T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 22/02/2021
KARAR TARİHİ: 09/07/2021
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/12/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Mahkeme kararına karşı, taraf vekilleri, ara karara karşı ise davacı - karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunduğu, mahkemece ayrı ayrı istinaf formu düzenlenmesi gerekirken tek istinaf formunun düzenlendiği anlaşıldı.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı - karşı davalı vekili, şirketin hukuka aykırı yönetildiğini, şirket ortaklarının haksız rekabet hükümlerine aykırı davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarını, şahsi menfaat temin ettiklerini, şirket ortaklarının davacının şirketteki faaliyetlerini engeller nitelikte sürekklilik arz eden tutum ve davranışlarda bulunduklarını, ortaklar arasında var olan güvene istinaden davacıya hile ile borçlandırılma protokolleri imzalatılması gibi ağır hukuka aykırılıkların yapıldığını, ortaklar arasındaki güvenin zedelenmesi nedeni ile şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi ile davacıya ait payın şirketin tüm fikri sınai haklarıyla dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle ödenmesini, bu yönden karar verilmemesi halinde müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına karar verilerek şirketin tüm fikri ve sınai haklarıyla birlikte güncel değeri tespit edilerek ortaklık payına isabet edecek tüm haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle ödenmesini, dava sürecinde ortaklık işlerinin yürütülmesi ve denetlenmesi için şirkete kayyum atanmasını ve müvekkilinin şirket ortaklığı sebebi ile haklarının konunması amacıyla diğer koruma tedbirlerinin alınmasını talep etmiştir.
Davacı - karşı davalı vekili; mahkemenin 24.11.2020 tarihli celsesinde davalı şirket vekilinin sermaye arttırım kararına dair dilekçe sunduğunu, mesleki mazeretleri sebebiyle söz konusu celseye katılamadıklarını, kısa bir süre önce zabıt tutanağını incelemek için uyap sisteminden çıktı alınca davacının gıyabında usulsüz işlemler yapıldığını öğrendiklerini, davalı şirket ortaklarının davacının belge ve bilgi taleplerinin tümünü geri çevirdiklerini, iş bu dava dosyası açıldıktan sonra davacının şirketin muhasebecisini tanıması sebebiyle şirketin muhasebecisini de değiştirdiklerini, şirket evraklarını incelemek istediklerini şirket müdürü ... ve şirket muhasebecisine bildirdiklerini, her ikisinin de inceleme taleplerini reddettiklerini, taleplerinden dört gün sonra şirket müdürünün genel kurul kararının fotoğrafını gönderdiğini, sadece genel kurul evrakını gösterebileceğini söylediğini, sermaye artırımına ilişkin kararın davacıya tebliğine ilişkin belge sunmalarının istendiğini, davalı şirket müdürünün hiçbir bilgi vermediğini, sermaye arttırımına ilişikin genel kurul kararının TTK 617 /3 göndermesiyle TTK 414. maddesi gereğince davacının şirkete bildirmiş olduğu ve pay defterinde yazan adresine tebligat yapılması gerekirken, davacının 2015 yılında 1-2 ay kaldığı adrese kötü niyetli olarak tebligat çıkarıldığını, davacının mernis adresinin şirkete bildirdiği adres olduğunu, davacının hep bu adreste yaşadığını, davalı şirket ortaklarının dosyaya sundukları mütalaadan sonra davacının alacağı rakamı öğrenince gıyabında sermaye arttırımına giderek rüçhan haklarını gaspetmek için plan yaptıklarını, iptal davası için 3 aylık hak düşürücü süre geçtiği için dava açılamadığını, söz konusu sürenin hak düşürücü olarak düzenlenmesinden ve davacının mali olarak olanaklarının kısıtlı olmasından faydalanan davalı şirket ortaklarının davacının haklarını tasarlayarak ele geçirdiklerini, sermaye arttırımıyla davacının hissesine tekabül eden bedelin değiştirilemeyeceğini, davacının keşfettiği ve ıslah çalışmalarını yaptığı canay f1 (kavun), çakır f1 (sivri biber), candanf1 (hıyar), cantürkf1 (hıyar), yazırf1 (domates), belenf1 (domates), kuzeyköyf1 (domates), güneyköyf1(köy domatesi), dost 12 k, seraköy, pembeköy ve başkaca tohumların şirket adına tescil edildiğini ve şirketin çok ciddi kazançlar elde etmesini sağladığını, davacının 10 yıl boyunca davalı şirkette hiçbir ücret almadan bilfiil çalışmış tüm fikri ve fiziksel emeğini şirketin büyümesi ve piyasada önemli bir yer alması için harcadığını, davacının ... ve onun ortak olarak dayattığı ...'in müşterek yürüttüğü bir oyunun içinde olduğunu acı bir şekilde anladığını, Mahkememize açmış oldukları işbu davayla; şirkete kayyum atanmasını, davacının ortaklıktaki payının korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını, hissesine