Hukuk Genel Kurulu 2024/512 E. , 2025/841 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2022/3810 E., 2023/591 K.
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarihli ve
\t 2022/12454 Esas, 2022/15260 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca, direnme uygun bulunduğundan davalılar vekillerinin işin esasına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı yeniden direnilmiştir.
Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA\t
Davacı vekili; müvekkilinin 02.08.1994-22.01.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde elektrik bakım teknisyeni olarak çalıştığını, işyerindeki çalışmasının sona ermesinden 1-2 ay sonra davalı şirketin basım işyeri kapsamına girmesi nedeni ile işçiler lehine itibari hizmet süresi uygulamasına başlandığını, müvekkilinin diğer işçilerle aynı çalışma koşullarına tâbi olmasına rağmen bu haktan yararlandırılmadığını ileri sürerek 02.08.1994-22.01.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışması karşılığında her yıl için 90 gün (toplam 1260 gün) itibari hizmet süresinden yararlandırılmasına, emeklilik işlemlerinin bu süreler değerlendirilerek yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İstanbul Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (... Anonim Şirketi) vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkette sadece bir bölümde baskı işi yapıldığını ve yapılan Kanun değişikliği ile baskı işinin itibari hizmet süresine tâbi olmaktan çıkarıldığını, davacının elektrik-elektronik şef yardımcısı olduğunu, Kanun maddesinde tanımlanan sigortalılardan ve işyerinin de basım işyeri olmamasından dolayı bu haktan yararlanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; talebin hak düşürücü süreye tâbi olduğunu, davanın kamu düzenini ilgilendirdiğini, Kurum kayıtları ve resmî tüm belgelerin incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2014/18 Esas, 2017/314 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı işyerinde yapmış olduğu elektrik bakım teknisyenliği işi nedeniyle toplam 4833 günlük çalışmasının itibari hizmet kapsamında geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı işyerinde geçen 02.08.19 94... .01.2008 tarihleri arasındaki toplam 1260 gün çalışmasının 506 sayılı Kanun’un Ek 5/2. madde kapsamında olduğunun ve bu çalışma için Kuruma bu hâliyle prim ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 11.10.2018 tarihli ve 2017/2321 Esas, 2018/1632 Karar sayılı kararı ile; davacının 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanmaya hak kazandığına ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünün yerinde olduğu ancak davacının davalı işyerinden Kuruma bildirilen çalışmasının 4833 gün olmakla 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesine göre itibari hizmet süresinin 0,25 formülü ile 1208,25 gün olduğu, Yargıtay (Kapatılan)21. Hukuk Dairesinin 18.04.2016 tarihli ve 2016/5920 Esas, 2016/6821 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere günün kesirinin tama iblağı ile davacının 1209 gün itibari hizmet süresine hak kazandığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BİRİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/769 Esas, 2019/7619 Karar sayılı kararı ile; \"…506 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde sigortalının Basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışması ve II. bendin (a-f) alt bendlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının gerçekleşmesi halinde itibari hizmetten yararlanılacağı belirtilmiştir. II. bentte yer alan “basım” işinin matbaa iş yerinde mevkute çıkarmaya yönelik olduğu hem madde metninden hem yasama belgelerinden anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2018 tarih ve 2015/21-3371 Esas ve 2018/129 karar sayılı içtihadında da bu husus vurgulanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının, ambalaj sektöründe, plastik filmler, alüminyum, selofan, opp kağıt vb malzeme üzerine baskı yapılan işyerinde çalıştığının dosya içeriğinden anlaşılmasına rağmen, davalı işyerinin 506 sayılı yasanın Ek 5 maddesi II bendi kapsamına giren işyeri kabul edilerek itibari hizmet koşullarının oluştuğuna hükmedilmesi isabetsizdir.
Davalı iş yerinde ambalaj üzerine baskı yapıldığı, söz konusu iş yerinde basım ve gazetecilik adına herhangi bir faaliyette bulunulmadığı, basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet göstermesi gerektiği, bu nedenle davalı iş yerinin 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde belirtilen itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek iş kollarına girmediği, itibari hizmet süresinde işçi yararına yorum ilkesi ile iş yeri alanlarının genişletilemeyeceği bu durumda davanın reddi gerektiği anlaşılmaktadır…\" gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen İlk Direnme Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 2020/146 Esas, 2020/280 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeye ilaveten; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli ve 2015/21-3882 Esas, 2018/462 Karar sayılı kararında gazetecilik işi yapılmayan, sadece basım işi yapılan işyerlerinde çalışan sigortalıların da itibari hizmetten yaralanacaklarının vurgulandığı, aynı işyerinde mekanik bakım teknisyeni olarak çalışan dava dışı ...’in Kartal 2. İş Mahkemesinin 28.12.2011 tarihli ve 2009/841 Esas, 2011/902 Karar sayılı dosyasında çalıştığı iş ve işyeri itibariyle itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile bu sürelerin sigortalılık süresine eklenmesi talebinin kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın Yargıtay (Kapatılan)21. Hukuk Dairesince davanın kabul olması gerektiği gerekçesiyle düzeltilerek onandığı, aynı işyerinde çalışan işçilerin aynı istemle açtıkları davalar sonucunda farklı kararlar verilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. HUKUK GENEL KURULU KARARI
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.09.2022 tarihli ve 2020/(21)10-287 Esas, 2022/1116 Karar sayılı kararı ile; \"…22. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinin mahiyeti matbaa olmasa dahi 23.01.2008 tarihli ve 3/KDR numaralı Kurum raporunda çeşitli plastik filmler, alüminyum, selofan, opp kağıt vb malzeme üzerine tifdruk baskı işleri lamnasyon parafin işleri tifdruk mürekkebi ve PVC film imali amacıyla kurularak tescil edildiği ve işyerinin asıl faaliyet konusunun baskı işi genel adı altında rotagravür tekniği ile baskı ve tüm laminasyon prosesleri uygulaması ve dilme prosesi işlemi olduğu tespit edilmiş olmakla bu hâli ile işyerinde basım işi yapıldığı ve işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin (II) numaralı bendi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek işyerlerinden olduğu ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da işyerinde plastik üzerine baskı hizmetleri verildiği, işyerinde basım faaliyetlerinin yürütüldüğü sonucuna varılmıştır.
23. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur…\" gerekçesiyle direnme uygun bulunduğundan davalılar vekillerinin işin esasına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
VII. İKİNCİ BOZMA KARARI VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"...Dava dosyasındaki kayıt ve belgelere göre, davacının davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinden 2.8.1994-22.1.2008 tarihleri arası hizmet akdiyle çalıştığına dair bildirimlerinin bulunduğu, davacının elektrik bakım teknisyeni olarak görev yaptığı, üretim bölümünde bulunan tüm makine arızalarının bakım ve tamirinden sorumlu olduğu, Mahkemece davalı işyerinde keşif yapıldığı, davacı ve işveren tanıklarının dinlendiği, tanık beyanları ve işyeri koşullarının incelendiği, yapılan keşif ve tanık beyanlarına göre zararlı etkilere maruz kalınması nedeniyle davanın talep edilen tüm dönem içine kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan keşif ve bilirkişi raporu ile dosyada bulunan iş müfettişinin, işyerinde 1.10.2007-30.10.2007 tarihleri için yaptığı inceleme sonucu hazırlanan raporuna göre, işyerinde üretim ve büro olmak üzere iki ayrı bölüm bulunduğu belirtildiğinden, aslen ve sürekli üretim bölümü çalışanı değil arıza çıktığında arızalı makine üzerinde çalışan elektrik teknisyeni olan davacının sürekli üretim bölümünde çalışıp çalışmadığı hususunun araştırılarak, üretim bölümü haricinde büro bölümünde odasının olup olmadığı, bir odası var ise bu odanın üretim bölümünün zararlı etkilerine maruz kalıp kalmadığı hususlarının tespiti ile davacının 506 sayılı Yasa’nın ek 5. maddesi kapsamındaki bölümlerde fiilen geçirdiği ve çalışma süresi belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir...\" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen İkinci Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket tarafından düzenlenen 22.01.2008 tarihli çalışma belgesinde davacının 02.08.1994-22.01.2008 tarihleri arasında elektrik-elektronik bakım şef yardımcısı olarak çalıştığının belirtildiği, işyerinde genel olarak flexible ambalaj üretimi yapıldığı, bu üretimde rotogravür tekniği ile baskı ve tam laminasyon prosesleri uygulaması ve dilme prosesi işlemi yapıldığı, 23.01.2018 tarihli ve 2 sayılı müfettiş raporunda belirtildiği üzere \"solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle ve fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışılarak iş yapılan\" işyeri olduğu, işyerinde ayrı bir büro bölümünün bulunduğu ve bu alanın kimyasallara maruz kalmadığı, üretim alanının entegre bir alan olup bu alanda çalışanların itibari hizmetten yararlanma koşullarının bulunduğu, üretim alanı ile idare alanının bağımsız olduğunun dosyada bulunan fotoğraflar ile de açıkça belli olduğu, kısmi denetim raporu ekinde yar alan 320 sigortalının üretim bölümünde görev aldığının tespit edildiği, davacının bu kişiler arasında yer almama sebebinin inceleme yapılan tarihte çalışmaması olduğu, mahallinde keşif yapılarak 07.02.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sunulduğu, raporda davacının çalışma bölümünün entegre üretim tesisi olduğu, çalışmalarının elektrik atölyesinde değil üretim alanında geçtiği, 05.06.2017 tarihli (06.05.2017) bilirkişi kurulu ek raporunda davacının çalışma süresinin %90'ını bakım bölümünde (ofis) geçirmesinin olağan görülemeyeceği ve çalışmasının ağırlıklı kısmının değinilen etken ve koşullara maruziyet altında geçtiğinin belirtildiği, dinlenen tanıkların da davacının çalışmasının %80'inin üretim bölümünde geçtiğini ve davacı ile benzer işi yapanların işverence itibari hizmetten yararlandırıldıklarını beyan ettikleri, bu hâli ile davacının çalışma süresinin %80-90'ını 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamındaki bölümlerde fiilen geçirdiği, aynı işyerinde mekanik bakım teknisyeni olarak çalışan ...'ın itibari hizmet süresinin tespiti istemiyle açtığı davada davalı şirketin eldeki dava dosyasındaki savunmaya benzer biçimde savunma yaptığı, yapılan yargılama sonucunda Kartal 2. İş Mahkemesinin 28.12.2011 tarihli ve 2009/832 Esas, 2011/893 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.05.2012 tarihli ilâmıyla davanın kabulü gerektiği belirtilmek suretiyle kararın düzeltilerek onandığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili hakkında açılan kesinleşen davalardaki işçilerin görevleri ile davacının görevinin farklı olduğunu, davacı elektrik-elektronik şef yardımcısı olduğundan baskı bölümünde hiç çalışmadığını, sadece arıza olduğu zaman üretim sahasına girdiğini ve çalışma süresinin %90’ını bakım bölümünde geçirdiğini, müvekkili işyerinde baskı bölümü dışında kalan diğer bölümlerde Kanun'un aradığı anlamda basım işi yapılmadığından ve bu bölümler Ek 5. madde kapsamına girmediğinden davacının itibari hizmet süresinden yararlanmasına olanak bulunmadığını, hükme esas alınan raporun bilimsellikten uzak, eksik ve hatalı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; yeterli delil toplanmadan, itirazlar değerlendirilmeden ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin (II) numaralı bendi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek işyerlerinden olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eldeki davada, davacının 02.08.1994-22.01.2008 tarihleri arasında geçen tüm çalışma dönemi için itibari hizmet süresinden yararlanma koşullarını taşıyıp taşımadığı, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak davacının 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamındaki bölümlerde fiilen geçirdiği çalışma süresi belirlenerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) Ek 5. maddesi
2. Değerlendirme
1. Sosyal güvenlik sistemlerinde bazı yıpratıcı türden işlerde çalışan kişilerin sigortalılık sürelerine, onları yaşlılık aylığına kavuşma süresini kısaltarak ödüllendirme amacıyla farazi hizmet süreleri eklenmektedir. Hizmet sürelerinin eklenmesiyle ağır, yıpratıcı ve tehlikeli işlerde çalışanların sigortalılık sürelerine fazladan belirli bir süre \"farazi sigortalılık süresi\" olarak eklenmekte bu suretle daha erken emekliliğe hak kazanmaları veya malûllük, ölüm sigortalarında kendilerine, benzerlerine göre daha avantajlı bir durum sağlanmaktadır. Burada, var olmayan fakat varsayılan bir sigortalılık süresi söz konusudur ve sigortalının eylemli çalışması artırımlı olarak işlem görmektedir. Bu anlamda “itibari hizmet süresi” ilgili olduğu yasaya özgüdür ve düzenlendiği alanla sınırlıdır. Nitekim 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na 11.08.1977 tarihli ve 2098 sayılı Kanun ile eklenen Ek 5. maddeyle insan sağlını ve ömrünü olumsuz yönde etkileyen bazı ağır ve yıpratıcı türden işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine farazi hizmet süresi eklenmesi öngörülmüştür. Fiili hizmete dayanmayan bu sigortalılık sürelerine “itibari hizmet süresi” denir (Aziz Can, Tuncay: Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları, İstanbul 2008, s.365).
2. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi:
“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre
I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar.
5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı Kanunun birinci maddesi kapsamıma giren, 90 gün,
b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.
Basın müşavirlikleri, 90 gün,
II - (Değişik bent: 20/06/1987 - 3395/13 md.)
Basım ve gazetecilik iş yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar,
a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,
b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,
c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri,
d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri,
f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00'den sonra çalışılarak yapılan işyerleri, 90 gün,
III-Denizde 90 gün Gemi adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar.
IV - 1. Çelik, demir ve tunç döküm,
(...), fabrika,\t\t
2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında\tve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz da çalışanlar, maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,
3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,
4. Kaynak işlerinde çalışanlarda, 90 gün
Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.
3. Görüldüğü üzere anılan maddeye göre sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Birinci koşul, sigortalının basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışması; ikinci koşul ise (II) numaralı bendin (a-f) alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda gerçekleşmesidir.
4. İtibari hizmet süresinden yararlanmayı sağlayan fiili olgu çalışma süresidir. Sigortalının itibari hizmet süresi kapsamında kalan bir işyerinde çalışmasına rağmen 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde sayılan iş ve mesleklerin icra edildiği bölümde çalışmaması ve risklere maruz kalmaması hâlinde itibari hizmetten yararlamayacağı açıktır.
5. Somut olayda, davalı işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanılmasını gerektiren işyerlerinden olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında yapılan keşif sonrası düzenlenen 07.02.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 05.06.2017 (06.05.2017) tarihli ek rapora, tanık anlatımlarına ve emsal olduğu belirtilen kesinleşmiş kararlara göre davalı işyerinde elektrik-elektronik şef yardımcısı olarak çalışmış olan davacının çalıştığı bölümün entegre üretim tesisi olduğu, çalışmalarının %80'inin elektrik atölyesinde değil üretim alanında geçtiği, çalışma süresinin %90’ının bakım bölümünde (ofiste) geçirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, benzer işi yapanların işverence itibari hizmet süresinden yararlandırıldığı, ayrıca bakım teknisyeni olarak çalışan bir işçinin açtığı davanın kabul edildiği ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu itibarla davacının çalışma süresinin %80-90’ını fiilen 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamındaki bölümlerde geçirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile 01.10.2007-30.10.2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden iş müfettişi tarafından işyerinde yapılan kısmi denetim sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre işyerinde üretim ve büro olmak üzere iki bölüm bulunduğu, üretim alanının büro işyeri olarak kullanılan alandan ayrı ve bağımsız olduğu anlaşılmakla aslen ve sürekli üretim bölümü çalışan olmayan, arıza çıktığında arızalı makineler üzerinde çalışan davacının, tanıklar ... ile ...’nun anlatımları da dikkate alındığında itibari hizmet süresinden yararlanması yönünden gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı konusunda yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı açıktır.
6. Bu nedenle elektrik-elektronik şef yardımcı olarak çalışmış olan davacının sürekli üretim bölümünde çalışıp çalışmadığı, üretim bölümü haricinde büro bölümünde odasının olup olmadığı, odası var ise bu odanın üretim bölümünün zararlı etkilerine maruz kalıp kalmadığı hususları araştırılarak davacının 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamındaki bölümlerde fiilen geçirdiği çalışma süresi belirlenip sonucuna karar verilmelidir.
7. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır.
8. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IX. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.