Hukuk Genel Kurulu 2025/250 E. , 2026/61 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Ticaret Mahkemesi
SAYISI\t: 2024/252 E., 2024/816 K.
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve
\t 2021/9097 Esas, 2023/1752 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki ipoteğin terkini ve cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Geçici Madde 3” hükmüne göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değişikliği öncesi hâliyle 438. Maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacılar vekilinin duruşma isteminin reddine oy birliğiyle karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacılar vekili; 04.04.2012 tarih hisse devir sözleşmesi çerçevesinde davalı ...'ın bir kısım şirketlerdeki payını davacı ...'ya devrettiğini, bu sözleşmede alıcı müvekkilinin hisse bedellerini ve buna ilişkin verdiği çekleri ödeyeceği ve bankalardaki kefalet, ipotek ve yükümlülükleri kaldıracağının, davalının da müvekkili şirkete ait taşınmaz üzerinde bu sözleşmeye teminaten tesis edilen ipoteği fek edeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili ...'nın tüm edimlerini ifa etmesine rağmen davalının müvekkili şirkete ait taşınmazlar üzerindeki ipotekleri kaldırmadığını ileri sürerek ipoteklerin terkinini ve sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle 2.000.000 USD cezai şartın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı vekili; davaya konu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, asıl ...'nın hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin 5. maddesindeki 5.000.000 USD ve 2.000.000 USD cezai şartların davacı aleyhine tahakkuk ettiğini, bu borcun ...'nın hisse devrinden kaynaklanan borcu ödemesinden önce doğduğunu, ipoteğin davacının tüm borçlarını ödemiş olması şartıyla kaldırılacağının senet metninde düzenlendiğini, henüz cezai şarttan doğan borcun ödenmemiş olması nedeniyle davacıların ipoteğin fekkini isteyemeyeceğini, davacıların İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları 2012/286 Esas sayılı menfi tespit ve çek iptali davasının devam ettiğini ve bu yargılamada ipotek ve cezai şartlara ilişkin tartışmanın yapıldığını, ...'nın müvekkili ...'a hâlen borcunun olup olmadığının bu dava neticesinde tespit edilecek olması nedeniyle davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı ...'nın davalıya devir sözleşmesi ile tahakkuk edecek cezai şarta karşılık ödemeyi taahhüt ettiği 31.12.2012 ödeme tarihli, 5.000.000 USD tutarlı çeki ödemediği gibi bu çekle ilgili olarak İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/453 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit ve çekin iptalini dava ettiğini, davanın reddedildiğini ve tedbir kararının hâlen devam ettiğini, bu dosyanın da beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı
6. İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen görevsizlik kararının onanarak kesinleşmesini müteakip dosya talep üzerine görevli İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
7. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli, 2017/1206 Esas, 2021/355 Karar sayılı kararıyla; dava konusu ipoteğin dayanağı olan hisse devir sözleşmesi ve cezai şartın geçerliliği, davalının kefaletinin tam ve eksiksiz kalkıp kalkmadığı, ipoteğin fekki şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda değerlendirme içermekle bekletici mesele yapılan taraflar arasındaki İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/286 Esas sayılı dosyasında davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti bulunan 24.05.2011 tarihli 12.000.000 USD tutarlı Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet sorumluluğunun kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi ve gayri nakdi borçların tamamının ödenmesiyle kalkacağı ancak teminat mektubu kredisinden dolayı kredi borcunun devam ettiği, hesabın kat edilmesiyle birlikte davalı kefilin bu borçtan sorumluluğuna gidilebileceği, ... Ltd. Şti. tarafından bu kredi sözleşmesine ilişkin tüm risklerin 18.04.2013 tarihinde kapatıldığı, yine ... Keyap şubesindeki Kredi Sözleşmesine ilişkisine ilişkin kefalet sorumluluğunun 14.04.2012 tarihi itibariyle kaldırıldığı, bu sebeple davacının hisse devir sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen süre içerisinde taahhüt ettiği edimi yerine getiremediği tespit edildiğinden davalının cezai şart tazminatına hak kazandığı sonucuna varılarak davacının menfi tespit talebinin reddine karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, yine ipoteğin fekki istenen taşınmazlarla ilgili 05.06.2012 tarihli resmî senedin eki olan şartlarda hisse devri sözleşmesi nedeniyle ...'nın, ...'a kayıtsız şartsız 7.500.000,00 TL (yine aynı sözleşmeden kaynaklanıp da işbu ipotek senedi kapsamı dışında kalan başkaca ve fazlaya dair alacaklara ilişkin olarak ... ın her türlü hakkı mahfuz olmak kaydıyla) borçlu olduğunun, ... Ltd. Şti. olarak bu borcun hisse devir sözleşmesinde belirtilen ödeme planı çerçevesinde ödeneceğinin taahhüt edildiği ve ...'ya ait borcun teminatı olarak borçlu tüm borçlarını ödeyip tüm edimlerini eksiksiz yerine getirene kadar hüküm ifade etmek üzere ipotek tesis edildiğinin yazılı olduğu, davacının hisse devir sözleşmesindeki edimlerini sözleşmeye uygun şekilde süresinde yerine getirmediğinin bekletici mesele yapılan dosya ile tespit edildiği, bu hâlde aynı sözleşmede davacıların ipoteğin terkini ve cezai şart taleplerinin de haklı kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
8. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.03.2023 tarihli, 2021/9097 Esas, 2023/1752 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, davalıya ait şirket hisselerinin davacı ...'ya devri nedeniyle, alıcı davacı tarafından ödenmesi gereken bakiye 10.000.000,00 USD karşılığı çek ve alıcının diğer yükümlülüklerinin teminatını teşkil etmek üzere davacı şirket adına kayıtlı taşınmazlarda davalı lehine tesis edilen ipoteğin terkini ile davalının ipoteği terkin etmemesi nedeni ile sözleşmede kararlaştırılan 2.000.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
a) İpoteğin terkini isteminde;
Davacı ... ile davalı arasında düzenlenen 04.04.2012 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin 4 üncü maddesi ile davacı, sözleşmenin imzalanmasından itibaren 71 gün içinde ve 15.06.2012 tarihini geçmemek üzere sözleşmede kararlaştırılan tüm yükümlülüklerini yerine getirmeyi, buna ilişkin bankalardan aldığı yazıları ibraz etmeyi, aksi halde 5.000.000,00 USD bedelli çeki davalıya ödemeyi taahhüt etmiştir.
Davacı tarafından, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/286 E. sayılı dosyasında, 04.04.2012 tarihli sözleşmedeki edimlerini ifa ettiği iddiasıyla 5.000.000,00 USD çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemi ile 10.10.2012 tarihinde dava açılmış olup, Mahkemece, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen 12.05.20 16... /455 sayılı kararla, davacının sözleşmesel edimlerini tam olarak ifa etmediği gerekçesiyle dava ret edilmiştir.
Eldeki dava ise 10.12.2013 tarihinde açılmış olup, düzenlenen 23.06.2015 tarihli bilirkişi raporu ve dosya içeriği ile davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini dava tarihi itibariyle ifa ettiği anlaşılmaktadır.
Bu halde ipoteğin terkinine karar verilmesi gerekirken, 10.10.2012 tarihindeki koşulları dikkate alarak davacının edimlerini ifa etmediği gerekçesiyle davanın reddedildiği İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli kararının Mahkemece 10.12.2013 tarihinde açılan eldeki davaya esas alınması doğru görülmemiş, ipoteğin terkini davası yönünden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
b) Cezai şart isteminde;
Davacı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini 15.06.2012 tarihine kadar yerine getirerek buna ilişkin bankalardan aldığı yazıları davalıya ibraz etmeyi sözleşenin 4 üncü maddesi ile taahhüt etmiş olup davalı satıcı da sözleşmenin 5 inci maddesi ile alıcı tarafından belgelerin ibrazından sonra 15 gün içinde ipoteği kaldırmayı aksi halde 2.000.000,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt etmiştir.
Davacı alıcının, 15.06.2012 tarihine kadar sözleşmesel edimlerini ifa etmediğinin kesinleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.05.20 16... /286 E., 2016/455 K. sayılı kararı ile sabit bulunmasına göre davacının cezai şart isteminin reddine yönelik yerel mahkeme kararına vaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.\" gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
10. Mahkemenin 13.11.2024 tarihli ve 2024/252 Esas, 2024/816 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
11. Direnme kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hisse devir sözleşmesi çerçevesinde ipoteğin terkini ve cezai şart alacağı iddiasında bulunan davacı tarafın kendi edimlerini süresinde yerine getirmemiş olması nedeniyle cezai şart talebinde bulunamayacağı hususunda Mahkeme ve Özel Dairece arasında çekişme olmayan somut olayda, davacının sözleşmede öngörülen süreden sonra ve fakat eldeki dava tarihi itibariyle edimlerini ifa ettiğinin ve buna göre ipoteğin terkini koşullarının oluştuğunun kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Alacakların güvence altına alınması özel hukukun temel amaçları arasında yer alır. Bu amaç doğrultusunda ortaya çıkan güvence araçları özel hukukta şahsi ve ayni güvence olmak üzere ikiye ayrılır. Ayni güvencede şahsi güvenceden farklı olarak güvencenin içeriğini kişiler değil malvarlığı oluşturmaktadır. Hukukumuzda alacağa bu tür bir güvenceyi sağlayan ayni güvence rehin hakkıdır. Rehin hakkı, taşınır ve taşınmaz rehni şeklinde gerçekleşebilir. Taşınmaz rehni kendi içerisinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üçe ayrılır (Yavuz Selim Şener: Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, Ankara 2010, s. 1).
14. Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Jale Akipek/Turgut Akıntürk: Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 786; Kemal T. Gürsoy/Fikret Eren/Erol Cansel: Türk Eşya Hukuku, Ankara 1984, s. 1032; Lale Sirmen, Eşya Hukuku, Ankara 2017, s. 572; A. Tahir Öğütçü, M. Edip Doğrusöz, Rehin Hukuku, Ankara 1982, s. 195). Bu şekilde, ayni teminat sağlayan sınırlı bir ayni hak niteliğindeki ipotek; belirli bir borcun ifasının teminat altına alınması amacını güder ve alacaklıya, teminatın konusunu oluşturan taşınmazın paraya çevrilmesi suretiyle alacağını elde etme yetkisi sunar (Bülent Köprülü/Selim Kaneti: Sınırlı Ayni Haklar, İstanbul 1983, s. 252).
15. Türk Hukuk Lûgatında da “Bir taşınmazın bir borca karşı güvence oluşturmasını içeren ve bir eşya hukuku işlemi niteliğinde olan taşınmaz rehni” olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 588) ipotek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 881 ilâ 897. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
16. Türk Medeni Kanunu'nun 881. maddesine göre, hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez. Bu nedenle taşınmaz malikinin kendisinin yahut bir başkasının borcu için taşınmazı üzerinde ipotek tesis ettirmesi mümkündür.
17. İpotek, teminat altına aldığı alacağa bağlı (fer'î) bir haktır. Hak sahibine rehin konusu taşınmazı sattırarak bedelinden alacağını elde etme yetkisi veren ipoteğin görevi yalnızca alacağı güvence altına almak olduğundan ipoteğin varlığı, hâlen mevcut veya ileride doğması beklenen bir alacağın varlığına bağlıdır. Alacak sona ermişse, ona bağlı ipotek de hukuki nedenini kaybetmiş ve sonlanmış olur. Tıpkı diğer rehin hakları gibi teminat altına alınan alacağın sona ermesi ile ipotek de sona erecektir.
18. İpotek, yenileme, imkânsızlık, takas vb. sebepler yanında, \"ifa\" ile de sona erebilir. İpotekle teminat altına alınan alacak ifa edilmişse, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 131. maddesinin \"Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.\" şeklindeki düzenlemesi gereği ipotek de sicil dışında sona ermiş olur. Böyle bir durumda maddi bir değeri kalmamakla birlikte ipotek yalnızca şeklî olarak varlığını sürdürür.
19. İpotek süreye bağlı tesis edilmemişse, varlık sebebi olan alacak sona erdiğinde artık gerçek bir hak sahipliğine dayanmayan tescil yolsuz hâle geleceğinden TMK'nın 883/1. maddesinde taşınmaz malikine alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteme hakkı tanınmıştır.
20. Bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı ile yapılabilir (TMK md.1014); bu sebeple şayet alacaklı terkini sağlamazsa, taşınmaz malikinin başvuracağı yol, yolsuz tescilin düzeltilmesi için TMK'nın 1025. maddesi çerçevesinde ipoteğin kaldırılmasını/fekkini dava etmektir.
21. Bu noktada şu farklılığın belirtilmesinde fayda vardır: İpotek, taşınmaz malikinin değil de bir başkasının borcu için tesis edilmişse malikin borcu ödemesi, borçlunun borcunu ifa etmesinden farklı olarak ipoteği doğrudan sona erdirmese de TMK'nın 884. maddesi gereği borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda alacak, borcu ödeyen malike geçer ve malik TBK 127/1. maddesi çerçevesinde rehin alacaklısına halef olur.
22. Direnme konusu uyuşmazlıkta davacı şirket, diğer davacı ...'nın davalı ile aralarındaki hisse devir sözleşmesinden doğacak borcunu teminat altına almak üzere bir kısım taşınmazları üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettirmiş, eldeki dava ile alacağın sona erdiğinden bahisle ipoteğin terkini koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir.
23. Bu duruma göre Mahkeme ve Özel Daire arasındaki anlaşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin koşulları ve yaşanan hukuki sürecin ortaya konulması gerekir.
24. Davacı ... ile davalı ... arasında imzalanan 04.04.2012 tarihli \"Hisse Devir Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmeyle taraflar, ortak oldukları beş şirketteki davalıya ait hisselerin davacıya satış ve devri konusunda anlaşmış (md.2), sözleşme bedeli olan 22.000.000 USD'nin bir kısmının taşınmaz devri, bir kısmının havale, son 10.000.000 USD'lik kısmının ödemesinin ise 31.05.2012-30.06.2013 tarihleri arasındaki on dört çek ile tamamlanacağı konusunda mutabık kalmıştır (md.3).
25. Davacı ... yalnızca bedele ilişkin borç altına girmemiş, sözleşmenin 4. maddesiyle taraflar, davalının hissedar olduğu süreçte şirketlerin borcuna ilişkin olarak bankalarda bulunan ve sözleşme eki listede yazılı tüm kefalet, ipotek ve yükümlülüklerinin sözleşmenin imzalanmasından itibaren ve en geç 15.06.2012 tarihini geçmemek kaydıyla yetmiş bir gün içerisinde kaldırılacağını ve buna ilişkin olarak bankalardan alınan yazıların davalıya ibraz edileceğini, alıcının bu borcu süresinde yerine getirmemesi hâlinde haricen teminat olarak verdiği 31.12.2012 tarihli, 5.000.000 USD bedelli çekin davacı alıcı tarafından ödeneceğini, davalının üzerindeki tüm yükümlülükler kaldırıldığında bu teminat çekinin iade edileceğini kararlaştırmışlardır (md.4/3).
26. Aynı maddenin devamında ise bir başka teminat öngörülmüştür. Direnmeye konu uyuşmazlığın da temeli olan söz konusu 4. fıkra \"Alıcı, madde 3'de dökümü yapılmış 14 çekin bedelleri ödeninceye kadar ve işbu çeklerin ve hisse devrinin teminatı olacak şekilde satıcı lehine ... … Ltd. Şti adına tescilli …tapular üzerine 2. derece ipotek tesis edilmesini sağlayacaktır.\" şeklindedir.
27. Alıcının yükümlülükleri bunlar iken, sözleşmenin satıcının taahhüt ve garantilerini düzenleyen 5/6. maddesinde satıcının 3. maddede dökümü yapılan on dört çek bakımından \"son çek ödendikten ve bankalardaki ...'a ait tüm kefalet, ipotek ve yükümlülüklerin kaldırıldığına ilişkin belgelerin ibraz edilmesinden sonra\" on beş gün içinde tüm ipotekleri kaldırmayı kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir.
28. Bu sözleşmeyle bağlantılı olarak bu kez davacı ..., davacı şirket ve davalı arasında \"Hisse Devir Sözleşmesine Dair Ek Protokol\" başlıklı ve tarihsiz bir başka sözleşme daha imzalanmıştır.
29. Bahsi geçen ek protokolün konusu davacı şirketin ...'nın hisse devir sözleşmesinden doğan borcunu teminen üstelendiği ipotek verme yükümlülüğünün şartlarını belirlemek olup 1. maddesinde hisse devir sözleşmesi nedeniyle ...'nın ...'a kayıtsız şartsız şekilde 7.500.000,00 TL borcu olduğu ve \"aynı sözleşmeden kaynaklanıp da işbu ipotek senedi kapsamı dışında kalan başkaca ve fazlaya dair alacaklara ilişkin olarak ...'ın her türlü hakkı mahfuz kalmak kaydıyla\" ... Ltd. Şti.nin sözleşmede belirtilen ödeme planı çerçevesinde bu borcun ödeneceğini taahhüt ettiği, ...'nın borcunun güvencesi olarak dava konusu edilen yedi taşınmaz üzerinde ipotek tesis etmeyi kabul ettiği yazılıdır. Bu hüküm, ipotek tesisine ilişkin resmî senette özel şartların 1. maddesi olarak aynen aktarılmıştır.
30. Sözleşmeler kapsamında hisselerin devredildiği, davalı lehine ipoteklerin tesis edildiği, hisse devir bedellerinin de ödendiği çekişmesiz olup taraflar arasındaki ilk anlaşmazlık hisse devir sözleşmesinin 4. maddesinde düzenlenen davalıyı şirket yüzünden borca sokabilecek tüm kefalet vb. yükümlülüklerin davacı tarafından bertaraf edilmesi ve bu hususun belgelendirilmesi hükmü kapsamında doğmuştur.
31. Davacı bu yükümlülüğü yerine getirdiğini belirterek buna teminat olarak verilen çekin iadesini istemiş, davalı ise karşı tarafın sunduğu yazıları yeterli görmediğini, süresinde yükümlülük yerine getirilmediği için de çekin gününde ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
32. Bunun üzerine ... ve ... Ltd. Şti., 10.10.2012 tarihinde İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2012/286 Esas sayılı menfi tespit davasını açmıştır. Söz konusu yargılamada, dava dışı bankalardan gelen cevabi yazılara göre davalının yükümlülüklerinin en son 18.04.2013 tarihi itibariyle sona erdiği, bu sebeple davacının sözleşmedeki süre içerisinde 4. maddedeki edimini ifa etmediği anlaşılmakla bunu teminaten verilen çek yönünden menfi tespit isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, 16.06.2016 tarihinde verilen bu karar 24.01.2019 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
33. Menfi tespit davasında yargılama sürerken davacılar 10.12.2013 tarihinde eldeki davayı açarak ipoteklerin terkini koşullarının gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Davalı bu kez, hisse devir bedeline ilişkin çekler dışında kalan, yukarıda değinilen 4. maddede öngörülen çekin ödenmemiş olması nedeniyle davacıların sözleşmedeki tüm edimlerini yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceği, ipoteklerin ancak tüm edimler ifa edildikten sonra kaldırılabileceği savunmasında bulunmuş, Mahkeme de bu savunmayı yerinde görerek davayı reddetmiş, Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık da bu noktada ortaya çıkmıştır.
34. Taraflar arasındaki hukuki süreç ve konuyla ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında direnme konusu uyuşmazlık incelendiğinde; bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken hisse devir sözleşmesi, eki olan protokol ve ipotek akit tablosu içeriğine göre dava konusu ipoteklerin açıkça sözleşmenin 3. maddesinde yer alan hisse devir bedelinin ödenmesine teminat olarak tesis edildiği, davalı ipotek alacaklısının bunun kapsamı dışına kalan cezai şart vb. alacaklara ilişkin haklarını saklı tuttuğuna ilişkin kaydın da bu kararlaştırmaya uygun olduğu görülmektedir. Bu hâlde sözleşmelerin, ipoteğin davalının cezai şart vb. sair alacaklarını da kapsadığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
35. Bu tespitten sonra, eldeki davada ipoteğin terkini koşullarının mevcut olup olmadığı irdelendiğinde; hisse devir sözleşmesinin 5. maddesinin 6. bendinde satıcının 3. maddede dökümü yapılan son çek ödendikten ve bankalardaki ...'a ait tüm kefalet, ipotek ve yükümlülüklerin kaldırıldığına ilişkin belgelerin ibraz edilmesinden sonra tüm ipotekleri kaldırmayı kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasında hisse bedeline ilişkin çeklerin ödendiği konusunda ihtilâf bulunmadığı, devredilen şirketlerle ilgili olarak davalının bankalardaki kefalet, ipotek vb. tüm sorumluluklarının sonlandırılması/kaldırılması şeklindeki edim alıcı davacı tarafından sözleşmede öngörülen sürede yerine getirilememişse de İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/286 Esas sayılı dosyasında davalı üzerindeki yüklerin 18.04.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespit edildiği, kesinleşen bu tespit dikkate alındığında eldeki davanın açıldığı 10.12.2013 tarihi itibariyle ipoteğin dayanağı olan alacağın sona erdiği ve tapudaki tescilin yolsuz hâle geldiği anlaşılmakla ipoteğin terkini koşullarının oluştuğu açıktır.
36. Hâl böyle olunca aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uyulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ipoteğin terkini talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
37. Bu nedenlerle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
\t