isabet eden bedelin ödenmesi ile ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, dosya kapsamında; şirkete kayyum atanması talebinin reddedildiğini, 11.01.2021 tarihli bilirkişi raporuyla ve 2017 mali verilerine göre şirketin kısa vadeli yabancı kaynaklar koduyla şirket ortağı ...'ya 2.104.077 TL borçlandırıldığının tespit olunduğunu, bu 2017 yılı mali verilerine göre yapılan bir tespit olup aradan geçen 4 yılda şirketin tüm malvarlığı değerlerini karşılayacak oranda şirketin ...’ya borçlandırıldığını ve şirketin içinin boşaltıldığını beyanla her dava davanın açıldığı somut durum ve olaylara göre değerlendirilir ana ilkesi gereğince davacının davalı şirketteki payı, payına bağlı alacağının, payına bağlı haklarının ve payına bağlı haklardan alacağının korunması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı - karşı davacı vekili, davacı karşı davalının iddialarının soyut ve gerçek dışı olduğunu, TTK 640/3 maddesi gereğince kötü niyeti gözetilerek ve şartları oluşmadığından şirkete kayyum atanması talebinin reddine, davacı karşı davalının ileri sürdüğü şirketin feshi ve tasfiyesi talebi ile şirketten çıkma talebinin reddine, karşı davalarının kabulü ile davacı karşı davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı karşı davalının her hangi bir kar payı alacağı bulunmaması ve ayrılma akçesi alacağı olmaması karşısında ortaklıktan doğan alacak talebinin reddine, yargılama, harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacı karşı davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 22/02/2021 tarihli ara karar ile; davanın geldiği aşama, davalı şirketin tespit edilen malvarlığı birlikte değerlendirildiğinde davacının somut bir talebi içermeyen (hangi konuda ihtiyati tedbir istendiği belli olmayan) ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının şirketin feshi ile tasfiyesi istemine ilişkin haklı sebep olarak, davalı şirketin distribütörlük sözleşmesi ile ... Turizm ile tek satıcılık sözleşmesi tanzim ettiği ve davalı şirket ortağının faturasız malları başkalarına da sattığı şirketin tek satıcılık sözleşmesini ihlal ettiği gerekçesine dayanılmış ise de, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla düzenlenen 18.01.2019 tarihli raporda da belirtildiği üzere, tek satıcılık sözleşmesinde tek satıcı olan distribütörün başka malları satmaması ve başka ürünlerin dağıtım ve tanıtımını yapmamasının önem arz ettiği, sözleşmede üretici tarafından başka bir distribütör ile anlaşma yapılması halinde distribütörler arasında haksız rekabet uygulaması yapılamayacağı, üreticinin başka bir firmaya da satış yapılabileceği açıkça belirtildiğinden bu yönüyle şirketin fesih ve tasfiyesi yönünden haklı sebebin somut olayda oluşmadığı, davacı tarafından şirketten çıkma talebine ilişkin olarak ortaklar arasındaki güven ilişkisine dayanılarak diğer ortaklar tarafından kendisine hile ile borçlanma protokolleri imzalatıldığı, 12/01/2010 tarihli sözleşmenin davacı tarafından başka bir belge olduğu inancı ile imzalatıldığı gerekçesine dayanılmış ise de; davacının şirket ortağı olarak yönetimde söz sahibi olmakla basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alındığında böyle bir gerekçe ile şirketten çıkma talebinde bulunmasının da mümkün olmadığı dolaysıyla çıkma talebine ilişkin haklı sebebin de varlığının kanıtlamadığı, karşı dava yönünden; şirketin haklı sebeplerin varlığı halinde ortağın şirketten çıkarılmasını talep edebileceği, bu yönde dava açılması için TTK 616. maddesi gereği genel kurulun bu konuda karar alması gerektiği, dava konusu somut olayda genel kurul tarafından bu yönde alınmış karar bulunmadığı ancak usulü nitelikteki bu eksikliğin karar verildikten sonra davalı karşı davacı tarafça farkedilerek gerekçeli karar yazım aşamasında şirkette yetkili müdür olan 60 paya sahip ... ve 480 paya sahip ... tarafından şirketin açtığı davacı karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davaya muvafakat edildiği şeklinde 05/08/2021 tarihli dilekçeler ile Kumluca ve Serik Asliye Hukuk Mahkemeleri aracılığıyla beyanda bulunulduğu, dava şartı niteliğindeki bu eksikliğin şirkette çokluk paya sahip ortakların iradelerini davacı karşı davalının şirketten çıkarılması yönünde ortaya koymakla giderildiği, usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri dikkate alınarak TTK 616. maddedeki dava şartının bu hali ile gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, şirketin amacının gerçekleştirilmesi, ticari hayatta varlığını sürdürebilmesi için güven ilişkisinin asli unsur olduğu, dava dilekçesinde davacının anlatımlarından güven ilişkisinin ortadan kalktığı, davacının şirkette ortak olarak kalmayı istemediğinin anlaşıldığı, ortaklıktan çıkma talebine ilişkin olarak davacı yönünden dosyada belirttiği sebeplerin varlığının kanıtlanamadığı ancak şirketinde açtığı çıkarılma istemli davada söz konusu güven ilişkisinin ortadan kalktığı, davacının şirket ortağı olarak kalmayı istemediği anlaşılmakla, şirketin açtığı ortaklıktan çıkarılma davasının kabulüne karar vermek gerektiği, şirketin aktif ve pasifleri ile mal varlığına ilişkin olarak mahkemece alınan bilirkişi raporlarından özellikle, Serik Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesince yapılan keşif sonucunda düzenlenen 11/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacının çıkma payının indirgenmiş nakit akımları yöntemine göre, net aktif değeri yöntemine göre (rayiç bilanço) her iki yöntemin aritmetik ortalaması olarak uyumlaştırılan analiz sonuçlarına göre rapor tanzim edildiğinin görüldüğü, çıkma payının hesaplanmasında karar tarihine en yakın tarihteki rayiç bilançoya göre çıkma payının tespit edileceği ancak davalı şirketin iştigal konusuna göre davacının tohum ıslahı sureti ile şirkete kattığı değer yönünden dolayısıyla çıkma payının hesabı yönünden ıslah edilen tohumun şirkete kattığı değerin bilirkişi raporu ile hesaplanmış olsa dahi kısmen farazi nitelikte olduğu, bu değerin hali hazırda menkul yada gayrimenkul niteliğinde olmadığı, dolayısıyla hakkaniyete göre yukarıda belirtilen indirgenmiş nakit alımları yöntemine göre ve rayiç bilançoya göre hesaplanan tutarların ortalaması niteliğindeki uyumlaştırılan analiz sonuçlarına göre tespit edilen değer olması gerektiği kanaatine varılarak bu değer üzerinden hesaplanan çıkma payı dikkate alınmak suretiyle davacı karşı davalının şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma isteminin reddine, karşı dava yönünden ...'un, davalı ... sicil numarasına kayıtlı ... Ltd. Şti.'nin ortaklığından çıkarılmasına, davacı karşı davalının payının şirket üzerinde bırakılmasına, davacı karşı davalının ortaklıktan çıkarılma payı olan 385.929,49TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacı şirketten tahsili ile davacı karşı davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı - karşı davacı vekili, karara ve ara karara karşı ise davacı - karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı - karşı davalı vekili asıl karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin feshi ve müvekkilinin ortaklıktan çıkma yönündeki taleplerinin reddine karar verilmesi, müvekkilinin davalı şirketten çıkarılma payı olarak belirlenen bedelin düşük tespit edilmesi, bilirkişi raporu kapsamında tespit edilen müvekkilinin davalı şirkete kazandırmış olduğu ıslah ve yarı yol materyalleri yoluyla katmış olduğu fikri ve sınai haklarının çıkarma payına dahil edilmemesi ve dosya kapsamında belirtilen müvekkili hissesinin korunmasına yönelik tedbirlerin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket ortağı ...'nün haksız rekabet koşullarına aykırı davranarak başka bir şirkette çalıştığının SGK ve dava dışı şirketin yazıları ile ve ortağı beyanı ile sabit olduğunu, güven ilişkisinin ortadan kalktığını, mahkemece bu iddialarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, protokolün hile ile imzalatıldığını, gerçeği yansıtmadığını, bunun protokolde imzası bulunan diğer şirket ortağı ve dinlenen tanık beyanları ile ispat edildiğini ancak mahkemece tanık delilinin değerlendirilmediğini, çıkma payı alacağının eksik hesaplandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosyaya sundukları uzman mütalaasına aykırı olduğunu, davalı şirketin usulsüz işlemlerle sermaye artırımı yaparak müvekkilinin hissesinin azalmasına sebebiyet verdiğini, hak düşürücü süre nedeniyle sermaye artırımına karşı dava açılamadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davacı - karşı davalı vekili ara karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin içinin boşaltıldığını, şirketin ortak ...'ya borçlandırıldığını, müvekkilinin sermaye artışıyla payının %1'e düşürüldüğünü, şirket adına kayıtlı mal varlığının bulunmadığını, davacının davalı şirketteki payı, payına bağlı alacağının, payına bağlı hak ve alacaklarının korunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekiğini, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı - karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme en yakın tarihin esas alınmak suretiyle rapor düzenlettirilmediğini, mahkemece hüküm kurmaya elverişli bulunmayan 11/01/2021 tarihli heyet bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı - karşı davalının payının %10 nisbet ile hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının şirket ortaklığında hisse oranının %1 olduğunu, bu oran üzerinden çıkarılma payının hesaplanması gerektiğini, karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ile harçların müvekkili şirkete yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi, yargılama giderleri ve harçlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, haklı nedenle limited şirketin feshi ve tasfiyesi ile ortaklık payının tespiti ve ödenmesi bu mümkün olmadığı takdirde haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ile çıkma akçesinin ödenmesi karşı dava ise, haklı nedenle davacının şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
22/02/2021 tarihli ara karar ise davacı - karşı davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece 22/02/2021 tarihli ara karar ile, ihtiyati tedbir talebinin reddine, yazılı gerekçeyle de, asıl davada davacı karşı davalının şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma isteminin reddine, karşı davada, davacı karşı davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı karşı davalı ortağın payının şirket üzerinde bırakılmasına, davacı karşı davalının ortaklıktan çıkarılma payı olan 385.929,49 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacı şirketten tahsili ile davacı karşı davalıya verilmesine, davacı karşı davalı ve davalı karşı davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı - karşı davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
6102 Sayılı TTK.'nun 636/4. maddesinde, "fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmüne yer verilmiş olup, madde gerekçesinde, dava açıldığında, somut olayın özelliklerine göre kayyım atanması başta olmak üzere çeşitli tedbirlerin alınması zorunluluğunun ortaya çıkabileceğinden söz edilmiştir. Yine 6102 Sayılı TTK.'nun 638/2. maddesinde, "her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir" düzenlemesi mevcut olup, madde gerekçesinde, çıkma davası açmış bir kişinin, yargılama süresince ortaklık haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekle yükümlü olmasının konumuna uygun düşmeyeceği belirtilmiştir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, delil durumunun değişmesi ve koşullarının oluşması halinde her zaman ihtiyati tedbir istenebileceğinin anlaşılmasına, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı - karşı davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Esas hakkında verilen karar yönünden yapılan istinaf başvurularının incelenmesinde;
6102 Sayılı TTK'nın 636/3. maddesinde, haklı sebeplerle ortağın şirketin feshini talep edebileceği, mahkemece bu istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle; bir kişiyi ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında, yani o kişinin ortaklıktan ayrılmasını gerektiren ve haklı sebep olarak nitelendirilebilecek sebepler doğduğunda, ilgili her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, fesih talebi yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılınasına karar verebilir. 6102 Sayılı TTK'nın 638/2. maddesinde de haklı sebeplerle ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 641/I maddesinde; “ Ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haizdir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Asıl davada, şirket ortaklarından ...'in şirketle aynı alanda faaliyette bulunan dava dışı ... Ticaret A.Ş.'de çalıştığını, dava dışı şirketin şirket ortağı ...'in çalıştığı dönemde davalının tescilli ürününe benzer domates ürününü çıkarttığını, ortağın haksız rekabetinin kabul edilemeyeceğini bu konuda şirket ortağı ...'den bilgi almak istediğinde ortağın hakaretlerine maruz kaldığını, 20/11/2014 tarihinde davalı şirket ile dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti. arasında tek satıcılık sözleşmesi imzaladığını ancak davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak ürünleri üçüncü kişilere sattığını, bunu ortaklara söylediğinde "sen söylemezsen bir şey olmaz" dediklerini, sözleşmeye aykırılığın şirketi zarara uğratacağını, şirket tohumlarının faturasız şekilde iş yerinden çıkarıldığını, müvekkilinin 10 yıl boyunca ücret ve kar payı almadan çalıştığını, müvekkilinin ayrılma isteğini ilettiğinde şirket ortağı ...'nın müvekkiline 200.000,00 TL borcunu ödememesi halinde pay devrine onay vermeyeceğini, 20 yıl başka işte çalışamayacağını söylediğini, müvekkilinin araştırmaları sonucunda hisse devrine ilişkin protokolde, müvekkilinin şirket ortağı ...'ya 200.000,00 TL borçlandırıldığı, 20 yıl boyunca başka bir işte çalışamayacağı ve ... USD cezai şart bedelinin belirlendiği ve payının sadece ortağa yapılabileceğini öğrendiği, protokolün hileyle imzalatıldığı ileri sürülerek fesih ve çıkma için haklı nedenlerin gerçekleştiği ileri sürülmüş, karşı davada, davacı karşı davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davacı- karşı davalının 2014 yılına kadar şirketin yetkili temsilcisi olduğu, şirket ortağı ...'nın şirketi finanse ettiği, davacı-karşı davalının da aynı dönemde diğer ortak ... ile dava dışı şirkette çalıştığı, davacı-karşı davalının ileri sürdüğü iddiaların güven ilişkisini zedelediği, davacı-karşı davalının rekabet yasağına aykırı olarak diğer şirket ortağı ... ile birlikte başka şirkette aynı dönemde çalıştığı, şirketin mali durumu nedeniyle ortaklara o dönem yaptırım uygulanmadığı, satış yapılan şirket ile tek satıcılık sözleşmesi yapan şirket arasında organik bağın olduğu, karşı tarafın bilgisi dahilinde satışın yapıldığı ileri sürülerek davacı-karşı davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinde üretici tarafından başka bir distribütör ile anlaşma yapılması halinde distribütörler arasında haksız rekabet uygulaması yapılamayacağı, üreticinin başka bir firmaya da satış yapılabileceği açıkça belirtildiğinden bu yönüyle şirketin fesih ve tasfiyesi yönünden haklı sebebin oluşmadığı, çıkma talebine ilişkin olarak ortaklar arasındaki güven ilişkisine dayanılarak diğer ortaklar tarafından kendisine hile ile borçlanma protokolleri imzalatıldığı, 12/01/2010 tarihli sözleşmenin davacı tarafından başka bir belge olduğu inancı ile imzalatıldığı gerekçesine dayanılmış ise de; davacının şirket ortağı olarak yönetimde söz sahibi olmakla basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alındığında böyle bir gerekçe ile şirketten çıkma talebinde bulunmasının da mümkün olmadığı dolaysıyla çıkma talebine ilişkin haklı sebebin de varlığının kanıtlamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı iddiasında sadece mahkeme gerekçesinde haklı sebep olup olmadığı irdelenen nedene dayanmamıştır. Mahkemece, davacının dayandığı tüm sebepler ve buna ilişkin deliller değerlendirilerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının şirketin feshini, şirketten çıkmasını gerektirecek haklı bir sebebin olup olmadığı, kusuru bulunup bulunmadığı, ileri sürülen sebeplere göre asıl ve karşı davada hangi taraf lehine haklı sebep oluşturduğu, güven ilişkisinin sona ermesinde hangi tarafın neden olduğunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrasında mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddedileceği, ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedeceği düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun’un 621 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca ortaklıktan çıkarma için bir karar alınması dava şartı olup yargılama sırasında anılan düzenleme uyarınca alınmış bir karar ibraz edilmemişsede bu tamamlanabilir bir dava şartı olup Mahkemece, davacıya 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulünce bir kesin süre verilmeden yazılı şekilde karşı davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.07.2024 tarih, 2023/3001 Esas ve 2024/5817 Karar sayılı ilamı).
Kabule göre de,
Mahkemece, karşı davanın kısmen kabulüne ve karşı davada davalının ayrılma payının ödenmesine karar verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrılma payı hesaplanırken karşı davada davacı şirketin 2017 tarihine kadarki bilanço değerleri üzerinden ve asıl davada davacının payı yargılama sırasında %1'e düştüğü halde %10 üzerinden hesaplanmak sureti ile sonuca varılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları) .
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler uyarınca bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı - karşı davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, esas hakkında verilen karara yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı - karşı davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacı - karşı davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
b-Davacı - karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
2-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
a-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
b-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından taraf vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan taraflara İADESİNE,
d-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE,
5-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.30/12/2024
...