T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/550
KARAR NO: 2026/564
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06.02.2026 tarihli ara karar
NUMARASI: 2025/985 E (Derdest dava)
DAVANIN KONUSU: Haksız rekabet- tazminat
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 06/02/2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olarak TTK m. 396’ya aykırı şekilde müvekkili şirket ile haksız rekabet ettiğini, haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde aldatıcı satış yöntemleri kullandığını, müvekkilinin piyasadaki tanınmışlığından haksız olarak faydalandığını, internet sitesinde kullandığı ifadeler ile müvekkili şirketin tanınırlılığından halen dahi haksız şekilde faydalandığını, çalışanların müvekkili şirketten ayrılmaları için kendilerine psikolojik baskı yaptığını, kötülemelerde bulunduğunu ve müvekkili şirketten ayrılmalarını teşvik ettiğini, müvekkili şirkete ait uzun yıllardır aralıksız ve çekişmesiz kullandığı markaları kendi adına tescil ettirdiğini, müşterileri yanıltarak, eskiden müvekkili şirkete yaptırılan fuar organizasyonlarının kendi adına ve hakim pay sahibi olduğu diğer davalı şirket adına yapmak üzere sözleşmeler yaptığını, müvekkilinin ticari sırlarını ve piyasadaki tanınırlığını haksız biçimde kullanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, rekabet yasağına aykırı olarak kurup yönettiği davalı şirketin tüm maddi ve gayrimaddi sermayesini haksız olarak müvekkiline ödettirdiğini, davalıların haksız rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinin uzman görüşü ile de sabit olduğunu, HMK'nın 390/3. maddesi gereğince yaklaşık ispat kuralının somut olayda gerçekleştiğini, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile TTK'nın m. 61. gereğince davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine ve önlenmesini, davalıların haksız rekabet oluşturan tüm faaliyetlerinin derhal durdurulmasını ve bu faaliyetlerinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalının haksız rekabet yolu ile elde ettiği menfaatin tespitine ve bu menfaatin TTK m. 56/1-e uyarınca müvekkili şirkete devrini, davalıların haksız rekabet neticesinde elde ettiği tüm haksız kazançların müvekkili şirkete iadesini, 500.000-TL belirsiz alacak talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
100.000-TL manevi tazminat talebinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 15/12/2025 tarihli ara kararla; "...Davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabetin koşullarının oluşup oluşmadığı dosyanın mevcut durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu, HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği... " gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Davacı vekilinin bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine dairemizin 22/01/2026 tarih 2026/143 Esas, 2026/104 Karar sayılı ilamıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 05/02/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; Davacı şirket bünyesinde kilit pozisyonlarda görev yapan bazı çalışanların kritik bir ticari dönemde kısa aralıklarla ve topluca ayrıldıklarını gösteren istifa dilekçeleri sunduğu, dava tarihinden sonra bu çalışanların kamuya açık sosyal medya ilan/paylaşımlarından da görüleceği üzere bir kısmının davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, bu suretle, müvekkilin birebir müşteri irtibatında bulunan ve ticari sırlara erişebilen kritik pozisyondaki çalışanların davalı bünyesinde istihdamı suretiyle müvekkilin organizasyonel kapasitesinin zayıflatılması, müşteri ilişkilerinin davalı lehine yönlendirilmesi ve müvekkile ait ticari sırların kullanımı nedeniyle müvekkil şirketin geçmişten bu yana uzun yıllardır emek harcayarak yapmakta olduğu fuarları yitirmekte olduğu ve bu sebeple son derece vahim bir zarara uğradığı sabit hale geldiğinden bahisle, müvekkilin eski çalışanı olan kritik pozisyonda görev yapan çalışanlarının davalı tarafından ayartılması suretiyle müvekkil şirkette çalışırken davalı şirket adına faaliyette bulunmaları, müvekkil şirketten ayrılan bu personelin müvekkil şirkette çalışırken dahi davalı şirket için haksız rekabet eden eylemlerine esas olmak üzere konumlandırıldıkları, davalı şirket adına sektörel temas ve organizasyonlarda aktif olarak yer aldıkları, sonradan davalı şirkette çalıştıklarını açıkça kamuya sosyal medya paylaşımlarıyla ilan ettikleri gerekçeleriyle, davalı şirketin, davacının müşteri bilgileri, ticari sırları vb bilgilerini ele geçirerek kullanmak suretiyle davacı ile haksız rekabet ettikleri iddiası ile ve haksız rekabetin tespiti ve men'i talebi ile açılan davada, haksız rekabet teşkil edilen ve talep dilekçesinde sayılan fuar organizasyonlarının durdurulmasına, gerekli ilgili sektör kurumlarına bildirilmek üzere yazı yazılmasına ayrıca bu amaçla söz konusu duyurular ile ayrıca müvekkil şirketin geçmiş çalışmalarını sanki kendi çalışmalarıymış gibi gösterildiği “https://engexpo.com/kurumsal/hakkimizda/” adresli internet sitesine erişimin durdurulmasına, tüketicilerin ve müşterilerin aldatılmasının önlenmesi için düzeltici ilanların yapılmasına, davanın konusu ve oluşabilecek zararların bulunması itibarıyla davalıların mal varlığını kaçırma şüphesinden dolayı banka hesaplarına haksız rekabeti teşkil edecek kazançlar için bloke konmasına, zararın tespitinden sonra ıslahla artırılacak dava değerinin yüksekliği göz önüne alındığından davalıların taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca TTK'nın 55 ve devamı maddeleri gereğince davalıların haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin tespiti ve önlenmesine ve faaliyetlerinin derhal durdurulmasına ve davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir kararı verilmesine yöneliktir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince verilen 06.02.2026 tarihli ara kararla; "...Davacı şirket nezdinde önemli pozisyonlarda çalıştıkları iddia edilen bir kısım çalışanın istifa etmesinin ardından davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamış olması ve bu kapsamda dava tarihinden sonra bu çalışanların kamuya açık sosyal medya ilan/paylaşımlarından da görüleceği üzere bir kısmının davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, davacı şirketin birebir müşteri irtibatında bulunan ve ticari sırlara erişebilen kritik pozisyondaki çalışanların davalı bünyesinde istihdamı suretiyle müvekkilin organizasyonel kapasitesinin zayıflatılması, müşteri ilişkilerinin davalı lehine yönlendirilmesi ve müvekkile ait ticari sırların kullanımı nedeniyle müvekkil şirketin geçmişten bu yana uzun yıllardır emek harcayarak yapmakta olduğu fuarları yitirmekte olduğu ve bu sebeple son derece vahim bir zarara uğradığı sabit hale geldiği iddia edilmişse de, talep dilekçesi ekinde yer alan evraklarda fuar tarihleri ve ilanları ile bir takım kişilere ait sosyal medya/linkedin paylaşımlarının yer aldığı, bununla birlikte, mevcut durum itibariyle, davacı tarafın ticari sırlarının kasıtlı olarak açığa çıkartıldığı, müşteri portföyünün ele geçirilerek fuarların kaybedilmesine sebebiyet verildiğine dair iddiaların yargılamanın bulunduğu aşama ve sunulan delillerin mahiyetine göre bu aşamada haksız rekabet iddiasını yaklaşık olarak da ispat etmeyeceği, buna göre ileri sürülen iddiaların tamamının yargılamaya muhtaç olduğu ve mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceği, ya da zorlaşacağı yönünden de mahkememize kanaat oluşmadığından davacı tarafça ileri sürülen sebeplere göre yerinde görülmeyen, yasal koşulları oluşmamış ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların, davacı şirket bünyesinde kritik pozisyonda görev yapan çalışanları kısa aralıklarla ve organize şekilde istihdam ettiğinin, bu kişilerin davacı şirkete ait müşteri portföyü ve ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğunun, davacı şirketin fuar organizasyonları ile aynı sektörde, aynı merkezde ve aynı müşteri çevresine yönelik faaliyet yürüttüğünün, sosyal medya paylaşımları ve sektörel duyurularla fiili durumun açıkça ortaya konulduğunun dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğunu, HMK'nın 389. maddesindeki koşulların oluştuğunu, davacı şirketin müşteri portföyünün fiilen devşirildiğini, organizasyonel kapasitesinin zayıflatıldığını, uzun yıllara dayalı ticari birikiminin zarar gördüğünü, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçesinin yetersiz olduğunu, sunulan somut delillerin neden yaklaşık ispat oluşturmadığının açıklanmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin haksız rekabet sebebi olan eylemlerin durdurulmasına ve davalıların taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili tarafından davalıların, davacı şirket bünyesinde kritik pozisyonda görev yapan çalışanları kısa aralıklarla ve organize şekilde istihdam ettiğinin, bu kişilerin davacı şirkete ait müşteri portföyü ve ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğunun, davacı şirketin fuar organizasyonları ile aynı sektörde, aynı merkezde ve aynı müşteri çevresine yönelik faaliyet yürüttüğünün, sosyal medya paylaşımları ve sektörel duyurularla fiili durumun açıkça ortaya konulduğunun dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğunu, elde ettikleri yeni deliller çerçevesinde davacı şirketin müşteri portföyünün fiilen devşirildiği, organizasyonel kapasitesinin zayıflatıldığı, uzun yıllara dayalı ticari birikiminin zarar gördüğü iddiası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.maddesinin ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre davacının, TTK'nın 56 ve devamı maddelerine dayalı talebine ilişkin olarak ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3. maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Davacı, eylemlerin derhal durdurulması için haksız rekabete yol açan fuarların durdurulmasına, düzeltici ilanların yapılmasına, banka hesaplarına haksız rekabet teşkil edecek kazançlar için bloke konulmasına, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına kararı verilmesini istemiştir. Gerek TTK'nın 61.maddesi gerekse HMK'nın ilgili maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dosyanın mevcut durumu ve TTK'nın 56. vd maddelerine göre talepler göz önünde bulundurulduğunda, haksız rekabet koşullarının mevcudiyetine dair ileri sürülen konular davacı tarafça sunulan delillere rağmen ispata muhtaç durumdadır. İhtiyati tedbirin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlar olmayıp; fotoğraflardan davacı ve davalı çalışanlarının, sunulan sosyal medya paylaşımlarının kim tarafından sunulduğunun tespiti mümkün değildir. Tedbir kararı verilebilmesi için somut olayda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Öte yandan kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep halinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Uyuşmazlık konusu olmayan davalıların taşınır ve taşınmazları, banka hesapları hakkında tedbir kararı verilemez. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026