T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:07/10/2022
DAVANIN KONUSU:Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:09/07/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile ... İstanbul vasıtasıyla ... Sanayi ve Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi arasında akdedilen 13.11.2014 tarihli çarter partiye istinaden, müvekkili şirketin 34.500 MT dökme kömür yükünü “...” isimli gemi ile davalılardan ... A.Ş.’ye ait ... Limanı’na kadar taşıma sorumluluğunu yerine getirdiğini, geminin16.12.2014 tarihinde yükün tahliyesi için ... Limanı’na yanaştığını, elverişsiz hava koşulları nedeniyle 18.12.2014 tarihine kadar beklediğini ve bu tarihte davalılar tarafından tahliye işlemlerine başlandığını, davalı Liman İşletmeleri tarafından yapılan tahliye işlemleri sırasında 23.12.2014 tarihinde, liman vinci kullanılarak büyük bir loderin gemi ambarına indirilmeye çalışıldığı sırada, tonlarca ağırlıktaki loderin vincin üzerinde hâlihazırda grab (vinç kepçesi) varken kaldırılmaya çalışıldığı için vincin dengesinin bozularak gemi üzerine devrildiğini, bu olay sonucunda vinç operatörünün vefat ettiğini ve müvekkili şirkete ait ... gemisinin hasarlandığını, ölüm olayı nedeniyle Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasının açıldığını ve soruşturma evresinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre vincin taşıyabileceğinden daha fazla ağırlıktaki loder ve grabini birlikte kaldırması nedeniyle olayın meydana geldiğini, söz konusu olay nedeni ile müvekkiline ait gemide meydana gelen hasarın tespiti için klas ve sigorta sörveyi tarafından incelemeler yapıldığını, incelemeler sonucunda geminin dış kaplaması, sancak, ağız kuşağı, borda, iskele, ana güverte, ambar ağzı gibi birçok yerinde çökme ve göçük şeklinde hasarın oluştuğunun tespit edildiğini, her ne kadar yapılan sörvey incelemeleri neticesinde gemide denize, yola ve yüke elverişliliğe engel bir durum tespit edilmemişse de geminin ciddi hasar görmüş olduğu ve hasarlı bölümlerin değiştirilmesi/yenilenmesi gerektiğinin saptandığını, bu nedenle geminin bir sonraki ..., ... seferine geç kalmamak için ... ’da geçici olarak tamir edilmek zorunda kalındığını, gemide oluşan hasarın tespiti için yaptırılan klas ve sigorta sörvey masrafları için 2.011.-USD (1.753.-EURO) + 5.726.-USD + 5.150.-USD ve geminin kaza ile ilgili olarak yapılan avukatlık masrafları için 3.272.-USD (2.851.-EURO) fatura ödemeleri yapıldığını, bu ödemeler toplamının 16.159.- USD'ye tekabül ettiğini, geminin kaza nedeniyle ... Limanında (Antalya’da) zaman kaybettiğini ve masraf yaptığını, geminin Antalya’da toplam 5 gün 7 saat 20 dakika, toplamda fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5,3055 gün zaman kaybı yaşadığını, 26.989 GRT ton olan ... isimli geminin yakıt harici günlük giderinin en az 6.000.-USD olduğunu, dolayısıyla Antalya’da 5,3055 günlük zaman kaybı nedeni ile × 6.000 USD ile 31.833.-USD tutarında Antalya’daki zaman kaybına bağlı gider yapıldığını, geminin günlük yakıt harici giderinin en az 6000-USD olduğunun bilirkişilerce de teyit edileceğini, ... Limanında yukarıda yapılan hesaplama sonucu ulaşılan 5,3055 günlük bekleme süresinde ( günlük 1,6 mt yakıt harcaması dolayısıyla 5,3055 gün için 8,488 mt yakıt ihtiyacı doğmuş, birim fiyatı 850 USD’den 8,488 mt için 7.215,48 USD tutarında yakıt masrafı yapılmıştır.) fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 7.215,48.-USD tutarında yakıt masrafı yapıldığını, ... isimli geminin kaza öncesinde yük bağlamış olduğundan gemi tamire girdiğinde yükü kaybetmesi ile daha fazla zarar etmesinin mutlak olduğunu, bu nedenle, müvekkilinin daha fazla zarara uğramaması adına geminin seyrine engel olabilecek hasarların geçici tamirinin ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nde yapıldığını, bu geçici tamir masrafının 10.500-USD'ye tekabül ettiğini, geminin geçici tamirinin 1,9062 gün devam ettiğini, müvekkilinin bu süreç için zaman kaybettiğini ve masraf yaptığını, 03.01.2015 saat 00:00 ile 04.01.2015 saat 21:45 arası 1 gün 21 saat 45 dakika yani 1,9062 gün zaman kaybı yaşandığını, geminin 1,9062 gün süren geçici tamiri boyunca günlük gideri 6000.-USD olup 1,9062 gün x 6000.-USD fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 11.437.-USD geçici tamir süresince giderlerinin oluştuğunu, geminin geçici tamir süresince yakıt masrafı yapmak zorunda kaldığını, 1,9062 günlük bekleme süresince yakıt harcaması hesaplamasının (günlük 1,6 mt X 1,9062 gün için = 3,0499 mt yakıt ihtiyacı) 3,0499 mt yakıt ihtiyacı x birim fiyatı 850 USD = 2.592,41 USD tutarında yakıt masrafı yapıldığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 2.592,41 USD tutarında geçici tamir süresince yakıt masrafı harcandığını, ... isimli geminin hasarının tam olarak giderilmesi için ... Marine’den 45.000-USD tutarında teklif alındığını, dolayısıyla müvekkilinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile geminin tamiri için 45.000.-USD daha masraf yapmak zorunda olduğunu, geminin tamiri 15 gün sürecek olup günlük 6.000.-USD günlük giderden 6000.-USDX15gün=90.000USD fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile masraf yapılacağını, bu 15 günlük süreçte yapılacak yakıt masrafının günlük 1,6 mt yakıt harcaması x 15 gün=24 mt yakıt ihtiyacı doğduğunu, birim fiyatı 850 USD’den 24 mt için 20.400 USD tutarında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile yakıt masrafı yapılacağını, tüm bunlara ilaveten geminin değeri söz konusu kaza nedeni ile bilirkişilerce incelenecek olduğundan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2000.-USD kayba uğradığını, müvekkilinin donatanı olduğu ... isimli geminin zarar görmesi nedeniyle davalıların haksız fiil nedeniyle sorumlu olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ....-USD maddi zararının olduğunun tespitine, müvekkilinin uğradığı zarara karşılık fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-USD'nin bankaların USD'ye uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... ... Nak. San. ve Tic. A.Ş. vekili; dava konusu iş kazasının davalılardan ... A.Ş. firması tarafından işletilen Antalya Büyük Limanda gerçekleştirilen tahmil ve tahliye işlemi sırasında meydana geldiğini, müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında mevcut olan sözleşme kapsamında liman sahasında mevcut tahmil ve tahliye işlemlerinden bir kısmının müvekkili şirket tarafından temin edilen vinç ve operatör marifetiyle gerçekleştirildiğini, dava konusu haksız fiilin ortaya çıkmasında asıl işveren konumundaki ... A.Ş. ve vardiya amiri ...'ün sorumlu olduğunu, bunların kusurlu eylemleri nedeniyle olay ile müvekkili şirket arasındaki nedensellik bağının ortadan kalktığını, dava dışı ... Enerji ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve müstahdemlerinin de birlikte sorumlu olduğunu, müvekkiline ve müstahdemlerine atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının ve açtığı davanın haksız, yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davanın ... Sigorta AŞ'ye ihbarını ve davacı şirketin donatanı olduğunu iddia ettiği ... isimli geminin hasarlanmasından kaynaklanan tüm maddi tazminat talepleri yönünden müvekkili şirkete atfı kabil bir kusur bulunmaması sebebiyle müvekkili aleyhine açılanan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili; davanın yabancı para alacağı üzerinden açılamayacağını, geminin Türk bayraklı ve Türk Gemi Siciline bağlı olmakla Türk tabiyetli bir gemi olduğunu, donatanının, çarter parti tarafları da dahil dava taraflarının da Türk tabiyetli olduğunu, davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dilekçesinde alacak kalemlerinin tamamı için hesaplamalar yaptığını, zararının toplam ... USD olduğunu dilekçesinde açıkça belirttiğini, üstelik zararının bu tutarda olduğunun tespitine karar verilmesini de sonuç kısmında açıkça talep ettiğini, o halde talep miktarının kendisi bakımından “belirli” olmadığının kabul edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü bir takım hesaplamaların hiçbirinin gerçek ve hukuken kabul edilebilir resmi bir makamın tespitlerine dayanmadığını, afaki soyut ileri sürüşlerden ibaret kaldığını, gerek klas kuruluşunun gerekse davacı tarafından yaptırılan özel sörvey raporlarının herhangi bir resmi niteliği olmadığından geçerliliği ve mahkemeyi bağlayıcılığının bulunmadığını, öte yandan davacı donatan ve kaptanı tarafından TTK.'nın 1098. maddesi uyarınca kaza sonrası herhangi bir "Deniz Raporu" düzenlenmesinin istenmediği gibi, yapılmadığını, ayrıca kaza sonrası gemide oluştuğu ileri sürülen hasarların ve bunların giderim süresi ile maliyeti konusunda mahkemece yapılmış herhangi bir tespitin de bulunmadığını, ileri sürülen hasar ve zararın, geminin davalı müvekkilinin limanında bağlı olduğu sırada oluşan vinç kazasından kaynaklandığının ispat edilmesi gerektiğini, geminin müvekkilinin limanından ayrıldığı sırada denize elverişli olduğunu ve limanda bulunduğu sürece herhangi bir tamir de görmediğini, mevcut haliyle limandan ayrıldığını, nitekim davacı tarafından ileri sürülen zarar kalemlerinin ve giderim sürelerinin kendi yaptırdıkları özel sörvey raporuna göre 4 gün süreceğinin tahmin edildiği ifade edilirken, dava dilekçesinde hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin bu sürenin 15 gün olarak kabul edildiğini, aynı şekilde geminin limanda ve tamirde kaldığı her bir gün için dayanaksız olarak 6000-USD masrafı olduğunun ileri sürüldüğünü, yine dayanaksız bir takım yakıt hesaplarının yapıldığını, bir takım faturalar eklenmiş ise de bunların ödendiğini tevsik edici belge sunulmadığını, bunların tümünün afaki, fahiş ve dayanaksız olduğunu, ayrıca davacının ödediğini iddia ettiği 2.851,00 Euro avukatlık ücretini de harcama kalemlerine dahil ederek tahsilini talep ettiğini, oysa bir davada davalının sorumluluğunun haksız çıkması halinde tarife uyarınca takdir olunacak avukatlık ücreti ile sınırlı olduğunu, davacının kendi avukatları ile arasındaki ilişkinin bedelinin davalıyı ilgilendirmeyeceğini, bu zararın oluşumunda teselsül hükümlerinin uygulanması halinde diğer davalıların kusurlarının da belirlenmesi gerektiğini, esasen vinç kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle olayın adli makamlara yansıdığını, konuyla ilgili olarak halen derdest Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza davası ile Antalya 4.İş Mahkemesi'nin ... Esasına kayıtlı tazminat davalarının bulunduğunu, her iki davanın da bilirkişi incelemesi aşamasında olup gelen ilk raporlara göre olayın tüm sorumluluğunun müvekkili davalıya ait olmayıp, davalı ... A.Ş ve çalışanının kazanın oluşumunda kusurlu olduklarını, davanın ....Sigorta AŞ'ye ihbar edilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 23/03/2017 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; İddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının uğramış olduğu zararı davalı ... Sanayi ve Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi'nden, aralarında yaptıkları 13/11/2014 tarihli Sefer Çarteri (sözleşmesi) sözleşmesinin 35. maddesine dayanarak talep ettiği, bu nedenle davacı ile davalı arasında tazminat davasında, haksız fiil hükümlerine göre davalının sorumluluğu olduğu iddiasının olmadığı, sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğa dayalı bir talep olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa sözleşmenin uygulanmasının gerektiği, taraflar arasındaki Sefer Çarteri Sözleşmesi’nin 19. maddesine göre, taraflar arasındaki ihtilafın İngiliz Hukuku'na göre Londra'da tahkim usulü ile çözüleceğinin kararlaştırıldığı, bu şekilde, sözleşmede tahkim şartının yer aldığı ve davacının ilk itiraz olarak tahkim ilk itirazında bulunduğu anlaşılmakla, tahkim itirazının kabulüne karar verilerek, bu davalı yönünden davanın HMK'nın 413/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 109/2. ve 107. maddesine göre davacının açıkça talep konusu uyuşmazlığın miktarını kendisi tarafından belirlemiş olmasına rağmen, bu bedelin yalnızca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 USD'lik kısmı için dava açtığı, uyuşmazlık konusunun davacı tarafından açıkça belirlenmiş olması nedeniyle belirlediği kısmın 10.000,00 USD'lik kısmı için kısmi dava açmasında hukuksal yararı bulunmadığı, yine davanın konusu ve davacının açık talebi karşısında ...-USD aşağı tutar yönünden belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığı ve davanın diğer davalılar yönünden hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle usulden reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizin 04/12/2017 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... dava dilekçesinde talep kalemlerinden biri olan maddi zararın tespiti ile ilgili dava değerinin ... USD(Amerikan Doları) olduğu, 5235 sayılı yasanın 5/3 maddesine göre davanın heyetçe görülmesi gerekirken tek hakimle davaya bakılması nedeniyle, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf dilekçesinde belirtilen sair yönler incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davaya heyetçe bakılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesi'nin 06.03.2018 tarihli ara kararı ile davalı ... Sanayi ve Ticaret ... Ltd. Şti aleyhine açılan davanın tefrikine karar verilmiş, Mahkemenin ... Esas sayısına kaydı yapılarak davalının tahkim ilk itirazı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin 07/10/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Öncelikle davacının dava dilekçesinde dava konusu yapmadığı halde ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacak kalemleri olan 4.000,00 USD tutarındaki avukatlık emek ve mesai ücreti alacağı ile geminin limanda ve tamir sahasındaki bekleme süresinde oluşan gelir kaybı 23.586,00 USD için dava dilekçesi ile açılan bir dava bulunmadığından bu yöndeki taleplerinin reddi gerekmiştir. Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile geminin değer kaybı olarak istenen 2.400 USD alacak yönünden; alınan bilirkişi heyeti raporları ile kaza nedeniyle meydana gelen hasarın tamiri sonrası gemide değer kaybı oluşmayacağı belirlenmiş, davacının bu yöndeki tazminat talebi reddedilmiştir. Davacının .... tarafından gerçekleştirilen tamir için 20.08.2017 tarihli fatura miktarı 37.760 TL karşılığı (20.08.2017 tarihli USD/TL 3.51 üzerinden) 10.723 USD tutarında tamir masrafı için açtığı davada; bilirkişi heyetleri tarafından yapılan değerlendirmelerde faturanın detaylandırılmadığı, sadece ilgili kazada oluşan hasarların karşılanmış olduğu ile ilgili kanaat oluşmadığı, ayrıca davacı tarafından dosyaya ibraz edilen .....kuruluşu tarafından yapılmış olan 29.12.2014 tarihli söryev kaydı içeriğinde " Vinç kazasından dolayı, sahil vinci geminin sancak tarafına düştü ve hasara neden oldu. İncelemeler sırasında, iskele tarafında, yan kaplamada (borda sacı demek istenmiş) 162,158 ve 172 nolu çerçevelerde (postalarda demek istenimiş) toplam 3 göçük bulundu, çatlak görünmedi." notu düşülmüş olup, bahsedilen 162,158 ve 172 nolu postalar, geminin iskele tarafında, yani kazanın olduğu sancak tarafa göre aksi tarafta, en dıştaki postalar olduğundan, bilirkişi raporlarında kaza ile ilgisi olmadığı ve daha öncesinde hasarlanmış olduklarına, dolayısı ile ....firması tarafından tamiri yapıldığı ifade edilen tamirin kaza tarihinden önce oluşmuş olan hasarları da beraberinde gidermiş olabileceğine dair kuvvetli kanaat oluştuğu, dosyaya alınan tüm raporlarda davacının bu talebinin makul olmadığı yönünde sonuç bildirildiği görülmekle, bu kaleme ilişkin alacak talebi de reddedilmiştir. Davacının iş yerinde USD cinsinden zarara uğraması tamamen ticari iş ve işlemlerin USD üzerinden yürütülmesi ile ilgili olduğu ve tüm zararın USD cinsinden belirtmesinin ticari uygulama ve denizcilik ticari örf ve adetlerine uygun olduğu yönündeki bilirkişi heyeti değerlendirilmesine itibar edilmiş, alınan bilirkişi heyeti raporları, dosyaya sunulan faturalar ve tüm dosya mündericatı ile davacının; fatura ile ispat edilen 12.887,00 USD survey hizmeti, 3.272 USD survey avukatlık ücreti, 10.500,00 USD saç değişimi ve işçilik ücretinden kaynaklı geçici tamir masrafı zararı ile bilirkişi raporları ile talep edilebilir ve makul olduğu belirlenen (TBK.'nın 50. md.) geminin limanda ve geçici tamir sahasında yakıt harici günlük muhtemel gideri olarak 43.270,00 USD zarar, limanda ve tamir sahasında bekleme süresinde yapılan toplam 9.807,91 USD (ıslah dilekçesinde bu zarar için toplam 9.807.89 USD istenmiş olması dikkate alınarak hüküm kurulmuştur) yakıt tüketim zararı olmak üzere toplam 79.736,89 USD zararından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... ... A.Ş ve davalı ... A.Ş. vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut ıslah dilekçesi kapsamında HMK'nın 107. maddesinde belirsiz alacak ve tespit davası olarak ileri sürülen taleplerini 05/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile HMK'nın 105. maddesi gereği eda davası olarak fazlaya dair saklı tutulan 10.000 USD tutarındaki müddeabihin ise 110.446 USD olarak ıslah edilerek 120.446 USD'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tazmin edilmesinin talep edildiğini, söz konusu tam ıslah ile davanın tespit kısmından çıkarıldığını bununla birlikte dava değeri de ıslah edilmiş olduğundan ıslah edilen tutara ilişkin HMK'nın 180. maddesi kapsamında yasal süresi içinde, ıslah edilen dava değerini oluşturan alacak kalemlerine ilişkin dilekçenin 12/10/2018 tarihinde dosyaya sunulduğunu, dilekçe kapsamında alacak kalemleri içerisinde geminin beklemesinden dolayı oluşan 23.586 USD tutarındaki gelir kaybının, hasarın meydana geldiği dönem olan Aralık 2014 dönemindeki Baltık Endeksi de delil teşkil edecek şekilde dilekçeye eklenerek talep edildiğini, geminin hasara uğramasından dolayı beklemesi ile oluşan gelir kaybı adı altında 23.586 USD'nin işbu dilekçe ile talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin ise vermiş olduğu kararın gerekçesinde zarar kaleminin dava dilekçesinde yer almadığından dolayı talebin reddine karar verdiğini, 12/10/2018 tarihli dilekçe ile tam ıslah edilen davanın alacak kalemleri içerisinde açıkça 23.586 USD'nin gelir kaybı olarak yer aldığını, 21/09/2020 tarihli ve nihayetinde sunulan 20/03/2022 tarihli bilirkişi raporlarında talep ettikleri 23.586 USD tutarındaki gelir kaybının makul ve talep edilebilir olarak tespit edildiğini, bu taleple ilgili kısmın düzeltilerek, gelir kaybı olan 23.586 USD'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilmesi yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiğini, "Temlik Alan" sıfatı ile yer alan ... firmasının müvekkili ile yapmış olduğu temlik sözleşmesi uyarınca kabul olunan tazminat tutarının 37.000 USD'lik kısmının ... lehine hükmolunmuş olduğunu, yine temlik alanın kendini vekil ile temsil ettiğinden dolayı AAÜT uyarınca 30.932,00 TL vekalet ücretinin temlik alan ...'e verilmesine karar verilmişse de, aynı şekilde davalıların kendilerini vekil ile temsil etmelerinden dolayı lehlerine verilmiş olan 37.765,00 TL'nin sadece davacı müvekkilinden alınmasına karar verildiğini, temlik alanın vekalet ücretinden temlik aldığı oranda sorumlu olduğu hususunun göz ardı edildiğini, temlik alanın da davalılar lehine hükmolunan vekalet ücretinden temlik aldığı miktar üzerinden sorumlu tutulması gerekirken Mahkemenin hükmün tesisinde bu hususu atladığını ve hali ile hükmün eksik tesis edildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın koşulları bulunmamasına rağmen belirsiz alacak davası olarak görülerek sonuçlandırılmasının usule açıkça aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki anlatımından kaza nedeniyle uğradığı zararı son derece açık bir şekilde ... USD olarak belirleyebildiğini, davaya "belirsiz alacak" davası olarak devam edilerek "belirsiz alacak davasının ıslahla dahi eda davasına dönüştürülmesi hukuken mümkün olmamasına" rağmen davacı ıslahına değer atfedilerek hüküm kurulmasının açıkça usule aykırı olduğunu, öncelikle davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gereken bir davanın olduğunu, yabancı para üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tarafları ve / veya zararlandırıcı olay kapsamında herhangi bir yabancılık unsuru bulunmayan ve / veya zarar gideriminin zararlandırıcı olayın niteliğine bağlı olarak yurt dışında yapılması zorunluluğu olmayan haksız fiil nedeniyle davacı tarafından gerek yapıldığı gerekse yapılacağı ileri sürülen her türlü harcamanın ve uğranıldığı iddia olunan her türlü zararın TBK'nın 99/1. maddesinde yer alan "konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir" hükmü ve Türk Parasını Koruma mevzuatı uyarınca ve özellikle haksız fiilden kaynaklanan bir zararın ne aslının ne de faizinin yabancı para cinsi temel alınarak talep edilmesi, hesaplanmaı ve hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, davacının dava konusu zarar kalemleri içinde yer alan yabancı para cinsinden hesaplanması mümkün tek ve yegane unsurun, barındırdığı yabancılık unsuru nedeniyle uluslararası resmi ve Japonya tabiyetinde Klas kuruluşu olan ....kuruluşunca yapıldığı ileri sürülen 2.011 USD sörvey bedelinden ibaret olduğunu, davacının dava ettiği tüm zarar ve gider kalemlerinin, tüm bu kalemlere ilişkin harcamaların Türk Lirası olarak ve Türkiye'de yapılacağı, ülkemizde bu harcama ve giderler için zarar tarihi itibariyle cari Türk Lirası fiyatlarının da bulunduğu ve bunların bilirkişilerce piyasa rayiçleri çerçevesinde belirlenmesinin de mümkün olduğu dikkate alındığında dava tarafları arasında bir yabancılık unsuru da bulunmadığına göre davacının USD üzerinden vaki talebinin kabulünün yasaya aykırı olduğunu, temlik alan İlkfer ... Ltd. Şti. yönünden dava değerinin temlik konusu kısmı olan 37.000 USD için harcın tamamlatılmadan devam edilmiş ve hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğunu, harç sorunun davacının harçtan muaf olması nedeniyle sona erdiğini ve davaya nispi peşin karar harcı alınmaksızın devam edildiğini, davacının harçtan muaf olması, bu muafiyetten üçüncü kişi ve alacaktan hak iddia eden temlik alacaklısının da yararlanması sonucunu doğurmayacağını, davcının ıslahının HMK hükümlerine göre tam ıslah olarak kabul edilmesi ve bunun davadaki sonuçlarının gözardı edilmesinin usule aykırı olduğunu, davacının davasının, mahkemece belirsiz alacak ve tespit davası değerinin 10.000 USD değil, ... USD olduğuna karar verilerek harcın tamamlanmasının öngörülmüş olması ve davacının da buna itiraz etmeyerek sadece harca tabi olmadığını beyan etmekle yetinmesi karşısında, artık ... USD değerinde bir "belirsiz alacak ve tespit davası" haline geldiğini, davacının 04/10/2018 tarihli dilekçesi ile ... USD değerindeki "belirsiz alacak ve tespit davası"nı aynı değerde bir eda davasına dönüştürmüş olduğunu, dilekçesinde yer alan müdeabbihi değiştirme beyanının ise artık 10.000 USD değerli davasının değerini toplamda 120.446 USD'ye arttırmakla değil ... USD değerindeki belirsiz alacak davasını belirtilen tutara indirme, tenzil etme hükmünde olduğunu, davacının bu beyanı ile ... USD talepli ister eda, isterse belirsiz alacak davası olsun davasının 116.691,09 USD'lik kısmından feragat etmiş durumda olduğunu, dolayısıyla Mahkemece davanın feragat olunan 116.691,09 USD'lik kısmına yönelik olarak feragat nedeniyle red hükmü oluşturulmadığını ve bu kısım yönünden davalılara vekalet ücretine hükmetmemiş olmasının da açıkça usule aykırı olduğunu, ayrıca davacının ıslahının sadece davayı eda davasına dönüştürmek ve müdeabbihi tenzil etmekle sınırlı olduğundan HMK'nın 180. hükmü uyarınca tam ıslah değil HMK'nın 181. maddesi uyarınca bir kısmi ıslah niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacının dava dilekçesindeki alacak kalemlerini bu ıslaha dayalı olarak değiştiremeyeceği gibi yeni zarar kalemleri talebinde de bulunamayacağını, davacının bu ıslah beyanına Mahkemece değer verilerek bu beyanındaki alacak kalemlerinin de dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, davacının 04.10.2018 tarihli dilekçesinde "davasını tamamen ıslah ettiği" yolunda bir beyanının yer almadığını, aksine davasının sadece bir eda davasına dönüştürdüğünü ve müdeabbihi tenzil ettiğinin beyan edildiğini, belirsiz alacak davasının ıslahla eda davasına dönüştürülemeyeceğini (Yargıtay HGK'nın 02.03.2021 tarih Esas: 2017/432 Karar: 2021/184), (Yargıtay 9 HD'nin 20.01.2021 tarih Esas:2020/4444, Karar: 2021/1729), dolayısıyla davanın halen bir belirsiz alacak davası olduğunu, davacının ıslah beyanının tam bir ıslah olarak nitelendirilemeyeceğini, ıslahın HMK'nın 180. hükmüne dayalı tam ıslah olarak kabulü mümkün olmadığından aynı hüküm uyarınca bir hafta içinde 11.10.2018 tarihinde verdiği dilekçesinin yeni bir dava dilekçesi olarak kabulünün de mümkün olmadığını, davanın niteliği ve türünün ıslahla değiştirilemeyecek olması nedeniyle eldeki davanın tüm yargılama süresince bir belirsiz alacak davası olarak devam ettiği dikkate alındığında davacının 04.10.2018 tarihli dilekçesinin de bir tam ıslah beyanı içermemekle dava dilekçesindeki alacak kalemlerini sonradan verdiği dilekçe ile ıslaha dayalı olarak değiştirilemeyeceği gibi yeni zarar kalemleri talebinde de bulunamayacağını, dolayısıyla davacının 11.10.2018 tarihli dilekçesinin verilmemiş hükmünde olduğunu ve Mahkemece dikkate alınmasının usule aykırı olduğunu, davacının 04.10.2018 tarihli ıslah beyanının tam ıslah olmadığının açıkça ortada olduğuna göre 11.10.2018 tarihli dilekçesi ile talep ettiği yeni alacak kalemlerinin de dava kapsamına alınmasının ve değerlendirilerek red ve kabul hükmüne bağlanmasının usule aykırı olduğunu, yeni alacak kalemlerinin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu ve davalı olarak buna muvafakatlerinin olmadığının da süresi içerisinde yazılı olarak ifade edildiğini, dava dilekçesinin 3. sayfa 3. paragrafında yer alan 23.586,00 USD tutarlı "geminin beklenmesinden dolayı oluşan gelir kaybı" talebi ile aynı sayfanın son paragrafında yer alan 4.000,00 USD tutarlı sözleşme imzaladığını, avukata ödendiğini beyan ettiği "avukatın emek ve harcayacağı mesai bedeli" talebi yönünden haksız fiilin meydana geldiği tarihin aynı zamanda failinde bilindiği tarih olmakla zamanaşımı(hak düşürücü) def'inin dikkate alınmamasının da bir diğer usuli hata olduğunu, esasa yönelik istinaf nedenleri arasında kaza nedeniyle haksız fiilin hukuki sebebine dayalı olarak açılan bir maddi tazminat davasında hasarın giderimi için yapıldığı ileri sürülen giderlerin fiilen yapılmış olmasının, uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın şirket aktifinden çıkmış olduğunun ispatının gerektiğini, her türlü giderini belgelemek, defterlerine işlemek ve bunları TTK hükümlerine göre bir tacir olarak 10 yıl boyunca saklamak, muhafaza etmek zorunda olduğunu, somut olayda bu giderlerin bir takım soyut endekslere dayanarak muhtemel giderler olarak değil ticari defter ve kayıtlarına dayalı olarak somut bir şekilde ispatı mümkün ve zorunlu olduğunu ancak davacı delilleri kapsamında ticari defter ve kayıtlarına dayanmış olmadığını, alınan raporlarda bilirkişilerin Mahkemenin bu yıldaki talimatını dahi gözardı ederek muhtemel ve afaki hesaplamalar yaptıklarını, bir takım dayanıksız "makul görüldüğü" gibi beyanlar ile sonuç ürettiklerini ve bu sonuçların tüm itirazlarına rağmen Mahkemece kabul edildiğini, ne davacının ne bilirkişilerin ve de Mahkeme kabulü kapsamında yakıt gideri dahil beklemeye dayalı zaman kaybı giderlerinin hangi kalemlerden oluştuğunu ifade etmemekte ve açıklamamakta olduğunu, ticari işletme olarak bekleme nedeniyle oluştuğu varsayılabilecek giderlerin yakıt gideri, personel giderleri, liman ücretleri vb giderler olduğunu, tüm bu giderlerin şirketin ticari kayıtlarına işlenmiş olmasının zorunlu olduğunu, davacının olumlu zararına yönelik giderleri fiilen yaptığını, bu giderlere ilişkin tutarların şirket aktifinden fiilen çıktığını ispat ile yükümlü olduğunu, bunun ispat yolunun da ticari defter ve kayıtlar olduğunu, bunlar yoksa ispatın da olmayacağını, davacıya ait yakıt giderlerine ilişkin bir faturanın dava dilekçesi ekinde mevcutsa da bu faturanın ödendiğine, tutarın şirket aktifinden fiilen çıkarak zararın oluştuğunun ispatına yönelik davacının herhangi bir delili bulunmadığını, bu konudaki tek delil olan davacı defter ve kayıtlarının ise davacı delilleri arasında bulunmadığını, davacı tarafından bunlara dayanılmamakla davanın bu gider kalemine yönelik kısmının reddi gerekmesine rağmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bekleme süresi içinde yakıt tüketiminin gerçekleşmesine yönelik; ne geminin Antalya Limanı rıhtımına yanaştığı tarih, ne kazanın olduğu tarih, ne Antalya Limanından ayrıldığı tarih, ne de geçici tamir amacıyla bir limana yanaştığı ve ayrıldığı tarih itibariyle (Türk bandıralı ve bayraklı olmak nedeniyle ÖTV'siz ve KDV'siz yakıt kullanmakta olduğu dikkate alındığında) düzenlenmesinin gerekli ve zorunlu yakıt ölçüm raporlarına da delilleri arasında yer vermediğini, faturalar ve yakıt ölçüm raporları davacı delilleri arasında yer almadığından bu tüketimin tespitinin de mümkün olmadığını, günlük yakıt giderinin birim maliyetinin yine yabancı para cinsinden olmak üzere Uluslararası Banker Fuel Prices Endeksine göre 850 USD olduğu yolundaki bilirkişi heyetinin kabulünün teknik gerekliliklere ve bu konudaki Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı talimatına açıkça aykırı olmasına rağmen Mahkemece kabul edilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda dayanılan Uluslararası Banker Fuel Prices Endeksin'de bir geminin günlük yakıt tüketimi konusunda herhangi bir veri olmadığını, geminin cinsine, boyuna, ağırlığına ve makine gücüne göre yıllık aylık ve günlük en fazla yakıt tüketiminin nasıl hesaplanacağını gösteren resmi yöntemin belli olduğunu, bu yöntemin Mahkemeye sunulan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca yayınlanan ve "https://atlantis.udhb.gov.tr" net adresinde de bulunan ÖTV'siz yakıt Uygulaması Liman Başkanlığı uygulama talimatı ekinde ek-2 olarak yer alan "Gemi cinsine göre yakıt tüketimi kapasitelerinin tespiti" başlıklı düzenleme ile belirlendiğini, bilirkişi heyetinin günlük yakıt tüketiminin bir takım gerçek dışı değerlere ve verilere göre afaki olarak günlük 850 USD olarak kabul etmelerinin Mahkemece de kabul edilmesinin izahının mümkün olmadığını, Türkiye'de davacının gemisinin kullandığı akaryakıt türü için belirlenmiş resmi bir fiyatının bulunduğunu ve gemicilik sektörünün kullandığı yakıtın KDV ve ÖTV istisnasına tabi olduğunun dikkate alınmamış olmasının da kabul edilemeyeceğini, bu gider kaleminde de davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan fatura vb. belgeler bulunsa dahi faturanın tek başına giderin yapıldığının ispatı için yeterli olmadığını, bu giderlerin davacının ticari kayıtlarına da işlenmiş olduğunun kanıtlanmasının gerekli olduğunu, geminin Antalya Limanında kaza nedeniyle bekleme sebebinin yakıt dışı giderlerinin global olarak günlük 6000 USD olduğuna ilişkin hiçbir somut verinin dava dosyasında bulunmadığını, davacının bu kalemle ilgili olarak da bu harcamaları fiilen yapıldığına yönelik herhangi bir fatura ve ödeme belgesinin delilleri arasında bulunmadığını, bu giderlerin fiilen yapıldığını ispat amacıyla şirket defter ve kayıtlarına da dayanmadığını, davacının bu konudaki taleplerinde olumlu-olumsuz zarar unsurlarını karıştırdığını ve bu giderlerin neler olduğunu ifade de etmediğini, bir ticari işletme olarak gemide bekleme nedeniyle oluştuğu varsayılabilecek giderlerin yakıt gideri, personel (ücret, vergi ve primleri) ve bunlara ilişkin yemek giderleri, liman ücretleri vb. (olumlu-müspet zarar) giderleri olduğunu, tüm bu giderlerin şirketin ticari kayıtlarına işlenmiş olduğunun da ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, davacının beyan ettiği günlük 6000 USD işletme giderinin dayanaklarını belirtmesi gerektiğini, kanıtlarını göstermek zorunda olduğunu, hem bilirkişilerin hem de Mahkemenin bu miktarın neden ve hangi gerekçelerle uygun olduğunu neden 3-4 veya 5000 USD değil de 6000 USD olduğunu bu giderlerin nelerden oluştuğunu izah etmek zorunda olduğunu, bu giderlerin nelerden ibaret olduğunun denetime elverişli şekilde tek tek belirlenmesi ve fiyatlandırılması yerine günlük 6000 USD gibi kümülatif bir günlük giderin kabulünün açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının dava konusu gider kalemleri içinde yer alan ve geminin uluslararası denizlerde navlun taşımacılığı yapabilmesi için uluslararası kabul görmüş lisanslı yegane resmi sörvey raporunun uluslararası bir klas kuruluşu olan Japon tabiyetli ....Kuruluşu tarafnıdan düzenlenen sörey raporu olduğunu, bu klas kuruluşu dışında davacı tarafından özel olarak yaptırılan diğer iki sörvey incelemesine (... ve ...) ait giderlerin davacı tarafından yaptırılan özel nitelikte sörvey raporları olup haksız fiilin zararı kapsamına dahil edilemeyeceğini, davacının bu giderin fiilen yapıldığının ispatına yönelik olarak kendi ticari defter ve kayıtlarına da dayanmadığını, eldeki dava ile hiçbir ilgisi olmayan ve sörvey aşamasında yaptığını beyan ettiği 2.851 Euro avukatlık ücretinin haksız fiil zararları içine dahil edilmesinin mümkün olmadığını, davacının bu avukatlık ücretini sörvey aşamasında yaptığı yolundaki beyanının da sadece kendi beyanına dayalı soyut bir ileri sürüşten ibaret olduğunu, söz konusu fatura incelendiğinde fatura kalemlerinin tercümelerinin telefonla konuşma, müşteri ile görüşme, ifade alınma ile ilgili Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne katılım ve 2 kez son gelişmeler nedeniyle dava dosyaları kontrol için İstanbul Adliyesine katılım şeklinde olduğunu, bu hizmet kalemlerinin Mahkemece nasıl ve ne şekilde "sörvey sürecinde katlanılan avukatlık ücreti" olarak uygun görüldüğünü anlamanın mümkün olmadığını, 10.500,00 USD saç değişimi ve işçilik tamir masrafları giderinin davacı tarafından fiilen yapıldığının ispatına yönelik olarak kendi ticari defter ve kayıtlarına dayanmadığını, bilirkişilerce de davacının ticari defterlerinde buna ilişkin bir tespit yapılmamış olmakla bu kaleme yönelik talebinin de reddi gerektiğini Mahkemece kabulünün hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen bu kararın kesinleşmiş bir mahkeme ilamını açıkça görmezden görmek suretiyle verildiğini, dava konusu kazanın davalı ... A.Ş. tarafından işletilen tahmil ve tahliye işlemi sırasında meydana geldiğini, dava konusu haksız fiilin ortaya çıkmasında asıl işveren konumundaki diğer davalı ... A.Ş. ve vardiya amiri ...'ün sorumluluğunun bulunduğunu, dava dışı ... Enerji Harfiyat ... Ltd. Şti. mülkiyetindeki iş makinesinin, müvekkili şirketin vincinin bomuna bağlı kapmaya, dava dışı ... ... Ltd. Şti. firması çalışanları tarafından hatalı bağlandığını ve tüm bu etkenlerin sonucunda da dava konusu iş kazasının meydana geldiğini, dolayısıyla dava konusu kazanın meydana gelmesinde ve zararın ortaya çıkmasında dava dışı ... ... Ltd. Şti. ve müstahdemlerinin de birlikte sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili şirket ve çalışanları hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, ortada da müvekkili şirket yetkilileri ve müstahdemleri hakkında açılan ve yürümekte olan bir kamu davası bulunmadığı gibi, vefat edenin mirasçıları tarafından ikame edilen Antalya 4. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı tazminat davasına ibraz edilen ... tarihli iş kazası raporunda da müvekkili işveren şirkete ve çalışanlarına herhangi bir kusurun izafe edilmediğini, meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusurunun olmadığının açık olduğunu, ancak bu noktada İlk Derece Mahkemesince daha da büyük bir usul hatasının yapıldığını, aynı kaza ile ilgili verilen ve üst derece mahkemeleri tarafından onanan kesin kararın görmezden gelindiğini, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama konusu kaza ile aynı kazaya ilişkin olduğunu, Mahkemece yapılan değerlendirmede: “…bilirkişi raporunda da dosyaya sunulan gerek asıl gerek birleşen dosya taraf beyanlarında görüldüğü üzere, limanı işleten dava dışı ... Liman... A.Ş. ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme ile davalı tarafın taşeron olarak görevlendirildiği taşıma sırasında görevli davalı şirket çalışanı ...’ın olay sırasında vinci kullandığı, davacıya ait kepçeyi limandaki gemiye yükleme sırasında vinç devrilmiş, ve kepçe düşmesi neticesinde zararın meydana geldiği, olay sırasında davalı şirket çalışanı, vinç operatörü ...’ın öldüğü; alınan tüm bilirkişi raporları dikkate alınarak, dava dışı ... Liman... A.Ş. yetkilisi ...’ün verdiği talimatlar sebebiyle, ağır kusurundan olayın meydana geldiği ceza yargılamasındaki dosyada da bu yönde rapor alındığı dikkate alındığından meydana gelen olayda asıl sorumlunun dava dışı ... .... A. Ş. olduğu, vefat eden ...’ın %10 oranında kusuru bulunmakta ise de dava dışı şirket yetkilisi (...) ...’ün kesin emir ve talimatları doğrultusunda işlem yapılırken kaza oluşmasından dolayı ve bu kişinin ağır kusuru bulunmasından dolayı ... yönünden dolayısıyla davalı şirket yönünden fiili irtibat kesildiğinden davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine…” yönelik kararın tanzim edildiğini, verilen bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi tarafından ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile bahse konu istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, “...dosya kapsamında yer alan raporlar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu zararın meydana gelmesinde sorumlu olmadığı halde, hatalı talimat veren ve bu talimatta ısrar eden asıl işveren ... A.Ş. çalışanı ...’e atfedilen kusurun ağırlığı ve yoğunluğu gözetildiğinde, vinç operatörü ...’ın zarar verilci fiili ile davacının uğradığı zararın arasında uygun illiyet bağının kesildiğinin kabulü gerekir…” gerekçesinin de red gerekçesi olarak gösterildiğini, yargılama sırasında dosya içerisine gerek başka mahkemelerde alınan raporların celp edildiğini, mahkemenin doğrudan kendisinin pek çok rapor düzenlettiğini, bahse konu raporların hemen hemen hepsinde kusur oran tayini yapıldığını ancak raporlar arasında mutabakat sağlanamadığını, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesi'nce kusur tayini yapılması gerekmekte iken Mahkemenin gerekçeli kararında taraflar arasında kusur oranı belirtmeden tarafları müşterek müteselsil kusurlu bırakarak taraflar arasında mecburi bir rücu davası açılması gerekliliğine neden olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; haksız fiil hukuksal sebebine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile 79.736,89 USD'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 37.000 USD'lik kısmının temlik alan davacı ... Ltd. Şti.'ye bakiye kısmının davacı ... Denizcilik ... A.Ş.'ye verilmesine, alacağın 10.000 USD'lik kısmına dava tarihinden, bakiye kısmına ıslah tarihi olan 04/10/2018 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faiz uygulanmasına, davacı ... Denizcilik ... A.Ş.'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi;“ Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir
Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” düzenlemesini içermektedir.
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacının kendisinden beklenememesi, bunun olanaksız olması, açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda belirsiz alacak davasının açılabileceği kabul edilmektedir. Ancak belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirleme yapılması gereklidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.05.2022 tarih ve 2022/11-397 Esas 2022/701 Karar sayılı ilamı).
Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir.
Kısmi dava ise alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir
Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.04.2003 tarih ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı ilamı).
Aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2022 tarih ve ... Esas ... Karar; 07.07.2021 tarih ve ... Esas ... Karar; 02.03.2016 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; davacı, donatanı olduğu ... isimli geminin taşıdığı kömür yükünün 16/12/2014 tarihinde tahliyesi için ... Limanı'na yanaştığını, tahliye işinin liman işletmecisi davalı ... A.Ş. ve taşeron firması diğer davalı ... .... A.Ş. tarafından yapıldığını, 23/12/2024 tarihinde liman vinci kullanılarak loderin gemi ambarına indirilmeye çalışıldığı sırada, iş makinesi vincin üzerinde hâlihazırda vinç kepçesi varken kaldırılmaya çalışıldığı için vincin dengesinin bozularak gemi üzerine devrilmesi sonucunda geminin hasarlanmasına neden olunduğunu beyanla hasar nedeniyle ve davacının bu süreçte katlanmak zorunda kaldığı giderler nedeniyle zararının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD''nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Görüldüğü üzere davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmaksızın, HMK'nın 107. maddesine değinmeksizin yahut dilekçesinin içeriğinde bu anlama gelen bir ifade veya açıklama kullanmaksızın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak tazminat talep etmiştir.
Her ne kadar davacı vekili ilk duruşmada alınan beyanında ve Mahkemece verilen ilk karar sonrası dosyaya sunduğu istinaf dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirtmiş ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmamaktadır. Kaldı ki; dava dilekçesindeki anlatımdan ve iddiaların ileri sürülüş biçimi bakımından davacının talep ettiği alacağı net şekilde belirlenebilir mahiyette olduğu gibi, davada bilirkişi incelemesine gidilmesi de belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/03/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hâkim, kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemez. Bundan ayrı yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/03/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ıslah dilekçesi ile de davanın türü değiştirilemez.
Netice itibariyle eldeki davanın kısmî dava şeklinde açıldığı sabittir. Mahkemece davanın, "kısmî dava" olarak nitelendirilmesi ve yargılamanın buna göre yapılması gerekirken, bu hususta herhangi bir açıklama ve tespit yapılmadan davacı tarafça sunulan, davanın niteliğini eda davası olarak ıslah ettikleri ve 10.000,00 USD olarak belirtilen haksız fiil tazminatının 120.446,00 USD'ye çıkarılmasına ilişkin 04/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı tarafın 04/10/2018 tarihli ıslah dilekçelerine dair dava dilekçesi olarak nitelendirdikleri 11/10/2018 tarihli dilekçesi yönünden değerlendirme ve nitelendirme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. ve devamı maddelerinde ıslah kurumu düzenlenmiş; 176. maddede taraflardan her birinin, yargılama usulüyle ilgili yapmış olduğu usul işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği; 177/1. maddesinde ise, ıslahın tahkikata tâbi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemleri yapılmamış sayılılır. Davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır.
Davanın kısmen ıslahı durumunda ise davacı; kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi müddeabihi aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle arttırabilecektir.
Ne var ki, ıslahla dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasının mümkün olmadığı, somut olayda, davacının dava dilekçesinde tazminat istemine dahil ettiği alacak kalemleri haricinde, ıslah dilekçesinde de dava dilekçesindeki taleplerinin devamı yanında gelir kaybı, avukatlık ücreti gibi taleplerde bulunduğu, tam ıslah yoluyla dahi dava dilekçesine yeni taleplerin eklenmesi mümkün olmayıp, bu halde dava dilekçesinde yer vermediği diğer talepleri dava konusu haline getirmesinin mümkün olmadığının dikkate alınması gerekir (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.02.2017 tarih 2015/7-917 Esas 2017/265 Karar; Yargıtay 6. HD.'nin 07.01.2026 tarih 2025/464 Esas 2026/65 Karar sayılı ilamları).
Öte yandan 6100 sayılı HMK'nın “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesinde; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” şeklinde ki düzenleme ile hakime yargılamadaki belirsiz durumları aydınlatma görevi verilmiştir.
Somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf dava dilekçesi ile Klas ve sigorta survey masrafları olarak 2.011 USD+5.726 USD+5.150 USD, olay ile ilgili olan avukatlık masrafı olarak 3.272 USD, zaman kaybına bağlı 5,3055 günlük bekleme süresinde yakıt harici gider olarak 6000 USD'den 31.833 USD ile 7.215,48 USD yakıt masrafı, geçici tamir gideri olarak 10.500 USD, geçici tamir süreci 1,9062 gün devam ettiğinden günlük yakıt harici gider olarak 6000 USD'den 11.437 USD ve geçici tamir sürecinde 2.592,41 USD yakıt masrafı, geminin tamiri için 45.000 USD, kesin tamir için 15 günlük süreçte günlük yakıt harici gideri 6000 USD'den 90.000 USD ve tamir sürecinde 20.400 USD yakıt masrafı ile değer kaybı bedeli olarak 2000 USD talep etmiş olup, 04/10/2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini 120.446-USD olarak belirlediklerini, 11/10/2018 tarihli dilekçesi ile Klas ve sigorta survey masrafları olarak 12.887 USD, olay ile ilgili olan avukatlık masrafı 3.272 USD, geminin limanda beklediği sürede 5,3055 günlük bekleme süresinde yakıt harici gideri 6000 USD'den 31.833 USD gider ve 7.215,48 USD yakıt masrafı, geçici tamir masrafı olarak 10.500 USD, geçici tamir süreci 1,9062 gün devam ettiğinden günlük yakıt harici gideri 6000 USD'den 11.438 USD ve 2.592,41 USD yakıt masrafı, geminin tamiri için .... tarafından yapılan gider olarak 10.723 USD ile birlikte 23.586 USD gelir kaybı, 2400 USD değer kaybı, 4000 USD avukatlık ücreti talep etmiştir.
HMK’nın 26. maddesi hükmü gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna usul hukukunda; taleple bağlılık ilkesi denilmektedir. Taleple bağlılık ilkesi yargılamanın temel ilkelerinden biridir. Yargılama bu ve benzeri ilkeler ile şekillendirildiğinden, gerek taraflar gerekse hakim yargılamanın ilkelerini gözetmek durumundadır. Mahkemece verilen karar, davacının talepleri çerçevesinde yapılacak yargılama ile değerlendirilerek verileceğinden Mahkemece davacının talepleri ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları tam olarak belirlenmeli, gerektiğinde HMK'nın 31. maddesindeki "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kapsamında talepleri açıklattırılmalıdır. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlıkta haklılık durumunu değerlendiren ve tespit eden hakim, Anayasa'nın 141. maddesi ve HMK'nın 297. maddesi gereğince gerekçeli olarak vereceği karar ile tarafların haklarını, borç ve yükümlülüklerini belirlemelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ile dava dilekçesi, davacı tarafça sunulan 04/10/2018 ve 11/10/2018 tarihli dilekçeleri dikkate alındığında; dava dilekçesinde yakıt ve yakıt harici giderler talebinin de içinde olduğu toplam11 kalem alacak ayrıştırma yapılmaksızın 10.000,00 USD olarak talep edilmiş olup ıslah yapılırken de dava dilekçesi ile yakıt ve yakıt harici giderler talep edilmemiş gibi davranıldığı için hem yakıt ve yakıt harici giderlere ilişkin talebin miktarı belirsiz kalmış, hem de ıslah dava dilekçesinde talep edilen işbu taleplerin miktarı kadar eksik harçlandırılmıştır. Yerel Mahkeme tarafından davacı tarafından talep edilen alacak kalemlerinin ayrıştırılması da istenmemiştir. Bunun yanında dava dilekçesinde talep edilmeyen alacak kalemleri ıslah dilekçesi ile davaya dahil edilemeyeceğinden gelir kaybı ve avukatlık ücreti gibi talepler yönünden gerekçede açıklama yapılarak bunların dava değeri içerisinde dikkate alınarak, yargılama gideri hesaplamasının buna göre yapılması da isabetli olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince yaplan yargılamanın devamı sırasında 15/11/2018 tarihli dilekçe ile temlik alan davacı ... San. ve Tic. Ltd Şti davacı şirket ile ticari ilişkileri kapsamında 37.000 USD tutarında alacağı temlik aldıklarını beyan etmiş olup bu hususta temlik protokolünü dosyaya ibraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından temlik alınan tazminat miktarı yönünden eksik harç tamamlatılmaksızın davaya devam olunduğu ve temlik alan şirket lehine hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Dava konusu alacağın bir kısmını temlik eden davacı şirketin harçtan muaf olması temlik alan şirketin de harç muafiyetini doğurmayacağından Mahkemece temlik işlemi dikkate alınarak 37.000,00-USD üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için temlik alan davacıya uygun bir süre verilerek harcın tamamlanmasının istenilmesi, harç ikmal edilmediği taktirde temlik alan yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın temlik alan yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanır ise yargılamaya devam olunarak oluşacak sonuç dairesinde yine temlik alan yönünden de karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi, öte yandan yargılama gideri hesabında temlik alan lehine vekalet ücreti takdir edildiği gibi, temlik alan davacının da temlik aldığı miktar ile yargılama giderlerinden sorumluluğunun bulunduğu gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; davanın kısmi dava türünde açıldığı nazara alınmak suretiyle, HMK'nın 31. maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında asıl dava dilekçesinde ayrıştırma yapılmaksızın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile talep edilen 10.000,00 USD bedelin talep edilen her bir alacak kaleminin miktarı yönünden ayrı ayrı açıklatılması, bunun yanında 11/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile 120.446-USD olarak belirlenen tazminat isteminin başlangıçta dava dilekçesindeki talepler de gözetilerek yine ayrı ayrı talep edilen her bir alacak kalemine dağıtılmak suretiyle açıklatılması, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin ayrıştırılmaması halinde dava konusu edilen 11 kalem alacağa eşit dağıtarak ıslah yoluyla dava dilekçesinde talep edilmeyen alacağın davaya dahil edilemeyeceği hususu gözetilmek suretiyle ve ayrıca temlik alan davacı yönünden temlik alınan bedel üzerinden eksik harcın tamamlatılması, yargılama giderlerinin yapılan açıklamalar doğrultusunda hesaplanması ile oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç olarak; davacı vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve davalı ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının sair istinaf itirazları incelenmeksizin ayrı ayrı esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve davalı ... A.Ş. vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve davalı ... A.Ş. vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan taraflara İADESİNE,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgililerine İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.09/07/2026
...