T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1138
KARAR NO:2026/1178
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:15/04/2026
NUMARASI:2026/210 Esas
DAVA:Şirket genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 15.04.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %35,08 payına sahip olduğunu, davalı şirketin SPK'ya sunulacak 30.06.2025 tarihli finansal raporların hazırlıkları aşamasında, bazı A grubu pay sahiplerine şirket genel kurulu ya da yönetim kurulu kararı olmaksızın kefalet, prim ve ikramiye adı altında ödemeler yapıldığının tespit edilerek genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmaksızın yapılan ödemelerin iadesinin istendiğini, iade edilmemesi üzerine bu yönetim kurulu üyeleri tarafından pay sahiplerine bildirimde bulunulduğunu ve müvekkilinin Beyoğlu .... Noterliğinin 19.11.2025 tarihli ihtarı ile bu ödemelerin şirkete aidiyetini istendiğini, A grubu pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ...'in bu süreçte şirketin yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarının yapılamadığı, şirket genel kurulunun toplanması gerektiği iddiası ile İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/892 Esas sayılı dosyasında genel kurul çağrısı için dava açtığını, mahkemece belirlenen gündemle toplantı için izin verildiğini, çağrıya ilişkin iznin 03.12.2025 tarihinde ilan edildiğini, ilanda belirtilen 2024 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına 200.000.000 adet hisse sahibinden 9.832.026 adet hisse sahibi haricindekilerin asaleten ya da vekaleten katıldıklarını, müvekkilinin söz alarak toplantının mahkeme kararına uygun olarak ilan edilmediği, kararda sınırlı yetki verilmesine rağmen çağrısı yapılan toplantının 2024 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı olduğu, bağımsız denetime tabi şirketin toplantıda hazır olmadığının ifade edildiğini, buna rağmen görüşmeye geçilerek toplantının 3.maddesi ile TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yazılı izinlerin verilmesi hususunun görüşüldüğünü, müvekkilinin anılan maddenin TTK'nın 436/1.maddesine göre oydan yoksunluk bulunduğunu, aralarında altsoy ve üstsoy ilişkisi bulunan pay sahiplerinin kendilerine ve birbirleri hakkında oy kullanamayacağı, oylamanın oydan yoksunluk nazara alınarak yapılması gerektiği talep etiğini, ...'in söz alarak, 06.02.2024 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında 5 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine bu izinlerin verilmesi nedeniyle 3 numaralı gündem maddesi hakkında karar verilmesine gerek olmadığını belirterek bu talebini oylamaya sunduğunu ve akabinde bu konuda daha önce karar alındığından yeniden karar alınmasına gerek olmadığına karar verildiğini, gündemin 4. maddesi ile şahsi kefalet veren Şirket ortaklarının geçmiş yıllarda şirket lehine vermiş oldukları ve halen devam eden kefaletler ile 2025 yılında vermiş oldukları ve ilerleyen yıllarda verecekleri şahsi kefaletler nedeniyle kendilerine yapılacak ödeme miktarının belirlenmesi hususunun görüşüldüğünü ve bu madde yönünden de TTK'nın 436/1.maddesi uyarınca oydan yoksunluk itirazının ileri sürüldüğünü, yönetim kurulu başkanı ...'in ise bu oylamanın anılan kısıtlama kapsamında olmadığını, yetki ibra ve kişisel menfaate hizmet etmediği ileri sürdüğünü ve maddenin oylanarak karar alındığını, müvekkilinin bu kararlara karşı muhalif kalarak ret oyu verdiğini, mahkeme kararı ile verilen iznin kapsamı aşılarak toplantı çağrısının yapılması nedeniyle tüm toplantının ve toplantıda alınan kararların butlanla malul olduğunu, aksi halde alınan 3 ve 4 nolu kararların iptali gerektiğini, toplantının mahkemece belirlenen gündemin dışındaki konuların görüşüldüğünü, kayyım olarak atanın kişinin kendisine yetki veren mahkemenin talimatlarına aynen uymak zorunda olduğunu, yetki veren makamın talimatının dışına çıkılamayacağını, oysa ...'in dava dilekçesi incelendiğinde, olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığını, mahkemenin kesin kararının tashih yolu ile değiştirilemeyeceğini, kararın ... tarafından icra edilmiş olup, yukarıda belirtilen sebep uyarınca, kararın tashihinin mümkün olmadığını, tashih talebinin mahkemece reddedilmesi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bağımsız denetime tabi olan şirketin genel kurulunda bağımsız denetçinin bulunmasının zorunlu olduğunu, TTK'nın 407/2. maddesine aykırı bu durumun butlan nedeni olduğunu, gündemin 3 ve 4 nolu maddelerinde alınan kararların batıl olduğunu, bunların mahkemenin onaylı gündeminde bulunmadığını, çağrıda bulunmayan gündem maddelerinin oylandığını, gündemle bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, oylamanın TTK'nın 436/1.maddesindeki düzenlemeye aykırı olduğunu ve bu durumun da butlanı gerektirdiğini ileri sürerek, mahkeme kararı ile verilen izin tahtında yapılan çağrının ve gündemin mahkeme izni dışında olması, bağımsız denetçinin toplantıya katılmaması nedeniyle alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, aksi halde gündemin 3 ve 4.maddesinin batıl olduğunun tespitine, butlanı veya iptali istenen 22.12.2025 tarihli genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına, karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 15.04.2026 tarihli ara kararıyla; "...Dava; Anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararların butlanının tespiti bu kabul edilmez ise TTK 445 md gereğince iptali ve TTK 449 md gereğince icranın geri bırakılması istemine ilişkindir.Mahkememizce davacı tarafın TTK 449 md gereğince icranın geri bırakılması istemi yönünden davalı şirket yönetim kuruluna görüş bildirmeleri için tebligat yapılmış, Şirket yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... davacının kararın yürütülmesinin geri bırakılması isteminin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun dördüncü kısmında Anonim Şirketler, 329. madde vd düzenlenmiştir. Genel Kurula ise 407. vd. maddelerde yer verilmiştir. Genel Kurul kararlarının iptali ise 445. maddede iptal sebepleri başlığı ile devam eden maddelerde düzenlenmiştir.TTK'nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi, 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi 'Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda;İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/892 E. Sayılı dosyasında davalı şirketin genel kurul toplantısının yapılması için karar alındığı, atanan kayyım tarafından genel kurulun yapıldığı, davacının butlan/iptal iddialarının yargılamayı gerektirdiği, TTK 449 ve HMK 389 md gereğince dosya kapsamı delillere göre; gecikmesinde sakınca bulunan halin ve yaklaşık ispatın gerçekleşmediği..." gerekçesiyle 22.12.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmelerinin geri bırakılması isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece butlan/ iptal iddialarının yargılamayı gerektirdiği ve gecikmesinde sakınca bulunan hal ile yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinin belirtildiğini, oysa dosyadaki resmi belgeler ve kanunun emredici hükümleri karşısında bu gerekçenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dilekçede toplantıda alınan kararlara ilişkin butlan ve iptal nedenlerinin etraflıca açıklandığını, İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/892 E., 2025/161 K. sayılı kararı ile verilen sınırlı yetkiye dayanılarak toplanması gerektiği, ancak mahkemenin yetki kararının 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı için ve belirli gündem maddeleriyle sınırlı olmasına rağmen, kayyımın yetki sınırlarını aşarak olağanüstü genel kurul çağrısı yaptığı ve gündem maddelerini mahkeme kararına aykırı şekilde değiştirerek oylattığını, şirketin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen toplantıya bağımsız denetçinin çağrılmadığını, ilan edilen gündeme aykırı karar alındığını, TTK'nın 436/1.maddesindeki hükmüne aykırı olarak oylama yapıldığını, pay sahiplerinin kendilerine ödeme yapılması yönünde karar verdiklerinı, ayrıca TTK m.395 ve 396 uyarınca karar aldıklarını ve bu hususların kanıtlandığını, bir çok yüksek mahkeme kararında bu gibi durumlarda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, deliller ile yönetim kurulu üyelerinin beyanları nazara alındığında, yürütmenin geri bırakılması kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulları gerçekleştiğini, genel kurul çağrısının ve gündeminin usulsüzlüğüne ilişkin durumlarda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğine ilişkin bazı yargı kararlarının sunulduğunu, Yargıtay kararlarında gündeme bağlılık ilkesine vurgu yapılarak ilan edilmeyen gündem maddesinin oylanmasını hukuka aykırı bulunduğunu, aynı şekilde TTK'nın 436.maddesinde düzenlenen “oydan yoksunluk” kuralına aykırılık halinde alınan kararların geçersiz olacağını, bir çok Yüksek yargı kararında belirtildiği gibi gündemin 3 ve 4 nolu maddelerinin oylamasında, pay sahiplerinden ... kendisi ve çocukları ..., ... hakkındaki oylamada, ...'in, ... ve ... ... yine kendileri ve babaları ... hakkındaki oylamada oy kullandığını, toplantıda alınan kararların uygulanmasının telafisi imkansız zararlar doğuracağını, bir kısım yönetim kurulu üyelerine ve pay sahiplerine "kefalet ödemesi", yönetim kurulu ve genel kurul kararı olmaksızın "prim ve ikramiye" adı altında milyonlarca liranın aktarılmasına sebebiyet verildiğini, icrai yetkiye sahip bazı yönetim kurulu üyelerinin, imza yetkilerini suiistimal ederek, şirketin kaynaklarını kendilerine ve aile üyelerine aktardıklarını, gündemin 3 nolu kararına göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi halinde şirkette benzer hukuki aykırılıkların gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını yönetim kurulu üyelerinin gündemin 4.maddesine kendi lehlerine yorumlayarak kendilerine ve diğer bazı pay sahiplerine kefalet ödemesi adı altında milyonlarca Türk Lirası tutarında ödeme yapmaya devam edeceklerini, bu kararların tedbiren durdurulmasının zorunlu olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının göz ardı edildiğini, yönetim kurulu üyeleri ... ile ...'ün dosyaya yazılı beyanlarını sunduklarını ve bazı pay sahipleri ile yönetim kurulu üyelerine herhangi bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı olmaksızın şirket hesaplarından kefalet, prim ve ikramiye adı altında usulsüz ödemeler yapıldığını belirttiklerini, yönetim kurulu üyeleri, ayrıca sunmuş oldukları beyanları ve faaliyet raporları ile davalı şirketten usulsüz olarak tahsil edilen bedelleri mahkemeye sunduklarını, dava dışı kişilerin gerçekleştirdikleri eylemlerin devam ettiğinin en büyük ispatının, 01.01.2025-30.06.2025 tarihli faaliyet raporu ile 01.01.2025 ile 31.12.2025 tarihli faaliyet raporu arasındaki tutar farklılıkları olduğunu, mahkemenin yönetim kurulu üyelerinin beyanlarını özetlemesine rağmen, bu beyanların hukuki sonucunu tamamen göz ardı ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı şirketin 22.12.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların gündemle bağlılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle batıl olduğunun tespiti olmadığı takdirde denetçinin katılmaması ve oydan yoksunluk nedeniyle alınan 3 ve 4 nolu kararların TTK'nın 447.maddesi gereğince butlanının tespitine, olmadığı takdirde 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine ilişkindir. İstinaf ise esas dava içinde istenilen genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması isteminin TTK'nın 449.maddesi uyarınca geri bırakılması isteminin reddine dair 05.04.2026 tarihli ara karar ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, 05.04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Şirket yönetim kurulu üyesi ...'in talebi üzerine İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.11.2025 tarih ve 2025/892 Esas, 2025/161 Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin "Açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması, Genel kurul tutanaklarının imzalanması için toplantı başkanlığına yetki verilmesi, Yönetim Kurulu Üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395. ve 396. maddelerinde yazılı izinlerin verilmesi hususunun görüşülmesi, Şahsi kefalet veren Şirket ortaklarının geçmiş yıllarda şirket lehine vermiş oldukları ve halen devam eden kefaletler ile 2025 yılında vermiş oldukları ve ilerleyen yıllarda verecekleri şahsi kefaletler nedeniyle kendilerine yapılacak ödeme miktarının belirlenmesi, dilek ve temenniler" şeklinde talep edilen gündem maddeleri yönünden 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirilebilmesi amacıyla yapılması gereken çağrı, hazirun ve gündeme yönelik iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ile sınırlı olmak üzere yönetim kurulu başkanı olan davacı ...'e yetki ve izin verilmesine karar verilmiştir. ... Gazetesinin 03.02.2025 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Toplanan genel kurulda ise davacı vekilinin söz alarak toplantının mahkeme kararına göre belirlenen gündemle toplanmadığını belirterek bu durumu toplantı tutanağına yazıldığı görülmüştür. Genel kurulun 3. maddesi ile şirket yöneticilerine TTK'nın TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre rekabet iznin onaylanmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. Davacının muhalefet şerhinin toplantı tutanağına yazıldığı görülmüştür.Görüldüğü gibi bu maddede TTK'nın 395 ve 396.maddesine göre şirket yöneticilerine izin verilmemiştir. Bu nedenle anılan madde bakımından TTK'nın 436.maddesinin değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.Gündemin 4. maddesi bakımından da davacı tarafın TTK'nın 436.maddesindeki oydan yoksunluk itirazının bulunduğu toplantı tutanağından anlaşılmaktadır. Tartışmalar sonucu anılan madde ile, "..., ... ...'in Şirketimiz lehine sağladıkları teminatlar nedeniyle kendilerine ödeme yapılmasına; 2025 ve sonraki yıllarda mevcut, kullanılmakta olan ve kullanılacak; nakit krediler ve leasing işlemleri ile ilgili risk tutarı üzerinden yıllık % 2 oranında, teminat mektup (gayrinakdi) tutarları üzerinden yıllık % 2 oranında, ...'e Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi'ne gayrimenkul teminat karşılığı vergilerin taksitlendirilmesi için verilen teminat tutarı üzerinden yıllık %3 3 olarak hesaplanan tutarların ve her yıl için devam eden risk tutarı üzerinden hesaplanacak tutarların ödenmesine Ortaklar ..., ..., ... ... ve ... - ...'e vekaleten ...'in 120.000.000 adet olumlu oyuna karşılık ...'ın 70.167.974 adet olumsuz oyu ile oylama yapılmaması hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir." şeklinde karar alınmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hali düzenlenmiştir. Belirtilen maddede, " Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenleme ile bu düzenlemenin değerlendirildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2022/668 Esas 2023/3398 Karar sayılı emsal ilamı ile dosyada bulunan 22.12.2025 tarihli genel kurul tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu genel kurulun 4. maddesiyle alınan kararın bu aşamada yürütmesinin durdurulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı, yargılamanın ilerleyen aşamasında oy kullanan kişilerin ve yakınlıklarının belirlenip, 4.maddedeki oylamanın anılan yasa hükmü kapsamında kaldığının tespiti halinde tedbirin yeniden değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. 4.maddeye ilişkin iptal talebi ise şirketin mali defterleri üzerinde inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Şirketin bir kısım yöneticilerinin beyanları ile telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı hususunda yaklaşık ispat bulunmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi, ara karar tarihi itibariyle yerindedir. Çağrıya ilişkin mahkeme kararında belirlenen gündem ile ilan edilip görüşülen gündem maddelerinin ilk bakışta benzer olduğu, toplantının olağan veya olağanüstü genel kurul olarak adlandırılmasının, bu aşamada sonuca bir etkisi bulunduğunun tespit edilemediği anlaşılmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarih ve 2021/3273 Esas - 2022/8547 Karar sayılı ilamı, aynı Dairenin 18.06.2018 tarih ve 2016/12403 Esas - 2018/4469 Karar sayılı ilamları ile TBK'nın 407/2.maddesinin gerekçesindeki tespitler dikkate alındığında denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal sebebi olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi hâlinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı anlaşıldığından tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumunda talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.