Hukuk Genel Kurulu 2025/474 E. , 2026/84 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI\t: 2022/568 E., 2023/142 K.
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve
\t 2022/5720 Esas, 2022/7690 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki para cezasına ilişkin işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili; müvekkili eczacı ile davalı arasında yapılan 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol çerçevesinde, Batman Bölge Devlet Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen araştırma raporuna dayanılarak müvekkili hakkında 19.06.2014 tarihli cezai işlem uygulandığını, sahte ve sistemde kaydı bulunmayan reçeteler gerekçe gösterilerek protokolün 5.3.2, 5.3.10, 6. 16... .17 maddeleri uyarınca 218.653,35 TL, aynı protokolün 4.3.6 ve 4.3.7 maddeleri uyarınca ise 22.209,87 TL ve 33.653,65 TL olmak üzere toplam 274.516,87 TL tutarında ceza kesildiğini, söz konusu cezai işlemin hukuka ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek para cezasına ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabı
5. Davalı vekili; müfettişler tarafından yapılan incelemeler sonucunda sözleşme maddelerinin ihlâl edildiğinin belirlendiğini, uygulanan cezai işlemin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı
6. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.11.2015 tarihli ve 2015/168 Esas, 2015/507 Karar sayılı kararı ile; somut olayda davacı eczacının gelen reçetenin sahte olup olmadığını anlamasının mümkün bulunmadığı, reçetelerin hastane protokol defterinde yer almaması nedeniyle cezai işlem tesisinin hukuki dayanağının olmadığı, her eczanenin kendisine gönderilen reçete içeriğinde yer alan ilaçları vermesi gerektiği, eczacı ve elemanlarının kurumun zarara uğratmasında kasıtlı olarak herhangi bir eyleminin tespit edilemediği, organize sahtecilik eylemi nedeniyle davacı eczanenin dışında başka eczanelerin de aynı sonuçlarla karşı karşıya kaldıkları, davacının sahteliğe iştirakine ilişkin açılmış herhangi bir soruşturma bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 01.04.2019 tarihli ve 2016/7526 Esas, 2019/4294 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece, yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı yanca uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı yönünde görüş bildirilmekle ve sadece sahtecilik iddiasıyla ilgili değerlendirme yapılmakla yetinilmiş olup, cezai işlemin hangi hukuki gerekçelerle yerinde olmadığı belirtilmemiş, araştırma raporu ve durum tespit raporu tartışılmadan rapor tanzim edilmiştir. Hâl böyleyken, konuya ilişkin sözleşme ve mevzuat hükümleri de irdelenerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda en az üç kişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapor esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı
9. Mahkemenin 09.12.2021 tarihli ve 2019/406 Esas, 2021/750 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 08.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu benimsenerek davanın kısmen kabulüyle, davalı kurumun dava konusu 19.06.2014 tarihli işleminin 44.218,31 TL kesinti ve 102.661,00 TL cezai işlem kısmının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
11. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/5720 Esas, 2022/7690 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece bozma sonrasında alınan bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edilmiş ise de, davacının dava açmış olmasının 2016 yılı protokolünün uygulanmasına ilişkin müracaatı olduğu anlamına geleceği ve bu durumda davacının, kurumdan yazılı talepte bulunup bulunmadığı araştırılmadan, artık somut uyuşmazlıkta işlem tarihinden sonraki 20 16... protokol hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği açık olmakla, söz konusu cezai işleme esas maddelerin yukarıda belirtilen 2016 yılı ve sonraki yıllardaki protokollerin karşılık maddelerinin de değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi gerekirken, bu değerlendirmeleri içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlığı altında düzenlenen 31. maddesinde; “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmü getirilmiştir. Mahkemece, teftiş sırasında dinlenen kurum sigortalısı hastaların tamamı tanık sıfatıyla dinlenilmemiş, bilirkişi raporunda bu hasta ya da hasta yakınlarının teftiş sırasında verdikleri ifadeler üzerinden değerlendirme yapılmakla yetinilmiş olmakla, bu husus da usul ve kanuna aykırıdır.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; hâkimin davayı aydınlatma ödevi uyarınca, teftiş sırasında dinlenen tüm hastaların tanık sıfatıyla ilgili protokol maddeleri kapsamında beyanının alınması, reçete arkasındaki imzanın kendilerine ya da yakınlarına ait olup olmadığının, reçeteye konu ilaçları alıp almadıklarının sorulması, sonrasında alanında uzman ayrı bir bilirkişi heyetinden cezai işleme konu olan 2012 yılı protokolünün 5.3.2, 5.3.5, 5.3.6, 5.3.10, 6. 17... .3.6. maddelerine karşılık gelen 2016 yılı ve sonraki yıllarda imzalanmış olan protokol hükümlerini de değerlendiren, denetime elverişli rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek olmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
12. Mahkemenin 23.03.2023 tarihli ve 2022/568 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, dava konusu reçetelerin 2012 yılına ait olması nedeniyle aradan geçen uzun zaman nedeniyle olay tarihine daha yakın zamanda kurum müfettişlerince alınan ifadelerin daha sağlıklı olduğu, hastaların tanık olarak dinlenmeleri hâlinde dahi beyanlarının hükme esas alınamayacağı, bununla birlikte sözleşme hukuku çerçevesinde tarafların yürürlükteki hükümlere uygun davranmakla yükümlü oldukları, dava açılmış olmasının uyuşmazlığa farklı tarihlerdeki protokollerin uygulanmasını gerektirmediği, somut olaya 2012 protokolünün uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ilaç teminine ilişkin sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasıyla davacı eczane hakkında cezai işlem uygulanan somut olayda, teftiş sırasında dinlenen tüm hastaların ilgili protokol maddeleri kapsamında tanık sıfatıyla beyanları alınıp 2012 yılı protokolünün ilgili maddelerine karşılık gelen 2016 yılı ve sonraki yıllarda imzalanmış olan protokol hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle Kurum işlemine konu Protokol hükümlerinin irdelenmesi gerekmektedir.
16. Davalı Kurum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 73. maddesi çerçevesinde, Kurum sigortalılarının ilaç ihtiyaçlarının karşılanması için Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç ve tıbbî malzeme teminine ilişkin protokoller imzalamıştır.
17. Davacıya ait eczane de bu çerçevede Kurum sigortalılarına hizmet vermektedir.
18. ... Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacıya gönderilen 19.06.2014 tarihli yazıda; 2012 yılı Protokolü’nün 5.3.2. maddesi gereğince on adet reçete, 5.3.5. maddesi gereğince dokuz adet reçete, 5.3.6. maddesi gereğince bir adet reçete ve 5.3.10. maddesi gereğince on iki adet reçete ile ilgili olarak birinci kez uyarılmasına, 6.17. maddesi gereğince 218.653,35 TL cezai şart bedelinin, 4.3.6. maddesi gereğince on dört adet reçetenin toplam bedeli olan 22.209.87 TL’nin ve protokol kaydı bulunmayan on beş adet reçete bedeli olarak yersiz ödendiği belirtilen 33.653,65 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği bildirilmiştir.
19. Davacı bu bildirim üzerine açtığı eldeki dava ile para cezasına ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
20. Kurum işlemine konu reçetelerin faturalandırıldığı tarihte geçerli olan 2012 yılı Eczane Protokolünün,
4.3.6. maddesi; “Protokolün (5.3) numaralı maddesindeki fiillerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedelleri ödenmez. Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılamaması veya alacağının olmaması halinde, genel hükümlere göre tahsil edilir”,
4.3.7. maddesi; “Eczacının kendisinin ve/veya çalışanlarının Kuruma sigorta prim aslı, işsizlik sigortası prim aslı, cezai şart ile bunlara bağlı gecikme cezası, gecikme zammı ve doğabilecek diğer ferilerine ilişkin borcu bulunması halinde bu borç miktarı yasal faizi ile birlikte eczanenin Kurumdaki alacağından düşüldükten sonra varsa kalan tutar eczacıya ödenir. Bu işlemlerle ilgili belgenin bir sureti ilgiliye gönderilir”,
5.3.2. maddesi; “Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.5. maddesi; “Hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 6 (altı) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak, Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 (altmış) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.6. maddesi; “Kurumun mahsup suretiyle tahsilini yaptığı haller hariç olmak üzere, alınması gereken ilaç katılım payları ve/veya poliklinik muayene katılım payı tahsil etmeyen veya hastaya iade eden eczacılara, ilk tespitte 500 (beşyüz) TL cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarılır, yazılı uyarıya rağmen tekrarı halinde sözleşme feshedilir ve 1 (Bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Tespit işlemi Kurumca yapılabileceği gibi ilgili eczacı odası tarafından da yapılabilir. Tespit işleminin, ilgili eczacı odası tarafından yapılması ve Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetince onaylanarak Kuruma yazılı olarak bildirilmesi halinde Kurum tarafından madde hükümleri uygulanır. Eczacı odası tespiti ve TEB Merkez Heyeti onayına istinaden yapılan işlemlerin yargı kararı ile haksız yapıldığına karar verilmesi durumunda, eczacının uğradığı her türlü maddi ve manevi zarar, tespiti yapan eczacı odası ile Türk Eczacıları Birliğince müteselsilen karşılanır. Ancak Kurum aleyhine dava açılması halinde, açılan dava Türk Eczacıları Birliğine ihbar edilir. Eczacı tarafından, poliklinik muayene katılım payı tahsil edilmemesi veya iade edilmesi halinde uygulanacak cezai şart tutarının hesaplanmasında (6.17) numaralı madde hükmünün son fıkrası uygulanmaz. Provizyon sisteminde, eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle oluşan fiyat farklarının eczane tarafından tahsil edilmediğinin tespiti halinde, bu madde hükmü uygulanır”,
5.3.10. maddesi; “Eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) yıl süreyle sözleşme yapılmaz.
Ancak, söz konusu sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte raporun eczacı ya da eczane çalışanları dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura edildiğinin yapılacak araştırma ve/veya inceleme sonucunda tespit edilmesi halinde bu madde hükmü uygulanmaz”,
6.16. maddesi; “Cezai şart, uyarı ve feshe ilişkin işlemlerde tebligat tarihi esas alınır”,
6.17. maddesi ise; “Bir fatura dönemi için uygulanacak cezai şartın hesaplanması reçete bazında yapılır. Bir reçetede birden fazla usulsüz fiilin tespit edilmesi durumunda cezai şartlardan en yüksek olanı esas alınır.
Bir fatura döneminde cezai işlem gerektiren birden fazla reçete tespit edilmesi halinde belirlenen cezai şartlar her bir reçetedeki tespit için ayrı ayrı hesaplanıp bu bedeller toplanmak suretiyle tahsil edilir.
Cezai şartlar reçete/ilaç bedelinden az olamaz. (Bu maddenin uygulanmasında Protokolün (5.3.4.) numaralı madde hükmü hariçtir.)
Kurumca uygulanacak cezai şart tutarının her fiil için 250 (ikiyüzelli) TL’den az olması halinde, alınacak cezai şart bedeli 250 (ikiyüzelli) TL olarak uygulanır. Belirtilen aynı fiilin/fiillerin son 1 (bir) yıl içinde tekrarlandığının tespit edilmesi halinde uygulanacak cezai şart bedeli her fiil için 500 (beşyüz) TL olarak uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
21. Somut olayda Kurum işlemi, Batman Bölge Devlet Hastanesi Baştabipliğinin araştırma raporuna dayanmaktadır. Dosya kapsamından, davalı Kurumun çok sayıda eczane tarafından sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesi suretiyle organize suç şebekesi tarafından zarara uğratıldığı anlaşılmaktadır. Anılan rapor hazırlanırken sahte fatura edilen reçetelerle ilgili hastaların ifadelerine başvurulmuştur.
22. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, kural olarak eylemin cezayı gerektiren bir fiil teşkil edip etmediği ceza hâkimince belirlenecektir. Bununla beraber hukuk hâkiminin, ceza tertibine ilişkin olarak ceza hâkimince verilen ve suçun işlendiğini ya da işlenmediğini kesin olarak tespit eden bir hüküm varsa, bununla bağlı olduğu kuşkusuzdur (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 74) Ancak eldeki davada; davacının veya yanında çalıştırdığı kişiler hakkında isnat edilen suçların işlendiği konusunda Mahkemeyi bağlayacak kesinleşmiş bir ceza kararı bulunmamaktadır.
23. Bu noktada hukuk hâkiminin eldeki davayı dosyada toplanan delillere göre kendisinin varacağı kanaatle çözümlemesi gerekir. Bunun için de yeterli kanaate varabilmek adına, her ne kadar Batman Bölge Devlet Hastanesi Baştabipliğinin araştırması sırasında dinlenilmişlerse de, davalı Kurumun yaptığı araştırma sırasında alınan bu ifadelerle yetinilmeyerek adına sahte reçete tanzimi yapıldığı iddia edilen hastalar Mahkemece tekrar dinlenilmelidir. Ancak bu şekilde davalı Kurum, para cezasını gerektiren eylemlerin davacı Eczane tarafından gerçekleştirildiği hususunu ispatlayabilecektir.
24. Özel Dairenin ilgili hastaların Mahkeme önünde dinlenilmeleri gerektiği dışındaki ikinci bozma gerekçesi; isnat edilen eylemin gerçekleştiği kanaatine varılması hâlinde taraflar arasında varsa imzalanmış diğer protokollerin değerlendirilmeye alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekliliğine yöneliktir.
25. Zira, 01.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2016 yılı Eczane Protokolünün ;
4.3.6. maddesi; “Protokolün (5.3) numaralı maddesindeki fiillerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedelleri ödenmez (5.3.3, 5.3.6 ve 5.3.14 maddeleri hariç). Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılayamaması veya alacağının olmaması halinde, genel hükümlere göre tahsil edilir”,
5.3.2.maddesi; “Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.5. maddesi; “Kurum, İl Sağlık Müdürlüğü veya Eczacı Odası tarafından eczanede yapılan denetimde, reçete sahibi veya ilacı alan kişiye teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde ilaç bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 6 (altı) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak, Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 (altmış) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.6. maddesi; “Kurumun mahsup suretiyle tahsilini yaptığı haller hariç olmak üzere, alınması gereken ilaç katılım payları ve/veya poliklinik muayene katılım payını ve/veya eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle oluşan fiyat farklarını tahsil etmeyen veya hastaya iade eden eczacılara, ilk tespitte 500 (beşyüz) TL cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarılır, yazılı uyarıya rağmen tekrarı halinde sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Tespit işlemi Kurumca yapılabileceği gibi ilgili eczacı odası tarafından da yapılabilir. Tespit işleminin, ilgili eczacı odası tarafından yapılması ve Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetince onaylanarak Kuruma yazılı olarak bildirilmesi halinde Kurum tarafından madde hükümleri uygulanır. Eczacı odası tespiti ve TEB Merkez Heyeti onayına istinaden yapılan işlemlerin yargı kararı ile haksız yapıldığına karar verilmesi durumunda, eczacının uğradığı her türlü maddi ve manevi zarar, tespiti yapan eczacı odası ile Türk Eczacıları Birliğince müteselsilen karşılanır. Ancak Kurum aleyhine dava açılması halinde, açılan dava Türk Eczacıları Birliğine ihbar edilir. Eczacı tarafından, poliklinik muayene katılım payı tahsil edilmemesi veya iade edilmesi halinde uygulanacak cezai şart tutarının hesaplanmasında (6.17) numaralı madde hükmünün son fıkrası uygulanmaz”,
5.3.10. maddesi; “Eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) yıl süreyle sözleşme yapılmaz.
Ancak, söz konusu sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte raporun eczacı ya da eczane çalışanları dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura edildiğinin yapılacak araştırma ve/veya inceleme sonucunda tespit edilmesi halinde, bu madde hükmü uygulanmaz”,
6.17. maddesi; “Bir fatura dönemi için uygulanacak cezai şartın hesaplanması reçete bazında yapılır. Bir reçetede birden fazla usulsüz fiilin tespit edilmesi durumunda cezai şartlardan en yüksek olanı esas alınır.
Bir fatura döneminde cezai işlem gerektiren birden fazla reçete tespit edilmesi halinde belirlenen cezai şartlar her bir reçetedeki tespit için ayrı ayrı hesaplanıp bu bedeller toplanmak suretiyle tahsil edilir.
Cezai şartlar reçete/ilaç bedelinden az olamaz. (Bu maddenin uygulanmasında Protokolün 5.3.4, 5.3.6 ve 5.3.14 numaralı madde hükmü hariçtir.)
Kurumca uygulanacak cezai şart tutarının her fiil için 250 (ikiyüzelli) TL’den az olması halinde, alınacak cezai şart bedeli 250 (ikiyüzelli) TL olarak uygulanır. Belirtilen aynı fiilin/fiillerin son 1 (bir) yıl içinde tekrarlandığının tespit edilmesi halinde uygulanacak cezai şart bedeli her fiil için 500 (beşyüz) TL olarak uygulanır.” şeklinde olup anılan maddeler 2012 protokolüne göre davacı eczacı yönünden daha lehe hükümler içermektedir.
26. Yine 2020 yılı Eczane protokolünün;
5.3.2. maddesi; “Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının denetim ile tespitinin kesinlik kazanması halinde, reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın veya ilacı teslim alan kişinin ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.5. maddesi; “Kurum, İl Sağlık Müdürlüğü veya Eczacı Odası tarafından eczanede yapılan denetimde, reçete sahibi veya ilacı alan kişiye teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde ilaç bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 3 (üç) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak, Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 (altmış) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz”,
5.3.6 maddesi; “Kurumun mahsup suretiyle tahsilini yaptığı haller hariç olmak üzere, alınması gereken ilaç katılım payları ve/veya ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım paylarını, ve/veya eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle oluşan fiyat farklarını tahsil etmeyen veya hastaya iade eden eczacılara, ilk tespitte 500 (beşyüz) TL cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarılır, yazılı uyarıya rağmen tekrarı halinde sözleşme feshedilir ve 1 (Bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Tespit işlemi Kurumca yapılabileceği gibi ilgili eczacı odası tarafından da yapılabilir. Tespit işleminin, ilgili eczacı odası tarafından yapılması ve Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetince onaylanarak Kuruma yazılı olarak bildirilmesi halinde Kurum tarafından madde hükümleri uygulanır. Eczacı odası tespiti ve TEB Merkez Heyeti onayına istinaden yapılan işlemlerin yargı kararı ile haksız yapıldığına karar verilmesi durumunda, eczacının uğradığı her türlü maddi ve manevi zarar, tespiti yapan eczacı odası ile Türk Eczacıları Birliğince müteselsilen karşılanır. Ancak Kurum aleyhine dava açılması halinde, açılan dava Türk Eczacıları Birliğine ihbar edilir. Eczacı tarafından, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım paylarının, tahsil edilmemesi veya iade edilmesi halinde uygulanacak cezai şart tutarının hesaplanmasında (6.17) numaralı madde hükmünün son fıkrası uygulanmaz” şeklinde olup anılan maddeler eczacı lehine hükümler içermekle birlikte cezai işleme konu 4.3.6, 5.3. 10... .17. maddelerinde ise 2016 protokolündeki düzenlemenin aynen korunduğu ve değişiklik yapılmadığı görülmektedir.
27. 20 16... yılı Eczane protokollerinin, yürürlüğe girmelerinden önceki işlemlere nasıl uygulanacaklarını gösteren, bir geçiş maddesi mahiyetinde olan ve her iki protokolde aynı şekilde düzenlenen 6.12. maddesi; “ Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce herhangi bir nedenle Kurumca veya Kuruma devredilen kurumlarca sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczacının bu işleme karşı dava açmış olması ve açılan davanın Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması halinde yazılı talebi ile; Kurumca tespit edilen ve sözleşmesinin feshedilmesi ve/veya cezai şart uygulanmasına ilişkin fiil/fiiller için bu Protokolün (5) ve (6) numaralı maddelerinde yer alan hükümler uygulanır. Ancak Kurumca tahsil edilmiş olan cezai şart ve yersiz ödeme tutarları geri ödenmez, mahsup edilmez.
Bu protokolden önceki protokollerde sözleşmenin feshi ve cezai şart gerektiren maddelerden bu protokolde kaldırılmış olanlar nedeniyle sözleşme feshi ve/veya cezai şart uygulanmış olan işlemler, konusu kalmadığından durdurulur ve işlem yapılmaz.
Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce (5.3) numaralı maddede sayılan fiillerden dolayı sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczanelerin yazılı talebi üzerine, bu Protokoldeki cezai şart ve fesih hükümleri uygulanır. Ancak eczanenin feshine ilişkin fiil için; bu Protokol hükümlerinde eczacının yazılı olarak uyarılması ve/veya “tekrarı halinde” yeni bir yaptırım belirtilmiş ise, bu Protokolün yürürlük tarihinden önce yapılmış fesih işlemi “yazılı olarak uyarı” ve/veya fesih işlemine esas fiil ise tekrara dayalı yaptırımlar için ilk fiil olarak kabul edilir.
Bu madde hükmü uygulanırken daha önce Kuruma devredilen kurumlar ile yapılan protokoller gereği sözleşmesi feshedilen eczacı için, fesih tarihinden itibaren geçen süre bu Protokol hükümlerine göre sözleşme yapılmayacak süreden düşülür” şeklindedir.
28. Buradan hareketle, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği arasında düzenlenen 2012 yılı protokolünden sonra aynı taraflar arasında düzenlenen protokollerde bulunan geçiş hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. Mahkemenin tarafların yürürlükteki hükümlere uygun davranmakla yükümlü oldukları, farklı tarihlerdeki protokollerin uygulanamayacağına ilişkin yorumu, anılan geçiş hükümleri karşısında yerinde olmayıp sözleşme serbestisi ve irade özerkliği ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
29. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sonraki protokol hükümlerinin de dikkate alınması gerektiği şeklindeki bozma nedenine iştirak edilmekle beraber davalı Kurum tarafından verilen cezai işlemden sonra aradan geçen uzun zaman nedeniyle davaya konu reçetelerle ilgili hastaların tanık sıfatıyla yeniden dinlenmelerinin yerinde olmadığı, direnme kararının bu yönde değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
30. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile HMK’ya eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanun'un Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
\t