Hukuk Genel Kurulu 2025/414 E. , 2026/65 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/556 E., 2025/67 K.
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve
\t 2022/4294 Esas, 2024/4114 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğindedir.
4. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince haksız fiil nedeniyle meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulması için zarar ile işyeri koşullarından doğan tehlike arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiği ancak eldeki davada meydana gelen zararla arasında illiyet bağı olan işyeri koşullarından kaynaklı tehlike bulunmadığı, illiyet bağının zarara uğrayanın ve üçüncü kişilerin ağır kusuru nedeniyle kesilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece davalı işverenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk başlıklı 116. maddesi kapsamında bir sorumluluğu bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasından sonra İlk Derece Mahkemesince TBK'nın 116. maddesi kapsamında yardımcı kişinin fiillerinden borçlunun sorumluluğunun şartları irdelenerek taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu ancak davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesi nedeniyle dava dışı ...’nın herhangi bir borcu yerine getirecek sorumluluğu bulunmadığı, dava dışı işçinin yardımcı kişi sıfatının Eyüp-Alibeyköy Baraj Yolunda aydınlatma direği dikmek için yapılan kazı çalışmalarını yaptıran ve hizmet alan tarafa karşı olduğu, borçlu ile hizmet sözleşmesi ilişkisi içinde olan çalışanın işyerinde çalışan diğer çalışana verilen bir işe, işverenin talimatı olmadan karışmış ve borcun ifasını önlemiş olması durumunda bu kişinin yardımcı kişi sayılmayacağı, bu nedenlerle somut olaya TBK'nın 116. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
5. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda irdeleme ve değerlendirme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle verilen yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
6. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; mahkemenin bozma kararında bahsi geçen düzenlemenin somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle bozmayı karşılar şekilde gerekçe oluşturulduğu, bu durumun bozma gereklerinin yerine getirilmesi anlamını taşımadığı ve bu nedenle eylemli uyma olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle ön sorun bulunmadığından işin esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
7. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.
8. O hâlde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
11.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.