T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/174
KARAR NO: 2024/941
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/650 Esas - 2021/935 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davalı aleyhine takip başlatıldığını, borçlunun icra takibindeki alacağa itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksızolup, kötü niyetli oldğunu, takibe konu alacağın 10/10/2018 başlangıç tarihli ve 10/10/2019 bitiş tarihli ... poliçe nolu ... Kobi ticari paket sigorta poliçesine dayandığını, davalının söz konusu alacağa ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ederek itiraz ettiğini, ancak sigorta poliçesi prim bedeli ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, icra takibindeki alacağın konusunu oluşturan sigorta prim bedelini gösterir poliçenin davalının borcu olmadığı iddialarını çürütecek nitelikte olduğunu, poliçe bedelinin acente kurum olarak davacı tarafından ... Sigorta AŞ'ye ödenmiş olup, davalıca davaıya davaya konu poliçe bedelinin ödenmediğini beyanla, davalı tarafından yapılan kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı tarafından süresi içerisinde mevcut takibe yönelik olarak esasa ilişkin itiraz ile birlikte öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davalı şirketin merkezinin Sakarya Adapazarı olup, hakkında yapılacak ilamsız takiplerde yetkili yerin Sakarya İcra Dairesi olduğunu, davacının öncelikle yetkili yer olan Sakarya İcra Dairesi nezdinde davalı şirket aleyhine icra takibi yapmak zorunda olup, bu takibe yönelik itiraz neticesinde itirazın iptali davasının açıldığını, ayrıca davacının iddialarının gerçek olmayıp, taraflar arasında iddia edildiği şekilde geçerli bir sigorta poliçesi ve buna bağlı olarak sigorta ilişkisi kurulmadığını, davacı ile davalı arasında bir ön görüşme yapıldığını, bu hususta davacı taraftan sadece teklif alındığını, teklif sonrasında işleme geçerlilik sağlayacak onay verilmediğini, davacı şirketin TTK 1424 mad belirtildiği şekilde imzalı olarak düzenlenmiş poliçeyi davalı şirkete teslim etmesi gerektiğini, mevcut olayda buna uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış bir poliçenin tesliminin söz konusu olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/11/2021 tarih ve 2020/650 Esas - 2021/935 Karar sayılı kararı ile;
" Mahkememizin 2019/405 esas 2020/110 karar sayılı 04/02/2020 tarihli kararı ile icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin 2020/1071 esas 2020/1128 karar sayılı 15/10/2020 tarihli ilamı ile; " . . . Davacı tarafça taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sigorta poliçesine binaen icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafça sözleşme ilişkisi inkar edilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen yasal düzenlemelerde belirtilen hususlarla ilgili taraf delilleri toplanılarak ve bu düzenlemeler ışığında taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup/bulunmamasına göre oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk duruşmada, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, " şeklinde karar verilmiş, dosya mahkememizin 2020/650 esas sırasına kaydedilmiş ve taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... Ltd Şti, borçlunun ... San Tic Ltd Şti. olduğu, alacaklı tarafça sigorta poliçesinden kaynaklanan 63.500,00TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyada toplanan deliller nazara alınarak dosya rapor tanzimi için bilirkişiye gönderilmiş, bilirkişiler Sigorta Uzmanı ... ve Banka Emekli Müdürü ... tarafından tanzim olunan 07/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; sigorta teklifinin davalı ve davacı arasında yazılı belgelere göre davalıya gönderildiğini, teklifin sigorta sözleşmesine/sigorta poliçesine dönüştürülmesi için açısından davalı tarafından yazılı onayın dava dosyasında görülemediğini, teklif priminin düşülerek poliçenin davalı yazılı onayı olmaksızın üretildiğini, dava dosyasında poliçe onayını gösterir telefon görüşmesi ses kaydının bulunmadığını, ancak davacı tarafından düzenlenen poliçenin 1 yıl boyunca yürürlükte kaldığı, iptal edilmediği, dolayısıyla ile davalının 1 yıllık süre içinde poliçenin sağladığı güvenceden yararlandığını, poliçe bedelinin davacı sigorta acentesi tarafından ... Sigorta AŞ'ne davalı ... San ve Tic Ltd Şti adına ödendiğini belirtmişlerdir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyanlar dosyaya ibraz edilmiştir. Dava, ... numaralı "... Kobi Ticari Bakım Paket Sigorta Poliçesi" ne ilişkin prim borcunun ödenmediği iddiasına dayalı olarak prim borcunun tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dışı ... Sigorta AŞ'nin yetkli acentesi olduğu ve davacı tarafından davalıya 10/10/2018 başlangıç tarihli 10/10/2019 bitiş tarihli ... poliçe nolu doğa kobi ticari paket sigorta poliçesi düzenlendiği, söz konusu poliçe bedelinin acente kurum olarak davacı tarafından ... Sigorta AŞ'ye ödendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından ... Sigorta AŞ'ye ödenmiş olan poliçe bedelinin davalıdan tahsiline yönelik başlatılan takibe davalının itirazı noktasında toplandığı, poliçenin brüt tutarının 63.500TL olup, prim borcunu ödeme planının 10/10/2018 tarihinde 11.560,00TL peşinat ve takip eden 7 ayda her ayın 10'unda 7.420,00TL olmak üzere bir peşinat ve takip eden aylarda 7 eşit taksit şeklinde olduğu, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, poliçenin 1 yıl boyunca yürürlükte kaldığı, iptal edilmediği, davalının 1 yıllık süre içinde poliçenin sağladığı güvenceden yararlandığı, davalının sunmuş olduğu sigorta poliçelerin zaman ve yer olarak davaya konu poliçe ile örtüşmediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalının poliçe düzenlenmesi için gerekli olan bilgi ve belgeleri davacıya sunmuş olmasının kabul anlamını taşıdığı, davalı tarafça kabul edilmeden davacının 63.500-TL tutarındaki prim bedelini ödemiş olmasının hayatın olağan akışına da uygun olmayacağı bu itibarla davacı sigorta acentesi tarafından ... Sigorta AŞ'ne davalı adına ödenen bu bedelin davalıdan tahsilinin talep edebileceği, dolayısıyla davacı tarafından davalı aleyhine başlattığı icra takibinde davalının itirazında haksız olduğu anlaşılmakla, davacının davasının kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 63.500,00TL asıl alacak üzerinden devamına, takibe takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar avans faizi işletilmesine, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2 maddesi uyarınca (63.500,00 TL'nin) %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davacının davasının KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 63.500,00TL asıl alacak üzerinden devamına, takibe takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar avans faizi işletilmesine, 2-İcra İflas Kanununun 67/2 maddesi uyarınca ( 63.500,00 TL'nin) %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... San.ve Tic.Ltd.Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sigorta poliçesi ilişkisi kurulduğu iddiası ile müvekkil şirket aleyhine prim alacağı talebine yönelik olarak davacı tarafça itirazın iptali talepli olarak açılan mevcut davanın haksız ve yersiz olup, davanın reddi gerekirken, mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, Usule ve yetkiye ilişkin olarak; Davanın itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davası açılabilmesi için ortada geçerli bir icra takibinin olması ve bu takibe borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durmuş olması gerektiğini, dava konusu olayda Davacı (Alacaklı) Şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyası ile ilamsız takip yapılmış ise de, müvekkil şirket tarafından süresi içerisinde mevcut takibe yönelik olarak esasa ilişkin itiraz ile birlikte öncelikle yetki itirazında bulunulduğunu, İcra takip dosyasından ve dava dilekçesindeki adres bilgilerinden de anlaşılacağı üzere Davalı Şirket’in şirket merkezinin Sakarya-Adapazarı olup, hakkında yapılacak ilamsız takiplerde yetkili yerin Sakarya İcra Dairesi olduğunu, davacı ( alacaklı ) nın öncelikle yetkili yer olan Sakarya İcra Dairesi nezdinde müvekkil şirket aleyhine icra takibi yapmak zorunda olup, bu takibe yönelik itiraz neticesinde itirazın iptali davasının açılması ve dinlenmesinin hukuken mümkün olacağını, Bu hususta mahkemece her ne kadar mahkemece ilk etapta 2019/405E-2020/110 Karar sayılı karar ile davanın bu yönden reddi hususunda karar verilmiş ve Davacı tarafın istinafı sonrasında İstanbul BAM 13.HD.nin 2020/1071E-1128K.sayılı kararı ilk hüküm kaldırılmış ise de, istinafın kaldırma kararı incelendiğinde yetki meselesinin halledilmesi için taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının ispatlanması gerektiği ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, Dava dosyasında, davacı tarafın davaya dayanak yaptığı sigorta poliçesinin varlığına yönelik hiçbir delil sunmadığı sadece iddiadan öteye gitmeyen beyanların olduğu bir durumda mahkemece sözleşmenin varlığını dahi tartışmadan usule ilişkin yetki itirazı hususunda karar dahi vermeksizin davanın kabulüne karar vermiş olmasının yerinde olmadığını, Ortada geçerli ve yetkili yer icra dairesi nezdinde yapılmış bir icra takibi olmadığından açılan itirazın iptali davasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, Esasa ilişkin olarak; Davacı taraf her ne kadar, davalı şirket ile aralarında sigorta poliçesi düzenlendiği yönünde iddiada bulunarak mevcut davayı açmış ise de ,bu yöndeki iddialarının gerçek olmayıp, davayı ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, taraflar arasında iddia edildiği şekilde geçerli bir sigorta poliçesi ve buna bağlı olarak sigorta ilişkisi kurulmuş olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığını, 1.a).Davacı taraf ile davalı şirket arasında bir ön görüşme yapıldığını, bu hususta davacı taraftan sadece teklif alındığını, alınan teklif sonrasında, işleme geçerlilik sağlayacak onayın verilmediğini, bu hususta taraflar arasında yapılan e-mail yazışmalarının cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, Teklif almaya yönelik ön görüşme sonrasında, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunu ve yürürlüğe girdiğini belirtir hiçbir hukuki ilişki ve emare olmadığını, davacı tarafından ilerleyen aşamalarda davalı şirkete yönelik herhangi bir bildirim, bilgilendirme, ödenmeyen prim olduğu hususunda ihtar vs de yapılmadığını, b).Davacı şirketin ,ttk.1424 maddesinde belirtildiği şekilde imzalı olarak düzenlenmiş poliçeyi ,davalı şirkete teslim etmesi gerektiğini, mevcut olayda TTK 1424 maddesine uygun şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış bir poliçenin teslimi söz konusu olmadığını, " Madde 1424- (1) Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hallerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesin- den doğan zarardan sorumludur. (2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir. (3) Poliçenin verilmediği hallerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir. " 2.Dava konusu meselenin çözümünde şu hususlara dikkat edilmesinin gerekli ve zorunlu olduğunu, a).Dava konusu sigorta poliçesinin Prim Ödeme Klozu başlıklı kısmı incelendiğinde; “Sigortacının sorumluluğu ,sigorta priminin peşin ödenmesi kararlaştırılmışsa tama mının ,primin taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa peşinatın ödenmesiyle başlar.Aksi halde ,poliçe teslim edilmiş olsa dahi sorumluluk başlaması ilk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gere- ken prim,zamanında ödenmemişse,sigortacı,ödeme yapılmadığı sürece ,sözleşmeden üç ay içinde cayabilir.Bu süre,vadeden başlar.Prim alacağının ,muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması halinde ,sözleşmeden cayılmış olunur.İzleyen primlerden her hangi biri zamanında ödenmez ise,sigortacı sigorta ettirene ,noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini ,aksi halde ,süre sonunda , sözleşme- nin feshe dilmiş sayılacağını ihtar eder.Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşme si feshedilmiş sayılır. " şeklinde düzenlemenin var olduğunu, b).Yine dava konusu olaya uygulanacak olan 6102 sayılı TTK.nun ilgili maddeleri olan, MADDE1421. “Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ö- denmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur. 1430 uncu madde hükmünün saklı olduğunu, " MADDE 1430- (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır. (2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu halde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir. (3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarı- sını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma halinde, sigorta ettirenin ödemek- le yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır. MADDE 1431- (1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk tak sidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve de- nizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir. (2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır. MADDE 1434- (1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. (2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması halinde, sözleşmeden cayılmış olunur. (3) İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi halde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının, sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır. (4) Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki defa ihtar gönderilmişse sigortacı, sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir. Can sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır. c).Yukarıda belirtilen 6102 sayılı TTK’nun ilgili maddeleri ve dava konusu sigorta poliçesindeki Prim Ödeme Klozu başlıklı kısımdaki yazılı düzenleme bir bütün halinde ele alınıp olay değerlendirildiğinde, c.1.Dava konusu sigorta poliçesinde ,taksitli ödeme planının yapıldığı , 11.560,00.TL. tutarındaki peşinat ödemesinin vadesinin 10.10.2018 Tarihi olup, ilk taksit ödemesinin 10.11.2018 tarihinden itibaren aylık düzenli 7 taksit olarak gösterildiğinin görülmekte olduğunu, c.2.Poliçedeki ödeme şekli ve prim ödeme klozunda yer alan düzenleme dikkate alındığında, davalı şirketin 10.10.2018 tarihinde ödemesi gereken peşinat ödemesini yapmamış olması karşısında davacı şirketin vadeden başlayarak 3 ay içerisinde dava veya takip yoluyla ödenmeyen prim alacakları istemiş olmasının gerekli ve zorunlu olduğunu, dava ve takip yolu ile istememiş olması durumunda sözleşmeden cayılmış sayılacağının açıkça belirtildiğini, Sigorta poliçesinde ödeme klozu başlıklı kısımda yer alan bu düzenlemenin aynı zamanda 6102 Sayılı TTK.1421/1 ,1431/1-2,1434/2 maddelerinde de yer alan düzenlemeye uygun olduğunu, c.3.Davacı şirketin, davaya dayanak yapmak istediği sigorta poliçesinde yer alan prim ödeme şekline göre, yapması gereken işlemleri yapmadığını, davalı şirketi gerek poliçe hükümleri konusunda gerekse de talep ettiği ve hiçbir miktarının ödenmediğini beyan ettiği prim alacakları hususunda vade tarihleri itibari ile geçerli uyarıda bulunmadığı gibi TTK 1434/2 maddesi gereğince; üç aylık süre içerisinde dava ve takip yoluna da müracaat etmediğini, yapmış olduğu ira takibinin 3 aylık sürenin çok sonrasında olan bir tarih olduğunu, 3.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu olayda bu yöndeki şartların oluşmadığını, icra inkar tazminatı taleplerinin de reddi gerekirken mahkemece kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun mevcut davada davalı şirket aleyhine olarak değerlendirilmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, 4.Mevcut davanın dayanağını oluşturan İstanbul ...İcra Müd. ... E.(Yenileme ile ... E olduğunu ) sayılı dosyasına takibe konu borcu tüm ferileri ile birlikte karşılar şekilde teminat sunulmuş olup, ilamın icrasının durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesini talep etmekte olduklarını beyanla; Açıklanan ve re'sen görülecek sair hususlar da dikkate alınarak; - Tehir-i icra taleplerinin kabulü ile bu hususta icranın geri bırakılmasına yönelik karar verilmesini, - Usul ve yasaya aykırı olan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/650E- 2021/935K.sayılı kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, İstinaf mahkemesince davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını, - Yargılama gider ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedildiği iddia edilen "... Kobi Ticari Paket Sigorta Poliçesi" kapsamında davacı tarafından davalı adına sigorta şirketine ödenen prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece ilk önce 04/02/2020 tarih, 2019/405 esas ve karar sayılı ilamı ile icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15/10/2020 tarih, 2020/1071 esas ve 2020/1128 karar sayılı ilamı ile "....Davacı tarafça taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sigorta poliçesine binaen icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafça sözleşme ilişkisi inkar edilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen yasal düzenlemelerde belirtilen hususlarla ilgili taraf delilleri toplanılarak ve bu düzenlemeler ışığında taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup /bulunmamasına göre oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk duruşmada, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, taraflar arasında "... Kobi Ticari Paket Sigorta Poliçesi" akdedildiğini, davalının ödemesi gereken sigorta primlerinin kendisi tarafından ödendiğini, prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını ve usulüne uygun geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulmadığını, kendilerine söz konusu sigorta poliçesinin verilmediğini, primlerin ödenmemesi sebebiyle sözleşmeden cayılmış olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın 1401. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile sigorta sözleşmesinin meydana geleceği, zımni irade açıklaması ile de sigorta sözleşmesinin kurulabileceği Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de kabul edilmiştir. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem kazanır. 1405. Maddesinde "Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır'', 1406. Maddesinde ''(1) Bir kişi, diğer bir kişinin adına onu temsilen sigorta sözleşmesi yapabilir; temsilci yetkisiz ise ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur. (2) Adına sigorta sözleşmesi yapılan kişi, rizikonun gerçekleşmesinden önce veya 1458 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, riziko gerçekleşince de sözleşmeye sonradan icazet verebilir.'' ve 1408. Maddesinde ''Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.'' 1423. Maddesinde ''Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir.'' 1424. Maddesinde '' Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur. (2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir. (3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir.'' 1431. Maddesinde ''Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir.'' hükümleri düzenlenmiştir. Yukarıdaki yasal mevzuat ışığında dava konusu sigorta sözleşmesinin kurulmasına ve sigorta poliçesinin düzenlenmesine ilişkin taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde; 10/10/2018 tarihi saat 08:59'da davalı tarafından davacıya "...sigorta ile ilgili hangi belgeleri istiyorsunuz..." şeklinde mail atıldığı, davacı tarafından aynı gün 09:40'da "...belirtilen bedelleri iletirseniz sevinirim. Vergi numarası, açık adres, bina bedeli, demirbaş bedeli, emtia bedeli, makine bedeli..." şeklinde cevap verildiği, 14:34'de davalı tarafından "..istemiş olduğunuz bilgiler ektedir." şeklinde cevap verildiği, 14:55'de davacı tarafından "belirtilen bedeller ile teklifimiz 70.000,00 TL'dir. Bina bedeli:1.511.896,44 TL, Demibaş bedeli:36.265,85 TL, Makine bedeli:839.000,00 TL, emtia bedeli:20.000,000,00 TL, Not: çürüme talimatı dahildir fakat ihmalkarlık olduğu takdirde ödeme yapılmaz..." şeklinde cevap verildiği ve davacı tarafından 18:00'de sigorta belgeleri konulu kızılay et deposu pdf formatında poliçenin gönderildiğinin anlaşıldığı, sigorta poliçesinin düzenleme tarihinin de 10/10/2018 tarihi, başlangıç tarihinin 10/10/2018 tarihi saat 17:44 olduğu, bitiş tarihinin 10/10/2019 tarihi olduğu, davalının söz konusu poliçenin düzenlenmesinden sonra herhangi bir itirazda bulunmadığı, davacı tarafından davalıya 16/10/2018 tarihinde saat 17:49'da tekrar kızılay et deposu pdf formatında poliçenin gönderildiğinin anlaşıldığı ve davalının itiraz etmediği ve uygun bir sürede reddetmediği ve örtülü olarak kabul ettiği, taraflar arasında mail yazışmaları incelendiğinde sigorta sözleşmesinin kurulmuş olduğu, davalının bir yıl süre ile sigorta poliçesi teminatından menfaat sağladığı ve davacı tarafından davalının ödemesi gereken sigorta primlerini sigorta şirketine ödediği anlaşılmıştır. Bu sebeple davalının sigorta sözleşmesinin kurulmadığına ve davacı tarafından sigorta primleri sigorta şirketine ödendiğinden sözleşmeden cayıldığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı iddiası ile icra takibinin yetkisine itiraz edilmiş ve davanın dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nın 50/1. maddesine göre, Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Prim borcunun ödenme yerine ilişkin TTK'nın 1432.maddesi özel hüküm içermekte olup, bu hükme göre sigorta primi, sigorta ettirenin, sözleşmede gösterilen adresinde ödenir. Sözleşmede başka bir ödeme yeri gösterilmiş olmasına rağmen, sigorta primi fiilen sigorta ettirenin gösterdiği adreste ödenegelmekte ise, bu ödeme yerine ilişkin söz konusu şart yok sayılır. Mahkememizce ve Dairemizce taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin kurulduğu kabul edilmiş olup, gerek genel yetki kuralı gereğince davalının adresi, gerek TTK'nın 1432.maddesindeki sigorta priminin ödenme yeri olan sigorta ettirenin, sözleşmede gösterilen adresi Sakarya ili olup, Sakarya İcra Daireleri iş bu takipte yetkilidir. İtirazın iptali davalarında, yetkili icra dairesinde usulüne uygun icra takibi yapılmış olması özel dava şartıdır. Davacı tarafından yetkisiz icra dairesinde icra takibi yapılmış olması sebebiyle geçerli bir icra takibinden söz edilemeyecektir. Bu durumda Mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, kaldırma ilamı gereğince sözleşmenin kurulup kurulmadığı belirlendikten sonra yetki itirazının ön sorun şeklinde incelenip karara bağlanmadan işin esasına girilmek suretiyle karar verilmesi ve yetki itirazı hususunda ara kararda ve gerekçeli kararda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih ve 2020/650 Esas - 2021/935 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 766,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 339,33 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 115,70 TL posta/ tebligat giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 2023/2024 e göre hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 32,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 194,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 11-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine,12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.