1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/612 E., 2025/350 K.

Yargıtay 28.05.2025 Sayı: 2024/612 E. - 2025/350 K. Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu 2024/612 E. , 2025/350 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t:Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI\t: 2022/1572 E., 2023/766 K.

ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve

\t 2021/8461 Esas, 2022/6010 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasında birleştirilerek görülen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı, birleşen davada davacı ... Petrolleri A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı asıl davada davalı, birleşen davada davacı ... Petrolleri A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ÖN SORUN

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce iki husus ön sorun olarak ele alınmıştır.

1. Birinci ön sorun yönünden

1. Birinci ön sorun; direnme kararının verildiği 30.03.2023 tarihi itibariyle kararın miktar yönünden temyizen incelenmesinin mümkün olup olmadığı; kesinlik sınırının tespitinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 341/2. maddesinin mi yoksa aynı Kanun'un 362/1-a maddesinin mi uygulanması gerektiği hususudur.

2. Somut olayda; asıl davada davacı vekili 39.815 USD'nin (138.793,60 TL) tahsili için birleşen davada davacı şirket vekili 57.903,53 USD'nin (192.916,37 TL) tahsili için başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile itirazın 69.114,25 TL asıl alacak ve 14.273,50 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; kararın asıl davada davalı/ birleşen davada davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesince (30.03.2023 tarihli karar) direnme kararı verilmiş; karar asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.06.2024 tarihli ve 2024/476 Esas, 2024/2038 Karar sayılı kararında asıl davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktarın (83.387,75 TL), birleşen davada ise reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın (192.916,37 TL) Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı değerlendirilerek Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bu aşamada istinaf ve temyize ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.

5. Bölge Adliye Mahkemeleri 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete geçmiş olup bu tarihten itibaren HMK'nın istinaf ve temyiz hükümleri uygulanmaya başlanmıştır.

6. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341. maddesi 2. fıkrası;

“Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.” hükmünü içermektedir.

7. İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri 3.000,00 (yeniden değerleme oranlarına göre hesaplandığında 2023 yılı için 17.830,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalardaki kararlar kesindir. Kesinlik sınırı bakımından manevi tazminat istemleri için bir istisna getirilmiş ve miktarı ne olursa olsun manevi tazminata ilişkin kararlara karşı istinaf yoluna başvurunun mümkün olduğu belirtilmiştir.

8. Aynı Kanun’un temyiz edilemeyen kararları düzenleyen 362/1-a maddesinde

“(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

9. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır.

10. Kanun’da bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK'nın 341. maddesi 2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gereklidir.

11. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 05.07.2023 tarihli ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar; 17.04.2024 tarihli ve 2024/11-135 Esas, 2024/185 Karar; 30.04.2025 tarihli ve 2024/3-754 Esas, 2025/253 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.

12. Bu açıklamalara göre direnme kararının verildiği 30.03.2023 tarihinde HMK’nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 17.830,00 TL olduğundan direnmeye konu uyuşmazlığın kesinlik sınırı altında kalmadığı değerlendirilmiştir.

13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; ilk derece mahkemesince verilen direnme kararının temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitinde kıyas yoluyla HMK'nın 341/2. maddesinde düzenlenen istinaf hükümlerinin uygulanamayacağı, Yargıtayın temyiz incelemesi yapması nedeniyle 362/1-a maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, hükmün karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı, temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği görüşü belirtilmiş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

14. Hâl böyle olunca eldeki davada birinci ön sorunun bulunmadığına 28.05.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verilerek ikinci ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.

2. İkinci ön sorun yönünden

1. İkinci ön sorun ise; Mahkemece verilen direnme kararının HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrası çevresinde öncelikle Özel Dairece incelenmesinin gerekip gerekmediği hususudur.

2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bozmaya uyma veya direnme” başlıklı 373. maddesinin 5. fıkrasına göre \"İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir\".

3. Söz konusu maddenin önceki hâlinde direnme kararlarıyla ilgili incelemenin Hukuk Genel Kurulunca yapılacağı öngörülmüşken, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesinde yapılan değişiklikle bu kararların öncelikle bozma kararını veren yani kararına direnilen Özel Dairece yapılacağı düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre Özel Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı bu aşamada Hukuk Genel Kuruluna gönderir. Dikkat edilirse burada direnme kararının ilgili Özel Daire tarafından haklı bulunması hâlinde Özel Dairenin verdiği bozma kararını kendisinin düzeltmesi ve Hukuk Genel Kuruluna dosyayı göndermemesi öngörülmektedir.

4. Somut olayda temyiz incelemesine konu edilen direnme kararı Özel Dairenin 26.06.2024 tarihli ve 2024/476 Esas, 2024/2038 Karar sayılı kararıyla incelenmiş ise de kararın temyiz kesinlik sınırının altında olduğunun belirtilmesiyle yetinilerek HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrası çerçevesinde işin esası yönünden değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.

5. Hâl böyle olunca Özel Dairece HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen usul gereği esastan inceleme yapılması, direnme kararı yerinde görülmez ise dosyanın yeniden Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekir.

6. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

II. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin 5. fıkrası çerçevesinde esastan inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı