1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/171 E., 2026/28 K.

Yargıtay 28.01.2026 Sayı: 2025/171 E. - 2026/28 K. Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu 2025/171 E. , 2026/28 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/1035 E., 2024/1498 K.

ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.06.2024 tarihli ve

\t 2024/3800 Esas, 2024/6510 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması, 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 366. maddesi hükmü gereğince işin ivediliği ve niteliği nedeniyle uygun bulunmadığından alacaklı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Borçlular vekili; müvekkilleri aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte müvekkili ... adına tapuda kayıtlı Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, ... Mah., 616 ada,1 parsel sayılı taşınmazın 31.07.2023 tarihinde ihale edildiğini, takibe itiraz etmeleri üzerine alacaklı vekili tarafından Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/321 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali davası derdest olduğundan satış yapılamayacağını ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Alacaklı vekili; itirazın iptaline ilişkin davada Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2020/321 Esas, 2021/488 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne ve davalıların icra dosyasındaki itirazlarının 11.655.938,00 TL asıl alacak yönünden iptaline karar verildiğini, reddedilen kısmı yönünden kararı istinaf ettiklerini, kararın davalı borçlular tarafından istinaf edilmediğini, bu durumda kabul edilen 11.655.938,00 TL yönünden takibin kesinleştiğini, istinaf incelemesi yapan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/451 Esas ve 2023/657 Karar sayılı kararıyla istinaf taleplerini haklı bularak eksik inceleme nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, istinaf ve temyizin kararın icrasını durdurmayacağından satışın yapılabileceğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

2. İhale alıcısı vekili; itirazın iptaline ilişkin kararın davalı borçlular tarafından istinaf edilmediğini, kararın fazlaya ilişkin taleplerin reddine ilişkin kısmının davacı alacaklı tarafından istinaf edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin asıl alacak yönünden vermiş olduğu hükmün kesinleştiğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2023 tarihli ve 2023/297 Esas, 2023/469 Karar sayılı kararı ile; Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2020/321 Esas, 2021/488 Karar sayılı kararıyla itirazın iptaline karar verilmesi üzerine usulüne uygun olarak satış işlemlerine başlandığı, satış kararından sonra henüz ihale yapılmadan önce davacı alacaklı vekilinin istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de icra takibinin kesinleşmemiş olmasının ihalenin feshi nedeni sayılamayacağı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2023 tarihli ve 2021/12-92 Esas, 2023/106 Karar sayılı kararı), borçlular vekilinin diğer fesih sebeplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine ve ihale bedeli olan 19.000.000,00 TL’nin %5’i oranında para cezasının borçlulardan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli ve 2024/143 Esas, 2024/624 Karar sayılı kararı ile; ilâmsız takipte borçluların takibe itirazı üzerine alacaklı vekili tarafından açılan itirazın iptali davasında Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli kararıyla borçluların takibe itirazı kısmen iptal edilmiş ise de ihale tarihinden önce Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, bu durumda iptal kararı kaldırılmış olmakla ihale tarihinden evvel itirazın hükümden düşürülmüş olduğundan bahsedilemeyeceği, her ne kadar itirazın iptali kararının sadece davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edildiği ve itirazın iptaline dair ilk kararın davalı borçlular hakkında miktar olarak kesinleştiği, yeni yargılama kesinleşen miktar dışındaki alacak için yapıldığından takibin kesinleştiği ileri sürülmüş ise de Bölge Adliye Mahkemesince itirazın iptaline dair İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış olduğundan itirazın iptaline ilişkin bir kararın olmadığı, bu hâliyle satış yapılamayacağı gerekçesiyle borçlular vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

\"...Somut olayda, ilamsız takipte borçluların takibe itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklı tarafından açılan dava sonucunda itirazın iptaline dair Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli, 2020/321 E., 2021/488 K. sayılı kararının itirazın kısmen kabulüne ilişkin olduğu, kararda takip miktarının ödeme emrindeki takip miktarı kadar olmadığı nedenle kısmen kabulü ile borçluların icra dosyasındaki itirazlarının 11.655.938,00 TL'lik kısmı ile ilgili asıl alacak yönünden iptaline karar verildiği, bu kararın sadece davacı alacaklı banka tarafından istinaf edildiği, itirazın iptali davasındaki davalı borçluların istinaf talebinde bulunmadıkları gibi katılma yoluyla yaptıkları istinaf taleplerinden de harç yatırmadıkları nedenle vazgeçmiş sayılmalarına karar verildiği, bu hale göre itirazın iptaline dair 11.655.938,00 TL'lik kısmın istinafa başvuranın sıfatına göre kesinleştiği anlaşılmıştır.

İtirazın iptaline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı istinafı üzerine kaldırılmış olması icra takibini durdurmaz, takip devam edeceğinden ihaleye etkisi yoktur. İtirazın iptali davasının kabulü halinde takibe devam edilebilmesi için takibin kesinleşmesine gerek yoktur. İİK’nın 40. maddesi ilamlı icra takiplerinde söz konusu olacak olup ilamsız takipte kıyas yolu ile uygulanamaz. Takibin ilamlı takip olmayıp ilamsız takip olduğu, bu hale göre İİK'nın 40. maddesinin etkisinden bahsedilemeyeceği bu nedenle takibe devam edilebilmesinin ve ihalenin yapılmasının usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların istinaf başvurusunun yukarıda yazılı nedenlerle esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tesis edilen hüküm isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir ...\" gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.\t

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle oy çokluğuyla direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Alacaklı vekili; İİK’nın 40. maddesinin ilâmlı takipte uygulanabileceğini, itirazın iptaline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının alacaklı vekili tarafından reddedilen faiz alacağı yönünden istinaf edildiğini, takibin 11.655.938,00 TL yönünden kesinleşmiş olduğunu, ayrıca takibin kesinleşmemiş olmasının fesih sebebi olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. İhale alıcısı vekili; ilâmsız icra takibine itiraz edilmiş olması ve takibin devamına ilişkin itirazın iptali davasının hâlen görülüyor olmasının ihalenin feshi sebebi olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçluların takibe itiraz etmesi üzerine alacaklı vekili tarafından açılan itirazın iptali davasında Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalıların icra dosyasındaki itirazlarının 11.655.938,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karara karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi karşısında, takibin durmaya devam edip etmeyeceği, buradan varılacak sonuca göre şikâyet konusu 31.07.2023 tarihli ihalenin feshinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

1. İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesi,

2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a ve 355. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. İcra takibinin kesinleşmesi üzerine paraya çevirme aşamasına geçilerek haczedilen mal varlığı paradan başka bir şey ise bunlar kural olarak icra müdürü tarafından satılarak, bedelinden alacaklının alacağı ödenir. Satışı yapan icra müdürünün satışın (ihalenin) yapılmasını düzenleyen kanun veya yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmiş olması hâlinde İİK'nın 134/2. maddesinde sınırlı sayıda sayılan ilgililer hukuki yararı bulunmak şartıyla (icra mahkemesinden) ihalenin feshini isteyebilir.

2. İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesinde ihalenin feshi nedenleri tek tek belirtilerek gösterilmemiş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 281. (818 sayılı Borçlar Kanunu 226.) maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir. İhalenin bozulma nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında;

1) İhaleye fesat karıştırılmış olması,

2) Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,

3) İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,

4) Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmaktadır.

3. Bu noktada belirtmek gerekir ki genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçlunun ödeme emri tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmesiyle icra takibi kendiliğinden durur (İİK md. 66/1). Alacaklının, itiraz ile duran takibe devam edebilmesi için borçlunun itirazını hükümden düşürtmesi gerekir. Alacaklının itirazı hükümden düşürebilmek için icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını (İİK md. 68-70) talep edebileceği gibi itirazın iptali davası da (İİK md. 67) açabilir.

4. İtirazın iptali davasının konusu icra takibine konu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası ile yalnızca takip hukuku yönünden yapılan itirazın usulüne uygun olup olmadığı veya yerinde olup olmadığı değerlendirilmemekte, aynı zamanda takibe konu alacağın esasına ilişkin olarak da takibin haklı olup olmadığı değerlendirilmektedir. İtirazın iptali davası genel hükümlere yani HMK'ya tâbi olup verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.

5. Uyuşmazlığın çözümü için istinaf yoluna ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

6. Hukuka aykırı veya haksız olduğu iddia edilen yargı kararlarının, kural olarak bir üst dereceli veya farklı mahkemelerce, istisnai olarak da kararı veren mahkemece tekrar incelenmesine ve değiştirilmesine olanak tanıyan bu hukuksal mekanizmalara genel olarak “kanun yolu” denilmektedir.

7. Kanun yollarına başvurunun iki etkisinden söz etmek mümkündür. Kanun yollarına başvurunun ilk etkisi, aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın şekli anlamda kesinleşmesinin önlenmesidir. Kanun yoluna başvurulan kararın şekli anlamda kesinleşmemesi, kanun yolunun erteleyici etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada, kanun yoluna başvurunun erteleyici etkisi ile kararın infazı için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği meselesinin birbirinden tamamen ayrı konular olduğunu belirtmek gerekir. Kanun yolunun ikinci etkisi, aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın yeniden ve kural olarak üst makamca denetlenmesi anlamına gelen aktarıcı etki olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun yolunun aktarıcı etkisi kapsamında aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın yeniden ve kural olarak kararı veren makamdan başka bir makam tarafından incelenmesi, böylelikle karar veren hâkimden başka bir hâkim veya birden fazla hâkimin uyuşmazlığı inceleyerek karar vermesi ve varsa karardaki hataların giderilmesi sağlanır.

8. Kanun yolları hukukumuzda olağan ve olağanüstü kanun yolları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kesinleşmiş kararlara karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulması mümkün iken kesinleşmemiş kararlar için öngörülen kanun yolları olağan kanun yollarıdır. Olağan kanun yoluna başvuru kural olarak hükmün icrasını değil sadece şekli anlamda kesinleşmesini engellemektedir.

9. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ile kabul edilen istinaf kanun yolu 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete başlayan Bölge Adliye Mahkemeleri ile birlikte hukuk sistemimize dâhil olmuştur. Bu kapsamda istinaf ve temyiz olağan; yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz olağanüstü kanun yolları olarak kabul edilmiş, karar düzeltme kanun yolu ise hukuk sistemimizden çıkarılmıştır.

10. Olağan kanun yollarından biri olan istinaf hukuk yargılamasının öncelikli amacı, kesinleşmemiş ilk derece mahkemesi kararlarını hem maddi hem de hukuki yönden denetleyerek gözden geçirmektir. Bu kanun yolu ile yargı kararlarına güven duyulması ve hata yapılma ihtimâlinin azaltılması amaçlanmaktadır. Bu özellikleri karşısında hem erteleyici hem de aktarıcı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2020/9-6 Esas, 2021/342 Karar; 01.02.2023 tarihli ve 2022/10-584 Esas, 2023/13 Karar ile 05.03.2025 tarihli ve 2024/10-286 Esas, 2025/94 Karar sayılı kararları).

11. İstinaf ile ilgili dar ve geniş istinaf sistemi olmak üzere iki sistem öngörülmüş olup geniş anlamda istinaf sisteminde ilk derece yargılamasındaki gibi yeniden inceleme yapılmakta, maddi mesele, ortaya çıkan değişiklikler herhangi bir sınırlamaya tâbi olmaksızın ileri sürülen yeni delil ve olaylar yeniden ele alınarak incelenmektedir. Dar anlamda istinaf sisteminde ise ilk yargılamadaki her şey yenilenmemekte, ilk yargılama baştan sona aynen tekrarlanmayarak maddi olay incelemesi yapılmakta ve kural olarak özellikle ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlar incelenmemektedir. Başka bir deyişle dar anlamda istinaf sisteminde verilen kararın ileri sürülen hususlar çerçevesinde maddi ve hukuki denetimi yapılmaktadır.

12. Hukukumuzda dar anlamda istinaf sistemi kabul edilmiş olup istinaf incelemesinin kapsamını HMK'nın 355. maddesi belirlemiştir. Bu madde hükmü dikkate alındığında kamu düzenine aykırılık hâlleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılır, istinaf sebebiyle bağlı kalınmak kaydıyla bu konudaki delillerin toplanması ve incelenmesi söz konusu olur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama tümüyle tekrarlanmayıp sadece yanlışlık ya da eksiklik tespit edilen noktalarda yargılama yapılarak deliller toplanıp değerlendirildikten sonra kararın düzeltilmesi sağlanır.

13. Nitekim HMK'nın 357/1. maddesinde de istinaf aşamasında yapılamayacak işlemler açıkça ve sınırlı olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla HMK'nın 357. maddesindeki hükme göre bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacak hususlar ile ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.

14. Bölge adliye mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılması hâlinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilir (HMK md. 353/1-b-1). HMK'nın 353. maddesinin (a) fıkrasının 1 ilâ 6. bentleri arasında düzenlenen usuli hataların bulunduğu durumlarda bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunda ileri sürülen sebeplerin doğru olduğuna kanaat getirirse bu durumda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurar. Ayrıca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verir.

15. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi ise istinaf kanun yolunun ne şekilde uygulanacağı konusunda son derece belirleyicidir. Bir taraftan istinaf mahkemelerinin hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak tahkikat sonucuna göre yeniden karar verme yetkisini haiz olan bir hüküm mahkemesi olduğu kabul edilirken, diğer taraftan da söz konusu hükümle bir nevi eksik inceleme gerekçesiyle dosyanın mahalline geri gönderilmesi kabul edilmektedir. HMK’da kabul edilen dar istinaf sisteminin amacına uygun olarak istinaf mahkemelerinin hukuki denetim görevini yerine getirirken gerektiğinde yeniden tahkikat ve inceleme yapmalarına imkân verecek bir uygulamanın benimsenmesi ancak ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine konu olacak verilerin bulunmaması hâlinde ise tahkikatın yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi gerekmektedir. Olaya ve maddi delillere en yakın olan mahkeme ilk derece mahkemesidir (Tülin Kurtoğlu, Özel Hukukta İstinaf Denetimi ve Yargılaması, Ankara, 2017, s.152-153).

16. Diğer taraftan HMK'nın 350/1. maddesi gereğince istinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. Ancak bazı istisnai durumlarda ilâm kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Bu istisnaların bir kısmı HMK'nın 350/2. maddesinde belirtildiği gibi bir kısmı da özel yasalarda düzenlenmiştir.

17. Somut olayda; alacaklı vekili tarafından borçlular aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçluların vekili aracılığıyla takibe itiraz etmesi üzerine alacaklı vekili tarafından açılan itirazın iptali davasında Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2020/321 Esas, 2021/488 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalıların icra dosyasındaki itirazlarının 11.655.938,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili ile katılma yoluyla borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/451 Esas, 2023/657 Karar sayılı kararıyla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İcra müdürlüğünce 18.04.2023 tarihinde satış kararı verilmiş ve 31.07.2023 tarihinde şikâyet konusu ihale yapılmıştır.

18. Bu durumda, Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile borçluların itirazlarının 11.655.938,00 TL'lik kısmı ile ilgili asıl alacak yönünden iptaline karar verilmiş olup bu kısım yönünden davalı borçlular vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğine göre takibin 11.655.938,00 TL asıl alacak kısmının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Kararın istinaf kanun yoluna konu edilmeyen yönleri, usuli kazanılmış hak oluşturduğu için değil, taraflarca itiraz edilmediği için kesin hüküm niteliğindedir. Böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak yargılama sonunda HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca verilen kaldırma kararının takibin asıl alacak yönünden kesinleşmesine engel olacağından söz edilemez. Kesinleşmiş bir kararın olağan kanun yolu olan istinaf yoluyla ortadan kaldırılması da mümkün değildir.

19. O hâlde Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf etmesi üzerine kaldırılmış olması asıl alacak yönünden kararın infazını önlemez. İİK’nın 40. maddesi ilâmlı takiplerde uygulanabilen bir hüküm olup uyuşmazlık konusu takipte kıyas yoluyla uygulanamaz. Dolayısıyla itirazın iptaline karar verilen takibin 11.655.938,00 TL'lik asıl alacak kısmı yönünden takibe devam edilerek ihalenin yapılması usul ve yasaya uygundur.

20. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararla İlk Derece Mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararının hukuken geçerliliğini yitirdiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararıyla alacaklı lehine usuli kazanılmış hakkın değil, aleyhe hüküm verme yasağının oluştuğu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra itirazın hükümden düşürüldüğünden söz edilemeyeceği, takibin durmaya devam edeceği, ihalenin yapılamayacağı dolayısıyla direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

21. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

22.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Alacaklı vekili ile ihale alıcısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,

Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

İlk görüşmede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 28.01.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

\" K A R Ş I O Y \"

Borçlular vekili icra mahkemesine başvurusunda itirazın iptali davası derdest olduğundan satışın yapılamayacağını ileri sürerek taşınmazın ihalesinin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Somut olayda genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçluların takibe itiraz etmesi üzerine alacaklı vekili tarafından açılan itirazın iptali davasında Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalıların icra dosyasındaki itirazlarının 11.655.938,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Şikâyet konusu ihale ise 31.07.2023 tarihinde yapılmıştır.

Genel haciz yoluyla ilâmsız takipte itiraz üzerine takip kendiliğinden durur. Alacaklının itiraz ile duran takibe devam edebilmesi için borçluların itirazını hükümden düşürtmesi gerekir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararla İlk Derece Mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararı hukuken geçerliliğini yitirmiştir. Dolayısıyla borçluların itirazının hükümden düşürüldüğünden söz edilemez. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararıyla alacaklı lehine usuli kazanılmış hak değil, aleyhe hüküm verme yasağı oluşur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra takip durmaya devam edeceğinden ihale yapılamaz.

Direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle onanması gerektiği kanaatiyle, direnme kararının Özel Dairenin bozma kararındaki nedenlerin bozulmasına dair değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

\" K A R Ş I O Y \"

Bir takipte haczin geçerli olabilmesi için takibin kesinleşmiş olması, (İİK md.78/1) satışın yapılabilmesi için ise hem takibin hem de haczin kesinleşmesi zorunludur.

İlâmsız genel takibe itiraz edilmesi hâlinde; bu itiraz ya itirazın kaldırılması (İİK md.68) veya itirazın iptali (İİK md.67) yoluyla giderilmediği sürece kesinleşmiş bir takip ve hacizden söz edilemez.

İlk derece mahkemesinin itirazın kısmen veya tamamen iptali kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, istinaf mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemeye göndermişse, artık ilk derece mahkemesinin itirazın iptali kararının varlığından söz etmek mümkün değildir. Bir başka değişle borçlunun itirazı varlığını koruduğu için takip olduğu yerde duracaktır. İlk Derece Mahkemesinin vereceği yeni karara göre takip dosyasında işlem yapılabilecektir.

Somut olaya döndüğümüzde; borçlular aleyhine yapılan ilâmsız genel takibe itiraz edilmiş, alacaklı itirazın iptali davası açmış ve ilk derece mahkemesi itirazın kısmen iptaline karar vermiştir. Bu kararı borçlular istinaf etmemiş sadece alacaklı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf Mahkemesi, 22.06.2023 tarihinde HMK 353. madde gereğince “itirazın iptali kararını kaldırarak” uyuşmazlığın tamamı hakkında yeniden hüküm kurulması için dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. İcra dairesi istinaf mahkemesinin “itirazın iptali kararının kaldırılması” kararına rağmen 31.07.2023 tarihinde ihaleyi yapmıştır.

Bu durumda, itirazın iptali kararı tamamen kaldırıldığı için borçluların istinaf etmediği kısmın kesinleştiğinden de söz edilemez. Borçluların istinaf kanun yoluna başvurmamalarının hukuki sonucu itirazın iptal edilen kısmın kesinleşmesi değil, sadece ilk derece mahkemesinin yeniden hüküm kurması aşamasında “aleyhe hüküm kurma yasağı” ilkesi çerçevesinde dikkate alınacak bir husustur. Bu husus takibi kesinleştirmez. Takibin kısmen veya tamamen kesinleşebilmesi için itirazın iptali kararının kaldırılmamış olması şarttır. Hâlbuki istinaf mahkemesi kararı incelendiğinde, alacaklıların istinaf sebepleriyle sınırlı olarak değil, itirazın iptal kararının tamamen kaldırılmasına karar verildiği ortadadır.

Borçlu tarafın itirazı giderilmediğine göre ihale tarihinde kesinleşmiş bir takip ve hacizden söz etmekte mümkün değildir. Kesinleşmiş bir takip ve haciz yoksa ihale de yapılamaz. Bu hâlde yapılan ihalenin “satış öncesi nedene” dayalı olarak iptali gerekir. Bu nedenle İstinaf Mahkemesinin direnme kararı doğru olmasına ve direnmenin onanması gerekmesine rağmen Sayın çoğunluğun bozma kararına muhalifim.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı