Hukuk Genel Kurulu 2025/27 E. , 2026/23 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2024/11 E., 2024/319 K.
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli ve
\t 2023/4103 Esas, 2023/4102 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesi üzerine karar Özel Dairece bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA\t
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 07.10.2015 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı 14 Birlikte Kurulu Güvenlik Kamera Sistemi (GKS) Periyodik Bakım ve Onarım Hizmet Alımı Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı idarenin yıldırım düşmesi (doğal afet) sebebiyle zarar gören donanımların yenisini ve tamirini talep ettiğini, ayrıca terör sebebiyle ulaşım yolları kapalı olan ve yalnızca helikopterle ulaşım sağlanan birliklerde ihalelerden yasaklanma tehdidi ile ve söz konusu terör ortamını bildirmeksizin/uyarmaksızın müvekkilinden haksız surette hizmet talep ettiğini, terör olaylarının yaşandığı yerlere müvekkilinin terör sebebiyle gidememesini imkânsızlık hâli olarak kabul etmeyerek müvekkili aleyhine çok yüksek meblağlarda cezalar uyguladığını, bunun yanı sıra kullanıcı hatası nedeniyle oluşan arızaları da müvekkili şirketin gidermek zorunda kaldığını, hatta bu arızalara gecikme cezaları uygulandığını, yaşanan süreçte davalı idarenin baskı uygulamak suretiyle müvekkilinin hak ettiği tutarlar için fatura düzenlemesine izin vermediğini, düzenlenen bazı faturaları iptal ettirdiğini, bazılarının ise tarihlerini ileriye aldırdığını, müvekkilinin düzenlediği faturaların zamanında ödenmediğini, haklı gerekçeye dayanmaksızın eksik ödendiğini, kamu ihalesi neticesinde imzalanan sözleşmenin müvekkili şirketçe tek taraflı feshi hâlinde idare tarafından yasaklama ve teminat mektubunun gelir kaydedilmesi gibi tek taraflı işlemler gerçekleştirileceğinden sözleşmenin feshine dair kararın mahkemece verilmesi gerektiğini ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 07.10.2015 tarihli sözleşmenin feshine/feshin tespitine, davalı idarenin elinde bulunan ... Bankasının 06.10.2025 tarihli 49.140,00 TL bedelli teminat mektubu sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve söz konusu teminat mektubunun müvekkili şirkete iade edilmesine, teminat mektubunun iadesi talebi hakkında karar verilmesi mümkün olmaz ise (dava sırasında teminat mektubunun nakde çevrilmesi hâlinde) kesin teminat mektubu bedeli 49.140,00 TL’nin ticari faiziyle birlikte istirdadına ve müvekkilin bu nedenle uğradığı/uğrayacağı maddi zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’sinin her bir zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, müvekkili şirkete yıldırım düşmesi, terör ve kullanıcı hataları ile haksız cezalar sebebiyle kesinti yapılarak ödenmeyen tutarlar (5.000,00 TL) ile sözleşme kapsamı dışında kalmasına rağmen müvekkilinden alınan hizmetler sebebiyle ödenmeyen tutarların (5.000,00 TL) tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’sinin her bir alacak kalemi yönünden fatura tarihinden ve hizmet verilen tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.10.2019 tarihinde harçlandırılan 14.10.2019 havale tarihli ıslah dilekçesinde; yıldırım düşmesi, terör ve kullanıcı hataları ile haksız cezalar sebebiyle kesinti yapılarak ödenmeyen tutar ile sözleşme kapsamında olmadığı hâlde fazladan yaptırılan işlere yönelik tutara istinaden 118.715,58 TL ve teminat mektubuna yönelik olarak 54.026,99 TL olmak üzere toplam 172.742,57 TL’nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında imzalanan 07.10.2015 tarihli sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini, davacının feshedilen sözleşmenin tekrar feshine karar verilmesi için dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, taraflarca imzalanan sözleşme ve eklerinde yüklenicinin bakım ve onarım yükümlülüğü açısından arızanın neden kaynaklandığına dair herhangi bir sınırlama olmadığından yıldırım düşmesinden kaynaklanan arızaların da sözleşme kapsamında giderilmesi gerektiğini, bu itibarla davacı yüklenicinin yıldırım düşmesinden kaynaklanan arızaların kendileri tarafından giderilmemesi gerektiği yönündeki iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, terör olayları ve kullanıcı hatalarına ilişkin iddiaların da yerinde olmadığını, yaşanan süreçte hiçbir şekilde yüklenici temsilcilerine baskı uygulanmadığını, ödeme evrakları ile ilgili bütün aşamalarda davacıya ayrıntılı bilgi verildiğini, tereddüt yaşanan konularda gerekli açıklamalar yapıldığını, buna rağmen davacı yüklenicinin hizmet dâhilinde arızalara müdahale hususunda tüm sistemleri hiçbir zaman faal hâle getirmediğini belirterek davanın öncelikle hukuki yarar, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddini, aksi hâlde ise esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli ve 2017/29 Esas, 2019/511 Karar sayılı kararı ile; denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli mahiyette bulunan bilirkişi kurulunun 26.06.2019 tarihli asıl ve 01.10.2019 tarihli ek raporu doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davacının kusurundan değil yıldırım düşmesi sonucu araçların ve teknik cihazların arızalanması ile bölgedeki terör olaylarından dolayı yerine getirilemediği, yıldırım düşmesi ile terörün mücbir sebep olduğu, sözleşmede mücbir sebeple işin sekteye uğraması durumunda ceza uygulanmayacağının kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki 07.10.2015 tarihli sözleşmenin feshinin tespitine ve davacının ıslah talebi ile birlikte yapılmayan ödemelerin tutarı 118.715,58 TL, teminat mektubu bedeli 49.140,00 TL, teminatın güncellenmesi nedeniyle tahsil edilen 3.941,04 TL ve 945,95 TL damga vergisi toplamı 172.742,57 TL’yi davalıdan talepte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taraflar arasındaki 07.10.2015 tarihli sözleşmenin feshinin tespiti ile 11.000,00 TL’nin dava tarihinden, 161.742,57 TL’nin ıslah tarihi olan 15.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli ve 2022/387 Esas, 2023/851 Karar sayılı kararıyla; davacı yüklenicinin usulüne uygun ihtara ve ihtarın muhatabı olan komutanlıkta edimin ifasına engel herhangi bir mücbir sebep olmamasına rağmen, verilen süre içerisinde belirtilen arızaları gidermediğinden kusurlu olduğu, davalı iş sahibinin fesih kararının sözleşmenin 31.1.1. maddesine uygun olduğu, sözleşmenin 31.1.1. maddesinde, yüklenicinin taahhüdünü sözleşme ve eklerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmemesi hâlinde idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi hâlinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşmenin feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğinin kararlaştırıldığı, bu nedenle mahkemece nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsiline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesinin doğru olmadığı, davacı yüklenicinin diğer alacak kalemi talebinin ise, sözleşmenin feshinden önce hakedişlerinden kesilen gecikme cezalarına ilişkin olduğu, hakedişlerin düzenlenmesine ve hakedişlere itirazlara ilişkin sözleşmenin 27. maddesinin delil sözleşmesi mahiyetinde olduğu, hakedişlere itirazın ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlendiğinden belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hakedişlerin yüklenici açısından kabul edilmiş sayılacağı, dava konusu edilenler de dâhil olmak üzere, sözleşme süresince kesilen gecikme cezalarının hakedişlerin ekinde düzenlendiği, yüklenicinin gerek gecikme cezası tutanaklarına, gerekse hakedişlere sözleşmenin 27. maddesine göre itiraz etmediği, bu durumda hakedişler ve bu kapsamda kesilen gecikme cezalarının da kesinleşmiş olduğu ve talep edilemeyeceği, davacı yüklenicinin yıldırım düşmesi nedeniyle yapılan onarımlara ilişkin alacak talebi yönünden ise her ne kadar davalı iş sahibince bu onarımların sözleşme dâhilinde olduğu ve ayrıca bedel ödenmesine gerek olmadığı ileri sürülmesine karşın dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ek raporlarına göre yıldırım düşmesinin mücbir sebep olduğu, mücbir sebep nedeniyle oluşan arızaların giderilmesi bedelinin ise sözleşme dışı iş olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından sunulan belgeler ve 26.06.2019 tarihli bilirkişi raporundaki tabloda gösterilen yıldırım düşmesi sonucu oluşan arızaların giderim bedelleri toplamının 83.580,72 TL olduğu, bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, yargılamada sözleşmenin feshinin haklılığı ve haksızlığının tartışıldığı, bu nedenle sözleşme bedeline göre verilen karara karşı temyiz yolunun açık tutulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 83.580,72 TL alacağın 5.000,00 TL’sinin dava tarihinden, 78.580,72 TL’sinin ıslah tarihi 15.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli ve 2023/4103 Esas, 2023/4102 Karar sayılı kararı ile,
“…Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 2023/3268 Esas, 2023/3026 Karar sayılı ve 27/09/2023 günlü ilamı ile taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Davacı yüklenici vekili, 25/10/2023 tarihli dilekçesi ile sözleşmenin feshi/feshin tespiti isteminde bulunulduğundan kesinlikten söz edilemeyeceği, temyiz incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı usul hukukunun temel prensiplerinden olup, gerek HUMK, gerekse HMK’da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerekse uygulamada kabul edilmiş ve uygulanagelmiştir. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da Yargıtay’ın kararı her türlü yorumun, hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında, açıkça ve tartışmasız şekilde başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıkta maddi hataya dayalı ise ve onunla sıkı sıkıya bağlı olduğu halde usulî kazanılmış hak ilkesi uygulanmayacaktır.
Usuli müktesep hakka ilişkin bu açıklama ve değerlendirmeden sonra dava konusu olaya döndüğümüzde;
Dairemizin 2023/3268 Esas, 2023/3026 Karar sayılı ve 27/09/2023 günlü ilamı ile taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmişse de, davacı vekilince dava dilekçesinde alacak ve tazminat taleplerinin yanında \"taraflar arasındaki 07.10.2015 tarihli HK15-A8-007 sözleşme numaralı ihale sözleşmesinin feshine/feshinin tespitine\" de karar verilmesinin talep edildiği, feshi istenen sözleşme bedelinin ise 819.000,00 TL olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’yi aştığı anlaşılmakla, maddi hata sonucu verildiği anlaşılan Dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 15. maddesi hükmünce yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır. Aynı Yasanın 16. maddesi gereğince değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Değerin noksan olarak gösterilmiş olması halinde 30. madde hükmü uygulanacaktır. Yatırılacak peşin nispi harç miktarı da aynı yasanın 28/1-a maddesi gereğince dava edilen toplam değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının dörtte biridir.
Dava dilekçesinde sözleşmenin mahkemece feshi, teminat mektubunun davacıya aynen iadesi olmadığı taktirde teminat mektubunun bedeli ile birlikte uğranılacak zararın tazmini, sözleşme içi ve sözleşme dışı imalatlara yönelik iş bedeli alacaklarının tahsili istenmişse de, dava değeri olarak sözleşme içi imalat alacağı için 5.000,00 TL, sözleşme dışı imalat alacağı için 5.000,00 TL ve teminat mektubu sebebiyle uğranılan zarar için 1.000,00 TL olmak üzere toplam dava değeri 11.000,00 TL gösterilerek, 10.000,00 TL üzerinden peşin harç yatırılmak suretiyle dava açıldığı, 14.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile sözleşme içi ve sözleşme dışı imalat alacağına yönelik talebin 118.715,58 TL'ye yükseltildiği, 49.140,00 TL teminat mektubu bedeli ve teminat güncelleme bedeli olan 3.941,04 TL ile 945,95 TL damga vergisi olmak üzere teminat mektubuna yönelik 54.026,99 TL alacak talebinde bulunulduğu ve ıslah harcının ikmâl edildiği, feshi/feshin tespiti istenen sözleşme bedelin dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilmediği gibi harcının da ikmâl edilmediği anlaşılmıştır.
Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa 32. maddeye göre harç ikmâl edilmedikce devam eden işlemler yapılamayacağından yalnız o oturum için davaya devam edilip, takip eden oturuma kadar tespit edilen toplam değer üzerinden eksik peşin nispi karar ve ilam harcını tamamlamak üzere davacıya süre verilmeli, tamamlanmaz ise 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesine göre dosyayı işlemden kaldırılması, süresi içinde harç ikmâli yapılarak dava yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmelidir. Harçlar ile ilgili düzenlemeler emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olarak yapılmış olduğundan görevi gereği mahkemeler ve temyiz halinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden gözetilir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacıya feshini/feshin tespitini talep ettiiği sözleşme bedeli olan 819.000,00 TL üzerinden Harçlar Kanununun 28/1-a maddesi gereğince alınması gereken peşin nispi ilam ve karar harcından dava açılırken yatırılan peşin nispi harç çıkartıldıktan sonra hesaplanacak noksan nispi peşin harcı yatırmak üzere davacıya aynı Kanunun 30. maddesine göre devam eden oturuma kadar süre verilip, verilen sürede noksan harç ikmâl edilirse yargılamaya devam edilip sonucuna uygun bir karar verilmesi, verilen süre de noksan harç tamamlanmaz ise 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi delaleti ile 6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesi gereğince dava dosyası işlemden kaldırılıp, üç aylık yasal süresi içinde noksan harç yatırılıp davanın yenilenmemesi halinde HMK'nın 150/5 maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, kamu düzeninden olan harç hususu gözden kaçırılarak taraf temyiz dilekçelerinin miktar itibariyle reddine karar verildiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından davacı vekilinin maddi hata talebinin kabulü uygun bulunmuş, tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu sözleşmenin bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmelerinden olduğu ve tarafların ortak iradelerine ya da mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın, taraflardan birinin tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaşması ile feshedilebilen nitelikte bir sözleşme olduğu, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan sözleşmenin yargılama devam ederken davalı iş sahibinin tek taraflı irade beyanı ile feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin açıklanan niteliği gereği davalı iş sahibi tarafından yapılan feshin haklılığı ve haksızlığı tartışılarak davacı vekilinin alacak kalemleri yönünden inceleme yapıldığı, dava dilekçesindeki “sözleşmenin askıya alınması/durdurulması, sözleşmenin dava tarihi itibariyle davacı tarafça haklı nedenle feshi/feshin tespiti” taleplerine ilişkin ise herhangi bir hüküm kurulmadığı, mahkemece dava konusu sözleşmenin niteliği gereği sözleşmenin askıya alınmasına/durdurulmasına ya da taraf iradelerinin yerine geçilerek feshe karar verilemeyeceğinden sözleşme bedeli üzerinden harç ikmâli yapılmadığı, davada talep edilen ve nispi peşin karar harcı öncesinde alınan alacak kalemlerinin incelendiği, ancak 819.000,00 TL+KDV bedelli sözleşmenin feshinin haklılığı veya haksızlığı tartışıldığından temyiz yasa yolunun açık tutulduğu, davadaki talepler yönünden ikmâl edilmesi gereken eksik harç bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davanın 2016 yılında açıldığını ve aradan geçen sekiz yılda temyizin harca tâbi mi yoksa harçtan muaf olarak mı yapılacağı tartışmasının adil yargılanma ilkesinin ihlâli olduğunu, müvekkilinin harcı yatırmayı kabul ettiğini ve amacının harcın alınmasının haklı olup olmadığı değil, bir an önce istinaf mahkemesinin verdiği kararın incelenmesi olduğunu, zira Bölge Adliye Mahkemesinin tamamen hukuka aykırı bir karar verdiğini, yapılacak usul tartışmasının müvekkiline bir faydasının olmayacağını ve işin esasının incelenmesi gerektiğini, davanın açılmasıyla ve dava dilekçesinin davalıya tebliği ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin idareye bildirildiğini, bu tarihten sonra feshedilen bir sözleşmenin idarece yeniden feshedilmesinin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının aksine davanın idarenin sözleşmeyi feshinin usule uygun olup olmadığının tespiti olmadığını, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin “davalı iş sahibinin fesih kararının, sözleşmenin 31.1.1. maddesine uygun olduğu kanaatine varılmıştır” şeklindeki kararının dava konusu edilmeyen bir hususta karar vermek olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararında müvekkili idare aleyhine olan davanın kabulüne ilişkin kısmın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshi/feshin tespiti talebi yönünden sözleşme bedeli olan 819.000,00 TL üzerinden harç ikmâli yapılmasının ve harcın yatırılıp yatırılmamasına göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2/1, 15,16, 28, 30... . maddeleri
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi
2. Değerlendirme
1. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrası “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir” şeklindedir.
2. Aynı Kanun’un 15. maddesine göre yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.
3. Yargı harçlarının konusunu oluşturan harçlardan ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup bunlar başvurma harcı, celse harcı ile karar ve ilâm harcıdır. Gereksiz davaların açılmasının ve diğer tarafın haksız yere ızrar edilmesinin önlenmesi için ihdas edilen karar ve ilâm harcı, yargılama giderlerinin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
4. Karar ve ilâm harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tâbi olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır. Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tesbit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır.
5. Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır...” hükmü öngörülmüştür.
6. Anılan Kanun’un “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlıklı 28. maddesini 1. fıkrasında “(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir” denildikten sonra 23.07.2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile değişik (a) bendinde “Karar ve ilam harcı” alt başlığı ile “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez” düzenlemesine yer verilmiştir.
7. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi hâlinde eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır.
8. Kanun’un “Harcı ödenmeyen işlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır” öngörülmektedir.
9. Görüldüğü üzere Harçlar Kanunu’nda, harç alınması veya tamamlanması yanların isteklerine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
10. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava dilekçesinde sözleşmenin mahkemece feshinin/ feshin tespitinin, teminat mektubunun davacıya aynen iadesinin olmadığı taktirde teminat mektubu bedeli ile birlikte uğranılacak zararların tazmininin, sözleşme içi ve sözleşme dışı imalatlara yönelik iş bedeli alacaklarının tahsilinin istendiği görülmektedir. Buna karşılık davacı taraftan dava dilekçesinde feshini/feshin tespitini talep ettiği sözleşme bedeli olan 819.000,00 TL üzerinden harç alınmaksızın ve bu değer üzerinden noksan harcın tamamlanması sağlanmaksızın yargılamaya devam olunmuştur.
11. Bu durumda Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca eksik yatırıldığı tespit edilen nispi peşin harcın tamamlanmasına ilişkin davacı tarafa usulüne uygun ihtarat içerir şekilde kesin süre verilmesi, verilen sürede harç tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek işin esasına girilmesi, tamamlanmazsa HMK'nın 150/1. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, süresi içerisinde harç tamamlanarak dosya yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
12. Hâl böyle olunca açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
13. Bu nedenle direnme kararının bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.