T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ :13/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:08/10/2021
DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali İstemli
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:13/05/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili ile müvekkilinin ağabeyi olan ...'un davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin toplam sermayesinin 13.700.000,00-TL iken 36.300.000,00-TL arttırılarak 50.000.000,00-TL'ye çıkarıldığını, bu durumun müvekkilinin rüçhan hakkını ihlal ettiğini, yine 23.07.2020 tarihli belirtilen genel kurul toplantısında davalı şirketin diğer ortağı ...'un daha önce müvekkilinden boş olarak imzalanmış belgeyi vekaletname ile bu genel kurulda müvekkilini de temsil ettiğini, oysa bu vekaletnamelerin iki şirketin birleşmesi için düzenlendiğini, elle doldurulması için de boş bırakıldığını, böyle bir vekaletname ile ana sözleşmede değişiklik yapılacak bir genel kurul toplantısı yapılamayacağını, zira bu konudaki 28485 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğe göre müvekkiline temsile yeterli vekaletnamenin noter tarafından düzenlenmiş bir vekaletname olması ve vekaletnamede ana sözleşmede değişiklik yapılmasına ilişkin konuda yetki bulunması gerektiğini, dolayısıyla bu yetkiyi taşımadığından da alınan kararın yok hükmünde olduğunu, yine ana sözleşmede yapılacak değişikliğin genel kurul toplantısından önce müvekkilinin bilgilendirilmesi, bu konuda yapılacak ilanda eski ve değiştirilecek yeni metnin gösterilmesi gerekirken bunun da gösterilmediğini, aynı hususta yönetim kurulu tarafından bir rapor hazırlanması gerekirken böyle bir rapor hazırlanmadığı ve genel kurulda okunmadığı için rapora dayanmayan sermaye artışının batıl olduğunu, yine müvekkilinin rüçhan hakkını kısıtlayacak şekilde sermaye artışı yapılması için kanunda çok özel haller düzenlendiğini, ortada böyle bir hal yok iken müvekkilinin rüçhan hakkını kısıtlayacak şekilde sermaye artışı yapılamayacağını, diğer ortak ...'un sermaye artışında şirketten olan alacaklarını şirkete sermaye olarak gösterdiğini, bu durumun ise müvekkilinin rüçhan hakkını dürüstlük kuralına aykırı olarak kısıtlayıcı nitelikte olduğunu, ortada sermaye arttırımını gerektirecek hiçbir durumun olmadığını, amacın müvekkilinin rüçhan hakkını, buna bağlı oy hakkını ihlal etmek olduğunu, davalı şirketin diğer ortağı ...'un 36.300.000,00-TL şirket olduğu belirtilen şirketten olan alacağının muaccel olması gerektiği gibi gerçekten böyle bir alacağının da var olması gerektiğini, muaccel olmamış bir alacağın şirkete sermaye gösterilemeyeceğini, bu yüzden de sermaye artışına ilişkin kararının batıl olduğunu belirterek bu kararın iptali ile karara dayanak 01.07.2020 tarihli yönetim kurulu kararının da iptalini talep etmiş, aynı zamanda bundan sonra yapılacak olağan ve olağan üstü genel kurul toplantılarının mahkeme onayı ile yapılmasına karar verilmesini 23.07.2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 2.maddesinde alınan tadil metni ile usülsüz sermaye arttırımı kararı ile 23.07.2020 tarihli olağan üstü genel kurul kararına dayanak 01.07.2020 tarihli yönetim kurulu kararının butlan ile malul olduğunun tespiti ve iptaline, bu durum haricen öğrenildiğinden davalı şirketin bundan sonraki olağan ve olağanüstü toplantılarının mahkeme onayıyla belirlenerek yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davalı şirketin 11/07/1991 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Memurluğu'nda Almanya'daki Türk misafir işçilerine verilen kredi ile bu işçilerden olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından kurulduğunu, bir süre sonra ...'un kurucu pay sahiplerinden pay devri konusunda görüşmelere başlandığını, davacının bu görüşmelerde yer almadığını, adı geçen payları ...'un 20.000.000.000,00-TL bedelle satın alma konusunda anlaştığını ve pay devirlerinin 03/11/1994 tarihinde tescil ve 06/12/1994 tarihinde ilan edildiğini, davacının o sıralarda ağabeyi ...'un yanına Almanya'ya geldiğini ve onun yanında çalışmaya ve onun evinde yaşamaya başladığını, davacının pay devirleriyle şirketin tek ortağı olduğunu, ancak ...'un o tarihteki mevzuat gereği zorunlu olarak paylarından 2.000.000.000,00-TL değerindeki payı tek başına ortağı olduğu ...'ye, 2.000.000.000,00-TL değerindeki payı davacıya, 200.000.000,00-TL değerindeki payı kızı ... ...'a, 200.000.000,00-TL değerindeki payı kızı ... ...'a, 200.000.000,00-TL değerindeki payı hukuk danışmanı Dr. ...'a, 200.000.000,00-TL değerindeki payı denetçisi ...'a bilabedel ve yedi emin sıfatıyla devredildiğini, bu nedenle pay devir sözleşmesi veya yönetim kurulu kararı alınmadığını, davalı şirketin ... tarafından tüm payları devralınan ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile birleştiğini, bu nedenle esas sermayesini 13.600.000,00-TL'den 13.700.000,00-TL'ye 24/12/2019 tarihli genel kurulda alınan kararla artırıldığını, böylece ...'un payının 10.275.000,00-TL'ye, davacının ise 3.425.000,00-TL'ye çıkarıldığını, keyfiyetin Antalya Ticaret Sicil Memurluğu'nda 27/12/2019 tarihinde tescil edildiğini, 06/01/2020 tarihli TTSG'de ilan edildiğini, artırımdaki tüm bedellerin birleşilen şirketin esas sermayesi ile ödendiğini, ... A.Ş.'ye ... Bankası'nın verdiği 9.504.876,04-Euro krediyi de devraldığını, bu nedenle ...'un davalı şirketten faiz hariç 37.639.571,56 ... Markı (19.244.803,94-Euro) olduğunu, davalının yeni yatırımlar nedeniyle 01/07/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla esas sermayesini 13.700.000,00-TL'den 50.000.000,00-TL'ye artırmak üzere 23/07/2020 tarihinde genel kurulu toplantıya çağırmak üzere karar alındığını, buna ilişkin tadil tasarısı hazırlanmasına 23/07/2020 tarihinde karar verildiği ve hazırlandığını, davalının toplantıya çağrıya ilişkin gündem ve vekaletnameyi içeren davetini ...'a ve davacıya 01/07/2020 tarihinde elden tebliğ ettiğini, davacının daveti bizzat imzalayarak tebliğ aldığını, davetin ekindeki vekaletnameyi ve yazılı tarihi hemen imzaladığını ve ...'a teslim ettiğini, vekaletnamedeki tarih kısmını ayrıca imzalayarak davacının genel kurul tarihini bildiğini, genel kurula ...'un asaleten ve davacının vekaleten katılacak olması nedeniyle davalının TTK'daki çağrı merasimine uymadığını, yani toplantıya çağrı gündemi ile vekaletnameyi içeren daveti ilan etmediğini, 14/07/2020 tarihli bağımsız denetim şirketi raporu ile davalının mevcut sermayesinin ödendiğinin tespit edildiğini, davalının genel kurul toplantısına bakanlık temsilcisi atanmasını il müdürlüğünden talep ettiğini, bunun üzerine toplantıya bakanlık temsilcisi ...'ın katıldığını, genel kurulda sermaye artırımına ilişkin oy birliği ile karar alındığını, pay sahiplerinin rüçhan haklarını kullanmalarına ilişkin 23/07/2020 tarihli yönetim kurulu kararı alındığını, 14/08/2020 tarihinde davetin tescil edildiğini, 25/08/2020 tarihinde TTSG'de ilan edildiğini, davacının esas sermayenin 9025'ini alma hakkını kullanmadığını, artırıma katılmadığını, süresi içinde rüçhan hakkını kullanmadığını, bunun üzerine ...'un sermaye artırımını şirketten olan alacağından karşılanmasını talep ettiğini, 14/07/2020 tarihli bağımsız denetim raporunda ...'un şirketten 36.300.000,00-TL alacağının tespit edildiğini, bunun üzerine davalı şirketin yönetim kurulunun 21/09/2020 tarihli kararı ile ...'un talebinin kabul edildiği ve artırılan 36.300.000,00-TL esas sermayenin ... alacağından karşılanmasına karar verildiğini, sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantı tutanağı ve tadil metninin Ticaret Sicil Memurluğunca 18/09/2020 tarihinde tescil edildiğini ve TTSG'de 21/09/2020 tarihinde ilan edildiğini, TTK'nın m.446 gereği davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığını, davacının genel kurula vekaletname ile katıldığını, karara olumlu oy verdiğini ve muhalefet etmediğini, davacının kararın alınmasında etkili olmadığını, davacının şirketteki payının 9025 oranında olduğunu, ...'un 9675 oranında oyu bulunduğunu, her koşulda karar alabileceğini, TTK'nın 416. maddesi gereği çağrı merasimine uyma zorunluluğunun bulunmadığını, davacıya çağrının bizzat tebliğ edildiğini, usule aykırılık olduğu kabul edilse dahi aykırılığın sermaye artırımı kararının alınmasında etkili olmadığını, 421. madde gereği sermayenin en az yarısının katılımının sağlandığı ve çoğunlukla karar alındığını, 9651 oranında oyun yeterli olduğunu, toplantıya yetkisiz kişilerin veya temsilcilerinin katılmadığını, davacının genel kurula katılmasının engellenmediğini, oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi durumunun söz konusu olmadığını, kararın esas sözleşmeye, dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı için sermayenin tamamen ödenmiş olması gerektiğini, davalının önceki sermayesinin tamamen ödendiğini, davalının esas sözleşme değişikliği için Ticaret Bakanlığı'ndan izin almasına gerek olmadığını, kuruluşu özel izne tabi olmayan davalı şirketin tadil taslağının ilan zorunluluğunun bulunmadığını, yönetmeliğe göre genel kurulda bakanlık temsilcisinin bulunduğunu, kararın kanunda belirtilen nisaplara uygun olarak alındığını, davalı şirkette imtiyazlı pay sahibinin bulunmadığını, davalının rüçhan hakkı kullanımına ilişkin kararını tescil ve ilan ettirdiğini, hakkın kullanımı için en az 15 gün süre verdiğini, davacının hakkını kullanmadığını, TTK'nın 343. maddesi gereği sermayenin ortağın alacağının sermayeye eklenmesi ile artırılması halinde pay sahibinin alacağının varlığının tespiti hakkında rapor düzenlenmesi gerektiğini, buna ilişkin rapor bulunduğunu, 457. madde gereği davalının sermaye artırımına ilişkin gerekli beyannameyi sicil memurluğuna tevdi ettiğini, sermaye artırımı kararının genel kuruldan itibaren 3 ay içinde tescil edilmesi şartının yerine getirildiğini, ...'un öncelikle davalıdan olan alacağının sermayeye ilave edilmesi gerektiğini, davacının şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, genel kurul tarihinde yürürlükte bulunan bakanlık temsilcileri hakkında yönetmeliğin 18/7 maddesi gereği vekaletnamelerin noter onaylı veya imza beyanı içermesi gerektiğini, davacının vekaletnamenin ekinde imza beyannamesinin bulunduğunu, yine mevzuata göre vekaletnamede özel yetki aranmadığını, müvekkili şirketin 23/07/2020 itibariyle bağımsız dış denetime tabi bir şirket olmadığını, VIİ-128.1 sayılı pay tebliği gereği müvekkilinin halka açık şirket olmaması nedeniyle yönetim kurulunun rapor hazırlama zorunluluğunun bulunmadığını, davacının süresi içerisinde rüçhan hakkını kullanmadığından bu hakkının kısıtlandığına ilişkin iddiaların geçersiz olduğunu, müvekkilinin sermaye artırımına ihtiyacı olmadığı varsayılsa dahi bu aykırılığın sermaye artırımı kararının alınmasında etkili olmadığını, 421. madde gereği kararın alınması için gerekli toplantı ve karar nisaplarının yeterli olduğunu, davacının tedbir talebinin TTK hükümlerine aykırı olduğunu, huzurdaki davanın genel kurul kararının iptali davası olduğu ve tedbiri gerektiren bir durumun bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, diğer ortak ...'un yönetim kurulu başkanı olduğu, şirketten alacaklı olduğu, borca batık olmadığı, satışlarının 2020 yılında 2019 yılına göre iki katına çıktığı, fakat 2019 yılında kar elde ederken 2020 yılında zarar ettiği, şirketlerin borca batık olmasalar bile bankalara karşı güçlü bir öz kaynak kalemi görülmesi ve nakit finansmanının sağlanmasını kolaylaştırmak için sermaye arttırımına gidebileceği, toplantının 01/07/2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile belirlenen gündemde çağrısız olarak toplandığı, kararın yetkili temsilci tarafından alındığı, sermayenin %100'ünün toplantıda temsil edildiği, davacı vekaletname ve noter imza beyannamesi ile ...'u temsil ettiği, vekaletnamenin tarih kısmında da davacının imzasının yer aldığı, toplantı sonuna kadar toplantı nisabının korunduğu ve tüm kararların oy birliği ile alındığı, toplantı ve karar nisaplarının kanuna uygun olduğu, rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin karar alındığı ve piyasaya uygun şekilde ilan edildiği, davacı tarafça rüçhan hakkının kullanıldığı ya da bildirilen hesap numarasına ödeme yaptığına ilişkin bir iddia bulunmadığı, toplantıya denetçinin katılmamasının iptal nedeni sayılamayacağı ve bu nedenlerle dava konusu sermaye arttırım kararında herhangi bir yasa, ana sözleşme veya dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığı, iptalin gerekmediği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, müvekkilinin azlık oyuna, dava dışı ağabeyi ...'un ise hakim ortağı bulunduğu davalı şirket tarafından gerçekleştirilen 23.07.2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların dürüstlük kuralı ile iyi niyete aykırı ve müvekkilinin haklarının zarara uğratacak şekilde olmasının başta olmak üzere dava dilekçesinde sıralanan diğer nedenlerden ötürü iptali ve butlanının tespiti talebine ilişkin olduğunu, bu kapsamda öncelikle 23.07.2020 tarihinde alınan ve müvekkiline ait azlık oyunun iyice kuşa çevrilmesine sebep olan sermaye arttırımına yönelik iptal taleplerinin hasıl olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi kurulu raporunda; şirketlerin sermaye arttırımı yapmasındaki amacın bankalara karşı güçlü bir öz kaynak kalemi görülmesi ve nakit finansmanı kolaylaştırmak için de sermaye arttırma yoluna gidebilecekleri görüşünün belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin de aynı görüş doğrultusunda gerekçeli karar yazarak davanın bu kısmına yönelik hukuka aykırı bir karar verdiğini, bu kapsamda gerek dava dilekçesi gerekse aşamalarda belirttikleri ve özellikle hükme esas teşkil eden raporda şirketin sermaye arttırma ihtiyacının zorunlu olmadığını ve şirketin borca batık durumda bulunmadığının tespit edildiğini, davaya konu sermaye artırma kararının usülsüzlüğünün ortaya çıkartıldığını, şirketlerde sermaye artırımı yapılabilmesi için şirketin bu ihtiyacının zorunlu olması gerektiğini, bu doğrultuda en önemli hususun ise, şirketin zorunlu ihtiyacının kullanılırken azlık oyuna sahip kimselerin haklarının ihlal edilmemesinin gerektiğini, Yargıtay 11.H.D'nin 28.10.2004 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı içtihatında açık bir şekilde 'ortakların çıkarları veya ihtiyacın zorunlu kılınmamasına karşın sermaye arttırımı ile bir kısım paydaşların yararına olacak şekilde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya kaldırılırsa esas sermaye arttırımının dürüstlük kuralına ve iyiniyete uygun olduğundan söz edilemez.' bu doğrultuda bilirkişi raporunun sonuç kısmının 5 numaralı bendinde şirketin borca batık bulunmadığının açık bir şekilde tespit edildiğini, hatta devamında şirketin satışlarının 2020 yılında bir önceki yılın 2 katına çıkmasına karşılık 2019 yılında kar elde ederken zarara uğradığının da ilave edildiğini, davalı şirketin sermaye artırma ihtiyacının bulunmadığını, şirketin borca batık olmadığını, her ne kadar bilirkişi raporunda şirketlerin bankalara karşı güçlü görünmek ve nakit finansmanı için sermaye arttırımına gidebileceği şeklinde görüş bildirmiş ise de, bu görüşün varsayıma dayandığını, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde dahi davalı şirketin sermaye artırma nedeni olarak bir zaruri ihtiyaç veya raporda belirtildiği üzere nakit finansman ihtiyacından bahsedilmediğini, davalı şirketin sermaye artırmasındaki yegane gaye şirketin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade iyi niyete aykırı şekilde azlık oyuna sahip müvekkilinin haklarına zarar verdiğini, ayrıca davalı şirketin borca batık olmadığı gibi aksine öz varlıklarının dahi pasiflerinden fazla olduğunu, davalı şirketin bu haliyle sermaye arttırım kararı alamayacağını, davalı şirketin öncelikle 1/3'e indirmesi sonra yasa gereği 3/3'e tamamlayıcı arttırma yapmak durumunda olduğunu, TTK'nın 376. maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle alınan kararın hukuksuz ve butlana tabi bir karar olduğunu, bu doğrultuda düzenlenen bilirkişi raporunda bizzat bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen Yargıtay 11.H.D'nin ... E.- ... K. sayılı içtihadında; ' İlk Derece Mahkemesi tarafından toplantıda alınan sermaye artırımında bulunan şirketin nakit sermaye artışı ihtiyacının izah edilemediği, miktar ve süre bakımından azlık oyuna zarar verdiği, iç kaynaklar eklenmeden dış kaynaklar ile yapılan artırımın iptali yönündeki B.A.M kararının onanmasına..' yine aynı doğrultuda sunulan Yargıtay 11.H.D'nin ... E.- ... K. sayılı içtihatında 'şirketin sermaye arttırımı için nakit veya bankadaki parası veya özvarlık olarak bir sıkıntı yaşanmadığı, sermaye arttırımı için özel bir sebebin de ortaya konulmaması nedeniyle buna ilişkin kararın iptaline..' şeklinde yazılı Yüksek Mahkeme kararlarının bulunduğunu, davaya konu sermaye artırma işlemi neticesinde müvekkilinin payları üzerindeki rüçhan hakkı yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde sınırlandırıldığını - kaldırıldığını, çünkü yasanın rüçhan hakkı kısıtlaması ile sermaye arttırımı kararı için aradığı haklı ve zorunlu sebeblerin somut olayda bulunmadığını, düzenlenen bilirkişi raporunda hakim ortak ...'un davalı şirketten olan alacağının kaynağının tespit edilemediğini, müvekkili tarafından hakim ortağa verilen vekaletnamenin 24.12.2019 tarihli toplantıda şirket birleşmesi için verildiğini, davaya konu edilen 23.07.2020 tarihli toplantı için verilmediğini, ön inceleme duruşmasında tutanak altına alınan ve hakim ortak tarafından müvekkiline gönderilen e-mailin bu durumun en güzel kanıtı olduğunu, Yüksek Mahkeme kararları gereği hakim ortak ...'un bu hususlara yönelik dinlenmesi taleplerinin bulunduğunu, davaya konu genel kurul toplantısında denetçinin olmadığını, bu haliyle TTK'nın 407/2. fıkrasının açık bir şekilde ihlal edildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine dair verilen hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin 23/07/2020 tarihli olağanüstü genel kurulunun ikinci gündem maddesinde alınan sermaye arttırımına ilişkin kararının butlan ile malul olduğunun tespiti ve iptali ile 23/07/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararına dayanak 01.07.2020 tarihli yönetim kurulu kararının butlan ile malul olduğunun tespiti ve iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Genel kurul kararlarının iptali TTK'nın 445 ve 446. maddeslerinde düzenlenmiştir. Buna göre “İptal sebepleri” kenar başlıklı 445. maddede, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davasının açabileceği düzenlenmiştir. Kanunun 446. maddesi iptal davası açabilecek kişileri;
a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak düzenlemiştir.
Buna göre madde metinde belirtilen gerekçelerle açılan davada, usulsüzlük sebebinin söz konusu genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun tespiti gerekmektedir. Aksi halde ileri sürülen sebep, kanuna aykırı olsa dahi iptal sonucunu doğurmayabilir. Genel kurul toplantısı ile ilgili bazı kanuna aykırılıkların varlığının yanız o aykırılığın iptali istenen genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispatı gerekmektedir. Mahkemece yapılacak etki incelemesinin davacı pay sahibinin genel kurula katılmış olması, olumlu veya olumsuz oy vermiş olması veya genel kurula katılmamış olması hallerinin tamamında yapılacağı belirtilmektedir. (Tekinalp Ü., Sermaye Ortaklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık İstanbul 2013, s. 343) Davalı şirkete ait dosya içerisinde bulunan ticaret sicili memurluğu dosyasından 23.07.2020 tarihli genel kurulun çağrısız genel kurul olduğu, 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik m.11/2, m.11/1-ç'ye aykırılık hallerinin çağrılı genel kurul toplantısına ilişkin olduğu, TTK'nın 416. maddesi gereği çağrısız genel kurulun çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın toplanabileceği düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketin 07.12.2018 tarihli genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesi gereği davacının genel kurul toplantısına asaleten katıldığı, davalı şirketin 24.12.2019 tarihli genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesi gereği davacının genel kurul toplantısına vekaleten katıldığı ve ...’un davacıyı vekil olarak temsil ettiği, adı geçen genel kurul toplantısında davalı şirketin ... A.Ş. ile birleşme işleminin yapıldığı ve birleşmeden kaynaklı devrolan şirketin 100.000,00-TL sermayesinin davalı şirket sermayesine eklenmesi ile davalı şirketin sermayesinin 13.700.000,00-TL’ye çıkarıldığı, davalı şirketin 23.07.2020 tarih ve ... nolu, “rüçhan hakkı kullanmaya davet” konulu yönetim kurulu kararı gereği şirkete ait banka hesap numarasına 15 günlük süre içerisinde sermaye artışında bulunmak isteyen ortakların iştirak taahhütlerinin ¼’ünü işbu kararın ilanı tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kullanmalarına ilişkin karar alındığı, 23.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılmak üzere davacı tarafından ...’un yetkilendirildiği vekaletname ile 04.11.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı Antalya 11. Noterliği’nden düzenlenen ...’a ait imza beyannamesinin bulunduğu, vekaletnamede tarih kısmında davacının imzasının yer aldığı, 23.07.2020 tarihli davalı şirket sermaye artırımı yönetimkurulu beyanına göre kaldırılmış veya sınırlandırılmış rüçhan hakkının bulunmadığıönceki sermayenin 13.700.000,00-TL sonraki sermayenin 50.000.000,00-TL olduğu, şirket ortağının alacağının şirket sermayesine eklenmesi sureti ile artırımın yapıldığı, 23.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurulun toplantısı yapılmasına ve gündeme ilişkin 01.07.2020 tarih ve 4 sayılı yönetim kurulu kararı alındığı, kararda toplantının çağrısız genel kurul toplantısı olduğu, kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmediği, Ticaret Sicili Memurluğu dosyasında 23.07.2020 tarihli genel kurul toplantı daveti ile gündemin 01.07.2020 tarihinde davacı ...'a imza karşılığı tebliğ edildiği belirlenmiştir.24.03.2020 tarih ve 10043 sayılı TTSG'de ilanı yapılan 16.03.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve 16.03.2020 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararı gereği davalı şirketi ... ...’un 16.03.2023 tarihine kadar münferiden temsile yetkili kılındığı, davaya konu 01.07.2020 tarih ve 4 nolu yönetim kurulu kararının temsil yetkisine uygun olarak alındığı anlaşılmıştır.
Davacı yanca hakim ortağa verilen vekaletnamenin 24/12/2019 tarihli toplantıda şirketin birleşmesi için verildiği, davaya konu 23/07/2020 tarihli genel kurul için verilmediği ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'e uygun olmadığı istinaf istemi olarak ileri sürülmüşse de; Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in "Toplantıya Katılma Hakkı" başlığını taşıyan 18. maddesinde; "..Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekâletnamenin Ek-3teki örneğe uygun olarak noter onaylı şekilde düzenlenmesi veya noter onaylı olmayan vekaletnamelerde noter huzurunda düzenlenmiş imza beyanının eklenmesi gerekir." denilmiştir. Bu durumda, halka açık olmayan ortaklıklarda nama ve hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için toplantıya katılmak üzere yetki verildiğine dair paydaş tarafından düzenlenen vekaletnamenin noterden verilmiş olması veya vekaletname noterde düzenlenmiş değil ise, vekaletnameye noter huzurunda düzenlenmiş imza beyanının eklemesi gerekir. Bu gereklere uymayan pay sahipleri ile temsilcileri bakanlık temsilcisi tarafından genel kurul toplantısına alınmazlar. (Yargıtay 11. HD., 22.01.2001 tarih ve E.9458- K.320 sayılı emsal nitelikte ilamı da bu yöndedir.)
Bu bağlamda somut uyuşmazlıkta; 23.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılmak üzere davacı tarafından ...’un yetkilendirildiği vekaletname ile 04.11.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı Antalya 11. Noterliği’nden düzenlenen ...’a ait imza beyannamesinin bulunduğu ve vekaletnamede tarih kısmında davacının imzasının yer aldığı anlaşılmakla davacı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.
Somut uyuşmazlıkta; 23.07.2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listesi gereği şirkette bulunan toplam 13.700.000 adet payın 10.725.000 adetinin asaleten, 3.425.000 adet payın vekaleten olmak üzere sermayenin yüzde yüzünün asaleten ve/veya vekâleten toplantıda temsil edildiği, 23.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılmak üzere davacı tarafından ...’un yetkilendirildiği vekaletname ile 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin 18/7 maddesinde belirtildiği şekilde 04.11.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı Antalya 11. Noterliği’nden düzenlenen ...’a ait imza beyannamesinin bulunduğu, vekaletnamede tarih kısmında davacının imzasının yer aldığı, TTK'nın 416. maddesine uygun olarak 23.07.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının başından sonuna dek temsil edilen yüzde yüz sermaye nisabının korunduğu ve tüm kararların oybirliği ile alındığı, dava konusu edilen gündemin 2. maddesinin sermaye artırımına ilişkin olduğu, kararın TTK'nın 421/1 maddesi gereği ağırlaştırılmış nisap öngörülen esas sözleşmeyi değiştiren kararlardan olduğu ve sermayenin yüzde yüzünün oybirliği ile karar alındığı, toplantı ve karar nisapları kanuna uygun olduğundan istinaf incelemesine konu olan genel kurulun 2. nolu gündem maddesi ile alınan karara yönelik iptal şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin bu hususa ilişkin değerlendirmesi dosya kapsamına uygundur.
TTK'nın 407/2. maddesi gereği denetçinin genel kurulda hazır bulunmasına ilişkin düzenlemenin yaptırımının kanunda yer almadığı, ilgili kanun metninin gerekçesinde ise bu yüküme aykırılığın genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceği açıklandığından davacı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir.
Ne var ki, genel kurulun 2 nolu gündem maddesi sermaye artırımına ilişkin olup, sermaye artırımına ilişkin butlan sebebi olup olmadığının mahkemece re'sen incelenmesi gerekmektedir.
Genel Kurul kararlarının butlanı ve iptal edilebilirliği meseleleri, huzurdaki uyuşmazlık bakımından uygulama alanı bulacak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda açıkça düzenlenmektedir. TTK ile özel ve pozitif düzenlemeye kavuşturulan genel kurul kararlarının butlanı haline ilişkin olarak TTK'nın 447. maddesinde; "Genel kurulun, özellikle;
a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,
c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan” kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; dava konusu davalı şirketin genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, alınan kararın sermaye artırımına ilişkin olduğu görülmektedir. TTK'nın 460/5 madde hükmünde, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye artırımına ilişkin kararına karşı iptal davası açılabileceği açıkça düzenlendiğinden, sermaye artırımı kararı "batıl kararlar" başlığını taşıyan TTK'nın m. 391 hükmünde öngörülen "anonim şirketin temel yapısına uymayan" bir karar niteliği taşımadığından, bir başka deyişle bütün pay sahiplerinin değil sadece bazı pay sahiplerinin kişisel menfaatlerini etkileyebilen bir karar olduğundan davacının dava konusu kararın butlanını isteyemeyeceğinin sadece iptalini talep edebileceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda olduğu gibi sermayenin dış kaynaklardan artırılması halinde, TTK'nın 591/1 madde hükmü "şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir" şeklindedir. Davalı şirketin 23.07.2020 tarih ve ... nolu, “rüçhan hakkı kullanmaya davet” konulu yönetim kurulu kararı gereği şirkete ait banka hesap numarasına 15 günlük süre içerisinde sermaye artışında bulunmak isteyen ortakların iştirak taahhütlerinin ¼’ünü işbu kararın ilanı tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kullanmalarına ilişkin karar alındığı, kararın m.461/3 gereği 25.08.2020 tarih ve 10145 sayılı TTSG ‘de ilan edildiği, dosya içerisinde davacının iştirak taahhüdünde bulunduğuna ve/veya TTSG ‘de ilan edilen rüçhan hakkının kullanılması yönündeki yönetim kurulu kararında bildirilen hesap numarasına ödeme yaptığına ilişkin bilgi,
belge veya iddianın bulunmadığı anlaşılmıştır.
TTK'nın 591/1 madde hükmü uyarınca, sermaye artırımında hissedarların rüçhan hakkı, ana sözleşme ile ya da artırım kararı ile kaldırılabilir. Genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı ancak haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir. Özellikle işletmelerin işletme kısımlarının, iştiraklerin devralmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilebilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz (TTK. m. 591/2). Ancak buna aykırı olarak verilen karar yukarıda da ifade olunduğu üzere bütün pay sahiplerinin değil sadece bazı pay sahiplerinin kişisel menfaatlerini etkileyebilen bir karar olduğundan, kararın butlanı değil iptali talep edilebilir.
Gerçeklen de Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir; "Artırılan sermayeye katılmada öncelik (rüçhan) hakkı, mevcut payları ile orantılı olmak kaydı ile pay sahiplerinindir Ancak, rüçhan hakkının aksi, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı veya şirket anasözleşmesiyle kararlaştırılabilir. TTK.nun 405/1 nci maddesince pay sahiplerinin kendi iradeleri diamda rüçhan hakkını kullanmaya ek taahhüt altına girmeye zorlanamayacakları öngörülmüş bulunmakla bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlıdır.Pay sahipliğinin türü ne olursa olsun kural olarak her paydaş sermaye artırımı ile ortaya çıkan yeni paylardan alma hakkına sahiptir Bu hakkın kaynağı yasa olup, ayrıca anasözleşmeyle de tanınabilir. Buna bağlı olarak anasözleşmeyle sınırlanabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Ortaklığın çıkarları veva ihtiyacının zorunlu kılmamasına karşın sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüchan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veva dolaysız sınırlanır veva tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez. Genel kurulun sermaye artırım kararı ile paydaşlar arasında var olan hak ve çıkar dengesinin bozulması rüçhan hakkının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak kısıtlanması sonucu doğurması halinde rüçhan hakkının kullanma olanağının tanınmadığı veya bu hakkın başkasına kullandırıldığı iddia eden pay sahipleri ilgili genel kurul kararının iptalini, TTK.nun 381 nci maddesindeki prosedüre göre dava edebilir" (Yargıtay 11. HD. 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ve 28.10.2004 tarihli kararı. Aynca bkz.; Şükrü Yıldız, Anonim Ortaklıkta Yeni Pay Alma Hakkı, İstanbul 1996, s, 283).
O halde, davacı tarafça ileri sürülen hususlar butlan kapsamında olmayıp, iptal davasının konusunu teşkil ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde genel kurul kararlarının butlan halleri düzenlenmiş olup, sayılan butlan hallerinin hiç birisi somut olayda bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/05/2025
...