TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018
KARAR NO : 2019
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ..
DAVALI :
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/10/2018
KARAR TARİHİ : 12/02/2019
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2019
Mahkememize tevzi edilen Menfi Tespit (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili hakkında davalı tarafından Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi yapıldığını, müvekkilinin zihinsel engelli olduğu raporla sabit olan kız kardeşi tarafından tebliğ alınan ödeme emrinden müvekkilini haberdar etmemesi nedeniyle bu ödeme emrine süresinde itiraz edemediğini, usulsüz tebliğ nedeniyle hakkındaki takibin kesinleştiğini, bu nedenlerle müvekkilinin menfi tespit davası açılması gerektiğini, müvekkilinin her ne kadar davalı tarafından kantin işletmesiyle ilgili 05/05/2017 tarihinde ticari temsilci olarak atanmışsa da daha sonraları müvekkilinin bu görevinden ayrıldığını ve başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, fakat davalının icra takibinde herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, nitekim davalı müvekkilinden sonra ... adında bir kişiyi ticari işletmesine temsilci olarak atanmış olup buna ilişkin noter vekaletnamesinin de dilekçenin ekinde olduğunu, davalının müvekkilini yetkilendirdiği noter vekaletnamesi anılan tarihte müvekkilinin başka bir işyerinde sigortalı olarak çalıştığına dair evrakı sunduklarını, müvekkilinin davalının kantin işletemisnin ticari temsilciliğini üstlendiği dönemle alakalı olarak davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının herhangi bir alacağının mevcut olsa dahi bunun borçlusunun asla müvekkili olmayacağını, davalının sorumluluğu bulunan kişi veya kişilere başvurması gerektiğini, davalıya karşı ne kantin işletmesiyle alakalı olarak ne de başka herhangi bir sebepten dolayı mevcut bir borcu bulunmadığını, bu nedenle menfi tespit talebinin kabulü ile müvekkili hakkında davalının başlatmış olduğu takibin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nin Hatay Merkezde kantin işletmesi için girişimde bulunduğunu, davacı konumunda bulunan ...'ın müvekkili ile telefonda irtibata geçip müvekkili Serpile ait bulunan kantinişletme ustalık belgesini kiralamak istediğini, müvekkilinde o zamanda maddi olarak sıkıntıda bulunmasından dolayı davacının kiralama teklifine sıcak baktığını, belgesini kiraladığını, bu kiralama işlemine istinaden müvekkilinin davacıya 05/05/2017 tarih, 017036 yevmiye nolu Bursa 10. Noterliğinden vekaletname vererk tüm işletme yetkilerini davacıya devrettiğini, bu devir ile beraber davacı müvekkiline ait bütün ticari işletmecisinin sahip olduğu işlemleri üretecek olup, ödenmesi gereken tüm ödemelerin davacı tarafından karşılanacağını, müvekkili tarafından davacıya verilen vekaletnameye istinaden davacının Hatay Nizamettin Özkan İlkokulu Okul Aile Birliği ile 22/05/2017 tarihinde okullarda bulunan kantin ve benzeri yerleri kiralama sözleşemsini imzaladığını, yani bu sözleşmeyi imzalayarak davacı müvekkilinin vekili olarak belirtilen okulun işletmesini faaliyete geçirdiğini, davaya konu kantin işletmesinin faaliyetine devam ederken 23/10/2017 tarihinde okul kantininin o tarihe kadar içinde yapılan tadilatı okul aile birliği tarafından yapıldığına dair okul idaresine verdiğini, yani şuana kadar ... Hanımın işletmenin her alanı ile tam bir sorumlu gibi davrandığını, davacının kendi TC kimlik numarası ile beraber Ziraat Bankası ATMlerinden okul kantin işletmesine ait olarak il katkı payı, ilçe katkı payı ve kira bedellerini ödediğini, tihmini olarak 2017 senesinin Nisan ayının ortaları gibi okul müdürü Barış bey tarafından müvekkilinin aranıldığını ve davacının 3 aylık bir kira gecikmesinin olduğunu beyan ettiğini, ancak müvekkili tarafından davacının aranıldığında ise davacının bu kadar borcunun olmadığını, müdür beyle görüşeceğini beyan ettiğini, ancak daha sonrasında davacı tarafından müvekkiline geri dönüş yapılmadığını, müvekkilinin akabinde defalarca aramasına rağmen telefonları engellediğini, davacının vekil sıfatını kötü niyetli olarak kullandığını, davacının vekil ilişkisini kötü kullanmasından dolayı ise müvekkili üzerine yüklü bir miktar borç ortaya çıktığını, başlatılan icra takibinin ise müvekkilini zor duruma sokmasından dolayı ve davacının ticari işletmeyi işletmesinden dolayı ve müvekkilinin kazanması gereken paradan ödemesi gerekenleri ödeyemediğinden dolayı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olarak şuana kadar davrandığını, davacının bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçesi, sigortalılık tescil ve hizmet tespiti dökümü, vergi kayıtları, noter vekaletnamesi, BTSO kayıtları, kiralama sözleşmesi, ibraname, yazılan müzekkere cevapları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. Maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: [(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1. m.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;,
a) Bu Kanunda,
b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır] şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
O halde somut olayda yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalının alacağın kaynağı, davalı ile dava dışı Hatay Nizamettin Özkan İlkokulu Okul-Aile Birliği arasında düzenlenen Hatay Nizamettin Özkan İlkokulundaki 20 m2 lik kantin alanının kiralanmasına dair sözleşme kapsamında il katkı payı, ilçe katkı payı, kira bedellerinin davacı tarafından ödenmemesi sebebiyle, davalı tarafından ödenen bedelin, vekalet ilişkisinin kötüye kullanması sebebiyle rücuen davacıdan tahsiline dayalı olduğu anlaşılmakla, davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki taraflar arasında düzenlenen Bursa 10. Noterliğinin 05/05/2017 tarih ve 17036 yevmiye numaralı vekaletnameden kaynaklı vekalet ilişkisi olup alacağın mutlak ticari dava olmadığı gibi tarafların tacir olmadığı ve davalının işlettiği kantinin, vergi beyannamelerinde ticari işletme olmayıp ancak esnaf işletmesi olduğu anlaşılmakla davanın nispi ticari davada sayılamayacağından mahkememizin görevsizliğine, Bursa Aliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın görev, dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna,
2-HMKnun 20 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın Bursa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli Bursa Asliye Hukuk Mahkemesince taktirine, yargılamanın görevli mahkeme de devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/02/2019
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.