T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/200
KARAR NO: 2025/215
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/11/2024
NUMARASI: 2024/685 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki inşaat yapım sözleşmesi ve eki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için; davacı arsa maliki şirket tarafından davalı yüklenici aleyhine başlatılan icra takibine, davalı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; taraflar arasında 15/11/2016 tarihli ''İnşaat Yapım Sözleşmesi'' imzalandığını, taraflar, 05/09/2020 tarihinde ''15/11/2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin Eki'' başlıklı sözleşme ile ana sözleşmenin bazı maddelerinde yapılan değişiklik ile sözleşmeyi kat karşılığı inşaat sözleşmesine dönüştürdüklerini, işbu sözleşmede maddesinde damga vergisinin yüklenici tarafından ödeneceği kararlaştırıldığı, ancak davalı yüklenici şirketin, sözleşme ile ilgili damga vergisini ödemediğini, damga vergisi borcu nedeniyle davacı şirkete, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından, 06/06/2023 tarihli Vergi/Ceza İhbarnamesi gönderilerek; damga vergisi borcunun ödenmesi için 30 günlük süre tanındığını, bunun üzerine davalı şirkete Kadıköy ... Noterliği'nin, 23/06/2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnemesi ile davacı iş sahibinin icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını ve icra tehdidinden kurtulmak için kredi kullanıp borcu ödemek zorunda kaldığını, davacı damga vergisinin ödenmesi için yapılandırmaya başvurduğunu ve borcu taksitlendirerek ödediğini, her taksit ödemesine ilişkin ödeme yapıldıktan sonra faturalar düzenlendiğini, icra takibi konusunun; damga vergisi borcunun ödenmesine ilişkin 28/06/2024 tarihli, 226.515,81 TL tutarlı faturadan doğan asıl alacak ve ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işleyen ticari faiz olmak üzere toplamda 244.090,94-TL tutarlı alacak olduğunu, alacak için davaya konu takip başlatıldığını belirterek; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin ferileri ile birlikte devamına, telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek maksadıyla davalı şirketin mahkemece tespit edilecek menkul, gayrimenkul malları, 3. kişilerdeki hak ve alacakları ile banka hesaplarına ve tüm malvarlığı değerleri üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 20/11/2024 tarihli ara karar ile; davacının alacağını teminen tedbir talep ettiği ve davalının taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları uyuşmazlık konusu olmadığı; HMK 389. maddesi koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dava dilekçesi içeriğini tekrarlayarak; 15/11/2016 tarihli sözleşme uyarınca dava konusu damga vergisi borcundan tam sorumluluğu bulunan davalı şirket aleyhine, damga vergisi borçlarını icra tehdidi altında ödeyen davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin rücuen tahsili amacıyla açılan takibe yapılan itiraz nedeniyle, itirazın iptali ve takibin devamı için açılan davayı, dosyada mübrez sözleşme, ödeme dekontları ve ihtarname ile ispat ettiklerini, davalı şirkete ait malvarlıklarına ihtiyati tedbir uygulanması gerektiğini belirterek; yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan arsa maliki, davalı yan ise yüklenicidir. Taraflar arasında 15/11/2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi sözleşmesi akdedilmiştir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. Somut olayda, davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 15/11/2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinden kaynaklanan damga vergisinden, davalı yanın sorumlu olmasına rağmen, bu borcu ödememesi sebebi ile uğradığı zararları talep etmiş olup, ihtiyati tedbir konusu yapmış olduğu davalının banka hesapları, davalı malvarlıkları dava konusu değildir. Mahkemece, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları uyuşmazlık konusu olmadığı; HMK 389. maddesi koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/11/2024 tarih ve 2024/685 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2- Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 04/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.