TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017
KARAR NO : 2018
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... - ...
2- ... - ...
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/05/2017
KARAR TARİHİ : 12/07/2018
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıların devretmiş oldukları...Metal Ltd. Şti. Adı ile anılan şirketin Maliyeye vaki borcunun taraflarınca ödendiğini, ancak bugüne kadar sözleşme devir protokolünde içeriği bulunan bu borcun şirket devrini yapan davalılar tarafından ödenmediğini, sözleşme kaynaklı bu borcun tespiti ile taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacıya borcu olmadığı gibi alacağının bulunduğunu, protokolde imzasının bulunmadığını, davacı firma ile maliyeye ait borçların ödenmesi konusunda tarafınca herhangi bir protokol yapılmadığını, devredilen şirketin ortağı olmadığını, daha önce aynı konu ile ilgili davacılar tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz ettiğini, davacıların herhangi bir itirazın iptali davası açmadığını, dava açma sürelerinin de geçtiğini, ödenmeyen maaş ile ilgili kendisinin icra takibi başlattığını, alacaklı olduğu halde haksız açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ödenen vergi borçlarından şahsının sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirketin tarafından ve diğer hissedar ... tarafından 18/09/2012 tarihinde ... ve ...'a devrettiğini, devralanın devreden ile beraber vergi borçlarından müteselsilen sorumlu tutulabilmesi ve ödeyen devralanınn devredene protokol gereği rücu etme hakkının doğabilmesi için kamu borçlarının şirket tüzelkişiliğinden tahsil edilmemesi gerektiğini, dava konusu vergi borçlarının tamamının şirket tüzel kişiliği tarafından ödendiğini, şirket tüzel kişiliği tarafından ödeme yapıldığından şirkethissesini devreden ve devralanın bu borç ile ilgili ödeme sorumluluğunun ortadan kalktığını, şirketi devren ve devralan şirketin devirden önceki borçlarından birlikte sorumlu olduklarını, ancak bu sorumluluğun doğabilmesi için kamu borçlarının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilmemesi gerektiğini, dava konusu vergi borcunun da davacı şirket tüzel kişiliği tarafından ödendiğinden devralanın rücu etmesi iin gerekli şartların oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Protokol, bilirkişi raporu, vs.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Dava, davacı şirket tarafından ödenen vergi borcunun, 18/09/2012 tarihli protokol gereği davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından dosya bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Alınan 10/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda; 18/09/2012 tarihli protokolde ... ve ... devreden ... ve ... devralan olarak belirtiltiğini, devredenlerin 18/09/2012 tarihine kadar kamu borçlarından tamamen sorumlu oldukları devralanların belirleyeceği tarihe kadar borcun tamının kapatılacağının belirlendiğinin görüldüğünü, davacı şirketin ve davalı ...'ın protokolde yer almadığını, almalarının da mümkün olmadığını, çünkü ...'ın şirket hissedarı olmadığını, şirketin hisselerini devralanda olmadığını, hisse devri yukarıda isimleri yer alan devreden ve devralanlar arasında yapılmış olup tarafların kendileri olduğunu, davalı ...'ın eşi diğer davalı ..., dava dışı tutulan ilk kurucu ortak...ile birlikte...Metal Ltd. Şti. Adı altındaki firmayı 2000 yılında birlikte kurarak faaliyet göstermeye başladığını, firmanın eşit hisse sahibi kurucu ortakları (... ve ...) 2010 yılında firmayı eşlerine (...- eşit paylı hisselerle devir ederek, kendileri de aynı şirkette işçi pozisyonunda çalışmayı sürdürdüğünü, ... Metal Ltd. Şti. Kayıtlarında resmi sahibi gözüken eşleri (...-...) tarafından 18/09/2012 tarihinde yeni sahipleri ...-...'a satıldığını, şirketin son hissedarları ... ve ... olduğunu, borçların dönemlerine baktığımızda 2011 Ekim 2012 Ağustos dahil aylara ait borçların devredenlerin dönemine denge geldiği 2012 Eylül ve 2012 Ekim aylarının devirden sonraki aylara ait borçlar olduğunun görüldüğünü, yani bu borcun 827,96+808,13=1.636,09-TL tutarındaki kısmı devralanların şirketi devir aldıkları tarihten sonra tahakku eden vergi borçları olduğunu, bu nedenle bu tutarın toplam ödenen 7.395,85-TL'den mahsup edilmesi gerektiğini, bu duruma davalıların dönemine denk gelen vergi borcunun 5.759,76-TL olduğunu, ödenmesi gereken KDV borcu hangi hissedarın döneminde olursa olsun şirketin borcu olduğunu, öncelikle takip edilmesi gerekenin şirket olduğunu, borcun şirket tarafından ödendiğini, bu ödemeyi şirketin ne eski ne de yeni ortaklardan isteme hakkı bulunmadığını, ödenen borcun şirketin kendi borcu olduğunu, burada ödenen borcun devralanlar tarafından devredenlere rücu edilmesi gerektiğini, çünkü eski ortakların ödemesi gereken ve protokolle ödeyeceklerini taahhüt ettikleri borcu şirket te ödese dolaylı olarak bundan zarar gören hisseleri devralan yeni ortaklar olduğunu, bu bedeli şirket değil devralan yeni ortakların talep etmesi gerektiğini, talep ederken de bu talebi ... ile ...'a yöneltmesi gerektiğini, davalılardan ...'ın taraf olmadığını, ne devredenin ortak olduğunu ne de borçların onun dönemine ait olmadığını bildirmiştir.
18/09/2012 tarihli protokol incelendiğinde ... ve ...'un devreden, ... ve ...'un devralan olarak protokolde yer aldığı, davacı şirket ile davalılardan ...'ın protokolde yer almadığı anlaşılmıştır.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur. Benzer düzenleme içeren VUK. 10.maddesinin 2. Fıkrası uyarınca vergi yükümlüsü tüzel kişilerin malvarlığından karşılanmayan vergi ve buna bağlı alacaklarda temsilciler kişisel varlıkları ile sorumludurlar. Bu nedenle davalı eski ortağın (...) yargılama konusu borçtan sorumlu olmasının ön koşulu amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Amme borcunun muhatabının şirket olup, öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerekmekte olup, davacı şirketin kendi kaynakları ile bu borcu ödemiş olması, ayrıca davacı şirketin protokolün tarafı bulunmaması nedeni ile sözleşmeye dayalı talepte bulunamayacağı anlaşılmakla davalı eski ortaktan bu bedelin tahsili mümkün değildir. Davalı ... şirket hissedarı olmadığı gibi protokolün tarafı da değildir. Bu nedenlerle davanın her iki davalı açısından reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 35,90-TL harçtan peşin alınan 126,31-TL harcın mahsubu ile arta kalan bakiye 90,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalıların yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.12/07/2018
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır