1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2026/662 E., 2026/725 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 16.04.2026 Sayı: 2026/662 E. - 2026/725 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/662

KARAR NO:2026/725

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:05.02.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI:2026/93 Esas

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilini ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır faaliyet gösteren "..." kurucusu ve işletmecisi olduğunu, müvekkili kurumda 6 - 7 yıldır koordinatör olarak görev yapan davalı ... ile bir öğretmenin 02.02.2024 tarihinde işten ayrılmak istediklerini, müvekkilinin kısa süre sonra davalılar tarafından .... Şirketi adı altında yeni bir ana okulu kurduklarını, kurucularının davalı ... ve davalının eşi diğer davalı ... olduğunun öğrenildiğini, aynı mahallede ve aynı hedef kitleye yönelik olarak tek kelimelik bir farklılıkla okul kurulduğunu, unvanın bu şekilde seçilmesinin karıştırılma tehlikesi yarattığını, müvekkilinin yıllar içinde oluşturduğu ticari itibar ve marka değerinden doğrudan yararlanma amacını açıkça gösterdiğini, haksız rekabet gerçekleştiğini, davalının kurumdaki görevi nedeniyle personelin özlük dosyalarına ve diğer bilgi ve belgelere erişim yetkisi bulunan üst düzey çalışanlardan biri olduğunu, müvekkilinin 06.02.2024 tarihinde kuruma gittiğinde kapının açık, ışıkların yanar ve evrakların dağınık halde olduğunu gördüğünü, mesai saatleri dışında gerçekleşen bu fiziki girişin neticesinde anahtarların yetkisiz kişilerce kullanıldığını ve kurumun bilgisi dışında içeriye girildiğini gösterdiğini, müvekkilinin anahtarların iadesine ilişkin talebi üzerine ...'ın anahtarların kendisine ... tarafından teslim edildiğini belirttiğini daha sonra anahtarların başka bir kişide olduğunun ifade edildiğini, gerçeğin gizlendiğini, velilerin yeni kurum tarafından birebir aranması, iletişim bilgilerinin örtüşmesi ve yönlendirmelerinin sistematik bir biçimde yapılması üzerine müvekkilinin kaybolan evraklar ile müşteri kayıpları arasındaki bağlantıyı fark ettiğini, davalının görevdeyken eriştiği veli ve öğrenci kayıtlarını, iletişim verilerini ve kurumsal işleyişe dair bilgileri yeni kurumu aktardığını, ayrıca müvekkilinin öğretmenlerini yanına çektiğinin anlaşıldığını, bu kapsamda velilerin arandığına ilişkin HTS kayıtlarının, yeni kurumun iletişim listeleri ile müvekkilinin veli kayıtlarının mahkemece karşılaştırılmasının gerekliliğinin açık olduğunu, müvekkilinin mevcut imkanları ile tespit edebildiği somut kaybın yaklaşık 35 öğrenci olduğunu, haksız rekabet fiilinin iş ilişkisi devam ederken başlatıldığının açık olduğunu, bu hususun tam olarak ortaya çıkması için davalı kurumun ruhsat, izin, başvuru ve tadilat belgelerinin MEB'den celbi gerektiğini, davalıların müvekkilinin işletme sırlarını hukuka aykırı şekilde ele geçirerek rakip kuruma aktardıklarını, müvekkilinin velilerine sistematik biçimde ulaştıklarını, çalışanları ayarttıklarını ve yeni kurumu müvekkilinin ticari itibari üzerine inşa ettiklerinin sabit olduğunu, davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin yalnızca mevcut öğrenci kaybı ilgili olmayıp geleceğe yönelik müşteri çevresininde daralmasına neden olduğunu iddia ederek, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespitine,... unvanın karıştırılmayı önleyecek şekilde değiştirilmesine, sicilden silinmesine, düzeltici açıklama yapılmasına, hükmün ilanına, haksız rekabet sonucu öğrenci kaybı, gelir kaybı, ticari itibar zedelenmesi nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın tahsili ile davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin dava sonuna kadar derhal ihtiyaten durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZET:İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 05.02.2026 tarihli ara kararıyla; "... Haksız rekabetin koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacağı, davacı tarafından ileri sürülen hususların ispata muhtaç olduğu, iddialara ilişkin şu aşamada yaklaşık ispatın sağlanamadığı, talepler yönünden yargılama yapılması gerektiği değerlendirilmekle..." davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Mahkemenin ara kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği ... adlı işletmecinin kurucusu olduğunu, davalı ...'ın müvekkiline ait kurumda 6 - 7 sene çalıştığını, kurumun bilgilerine ve veli ile öğrenci bilgi ve belge ve evraklarına vakıf olduğunu, adı geçen davalının bir öğretmen arkadaşı ile birlikte 02.02.2024 tarihinde işten ayrılma istediğini bildirdiğini, müvekkilinin kişisel nedenlerle olabileceğini düşünmüş ise de ilerleyen günlerde 16.02.2024 tarihinde ... Şirketli unvanlı yeni bir işletme kurduklarını fark ettiğini, müvekkiline ait okulun bulunduğu aynı mahallede, aynı velilere ve aynı hedef kitlesine yönelik olarak açıldığını, ilgili kurumun istifaden iki hafta sonra açılmasının hazırlıkların akdi ilişki sürerken ifa edildiği hususunda karine teşkil ettiğini, davalıların haksız rekabete konu geçen eylemlerinin uzun zamandır planlanan ve faaliyete geçirilmiş eylemler olduğunun kanıtı olduğunu, davalıların benzer bir unvan seçerek aynı bölgede faaliyete geçmesi ve hatta müvekkili velilere irtibatlı olan eski personel tarafından açılmış olmasının veliler nezdinde kurumlar arasında karıştırılma tehlikesi yaratabildiğini, müvekkilinin yıllar içinde oluşturduğu ticari itibarının ve marka değerinin açık bir şekilde yararlanma amacını gösterdiğini, TTK'nın 50.maddesinde; haksız rekabetin düzenlenmiş olduğunu, 54.maddesinde belirtilen ticaret unvanının kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan ticaret unvanının aynısının veya karıştırılma ihtimali oluşturacak derece benzerinin bir başkası tarafından kullanılmasının anlaşılması gerektiğini, buna dair Yargıtay ilamları olduğu, adı geçen davalının açmış olduğu yeni kuruma müvekkili kurumdaki eriştiği bilgi ve belgeleri aktardığını, müvekkili bünyesinde çalışanın öğretmenin dahi sistemli bir şekilde yeni kuruma aktardığının görüldüğünü, müvekkilinin ticari faaliyetinin doğrudan ölçülebilen bir zarara uğrattığının sabit olduğunu, müvekkili kurumdan ayrılıp davalıların yeni açtığı işletmelerine yönlendirilen yaklaşık 35 öğrencinin kaybının müvekkili gelirinde ciddi bir düşeşe yol açtığını, bu durumun işletmenin mali dengesini bozduğunu, ticari itibarını zedelediğini, politikasını etkilediğini, davalıların açık bir şekilde müvekkilinin müşteri çevresini kurumlarına yönlendirdiğinin ortaya çıktığını, okul öncesi eğitim sektöründe öğrencilerin genellikle 3 - 5 yaş aralığında olduğunu, kurumda ortalama 3 yıl eğitim gördüğünü, tek öğrencinin kaybının dahi birden fazla potansiyel kayba yol açacağını iddia ederek, 05.02.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını ve dava sonuna kadar ihtiyaten davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, unvanın değiştirilmesi, sicilden silinmesi ve haksız rekabet nedeniyle tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, esas hakkındaki dava içinde davacı vekilinin TTK'nın 61. maddesine dayalı ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince, davacı, dava dilekçesinde davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin dava sonuna kadar ihtiyaten durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talep etmiştir. Dava dilekçesine ekli herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Delil olarak, ticari defterler, anahtar teslim tutanakları, kurum içi yazışmalar, kamera kayıtları, HTS kayıtları, MEB başvuru talepleri, veli arama kayıtları, öğrencilerin ayrılış kayıtları, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası vb gösterilmiştir. Sistem üzerinden yapılan incelemede, Büyükçekme Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/56675 Soruşturma dosyasında, davalılardan ...'ın müşteki olduğu, şüphelilerin ise... ve ... ... olduğu, kişiler hakkında TTK 621, TCK 53/1.maddeleri gereğince asliye ceza mahkemesinde kamu davasının açıldığı, iddianame içeriğinde; müştekinin şüpheli, ...'ye ait anaokulunda çalışmakta iken iş yerinden ayrılıp kendisine ait anaokulunu açacağını, iş akdinin feshi için gerekli olan süre içerisinde devam edeceğini belirtmesi üzerine şüphelinin müştekiye , ihanet ettiğini, iş yeri açması halinde bu iş yerini batıracağını beyan etmesi ile müştekinin iş yerinden ayrıldığı, kendisine ait anaokulunu açarak işletmeye başladığı, müştekinin anaokulunu açtıktan sonra şüphelinin anaokulunu karalamaya başladığı, işletmeye ait google yorumlarına anaokulu binasının depreme dayanıklı olmadığına dair yorumlar yaptırdığı, kendisine ait iş yerinde müzik işlerini yapan diğer şüpheli ...'ya işletme hakkında olumsuz yorumlar yapmaya teşvik ettiği, müştekiye ait anaokuluna öğrencileri göndermeye karar veren tanıkların aranarak müşteki ve işletmesi hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgiler verdiği, müştekinin işi bırakma hakkı olduğunun bilinmesine rağmen diğer şüphelinin dönem ortasında çalıştıkları okul ve öğrenciyi yarı yolda bırakarak öğrenci ile öğretmen arasındaki manevi bağı adeta bir tuzak gibi kullanarak kendileri nereye giderse öğrencilere arkalarından açtıkları okula çekecekleri, bu yolla hemen bir okula sahip olacakları, ticari mantığı ile kurulan işletmenin yedi aydır baba olarak şaşkınlıkla izliyorum vb şekilde yorum yaptığı, şüphelilerin müştekiye ait işletmeyi haksız ve tüketiciler nezdinde aldatıcı paylaşımlar yapmak suretiyle haksız rekabet suçunu işledikleri ifadelerine yer verildiği, ayrıca davalı ... tarafından 03.02.2024 tarihinde Büyükçekmece Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davacı okul ile birlikte ... adına keşide edildiği, söz konusu ihtarname içeriğinde; iş yerinde 2021 yılından itibaren usta öğretici - koordinatör görevinde çalıştığını, iş yeri açacağını, işten ayrılmak istediğini söylemesinden dolayı ... tarafından "seni bitiririm" diyerek tehdit edildiği için can güvenliği olmaması nedeniyle ihbar süresini kullanamadığını, iş yerinden maaşın bir kısmını elden, bir kısmını bankadan aldığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediği vb hususlara yer verilerek haklarının üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, 12.02.2024 tarihli cevabı ihtarnamenin davacı tarafça düzenlenmiş olduğu, içeriğinde koordinatörlük görevi gereği okulun veli iletişim telefonlarının okul ve kasanın anahtarlarının bile resmi bir tebligatla teslim edilmeden kurumla alakası olmayan teslim edilmediği vb hususlara yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulü muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre davacının, ihtiyati tedbir talebi TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3. maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesince, talep HMK'nın 389 vd. maddelerine göre değerlendirilerek, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.Somut olayda, dosyanın mevcut durumu itibariyle, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin TTK'nın 56. vd maddelerine göre talepleri yönünden haksız rekabet koşullarının mevcudiyetine dair ileri sürülen konular ispata muhtaç durumdadır. Mahkemece ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmiş olup, ihtiyati tedbirin gerekli olduğuna ve talep edenin iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmamaktadır. Tedbir talebinin değerlendirildiği tarih ve dosya kapsamı itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında sonuç olarak usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.04.2026

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı