T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/690 Esas
KARAR NO : 2025/180
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/01/2022
KARAR TARİHİ : 17/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü, saat ... sıralarında davalı ...' ye ait olan fabrikada müvekkil davacıya ait ve dava dışı ... kontrolünde bulunan ... plakalı TIR' a, ... kontrolündeki ... marka ... modelli iş makinasının ... deposundan geri geri geldiği sırada çarptığını, söz konusu kazaya müvekkilin kendi kusuruyla sebebiyet vermesi mümkün olmadığını, toplam meydana gelen hasarın toplam bedeli ... TL olduğunu, ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere araçta oldukça büyük bir hasar meydana geldiğini, ... plakalı tır' da meydana gelen zararın tazmini için aracın kasko şirketi olan ...' ye başvurulduğunu, aracın uğramış olduğu bir değer kaybının bulunduğunu, bunun yanı sıra yine kasko ekspertiz raporunda da görüleceği üzere kaza neticesinde müvekkile ait araç 35 iş günü onarım süresi boyunca beklediğini, bu süre içerisinde müvekkil tarafından hiçbir şekilde kullanılamadığını, müvekkile ait ... plakalı aracın kamyon olduğu , müvekkil davacının nakliye işi ile uğraştığı ve söz konusu kamyonu da nakliye işinde kullandığı gözetildiğinde müvekkil davacının kazadan dolayı aracını kullanamadığını, uğraştığı iş göz önüne alındığında uğradığı zararın bir hayli fazla olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP :Davalılar ... - ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ..., ... sektöründe faaliyet gösteren üretici bir firma olduğunu, ... tarihinde ... ... işyerinin içinde gerçekleşen maddi hasarlı kazadan dolayı, müvekkil şirkete ve müvekkil ...’e atfedilecek bir kusur bulunmadığından, müvekkillerin talep edilen değer kaybı ve mahrun kalınan kar kaybından kaynaklı herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını ... tarihinde fabrika işyerinde meydana gelen kazada ... plakalı aracı süren ... kusurlu olup, sürücünün fabrika işyerindeki yönlendirmelere aykırı olarak ve kendisinin kolayına geldiği için ilgili birimlere haber vermeden, gerekli önlemlerin alınmasını beklemeden güzergah değiştirmesi sonucunda işbu kaza meydana geldiğini, araçta meydana gelen hasar aracın çalışmasına ve taşıma hizmeti vermesine engel teşkil etmediğini, müvekkil şirket fabrika iş yerinde ... tarihinde meydana gelen kazadan tamamıyla, ... plakalı araç sürücüsünün sorumlu olması, müvekkil şirkete ve müvekkil ...’e atfedilecek hiç bir kusurun bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının aracında meydana gelen değer kaybının ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi ile, davacıya ait araçta ... tarihli kaza sebebiyle değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tazmini talep edilmiş, talep ıslah dilekçesi ile artırılmıştır.
Somut olayda; Davalı ... ... iş yeri içerisinde davacıya ait dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı Çekicinin, Üretim bölümünden fabrika içerisindeki kantar bölümüne giderken, ...dan geri geri gelmekte olan davalı ... yönetimindeki ... Marka ... model İş makinası ile çarpışması neticesinde kazanın meydana geldiği, bu nedenle davacının kusurunun olmadığı, davalıların kusurlu olması nedeniyle husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlık, 29.12.2022 tarih ve 2021/82E. 2022/167K. sayılı kararı uyarınca TBK'ya aykırı olmayan hükümlerine uygun şekilde çözüme kavuşturulmalıdır.
i-Değer kaybı zararı yönünden:
Araç değer kayıplarına ilişkin tazminat kapsamının ne olduğu konusunda TBK'daki genel hükümlerde bir açıklık yoktur. Bu konuda, Yargıtay'ın müstakar hale gelmiş içtihatları bulunmakta olup, yüksek yargı kararlarında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki fark olarak tanımlanmakta ve araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra 2. el satış değerinin tespiti ve arasındaki farkın göz önüne alınması gerektiği yerleşik hale gelmiştir. Nitekim, Yargıtay 4. HD.nin 25.03.2022 tarih ve 21252/5913 sayılı kanun yararına bozma ilamında da, değer kaybının, işaret edilen bu esaslar dahilinde yapılacak inceleme ile belirlenmesi gerektiği yönünde içtihatta bulunulmuştur.Buradan hareketle; değer kaybının, objektif değer kaybı esasına göre belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiş, bilirkişi raporu ile davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen iş kazası nedeniyle oluşan değer kaybının ...-TL olduğu görülmüştür.
ii-Araç Mahrumiyet Zararı (ikame araç bedeli) yönünden;
Davacının, aracından makul tamir süresi boyunca mahrum kaldığı ve en az araç kira parası kadar zarara uğradığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, bu yöndeki zararın da tazmin edilmesi gereklidir (Bkz: Yargıtay 17.HD.nin 08.12.2016 tarih ve 13531/11340 sk.)Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda aracın makul tamir süresinin 10 gün olduğu belirtilmiş ve günlük kira parasının ...-TL olduğu ifade edilmiş olup, davacı araç mahrumiyet zararı ile ilgili olarak amortisman bedeli uygulanması halinde ... TL araç mahrumiyet bedeli tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin ... tarihli ıslah dilekçesi ile değer kaybı için ... TL olan taleplerini ...-TL arttırarak ...-TL, araç mahrumiyet bedeli için ... TL olan taleplerini ... TL arttırarak ... TL olarak belirlemek suretiyle harcını tamamladığı görülmüştür.
Eldeki dava dosyası yönünden tartışılması gereken bir diğer husus davalıların zamanaşımı itirazlarıdır.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Müteselsil borçlular arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığıdır. İhtiyari dava arkadaşlarının davada birlikte hareket etmeleri sadece biçimsel bakımdandır. Esas bakımdan ihtiyari dava arkadaşlarının davaları birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder. Mecburi dava arkadaşlığının aksine ihtiyari dava arkadaşlığında tek bir dava söz konusu değildir. Burada, ihtiyari dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır. Şekli bakımdan birlikte açılmış olan bu davalar, aslında birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle, dava arkadaşlarından her biri , diğerinden bağımsız olarak hareket eder. Dava arkadaşlarından her biri sahip olduğu iddia veya savunma vasıtalarını ayrı ayrı kullanabilir. Bundan başka ihtiyari dava arkadaşlarından her biri, bütün dava arkadaşları için ortak olan iddia veya savunma vasıtalarını da yalnız başına ileri sürebilir. Fakat, dava arkadaşlarının hepsi için ortak olan zamanaşımı defi sadece bunu ileri sürmüş olan dava arkadaşı bakımından hüküm ifade eder, diğer dava arkadaşları için hüküm ifade etmez. Birden fazla müteselsil borçluya karşı açılmış olan bir davada, davalı müteselsil borçlulardan birinin veya bir kaçının zamanaşımı defini ileri sürmüş olmasından, zamanaşımı defini ileri sürmemiş olan diğer müteselsil borçlular yararlanamaz.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/8609 E. - 2019/3324 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015-1495 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
Yargıtay kararında da belirtildiği üzere ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanabilmesi için fiilin cezayı gerektiren bir eylem olması gerekir. Davalının kural ihlali TCK uyarınca suç teşkil etmediğinden iki senelik zamanaşımı süresinin tatbiki gerekir. (Antalya bölge Adliye Mahkemesi 4. HD. 2021/1487 Esas, 2022/1883 Karar)
Somut olayda, davanın dayanağı olan kazanın maddi hasarlı kaza olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı, savcılık tarafından herhangi bir soruşturma yapılmadığı da anlaşıldığından uzamış ceza zamanaşımının uygulanması koşullarının bulunmadığı, kaza tarihinin ... olduğu, dava tarihinin ... olduğu, ıslah tarihinin ise ... olduğu, kaza tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin son gününün ... olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklanan tüm gerekçelerle; davalılar meydana gelen kazadan kusurlarının bulunduğu, davalıların ıslaha karşı zamanaşımı itirazı bulunduğundan dava dilekçesinde talep edilen miktar kadar sorumlu olup, davalıların kaza tarihinde (TBK m. 117) temerrüte düştüğü değerlendirilmiş, kazaya karışan aracın hususi olduğu gözetilerek belirtilen tarihlerden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, değer kaybı bedeli ... TL ve araç mahrumiyet bedeli ...-TL olmak üzere ... TL maddi tazminatın kaza tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya dair istemin zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın ve ... TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye ... TL karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan ... TL tamamlama harcı, peşin harç ... TL ve ... başvuru harcı olmak üzere ... TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya ödenmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin ... TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, ... TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin, davanın kısmen kabul kısmen ret üzerinden üzerinden hesaplanan ... TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ...-TL (kabul edilen dava değerini geçmemek üzere) nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın red edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 Sayılı HMK 341/2. Maddesi gereğince dava değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır