet faturadan kaynaklı alacak olarak gösterildiği, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan cari hesaptan kaynaklı 12.242,50 TL alacağı olduğunun görüldüğü, davacının incelemeye ibraz ettiği ticari defter ve belgerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu ve lehine delil vasfının olduğu, davalının ticari defter ve belgerini ibraz etmediği, beyan sınırının üzerinde olan faturanın BS formu ile bildirilmesine karşın BA formuyla bildirilmediği, 2 faturanın ise, beyan sınırının altında olması sebebiyle BA-BS formu ile beyan edilmediği, somut olayda davacı, davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürmediğinden temerrüdün şartlarının oluşmadığı, uyuşmazlık konusu faturalarda yer alan hizmetlerin verilip, verilmediği, davacının dava konusu faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarının bilişim uzmanından görüş alınmasıyla ortaya çıkacağı, bu konuda takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.Mahkemenin 03/12/2019 tarihli celsesinde, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır."...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas, 2020/572 Karar ve 10/11/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 210,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 217,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16.05.2024

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı