T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO .
KARAR NO : ..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .
KARAR NO : .
KARAR TARİHİ : .
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ .
DAVACI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
B.A.M. KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın 15/02/2023 tarihinde karıştığı kaza neticesinde hasar gördüğünü, özel serviste yapılan onarım ve alınan özel ekspertiz raporuna göre araçta KDV dahil 204.107,30 TL hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde davalının eksik ve yetersiz bir değerlendirme ile yalnızca 60.000,00 TL ödeme yaptığını, bakiye hasar bedelinin ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL hasar tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare sunduğu ıslah dilekçesi ile talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 129.566,74 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından hasar dosyası açılarak bağımsız eksper görevlendirildiğini, eksper tarafından belirlenen hasar miktarından poliçedeki 15.000,00 TL'lik muafiyet düşüldükten sonra hesaplanan 60.000,00 TL tazminatın davacıya ödendiğini ve sorumluluğun sona erdiğini, davacının talep ettiği hasar miktarının fahiş olduğunu, davacı tarafça sunulan özel ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, rapordaki parça fiyatlarının ve işçiliklerin gerçeği yansıtmadığını, onarım faturası sunulmadığı için KDV talep edilemeyeceğini, talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, raporda kaza ile hasar arasındaki illiyet bağının kurulduğu, her ne kadar davalı sigorta şirketi hasar bedelinin fahiş olduğunu savunmuş ise de, piyasa rayiç fiyatlarına uygun parça ve işçilik bedelleri ile KDV dahil toplam hasarın 204.107,00 TL olarak tespit edildiği, poliçe gereği 15.000,00 TL muafiyet tenzili ve davalı tarafça yapılan 60.000,00 TL ödemenin mahsubu sonucunda davacının bakiye 129.566,74 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, raporda sağ ön jant ve lastiğin hasarla illiyet bağı kurulmadan hesaba dahil edildiğini, oysa bu parçaların özel ekspertiz raporunda dahi yer almadığını, raporun fiili incelemeye değil dosya üzerinden yapılan tespite dayandığını, onarım faturası sunulmadığı halde KDV'nin tazminata eklenmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, ayrıca hükmedilen avans faizinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı hasar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 04/01/2023-04/01/2024 vadeli Genişletilmiş Filo Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğu, 15/02/2023 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde araçta hasar meydana geldiği, davalı sigortacının ekspertiz incelemesi sonucu 15.000,00 TL muafiyet uygulayarak 60.000,00 TL ödeme yaptığı, uyuşmazlığın bakiye hasar miktarı, hasar kalemlerinin kaza ile uyumu ve KDV hesabı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekilinin bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu ve hasar kalemlerine ilişkin itirazları incelendiğinde; hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, makine mühendisi bilirkişi tarafından araçtaki hasarın detaylıca analiz edildiği görülmektedir. Davalı taraf özellikle "sağ ön jant ve sağ ön lastik" bedellerinin hesaplamaya dahil edilmesine itiraz etmiş ise de, bilirkişi raporunun 5. sayfasında bu husus irdelenmiş, söz konusu parçaların davacının sunduğu ilk özel ekspertiz raporunda yer almamasına rağmen, kaza mekaniği ve hasar boyutu dikkate alındığında somut olayla ve kaza ile illiyet bağının bulunduğu teknik kanaatiyle tespit edilmiştir. Aynı raporda, illiyet bağı kurulamayan "sol ön sis far çerçevesi" ve "sağ tampon ızgarası" gibi kalemlerin hesaplamadan çıkarıldığı da gözetildiğinde, bilirkişinin tarafsız ve teknik verilere dayalı bir ayrıştırma yaptığı, raporun kaza mekaniğine uygun, gerekçeli ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, dosyaya sunulu kaza fotoğraflarında da sağ ön jant ve sağ ön lastik hasarı açıkça görülmektedir. Aracın onarılmış olması ve aradan geçen süre dikkate alındığında, bilirkişinin dosya kapsamındaki fotoğraflar ve belgeler üzerinden değerlendirme yapmasında usule aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin KDV'ye ilişkin istinaf itirazına gelince; kasko sigortası, sigortalının mal varlığında meydana gelen gerçek zararı tazmin etmeyi amaçlar. Zarar gören aracın onarımı için gerekli olan parça ve işçilik bedellerine KDV'nin dahil olması, vergi mevzuatı ve piyasa koşulları gereğidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da istikrar kazandığı üzere ( Y 4.HD 2021/27383 Esas 2023/4967 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamı), sigorta şirketi, sigortalının "gerçek zararını" gidermekle yükümlüdür. Aracın onarımı için yapılması gereken harcamalar (parça ve işçilik) KDV'ye tabi unsurlardır. Tazminat, malvarlığındaki eksilmenin (zararın) karşılığıdır ve bu eksilmenin giderilmesi için gereken meblağ (KDV dahil onarım bedeli) tazminatın esasını oluşturur. Bu nedenle, onarım faturası sunulsa ya da sunulmasa da piyasa rayiçlerine göre belirlenen onarım bedeline KDV'nin eklenmesinde ve davalı sigortacının KDV dahil bedelden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda belirlenen parça ve işçilik fiyatlarının piyasa rayiçlerine uygun olduğu, muafiyet ve yapılan ödemenin mahsup edildiği, hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin faiz türüne yönelik itirazı incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı ticari nitelikteki kasko sigorta poliçesidir. Sigorta sözleşmesinin her iki tarafı da (davacı şirket ve davalı sigorta şirketi) tacir olup, uyuşmazlık TTK kapsamında ticari iş niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, ticari işlerde temerrüt faizi olarak avans faizi istenebilir. Bu nedenle, mahkemece alacağa avans faizi işletilmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapıldığı da sabit olmakla faiz başlangıç tarihi yönünden de yerel mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bursa... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2024 tarih ve ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından yatırılması gereken 8.850,70.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.212,67-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.638,03.-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Katip ...
¸(e-imzalıdır)