T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1396
KARAR NO:2024/1429
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15.08.2024 tarihli Ara Karar
NUMARASI:2024/391Esas
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı)
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ... ve davalı ...'un, ... Şirketi'nin iki ortağı ve yetkili müdürleri olduğunu, şirketin kurulmasının akabinde davalının şirket sözleşmesinden doğan yetkilerini kötüye kullandığını, davalı bu eylemleriyle gerek şirket gerekse şirket ortaklarına zarar verdiğini, davalının eylemlerini sonlandırması, şirkete ve şirket ortaklarına verdiği zararı giderilmesi için arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinde bir sonuca varılamadığını, şirketin daha fazla zarara uğramaması için TTK'nın 630 hükmü uyarınca davalının müdürlük görevinden alınması ve şirketin uğradığı zararın giderilmesi için TTK'nın 553, 555, 644 maddeleri uyarınca limited şirket müdürünün hukuki sorumluluğuna ilişkin tazminat davası açtıklarını belirterek, davalı ...'un temsil yetkisinin kaldırılması, mümkün olmaması halinde sınırlandırılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve şirkete verdiği zararın şimdilik 30.000,00 TL'lik kısmının ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davanın haksız , usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa ortaklıktan çıkma davasının açılacağının ifade edildiğini, müvekkilinin iş bu davayı açmaktan men etmek adına müvekkilinden önce bu davanın açıldığını, davacı tarafın İstanbul iline gelmekten vazgeçmesi üzerine dava konusu olan şirketin müvekkili davalının hem ortağı, hem genel müdürü, hem mali müşaviri, muhasebecisi, sevkiyatçısı, hem de idari memuru ile çalışanı olmak zorunda kaldığını, 2023 yılı Aralık ayına kadar şirketin sevk ve idaresini üstlendiğini, müvekkilinin 2015 yılından itibaren davacının onayı ile şirketten maaş almaya başladığını, sorunsuz şekilde faaliyetini sürdürdüğünü, davacı tarafından müvekkiline 01.03.2024 tarihli Gaziantep Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnameye karşı müvekkili tarafından cevap verildiğini, müvekkili hakkında haksız suç isnadı yapılarak tedbir talep etme yoluna gidildiğini, davacı tarafın şirketin tüm ticari ve kayıt belgelerine hakim olduğunu, tüm konularda bilgi sahibi olduğu hususunun ortaya konulacağını, davanın asıl gerekçesinin, davacı tarafın yurt dışından müşteri bulduğunu, numune gönderdiğini, 1.600.000,00 TL civarında sipariş aldığını, sipariş konusu ürünlerin 3 iş günü içinde hazırlanmasını talep ettiğini, müvekkilinin siparişi hazırladığını, hiçbir fatura bilgisi verilmemesi ve ödeme yapılmaması üzerine müvekkili tarafından şüphe duyulduğunu, kamyonun takip edildiğini, kamyonun durdurulup ürünlerin değiştirileceği esnada müvekkili tarafından müdahale edilerek ürünlere el konulması üzerine araç şoförü tarafından bu eylemin davacı yan tarafından planlandığının söylenildiğini, davacının inkar ettiğini, ortaklar arasındaki yaşanan bu durumun güveni zedelediğini ancak şirketin faaliyetlerine devam ettiğini, davacı iddialarının haksız ve yersiz olduğunu savunarak, davanın ve ayrıca ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 15.08.2024 tarihli ara kararıyla; "..Dava; davalı şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup; davacı taraf, davalı ...'un temsil yetkisinin kaldırılması, mümkün olmadığı takdirde sınırlandırılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İsteme uygulanması gereken 6100 sayılı HMK 389/1.maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." hükmünü içermektedir.Somut olay açısından durum değerlendirildiğinde;.talep edenin istemi şirket yöneticisinin görevden alınması veya yetkisinin kısıtlanmasına yönelik olup; iddiaların yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir isteminin kabul edilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispatın bu aşamada sağlanamadığı, bu nedenle HMK'nın 389 vd maddelerindeki koşulların gerçekleşmediği..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara kararına karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İhtiyati tedbirin geçici hukuki koruma olduğunu, mahkemece iddiaların yargılamayı gerektiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, oysa ihtiyati tedbirin geçici bir hukuki koruma olduğunu, yargılama aşamasında yaşanacak hak kaybının önüne geçmek üzere ihdas edilmiş olduğunu, şirketin iki ortaklı bir limited şirket olduğunu, iki ortağında bağımsız olarak işlem yapabildiğini, mal varlığı değerlerinin davalı tarafça tek taraflı olarak kullanılması halinde mahkemece verilecek hükmün infaz kabiliyetinin kalmayacağını, mahkemeden taleplerinin şirketin mal varlığı değerleri hakkında iki ortağın birlikte karar verecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi olduğunu, yaklaşık ispatın sunulan belgeler ve davalı ikrarı ile sağlandığını, yargılama sonunda kesin ispatın söz konusu olacağını, davalı tarafından yakın zamanda ortaklıktan çıkma davası açılacağının açıkça dile getirildiğini bu durumun ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini ortaya koyduğunu, Yargıtay tarafından en kabul gören tedbir çeşidinin ise temsil yetkisinin sınırlandırılması olduğunu, birlikte temsil ile temsil yetkisinin sınırlandırılması, yetkileri sınırlandırılan müdür ile diğer bir ortağın yahut bir kayyımın birlikte imzaya yetkili kılınması şeklinde gerçekleşebileceğini iddia ederek, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, TTK'nın 644. maddesi atfı ile 553 vd maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin vermiş olduğu zararın tazmini ve 630.maddesi uyarınca şirket yöneticisinin azli talebine dair derdest davada, davalı yöneticinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılması veya olmadığı takdirde sınırlandırılmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen istinafa konu ara kararla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı ... Şirketinin iki ortağı ve yetkili müdürleri oldukları konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. TTK'nın 630/2 maddesi; ''Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.'' hükmünü, maddenin 3.fıkrası ise, ''Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur'' hükmünü haizdir.TTK'nın 630.maddesi uyarınca açılan yöneticinin azli davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu davada ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. Buna göre, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmış olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için HMK'nın 390/3.maddesi uyarınca, davacının yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir.İlk derece mahkemesi gerekçeli ara kararında, karar tarihindeki dosya kapsamına göre davacı iddialarını özetledikten sonra, dosya kapsamında bulunan delillerin HMK 389 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu talebin reddine karar vermiştir.Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Somut olayda, herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, yöneticinin şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğunu ilişkin davacı iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında sunulacak deliller ışığında yaklaşık ispatın gerçekleşmesi halinde, yargılamanın her aşamasında yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi ve mahkemece yeniden yapılacak değerlendirme sonucu verilen karara karşı kanun yolunun açık olması karşısında, mahkemece bu aşamada tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararında sonuç olarak bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkeme gerekçesinde, iddiaların yargılamayı gerektirdiği ifadesi geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin amacına uygun düşmemiş olmakla birlikte sonuca etkili görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararı yerinde olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.