Hukuk Genel Kurulu 2024/236 E. , 2025/383 K.
\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI\t: 2023/361 E., 2023/608 K.
\t
ÖZEL DAİRE KARARI\t: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.12.2022 tarihli ve
\t 2022/13549 Esas, 2022/16450 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 1985 yılından bu yana çiftçilik yaparak geçimini sağladığını, 01.05.1994 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olması gerekirken davalı Kurum tarafından prim ödemelerinin Kurum hesabına intikal etmediğinden bahisle sigortalılık işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek 17.12.1994-31.05.1995 tarihleri arasında sigortalı sayılmasına, prim tevkifatı yapılmış olduğundan prim borcunun bulunmadığının tespitine, aksi hâlde 5510 sayılı Kanun’a eklenen 23 ve devamı maddeleri gereğince ödeme kolaylığından yararlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... (Kurum/SGK) vekili; davacı tarafından müstahsil makbuzunun ve onaylı tarım (İB) formunun teslim edildiğini, bu formda Ziraat Odası, Tarım Kredi Kooperatifi ve Birlik tarafından davacının herhangi bir kaydına rastlanmadığının belirtildiğini, Kurumca makbuzdaki kesinti karşılığının ödenmediğini, prim tevkifatı yapılan çiftçilerin tevkifatın yapıldığını gösterir belgeleri eklemek şartıyla Kuruma yazılı talepte bulunmaları ve tevkifat tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi hâlinde takip eden aybaşından itibaren sigortalılığın devam ettirileceğini, davacının sunduğu müstahsil makbuzu kapsamında Kuruma ödeme yapılmadığından talebin reddedildiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/60 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararı ile; davacının Torbalı ilçesi ... köyünde ikamet ettiği, 17.12.1994 tarihli müstahsil makbuzunda davacı adına Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığı, tanık beyanlarından davacının uyuşmazlık konusu dönemde çiftçilik yaptığı ve Kemalpaşa Belediyesi tanzim satış mağazasına ürün sattığının anlaşıldığı, Yargıtay kararlarına göre dava dışı kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikalini takip etme görevinin Kurum müfettişleri ve denetim memurlarında olduğu, davacının teslim ettiği ürünlerden kesilen Bağ-Kur priminin Kuruma intikal edip etmemesinin davacının sorumluluğunda olmadığı, bu nedenle geçerli prim kesintisinin bulunduğu ve davacıya sigortalılık hakkı kazandırması ve dosyadaki tevkifat belgesine göre ilk tevkifat tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.1995 itibariyle tarım Bağ-Kur sigortalılık tescilinin yapılmasının gerektiği, ancak kesintilerin yıllar itibari ile devam ettiğine dair başkaca bir tevkifat makbuzu bulunmadığından ve davacının Ziraat odası yahut kooperatif kaydı da olmadığından 31.05.1995 tarihine kadar tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu yönündeki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 17.12.1994 tarihli tevfikatı takip eden aybaşı olan 01.01.1995 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2022 tarihli ve 2022/1175 Esas, 2022/1788 Karar sayılı kararı ile; 17.12.1994 tarihli müstahsil makbuzunda kereviz ürün bedelinden Bağ-Kur prim tevkifatı yapıldığı, Kemalpaşa Belediyesi tanzim satış mağazasında yapılan satışlara ilişkin arşiv kaydı tutulmadığı, davacının başvurusunun Kurum tarafından 27.01.2021 tarihinde 17.12.1994 tarihli tevkifat makbuzu ile ilgili olarak ödeme yapılmadığı belirtilerek reddedildiği, davacının ziraat odası, Torbalı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Torbalı Tarım Kredi Kooperatifinde kaydının bulunmadığı, kolluk tarafından davacının yazlık domates ve biber, kışlık kereviz ve benzeri sebzeleri ektiğine ilişkin tespit yapıldığı, bu açıklamalara ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2022 tarihli ve 2019/10(21)-596 Esas, 2022/793 Karar sayılı kararına göre 17.12.1994 tarihli müstahsil makbuzundaki Bağ-Kur prim kesintisinin davalı Kurum hesabına intikal etmediği dikkate alınmadan talebin kısman kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
\"...Somut olayda, davacının teslim ettiği ürünlerden Tanzim Satı Mağazası tarafından “ Kereviz” alımına ilişkin olarak yapılan prim kesintilerini gösteren 17/12/1994 tarihli müstahsil makbuzunun yargılama sırasında dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre, prim kesintisinin kuruma intikal etmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş; yapılan tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağını göz önünde bulundurmak ve yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreleri tespit etmekten ibarettir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten teslim edilen ürün bedellerinden özel kuruluşlar tarafından yapılan ve Kuruma intikal etmediği çekişmesiz bulunan kesintiye dayalı sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik tarım Bağ-Kur sigortalılık süresi tespitinin mümkün olmadığı yönündeki yerleşik Yargıtay içtihatlarından ayrılan ve içtihat değişikliğine yol açacak olan uygulamanın Hukuk Genel Kurulu tarafından karara bağlanması gerektiği vurgulanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin sigortalı olduğuna ilişkin tespitin doğru olduğunu, ihtilâflı olmayan makbuz ile ürün teslimi yapıldığını ve makbuzda tevkifat bulunduğunu, istikrar kazanan kararlar doğrultusunda 01.01.1995 tarihinden itibaren müvekkilinin tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı Kurum gibi dava dışı Belediye de sorumluluğunu yerine getirmediğinden müvekkilinin mağdur olduğunu, tevkifatın davalı Kuruma intikal ettirilmemesi ve bu durumun Kurum tarafından denetlenmemesinin hukuki sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, ayrıca kusurlu ve sorumlu olan davalının ispat yükünün yer değiştirmesi talebinin yerinde olmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda dava dışı Kemalpaşa Belediyesinin tanzim satış mağazası tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesaplarına intikal etmemesinin tescile engel olup olmayacağı, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının sigortalılık sürelerinin tespitinin gerekip gerekmediği toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi.
2. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (2926 sayılı Kanun) 2, 3, 5, 7, 9, 10 ve 36. maddeleri.
3. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği (Tebliğ) ilgili maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemeler ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir.
2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 tarihinde kabul edilip 20.10.1983 tarihli ve 18197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu Kanun'a göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 14.07.2007 tarihli ve 2003/81 Esas ve 2007/50 Karar sayılı kararı ile 2. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “…aile reisi…” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
3. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun sözü edilen 2. maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde;
\"Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar.\" şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
4. Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun \"Tanımlar\" kenar başlıklı 3. maddesinin (b) bendinde \"Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar\" olarak tanımlanmıştır.
5. Bu itibarla 2926 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Kanun'da öngörülen belli bir yaşı dolduran kadın ve erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz (2926 sayılı Kanun md. 5).
6. Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılacak ve Kanun'un 5. maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.
7. Diğer yandan 2926 sayılı Kanun'un 10. maddesinde kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu anlaşılmaktadır.
8. Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulaması ile de Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli ve 2010/10–359 Esas, 2010/ 68 Karar; 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 Esas, 2017/215 Karar ile 15.02.2017 tarihli ve 2015/10-1283 Esas, 2017/242 Karar sayılı kararları).
9. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.
10. Nitekim 2926 sayılı Kanun'a tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu, (J) bendinde ise 2926 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, \"Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler.\" hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.
11. Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bu Tebliğ'in 14. maddesi ile de yukarıda belirtilen 26.03.1994 tarihli Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.
12. 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ'in 12. maddesinin 1. fıkrasında \"4 üncü maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapmamaları veya yaptıkları kesinti tutarlarını 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen engelleyici bir sebep olmaksızın bu Tebliğde belirtilen süre içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, gerçek kişilerin kendileri, kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile ilgili görevlileri, tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst derecedeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.\" hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında kesinti tutarlarını Kurum hesaplarına intikal ettirmeyenlerden prim kesintilerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin 4. fıkrasında ise kesinti yapmak zorunda olduğu hâlde kesinti yapmayan veya yaptıkları kesinti tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmeyen ya da 7. maddede belirtilen kesinti bildirim listesini süresi içerisinde göndermeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.
13. Ayrıca bu Tebliğ'in 13. maddesinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının Kanun'un 59. maddesi uyarınca tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin kesinti yapıp yapmadıklarını, kesinti tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve muhasebe kayıtlarını teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.
14. Tebliğ'in 6. maddesinin 1. fıkrasında \"Ürün alımı sırasında kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle düzenlemek zorunda oldukları belgelere; tarımsal faaliyette bulunanların adı ve soyadını, ürün bedelini, kesinti tutarını, kesinti tarihini ve T.C. kimlik numarasını kaydetmek zorundadırlar.\" hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden 3. fıkrasında ise tarımsal faaliyette bulunanların prim borçlarının, sattıkları ürün bedellerinden kesinti suretiyle ödendiğini ispatlayabilmeleri ve yersiz tahsil edilen kesinti tutarlarını iade olarak alabilmeleri için 1. fıkrada belirtilen bilgilerin alıcılarca düzenlenen belgelerde eksiksiz olarak yer almasını talep etmeleri ve kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
15. Somut olayda 01.02.1999 tarihli vergi mükellefiyetine istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı başlatılan ve uyuşmazlık konusu dönemde sigorta bildirimi bulunmayan davacının 21.10.2020 tarihli dilekçe ile Kemalpaşa Belediyesi tanzim satış mağazasına ait 17.12.1994 tarihli kereviz ürününe ilişkin Bağ-Kur prim kesintisi içeren müstahsil makbuzuna istinaden tevkifata dayalı tescil talebinde bulunduğu, davalı Kurumca bahse konu prim tevkifatının Kurum kayıtlarına intikal etmediğinden bahisle tescil talebinin işleme alınmaması üzerine eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında Torbalı İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 01.11.2021 tarihli araştırma tutanağında 1994-1995 yıllarında çiftçilik yapan davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunarak yazın domates ve biber, kışın ise kereviz ve benzeri sebzeleri ektiği yönünde tespit yapıldığı, tapu kayıtlarına göre davacının zeytinlik vasfında taşınmazlarının bulunduğu, Kemalpaşa Mali Hizmetler Müdürlüğünden 1994-1995 yıllarına ait satışlara ilişkin kayıt ve kesintilerin istendiği ancak tanzim satış mağazasına ilişkin herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığını bildirildiği, davacının Torbalı Ziraat Odası, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatifinde kaydının bulunmadığı, davacı tanıklarının davacının sözü edilen dönemde çiftçilik yaptığını ve Kemalpaşa Belediyesi tanzim satış mağazasına ürün sattığını doğruladığı, İlk Derece Mahkemesince davacının 17.12.1994 tarihli tevfikatı takip eden aybaşı olan 01.01.1995 tarihi itibariyle tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna ilişkin verilen karar davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu kapsamında müstahsil makbuzundaki prim kesintisinin Kurum hesabına intikal etmediği gerekçesiyle kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Özel Dairece bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnildiği anlaşılmaktadır.
16. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurularak bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
17. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-1180 Esas, 2023/678 Karar, 09.10.2024 tarihli ve 2023/10-456 Esas, 2024/512 Karar ile 14.05.2025 tarihli ve 2024/10-359 Esas, 2025/291 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.
18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.