T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/209 Esas
KARAR NO : 2025/729
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 05/04/2024
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, davalı ...'nin %40 pay ile ortağı olduğunu, diğer tek ortağın %60 pay oranına sahip olan ... ... olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin kuruluşundan 11/03/2024 tarihli genel kurul toplantısına kadar şirketin münferiden temsile yetkili müdürlüğünü yürüttüğünü, 11/03/2024 tarihli genel kurulda şirket müdürlüğüne ... ... ...'nın seçildiğini, genel kurul toplantısında alınan kararın henüz ticaret sicil gazetesinde tescil ettirilmediğini fakat şirket müdürünün seçilmesi işleminin ticaret sicilinde yayınlanmasının kurucu değil bildirici nitelikte olduğundan müvekkilinin müdürlük görevinin 11/03/2024 tarihi itibarıyla sona erdiğini, davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması gerekiliğinin ortadan kalktığını, şirket ortaklığından çıkmaya dair daha önce 27/02/2024 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalı taraf olarak şirketin diğer ortağı ... ... gösterildiğinden pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, ortaklıktan haklı sebeple çıkmak için yeniden işbu davayı ikame etme zorunluluğunun ortaya çıktığını, davalı şirketin, baskı teknolojileri konusunda hizmet veren, büro ofis makineleri ve yedek parçalarını satan ve satış sonrası servis veren 15/06/2016 tarihinde kurulmuş İstanbul merkezli bir şirket olduğunu, müvekkilinin amcası ...'ın aynı zamanda diğer hissedar ... ...'ın merhum eşi olduğunu, 1986 yılından davalı şirketin kuruluş tarihine kadar baskı teknolojileri alanında hizmet verdiğini ve sektörün içerisinden geldiğini, ...'ın 2016 yılında yeğeni olan davacı ile yine bu alanda hizmet verecek bir şirket kurmak istediğini, fakat ...'ın borca batık olması ve şirketi kendi üzerine kurması halinde şirket hissesi üzerine alacaklıları tarafından haciz uygulanacağından, bundan kaçınmak maksadıyla şirketi müvekkili ..., ... (... ...'ın kardeşinin eşi olup 05/05/2017 tarihinde toplam sermayenin %30'una tekabül eden hissesini müvekkiline devrettiğini) ve ...'ın eşi ... ...'ın ortaklığı ile kurulduğunu, ortaklığın kağıt üzerinde müvekkili ile ... ... arasındaymış gibi gözükse de asıl ortaklığın müvekkili ile ... arasında kurulduğunu, şirketin, ...'ın vefatına kadar müvekkili ile amcası tarafından yönetildiğini, ayrıca ...'ın vefatından sonra ... ... ve diğer mirasçıların mirası reddettiklerini, müvekkilinin, amcası ile ortaklık ettiğini, bu işle hiçbir dönemde ilgisi olmamış olan ... ... ile hiçbir zaman ortaklık etmediğini, aralarında ortaklar arasında güven ilişkisi ve limited şirketlerin temelini oluşturan birlikte iş yapma iradesinin hiçbir zaman kurulmadığını, ... ...'ın, eşinin ölümüne kadar hiçbir zaman şirkete uğramadığını, hesaplarından haberdar olmak istemediğini, şirketin işleyişi hakkında hiçbir zaman fikir sahibi olmadığını, baskı teknolojileri konusunda bir bilgi birikimi yahut bu işe dair bir geçmişi olmadığını, tüm bunların yanında kendisi payların %60'ına sahip olup genel kurulda önemli kararları tek başına alabilecek ya da karar alınmasını engelleyebilecek bir pozisyona sahip olduğunu, 2021 yılında baskı cihazları bakım destek hizmeti için açılan ve müvekkilince karlı olabileceği düşünülen ihaleye katılmak istendiğini, şartnamenin 7.4.2 maddesindeki gereklilikleri sağlayabilmek adına sermaye artırımına gidilmesi gerektiğini, bu durumun ... ...'a anlatıldığında kendisinin buna onay vermeyeceğini şifahen beyan ettiğini, bu nedenle bahse konu ihaleye girilemeyerek şirket adına karlı olabilecek bir iş fırsatının kaçırıldığını, bunun gibi durumlarda ... ...'ın, karar alıcı pozisyonda bulunduğundan şirket işleyişinin gerçekleşmesine engel olarak çoğunluk gücünü kötüye kullandığını, şirketi karar alamaz ve işleyemez hale getirdiğini ve birlikte çalışmayı imkansız hale getirdiğini, ...'ın ölümüyle birlikte miras ilişkileri ve ... ...'ın dava dışı taraflarla olan borç ilişkilerinde müvekkilinin nüfuzunu kullanmak istemesi ve müvekkilinin de bunu kabul etmemesi sebebiyle müvekkili ile ... ...'ın arasının açıldığını, ... ...'ın şirketin işleyişini sekteye uğratacak müdahalelerde bulunduğunu, 05.01.2022 tarihinde ... ...'ın şirkete gelerek huzursuzluk çıkardığını, müvekkilini tehdit ettiğini ve şirket çalışanlarına müdahale ederek işleyişi sekteye uğratmaya çalıştığını, aradaki husumet sebebiyle ... ... ile müvekkilinin telefon ile dahi iletişim kurmadığını, şirket ortaklığını yürütmelerinin imkansız hale geldiğini beyan ederek; davalı ...'nin TTK 636/3 uyarınca haklı sebeple feshine, bunun mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin TTK 638/2 şirket ortaklığından çıkmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen davaya cevap sunmadığı ve duruşmalara katılım sağlanmadığı görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; 15/06/2016 tarih 9097 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi İlanının çıktısı ile Açık İhale Usulü İle İhale Edilen Baskı Cihazları Bakım Destek Hizmeti Alımı Hizmeti Alımında Uygulanacak İdari Şartnamenin fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; davacı ... tarafından davalı ... ... aleyhine davacının ... ortaklığından çıkarılması talebi ile açılan davada 2024/117 Karar numaralı 29/02/2024 tarihli ilamında "Davanın pasif husumet nedeni ile reddine" dair karar verildiği anlaşıldı.
Mahkememizin 15/04/2024 tarihli tensip tutanağında davacı vekiline ...'ın reddi miras beyanının bulunduğu Sulh Hukuk Mahkemesi ve dosya numarasını bildirmek üzere ve davalı şirket adresini bildirmek üzere süre verildiği, davacı vekilinin 02/05/2025 tarihli dilekçesi ile davalı şirket adresini bildirdiği, 03/05/2024 tarihli dilekçesi ile reddi miras davasının ... Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından görüldüğünü bildirdiği, mahkememizce .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edildiği, dosyanın tetkikinde; miras bırakan ..., talep edenler ... ... ..., ... ... Ve ... ...'ın müteveffadan kalan mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini, reddin tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, 27/11/2019 tarihli ... Karar sayılı ilam ile "Müteveffa ...'ın vefat etmeden evvel ki yerleşim yeri adresinin "... Mah. ... Cad. No:19 İç Kapı No:50 .../ ..." olduğu anlaşıldığından mahkememizin yetkisizliğine" dair karar verildiği, bu kez davacı vekilinin ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının celbini talep ettiği, mahkememizce celp edilen dosyanın tetkikinde; ... Karar numaralı 19/12/2019 tarihli ilamında; "Davanın Kabulüne, ... ili ... ilçesi ... mahallesi köyü cilt no 15 hane no 60 da nüfusa kayıtlı, ...'den olma 30/03/1964 doğumlu olup 12/11/2019 tarihinde vefat eden ...'ın mirasçılarından; ... ve ... olma 01/01/1964 doğumlu ... T.C Kimlik numaralı ... ...'ın, ... ve ...'den olma 15/05/1996 doğumlu ... T.C Kimlik numaralı ... ...'ın, ... ve ... den olma 03/10/1993 doğumlu ... T.C Kimlik numaralı ... ... ...'nın TMK 'nın 606. Maddesi uyarınca üç aylık yasal süresi içerisinde yaptığı mirasın reddi beyanının mirası red kütüğüne kaydına," dair karar verildiği anlaşıldı.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta davalı şirketin sicil dosyasının gönderildiği, şirket adresinin Şişli / İstanbul olduğu, şirket ortaklarının ... ve ... ... olduğu, yetkilisinin ... olduğu görüldü.
Mahkememizin 13/06/2024 tarihli celsesinde davalı şirketin feshi yahut davacının limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında bilirkişilerden rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin 28/10/2024 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"1-Dava dosyasında mevcut olan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Sayın Mahkeme adına gönderilen yazıda şirketin kuruluşunun 09/06/2016, şirketin sermayesinin 20.000,00 TL olarak gözüktüğü, şirketin ortaklarının ... 8.000,00 TL (8.000/20.0000=0,40=%40) ve ... ... 12.000 TL hissedar oldukları, şirketin yetkilisinin ise ... münferiden 09/06/2016 tarihinde göreve başladığı, 09/06/2026 tarihinde görevinin sona ereceğinin yazılı olduğu, dolayısıyla dava tarihi olan 05.04.2024 tarihinde davacının davalı şirkette münferiden yetkili müdür görevinin devam ettiğinin anlaşıldığı,
2-Dava dosyasında 14.06.2021 tarihinde yapılan 2020 yılı Olağan Genel Kuruluna ait belgelerin var olduğu, davacının dava dilekçesinde belirttiği 11.03.2024 tarihli genel kurula ait herhangi bir belgeye rastlanılmadığı,
3-Dava dosyasında girilemeyen ihale ile ilgili şartnamenin var olduğu, fakat şartnamede herhangi bir fiyat rakamına rastlanılmadığı,
4-Dava dışı ... ...'ın 05 Ocak 2022 tarihinde şirkete gelişi ve çıkarılan huzursuzlukla ilgili kabul edilebilir yasal bir bilgi yada belgenin dava dosyasında var olmadığı,
5-Bu sebeplerle iddia edilen hususları ispata yarar evrakların sunulmaması sebebiyle çıkma / çıkarılma hususunda bir kanaate varılamadığı,
6-Sayın Mahkeme tarafından davalı şirketin bağlı olduğu ... Vergi Dairesi ... vergi nolu ... ve Ticaret Ltd Şti' ne ait 2021-2022-2023 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin istenmesi halinde şirketin mali analizinin yapılabileceğinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu," yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi heyet raporunun taraflara tebliğ edildiği, tarafların rapora karşı beyan dilekçesi sunmadıkları, davacı vekilinin 28/11/2024 tarihli celsede tanıklarını bildirmek üzere süre talep ettiği, mahkememizce davacı vekiline usulüne uygun düzenlenmiş tanık listesini ve tanıklarını hangi hususta dinleteceğini açıklar dilekçesini sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 12/12/2024 tarihli dilekçesinde tanıklarını bildirdiği görüldü.
Mahkememizce 19/02/2025 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ...'nun; "Ben davalı şirkette teknik serviste çalışıyordum, hatırladığım kadarıyla 2022 yılında işten ayrıldım, ayrılmama rağmen arada bir şirkete gider ziyaret ederim, çalıştığım dönemde patronumuz ... idi, kendisi vefat ettikten sonra yerine eşi ... ... geldi, ... ... işleri bilmediği halde ara sıra şirkete gelerek bazen sözlü bazen fiziki tacizlerde bulunuluyordu, bu gerginlikten personel ve işler de etkileniyordu, zaman zaman işlerde aksama yaşanıyordu, bir keresinde şirket personeli olan ... ile tartışma yaşadılar, ... hanımın yanında bulunan ve tanımadığım adamlar ...'nın üzerine yürüdüler, bu hususa bizzat şahit oldum, o dönemde çalışıyordum, ... ... ile ... Arasında yaşanan sıkıntılara dair net bir bilgim yoktur ancak ... Hanımın iş yerine gelerek problem çıkardığına şahit oldum" şeklinde beyanda bulunduğu, yine aynı celsede dinlenen davacı tanığı ...'nın "Ben davalı şirkette teknik servis müdürlüğü yapıyordum, 2022 yılı sonlarında emekli oldum ve işten ayrıldım, asıl patronumuz olan ... 2019 yılında vefat ettikten sonra yerine eşi ... ... geldi, şirkette sürekli kavga gürültüye, tacize sebebiyet veriyordu, 2022 yılının başlarında bir gün ... ... şirkete yanında mafyatik adamlarla geldi aramızda tartışma yaşandı, hatta yanında bulunan adamlar bana saldırdılar, şirkette yaşanan sıkıntılar sebebiyle şu anda şirkette 1 kişi kaldı, öncesinde 8-10 kişi çalışıyordu, ... Hanımın yanında mafyatik adamlarla şirkete gelme sebebini net olarak bilmiyorum ancak kanaatimiz başka bir kişiye olan borçlarından dolayı alacaklıların bu mafyayı şirkete gönderdiği ve ... Hanımın da borcuna ilişkin güvence olarak şirketi gösterdiğine ilişkindir. Davacı ... ile ... ... arasında yaşananlara sık sık şahit oldum, ... ... ... Bey'i şirkette istemiyordu, bunu sık sık dile getiriyordu bizler de duyuyorduk, ... Bey'i şirketten uzaklaştırmak kendi kızlarını müdür yapmak istiyordu, ayrıca kendisine uzlaşma teklifiyle gitmemize rağmen hiçbir zaman kabul etmedi, ya bize hakkımızı verin şirketten çıkalım yahut size payınızı verelim siz çıkın dememize rağmen uzlaşmaya yanaşmadılar" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekiline tanık anlatımlarına karşı beyanları sorulduğunda "Tanık anlatımlarına bir diyeceğimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 17/04/2025 tarihli celsesinde davacı vekiline bilirkişi raporunda belirtilen 11/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağını sunmak üzere süre verildiği ayrıca ... Vergi Dairesi'ne yazı yazılarak davalı şirketin 2021-2022-2023 yıllarına ait Kurumlar Vergi beyannamesinin celbine, eksik hususlar giderildiğinde bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 17/06/2025 tarihli dilekçesi ile 11/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında bulunduğunu beyan ederek ilgili dosyadan celp edilmesini talep ettiği, mahkememizce ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait Kurumlar Vergi beyannamelerinin celp edildiği, davacı vekilinin 27/06/2025 tarihli dilekçesi ile; seçilmiş olan şirket müdürü tarafından genel kurul toplantı tutanağının tescil ettirilmemiş olduğundan, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü cevabında şirket yetkilisinin ... olarak gözüktüğünün beyan edildiği ve dilekçe ekinde davalı şirketin 11/03/2024 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı Tutanağının fotokopisinin sunulduğu görüldü.
Eksik hususlar giderildiğinden mahkememizin 17/04/2025 tarihli celsedeki ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor aldırılmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 11/08/2025 tarihli ek raporunda sonuç ve özet olarak;
"Mahkemenin görevlendirmesi gereğince, dava dosyasına mübrez deliller üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, ayrıntıları ve sebepleri yukarıda açıklandığı şekilde ve takdiri tamamen Mahkemeye ait olmak üzere; şirketin genel kurullarının düzenli olarak yapılamaması, yapılan genel kurulda olağan gündem maddelerinden olan ve müdür tarafından hazırlanması gereken yıllık faaliyet raporunun, denetçi raporunun ve geçmiş yıllara ilişkin finansal tabloların dahi sunulmamış olması, buna rağmen (sunulmayan raporlara rağmen), raporların oy çokluğu ile onaylanmış olması karşısında, şirket menfaatleri yerine ortaklık oranları üzerinden bir güç yarışının sürdürülmekte olduğu kanısına varılmış ve ortaklığın devamının bu şekilde mümkün olamayacağı kanısına varılmıştır. Ne var ki yukarıda da ifade edildiği üzere feshin son çare olması ilkesinden hareketle, borca batık olmayan ve ekonomiye katkı sağlayan şirketin feshi yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasının yahut sayın mahkeme tarafından duruma uygun başkaca bir çözüm yoluna hükmedilmesinin daha isabetli olacağı " şeklinde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi ek raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca ek rapora karşı beyanda bulunmadıkları anlaşıldı.
Mahkememizin 02/10/2025 tarihli celsesinde "Nihai taktir mahkememize ait olmak üzere davacının şirketten çıkarılması durumunda karar tarihine en yakın ayrılma akçesi hesabı yapılmak üzere bilirkişi heyetine sektör uzmanı Prof. Dr. ...'in eklenerek bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına," dair karar verildiği, davacı vekilinin 06/10/2025 tarihli dilekçeleri ile herhangi bir ayrılma akçesi taleplerinin bulunmadığı ve ayrılma akçesi hakkından feragat ettiklerini, dosya tekamül ettiğinden mevcut haliyle dosya hakkında duruşma günü beklenmeksizin karar verilmesini, talebinin yerinde görülmemesi halinde 12/02/2026 tarihine atılı duruşmanın daha erken bir tarihe alınmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkememizin 06/10/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin talebinin kabulü ile duruşma gününün 23/10/2025 gününe bırakılmasına karar verildiği ve ara kararın taraflara tebliğ edildiği anlaşıldı.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, alanında uzman bilirkişilerden alınıp dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu ve tanık beyanları hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan dava, 6102 sayılı TTK 636/3.maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde davacı ortağın şirket ortaklığından çıkması taleplerine dayanmaktadır.
TTK.nın 636/3. maddesinde; "...Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Haklı sebep TTK'da tam olarak tanımlanmamıştır. Her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığı, ortağın kişisel özellikleri ve şirketin yapısı da göz önünde bulundurulmak suretiyle ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Buna göre şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunmaları, ortak menfaatlerine aykırı davranmaları, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.
Davaya konu şirketin sicil dosyasının incelenmesinde; davacının şirkette %40 oranında pay sahibi olduğu, %60 pay sahibinin ... ... olduğu, hisse oranının % 40 olması sebebiyle şirket genel kurulunda çoğunluk oluşturacak ve fesih kararı alabilecek nitelik, miktar ve oranda pay sahibi olmadığı anlaşılmaktadır. Mali bilirkişinin, şirketin ticari defterleri ve 2021, 2022, 2023 yıllarına ilişkin finansal tabloları üzerinde yaptığı inceleme sonuçlarına göre, davalı şirketin 31/12/2021, 31/12/2022 ve 31/12/2023 tarihi itibariyle İİK 179. maddeye göre borca batık olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin genel kurullarının düzenli olarak yapılamaması, yapılan genel kurulda olağan gündem maddelerinden olan ve müdür tarafından hazırlanması gereken yıllık faaliyet raporunun, denetçi raporunun ve geçmiş yıllara ilişkin finansal tabloların dahi sunulmamış olması, sunulmayan raporlara rağmen, raporların oy çokluğu ile onaylanmış olması karşısında, şirket menfaatleri yerine ortaklık oranları üzerinden bir güç yarışının sürdürülmekte olduğu ve ortaklığın devamının bu şekilde mümkün olamayacağı kanaatine varılmıştır. Ne var ki feshin son çare olması ilkesinden hareketle, borca da batık olmayan ve ekonomiye katkı sağlayan şirketin feshi yerine davacı ortağın TTK. m. 638 kapsamında şirketten çıkarılmaya ilişkin terditli talebi yönünden, davacının haklı sebeple şirketten çıkarılmasının koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı şirketten çıkma talep etmiş ise de çıkma payı/ayrılma akçesi talep etmemiş olduğundan buna yönelik hesaplama yapılmamıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davalı şirket ortaklığından TTK md. 638 uyarınca çıkmasına izin verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin harç olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 20.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.620,50 TL tebligat posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 22.536,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf davacı vekilinin yüzüne karşı, (e duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır