TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2014
KARAR NO : 2019
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ..
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2014
KARAR TARİHİ : 12/02/2019
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin Samsun DSİ 7. Bölge Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapmakta iken davalı şirketin ülke çapında tek yetkili bayi olarak sözleşme yaptığı Sutek Yalıtım İnşaat Taahhüt firmasının kendisiyle çalışmak istemesi üzerine devlet memurluğundan istifa ederek 01/03/2012 tarihinden sonra Samsun'da ikamet etmek şartıyla çalışmaya başladığını, davalı şirketin daha sonra müvekkili ile yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili bünyesinde çalıştırılmak istendiğini akabinde 22/03/2013 tarihli genel kurul toplantısıyla müvekkilinin yönetim kurulu üyesi seçildiğini ve davalı şirkette göre başladığını, 03/01/2014 tarihli genel kurul toplantısında müvekkilinin yerleşim yerinin Samsun'da şirket merkezinin Bursa''da olmasının gerekçe gösterilmesiyle yönetim kurulu üyeliğinden azledildiğini, müvekkilinin davalı şirkette uzun yıllar çalışacağı düşüncesiyle kendisine hayat standardı kurduğunu, devlet memurluğundan istifa ettiğini ve çocuklarını koleje gönderdiğini, oldukça kısa sürede işine davalı şirketçe son verilen müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin hedeflerinin sağlanması amacıyla yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini ancak davacı tarafın ikametgahının Samsun'da olması nedeniyle yönetim kurulu toplantılarına ve çalışmalara yeterli düzeyde katılamadığının ve bu yolla şirket hedeflerinin sağlanamayacağının görülmesi üzerine yönetim kurulu üyeliğinde değişikliğe gidildiğini, davacının yönetim kurulu toplantılarına fiziki katılım sağlamadığını, diğer üyelerce alınan kararlar davacıya kargo ile gönderilmek suretiyle imzasının alınması yoluna gidildiğini, nitekim bu yolla dahi sadece 4 yönetim kurulu kararına imzası alınabildiğini, davacı tarafın kararların elektronik imza ile de imzalanabileceğini iddia etmekte ise de şirket işlerinin üyeler arasında görüşülmesi ve tartışılması ve karara bağlanması bakımından yönetim kurulu toplantılarına katılım gerektiğinin gayet açık olduğunu, yönetim kurulu üyesinin görevinin sadece alınmış olan kararların imzalanması olmadığını, davacının davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden tam 1 yıl önce bir başka firmada işe girmek amacıyla devlet memurluğundan istifa ettiği ve 1 yıl süreyle de o firmada çalıştığı hususu bizzat dava dilekçesinde açıkça ikrar edildiğini, TTK 362/1'e göre yönetim kurulu üyeleri en çok 3 yıl göre yapmak üzere seçilir, davacının da 2 yıl süreyle görev yapmak üzere üyeliğe seçildiğini buna göre bir kişinin uzun yıllar yönetim kurulunda kalacağının düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:Yönetim kurulu kararı, ticaret sicil gazetesi, azil kararı, ihtarname, tanık beyanları, bilirkişi raporu, vs.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Dava, davacının yönetim kurulu üyeliğinin davalı şirket tarafından haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizce tanık dinlenilmesine karar verilmiştir.
Tanık İbrahim ...; "Ben halen davalı şirkette satış elemanı olarak çalışıyorum, davacı ise bir süre davacı şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptı, kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapığı süre içinde 3 yada 5 kez Bursaya gelerek toplantıya katıldığını biliyorum, bir kez de birlikte İstanbul daki fuar' a gitmiştik, onun dışında Bursa ya gelmemiştir, görüntü vs.herhangi bir yolla da yönetim kurulu toplantılarına katılmamıştır, bu yönetim kurulu toplantılarının dışında davalı şirketin yönetim kurulu toplantıları dışında personel ile yapmış olduğu ve benim de katılmış olduğum 3 yada 5 toplantıya da davacı katılmıştır, zira bu toplantılar aynı dönemde yapılıyordu, ben şahsen kendisinden duymadım ama şirketteki yöneticilerden davacının satışları arttıracağı yönünde vaatte bulunduğunu ancak bu yönde bir katsının bulunmadığı konuşuluyordu."
Tanık ...;"Ben davalı şirketin bayisiyim, davacı, davalı şirketten çalışmaya başlamadan önce benim şahıs şirketimde mühendis olarak çalışıyordu, bir yıl kadar çalıştıktan sonra 2012 yılında kendi rızası ile benim yanımdan ayrılarak davalı şirkete geçti, oradaki çalışmaları hakkında benim bilgim yoktur ancak şirket yöneticilerinden davacının Samsun da yaşıyor olması nedeniyle Bursadaki işlerle yeterince ilgilenmediği yönünde şikayetler duyuyordum, bunun dışında bilgim yoktur, davacı benim yanımda çalıştığı süre içinde Samsun da bir şube açmıştık ve kendisi Samsun bölgesinden sorumlu idi, davacı DSİ camiasında işinde yetkinliği ile bilinen bir kişidir. Benimle çalıştığı süre içinde bir sorun yaşamadık, kendisi ile Samsun dışındaki bazı yerlere birlikte sunum yapmaya gittik, davacı, davalı şirketin yönetim kuruluna geçtikten sonra davalı şirketin ana bayisi olmama rağmen fabrika bana daha az mal göndermeye başladı ve benim iş kaybım oldu, ... beyin davalı şirkette çalıştığı dönemde benim davalı şirkete 800.000 TL civarında muaccel, 2500.000 TL civarında da muaccel olmayan borcu vardı, bu borcu ticari ilişki içerisinde yapılandırarak ödedim. Halen şu anda davalı şirketten alacaklı durumdayım. Bu yapılandırma davalı şirketin sahibi tarafından benden rica edildi. Ben de gerekeni yaptım. Davalı şirketin ürünlerinin satış bedelini belirleme yetkisi olup olmadığını bilmiyorum."
Tanık ...;"Ben halen davalı şirketin bayisiyim. Davacıyı da henüz davalı şirket yönetim kurulu üyesi olmadan önceki dönemden beri birlikte çalıştığımız Sutek firması nedeniyle tanıyorum, davalı şirketteki çalışmaları hakkında genel anlamda bilgim yoktur, ancak tanık olduğum bir olay vardır, 2013 yılında davalı şirketin satış pazarlama görevlisi ... beni arayarak Rusya da bir iş aldıklarını, malzemeyi kendilerinin temin edeceğini, montaj işini de benim yapmamı istediklerini söyledi, bu hususta anlaştık, Rusyaya gitmek üzere uçak biletlerimizi aldık, ancak bu süreçte davalı şirket tarafından yapılan araştırma sonucunda Rusyadaki firmanın dolandırıcı olduğu tespit edilerek bu işten vazgeçildi. Rusyadaki işin bağlantısını ise ... bey in yapmış olduğunu biliyorum, davalı şirket tarafından bana Rusyadaki şirket ile bağlantı kurulduğu, Rusyaya gittiğimizde ödemelerin alınacağı ve işe başlayacağımız söylenmişti. ... bey DSİ ve göletler konusunda uzman olup yetkinliği ile tanınan bir kişidir."
Tanık ...;"Ben davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde davalı şirkette satış takım lideri olarak görev yapıyordum, halen de davalı şirkette çalışmaktayım. ... bey çalıştığımız sektörde yetkin biridir. Bu konuda kimsenin de şüphesi yoktur, sadece şirket merkezinin Bursa da olup ... beyin de Samsunda yaşıyor olması nedeniyle işlerimizde bazı aksamalar oluyordu, ancak bu aksamaların çok büyük zararlara yol açtığını söyleyemem. ... bey şirkette yaklaşık 1 yıl kadar çalıştı, önceleri ortalama ayda bir kez Bursa ya geliyordu, ancak son 4-5 aydır hiç gelmemiştir." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden davalı şirketin 2012-2013 yılı ticari defter ve bağlı kayıtlar üzerinde keşfen inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Alınan 07/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin ibraz ettiği 2012 ve 2013 yıllarına ait yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreleri içinde yaptırıldığı, davacı ...'in 22/03/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 8. Maddesine göre yönetim kuruluna seçildiği, yönetim kurulunun görev süresinin 2 yıl olmasının kararlaştırıldığı ve davacı ...'e ayda 8.000,00-TL bürüt aylık ödenmesine karar verildiği (diğer yönetim kurulu üyelerine de değişik miktarlarda ücret ödenmesi kararlaştırılmıştır), davacının 03/01/2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda " Yerleşim yerinin Samsun'da şirket merkezinin ve yönetim kurulunun görev yerinin ise Bursa'da olmasından dolayı yönetim kurulunun toplanmasında ve şirket işlerinin görülmesininde aksamalar olması nedeniyle yetersizliği nazara alınarak ...'in görevden alınmasına" karar verildiği, şirketin 2012 ve 2013 senelerine ait defter ve belgeler incelendiğinde 2012 senesinde 1.326,212-TL zarar eden şirketin 2013 yılında 1.341,564-TL kar elde ettiği satışlarını kur farklarından dolayı %9,8 oranında arttırdığı ama miktar olarak artışın hemen hemen hiç olmadığı aynı kaldığı, karlılığın nedenleri olarak ticari malların artık kendileri tarafından üretildiği bu nedenle maliyetin düştüğü faaliyet giderlerinde önemli kısıtlamalara giderik 816,477-TL tutarında bir azalış sağladıkları bu nedenle karlı duruma geçtikleri, ancak bu katkının kimler tarafından ve ne oranda gerçekleştiğini sadece defter kayıtlarına ve mali tablolara bakarak tespit etmenin mümkün olmadığı yani davacının şirkete yönetim kurulu üyesi olmasıyla birlikte zarardan kara geçtiklerinin söylenemeyeceğini, davacının, davalı şirket yönetim kurulu üyeliğine başlamadan önce başka bir firmada çalıştığının tanık ifadeleri ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesindeki ifadesinden anlaşıldığı, ancak bu iş için devletteki işinden erken ayrıldığı sebebiyle tazminat istenmediği istenirse de reddedilmesi gerektiği, davacının ifadesine göre zaten işin başından itibaren Samsun'da oturduğu hasta olan annesi nedeniyle Samsun'dan ayrılamayacağının davalı şirketçe bilindiği ve bu şartla yönetim kuruluna seçildiği, bunun sonradan olan bilinmedik bir durum olmadığı, davalının bu açıklamayı yalanlayan bir ifade kullanmadığı, bu takdirde davalı şirket tarafından haklı neden olarak gösterilen bu durumun haklı neden sayılıp sayılmayacağı hakkındaki takdirin mahkemeye ait olduğu haklı neden olarak sayılmaması halinde davacının kalan ücretlerinin ödenmesine karar verilirse 9 Ay 11 Gün çalışan davacının kalan hizmet süresinin 14 Ay 19 Gün üzerinden aldığı bürüt 8.000,00-TL aylığa göre tazminatının bürüt 117,066-TL olması gerektiği, manevi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili tarafından 23/02/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat talebinin 117.066,00-TL'ye çıkarıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce ilgili kolluk birimine ve SGK'ya müzekkere yazılarak, davacının 03/01/2014-22/03/2015 tarihleri arasında herhangi bir işte çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi istenilmiş, gelen yazı cevaplarına göre bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Alınan 09/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda belirtildiği gibi yönetim kurulu üyesinin azlinin genel kurulun mutlak yetkilerinden olduğunu, bu nedenle üyelerin genel kurulun gündeminde bulunması bile haklı sebeplerin varlığı halinde her zaman genel kurul tarafından azledilebileceğini, ancak azledilmesine gerekçe olarak gösterilen davacının Samsun'da ikamet etmesinin zaten en baştan bilinen bir durum olduğu ve bu duruma rağmen yönetim kuruluna seçildiği, şayet mahkemece azlin haksız görülmesi ve tazminat verilmesine hükmedilmesi halinde tazminata esas maaşın bürüt 8.000,00-TL olduğu, davacı vekilinin itirazında belirttiği ve örnek olar verilen Yargıtay kararında da ifade edildiği gibi davacının azledilmese çalışacağı tarihlerde başka işte kazandığı veya bilerek kazanmaktan imtina ettiği miktarların hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiği, davacının bu sürede sadece 2 aya yakın bir süre çalıştığı ve maaşının SGK tarafından gönderilen bildirgeye göre asgari ücret olduğu, buna göre hesaplama yapıldığında davacının tazminat almasına hak kazandığı konusunda karar verilmesi halinde tazminatının 6 aylık bürüt ücreti olan 48.000,00-TL olabileceği, bankaya yatırılan ve maaşı 8.000,00-TL'ye tamamlayan tutarların da maaş olduğunun mahkemece kabulü halinde davacının alacağı tazminat tutarının net 48.000,00-TL olabileceği bildirilmiştir.
Alınan 09/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda dayanak olarak gösterilen Yargıtay 11. HD'nin 2015/5745 Esas-2015/13031 Karar sayılı kararı, karar düzeltme aşamasında Yargıtay 11. HD'nin 2016/3773 E,-2017/6778 K: sayılı ilamıyla kaldırılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmalarının ve taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi açısından dosyanın hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.
Alınan 05/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacının, davalı şirkette 4/1-b kapsamında sigortalı sayılacağı yani sıfatının işçi sıfatında olamayacağı, bu sebeple önceki raporlarda tespit edildiği üzere TBK 438. Maddesinin dava konusu olayda davacıya uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının ücretinin genel kurulda alınan karar gereği bürüt 8.000,00-TL olduğu yönünde tartışma bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından bu ücretin net 8.000,00-TL olduğu iddia edilmiş ve banka hesabına yatırılan bedellerden söz edilmişse de, bankaya belli bir düzen ve miktar içinde ödeme yapılmadığı, ödemelerin anlamsız olarak küsuratlı ödemeler olduğu dikkate alındığında, bu yatan bedeller karşısında net 8.000,00-TL ücretinin kabul edilmeyeceğini, o halde takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının kalan görev süresindeki kazancının tespiti ile bu belirlenen bedelden aynı dönemdeki davacının varsa kazançlarının düşülmesi ile nihai zararının tespiti düşünülerek hesaplamada, davacının, davalı şirkette 9 Ay 11 Gün çalışmış olup, (22/03/2015 tarihine kadar) 14 Ay 19 Gün çalışamadığı süre olarak belirlendiği, bu süre için davacı alacağının 8.000,00-TL X 14 Ay 19 Gün= 117.066,67-TL olacağını, buna karşılık davacıya ait SGK hizmet dökümünden 22/03/2015 tarihi dikkate alınarak davacının, 1176534 sicil numaralı TMC Ltd. Şti.'nde 31/01/2015-09/04/2015 (daha sonra 31/01/2015-Kasım 2017 sonu devam ediyor) döneminde, 201311 sicil numaralı Üçer A.Ş.'de 27/02/2015-23/11/2015 döneminde çalıştığının tespit edildiği, SGK hizmet dökümündeki brüt ücretler dikkate alınarak, davacının bu dönemdeki aldığı bedelin hesaplanmasında, 1176534 sicil nolu işyeri çalışmaları, 31/01/2015-01/02/2015 dönemi 1 gün 40,05-TL, 01/02/2015-28/02/2015 dönemi 30 gün 1.201,50-TL, 01/03/2015-22/03/2015 dönemi 22 gün (1.201,50 / 30gün x 22 gün)=2.042,65-TL, 201311 sicil nolu işyeri çalışmaları 27/02/2015-28/02/2015 dönemi 2 gün 80,18-TL, 01/03/2015-22/03/2015 dönemi 22 gün (1.202,94 / 30 gün x 22 gün)=882,16-TL, olmak üzere toplam 2.042,65-TL + 962,34-TL=3.004,99-TL olacağını, davacının nihai alacağının 117.066,67-TL - 3.004,99-TL= 114.061,68-TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Yargıtay 11. HD'nin 2016/3773 E,-2017/6778 K: sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın 364/2. maddesinde tazminat miktarının nasıl belirleneceği hususunda bir hüküm yer almamakta ise de, anonim şirket yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki hukuki ilişkilere somut olayın niteliğine uygun olacak biçimde vekalet aktine ilişkin hükümler uygulanabilecektir. Böylece, TTK m. 364/2 maddesi uyarınca azledilen üye, vekalete ilişkin genel hükümlere göre tazminat isteyebilir. Bu bağlamda 6098 sayılı TBK’nın 512. maddesine göre, ‘‘uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.’’ Kural olarak, davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir. Bu husus iş sahibinin temerrüdü halini kapsamaktadır. Bu itibarla ihtilafın çözümünde, dava konusu olaya da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK 408. maddesinin de gözardı edilmemesi gereklidir. TBK 408.maddesi (818 sayılı BK 325) “ İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.” hükmünü içermektedir.
Davacı 22.03.2013 tarihli genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyesi seçilmiş, 03.01.2014 tarihli genel kurul toplantısında görevden alınmıştır.
TTK 364. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabileceği düzenlenmiştir.
Davalı taraf davacının ikametgahının Bursa'da olması nedeniyle yönetim kurulu toplantılarına ve çalışmalara yeterli düzeyde katılamadığını ve bu nedenle şirket hedeflerinin sağlanamayacağı gerekçesiyle yönetim kurulu değişikliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Davalı şirket Bursa'da olmasına rağmen, davacının Samsun'da ikamet ettiğini bile bile yönetim kurulu üyesi olarak seçmiştir. Bu nedenle davacının Samsun'da ikamet etmesi ve toplantılara yeteri kadar katılamadığı gerekçesiyle görevden alınması haklı sebebe dayanmamaktadır. Bu nedenle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının, yönetim kurulu üyeliğinden alınmasının kişilik haklarının zedelenmesi niteliğinde bulunmadığı, davalı şirketin davacıyı görevden alırken kişilik haklarını hedef alan bir gerekçeye dayanmaması gözetildiğinde manevi tazminat koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerkmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 114.061,68-TL'nin dava tarihi olan 05/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar yasası gereği alınması gereken 7.791,55-TL harçtan peşin alınan 2.426,75-TL (peşin harç ve ıslah harcı) harcın mahsubu ile bakiye 5.364,80-TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 1.228,00-TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına gör hesaplanan 985,93-TL ile peşin alınan 2.426,75-TL (peşin harç ve ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 200,00-TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına göre hesaplanan 39,42-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Maddi tazminatın kabul edilen kısım yönünden davacı yararına ölçümlenen 11.874,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-A-) Maddi tazminatın reddedilen kısım yönünden davalı yararına ölçümlenen 2.725,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-) Manevi tazminat yönünden davalı yararına ölçümlenen 2.725,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.12/02/2019
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır