Hukuk Genel Kurulu 2021/475 E. , 2022/1558 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “İşçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi sıfatıyla) verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ....’ye (DEDAŞ) ait olup ihale ile diğer davalı ... Elektrik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Elektrik Ltd. Şti.) tarafından görülen elektrik şebekesi tesisi yapım işinde 17.11.2012 tarihinden 20.07.2013 tarihine kadar kablo döşeme işçisi olarak çalıştığını, müvekkiline çalıştığı süre boyunca ücreti ödenmediği gibi iş sözleşmesinin davalı ... Elektrik Ltd. Şti. tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, aylık ücretinin 2.000TL olmasına rağmen sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, davalı DEDAŞ'ın İş Kanunu 36. maddesi uyarınca ödenmeyen ücret alacağından sorumlu olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin talepleri saklı tutularak ihbar tazminatı ile ödenmeyen ücret, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı:
5.1. Davalı DEDAŞ vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı şirkete işin anahtar teslimi ihale edildiğini, asıl-alt işveren ilişkisinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğinden İş Kanunu’nun 36. maddesi gereği ücret alacağından ve diğer işçilik alacaklarından sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
5.2. Davalı ... Elektrik Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası veya kısmi dava açmasında hukukî yararı olmadığını, 17.11.2012-16.05.2013 tarihleri arasında müvekkili şirkette işçi olarak çalışan davacının iş sözleşmesini haksız olarak kendisinin feshettiğini, ücretinin asgari ücret olup elden ödendiğini, asgari geçim indirimi ücretinin de ödendiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını, hafta tatil alacağının olmadığını, dini ve milli bayramlarda çalışma olmadığından genel tatil ücretinin de olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 14.01.2015 tarihli ve 2013/642 E., 2015/28 K. sayılı kararı ile; davacının davalılara ait elektrik şebekesi tesisi yapım işinde 17.11.2012 tarihinden 20.07.2013 tarihine kadar asgari ücretle kablo döşeme işçisi olarak çalıştığı, günlük çalışma süresinin üzerinde, davacının hafta sonu ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, davacının toplam 4.859,55TL ücret alacağının 2.098,83TL'lik kısmından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca her iki davalının birlikte sorumlu olduğu, kalan kısım ile diğer işçilik alacaklarından davalı ... Elektrik Ltd. Şti.’nin sorumlu olduğu, istifa ederek iş sözleşmesini sona erdiren davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı DEDAŞ vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince 04.05.2018 tarihli ve 2017/12455 E., 2018/10731 K. sayılı kararı ile; davacı ve davalı DEDAŞ vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra;
“Davacı yönünden ise;
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı, resmi kayıtlarda ücretinin asgari ücret olarak gösterilmesine rağmen gerçekte en son net ücretinin aylık 2.000,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı ise davacıyı asgari ücret karşılığında çalıştırdığını savunmuştur. Davacı tanıkları ücret konusunda farklı beyanda bulunmuştur. Mahkemece davacının asgari ücretle çalıştığı kabulüne göre karar verilmiştir. Davacının fiilen yaptığı iş, tanık beyanları ve işyerinin özellikleri birlikte değerlendirildiğinde yukarıda açıklanan şekilde emsal ücret araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
3-Davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı bir diğer uyuşmazlık konusudur.
Davacı iş akdinin işverence haksız feshedildiğini iddia ederek ihbar tazminatı talep etmiş, davalılar davacının istifa ederek işten ayrıldığını belirtmiştir. Davacı tanıkları işverence işten çıkartıldıkları yönünde beyanda bulunmuş, davalı tanığı ise davacının istifa ettiğini sonradan duyduğunu beyan etmiştir. İşverence davacının istifa ederek ayrıldığına dair kayıt ve belge ibraz edilemediğinden davacının ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken bu talebin reddi hatalı olmuştur.
Davalı DEDAŞ Yönünden;
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.
Somut olayda, davacı tarafça dava konusu alacakların 14.01.2014 tarihli celsede arttırıldığı beyan edilmiş ise de arttırıldığı beyan edilen miktara ilişkin harç yatırılmadığı gibi arttırım beyanında da bulunulmadığının anlaşılmasına göre dava konusu tüm alacaklar için dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir….” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 12.06.2019 tarihli ve 2018/619 E., 2019/437 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesince iflasına karar verilen davalı şirket yönünden davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiği belirtildikten sonra, davacının ücret miktarı ile çalışma süresini belirleyebildiği, bu iddialara davalının itiraz etmesinin davayı belirsiz alacak davası hâline getirmeyeceği, bu durumda dava konusu edilen ödenmeyen ücret, ihbar tazminatı ve asgari geçim indirimi alacaklarının belirlenebilir olmasına rağmen hukuka aykırı olarak belirsiz alacak davasına konu edildiğinden belirsiz alacak davası açmakta davacının hukukî yararının bulunmadığı, ayrıca davacının ücretinin miktarı konusunda belirsizlik olsa da 20.06.2014 tarihli bilirkişi raporundaki seçenekli hesaplamalar göz önünde bulundurulduğunda davacının ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretine hak kazanacağı ancak alacak miktarında farklılık olacağı, asgari ücret üzerinden ücret aldığı kabul edilse bile dava dilekçesindeki talepler dikkate alındığında talep miktarlarının bilirkişi raporundaki asgari ücretten hesaplama yapılan kısmın altında kalması karşısında yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
11. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince 03.02.2020 tarihli ve 2020/231 E., 2020/1442 K. sayılı kararı ile; davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra;
“2- Davacı işçiye ödenen ücretin miktarı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden ve taraflar arasında işçiye ödenen ücret hususunda uyuşmalık bulunmasına rağmen emsal ücret araştırması yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel Mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozma ilamına uyulduğunda, bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturduğundan, Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilerek karar verilmesi zorunludur. Dairemizin bozma ilamının iki numaralı bendi gereğince; davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, tarafların bildirdikleri emsal işyerlerinden ve Türkiye İstatistik Kurumu'ndan emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.02.2012 tarih, 2012/13-747 esas, 2012/84 karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtayca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukuki geçerliliğini yitirir. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine uygun olmalıdır.
Mahkemece, yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma sebebi yapılmayan ücret alacağı ve asgari geçim indirimi alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği gerekçesi ile hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Ücret alacağı ve asgari geçim indirimi alacakları bakımından, bozma ilamına uyulmasından sonra oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmeyerek taleplerin reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Dairemizin bozma ilamının üç numaralı bendinde işverence davacının istifa ederek ayrıldığına dair kayıt ve belge ibraz edilemediğinden davacının ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken bu talebin reddinin hatalı olduğu belirtilmesine karşın yukarıda 4 numaralı bentte açıklandığı üzere Dairemizce belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı konusunda bir bozma nedeni bulunmamasına karşın ihbar tazminatı alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği gerekçesi ile hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
5- Dairemizin bozma ilamının dört numaralı bendinde, davacı tarafça dava konusu alacakların 14.01.2014 tarihli celsede arttırıldığı beyan edilmiş ise de arttırıldığı beyan edilen miktara ilişkin harç yatırılmadığı gibi arttırım beyanında da bulunulmadığının anlaşılmasına göre dava konusu tüm alacaklar için dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu belirtilmiştir. Ancak Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın bozma konusu yapılmamış olduğu hâlde davalılardan ... yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
6- Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.03.2016 tarih, 2013/255 esas ve 2016/350 karar sayılı ilamı ile davalılardan ... Elektrik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin iflasına karar verilmesi üzerine Mahkemece alacak davası olarak açılan davanın davalılardan ... Elektrik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kayıt ve kabulü davası devam olunması yerinde ise de karar başlığında ilgili davalı şirketin ünvanının “tasfiye halinde ... Elektrik İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.” olarak gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca karar başlığında Ankara 21. İcra Müdürülüğü’nün davalı olarak gösterilmesi hatalıdır….” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
12. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24.09.2020 tarihli ve 2020/192 E., 2020/618 K. sayılı kararı ile; davacının açmış olduğu fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarına ilişkin davanın bu dosyadan tefriki ile mahkemenin başka bir esasına kaydına, yargılamasına devam edilen dava konusu ödenmeyen ücret, ihbar tazminatı ve asgari geçim indirimi alacaklarının ise belirlenebilir olduğu ve hukuka aykırı olarak belirsiz alacak davasına konu edildiği, uyulmasına karar verilen bozma kararında belirsiz alacak davasına ilişkin bir bozmaya yer verilmemiş ise de, kararda dava türünün irdelenmemiş olduğu, bu durumun davacı lehine usulî müktesep hak oluşturmayacağı, dava şartı olan hukukî yararın varlığının mahkemece yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiği, bu nedenle asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve ödenmeyen ücret alacağı taleplerinin dava şartı olan hukukî yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Mahkemece verilen 14.01.2015 tarihli kararın Özel Daire tarafından 04.05.2018 tarihli kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve ödenmeyen ücret talepleri bozma konusu yapılmadığı hâlde bu alacaklar yönünden belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağının değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı, bu durumun usulî kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun somut olay bakımından uygulanmasına devam olunan 429. maddesine göre, bozma kararı üzerine kendiliğinden tarafları duruşmaya davet eden mahkeme, tarafları dinledikten sonra bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.
16. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra bu karardan dönemeyeceği gibi o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapılarak hüküm kurmak zorunludur.
17. Öte yandan mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bazı konular bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.
18. Somut olayda, Mahkemece 14.01.2015 tarihli birinci kararda, tanık anlatımlarıyla davacının asgari ücret ile günlük çalışma süresinin üzerinde, hafta sonu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ve karşılığı ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle toplam 4.859,55TL tutarındaki ücret alacağının 2.098,83TL'lik kısmından her iki davalının birlikte sorumlu olması nedeniyle her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınmasına, ücretin 2.760,72TL'lik kısmı ile fazla çalışma, asgari geçim indirimi, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ise davalı ... Elektrik Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, ancak iş sözleşmesi istifa nedeniyle sona erdiğinden ihbar tazminatı talebinin reddine yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı DEDAŞ vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece davacı ve davalı DEDAŞ vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra davacının aylık ücret miktarının mahkemece eksik inceleme ile hatalı belirlendiği, ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin ve dava konusu tüm alacaklar için artırım dilekçesi harçlandırılmadığı için dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken artırım dilekçesindeki miktarlar üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
19. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda verilen 12.06.2019 tarihli ikinci kararda, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve ücret alacağına ilişkin taleplerin belirlenebilir olduğu, dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukukî yararın bulunmadığı, davacının ücretinin miktarı konusunda araştırma yapılmasının dava dilekçesindeki talepler dikkate alındığında dosyaya katkı sağlamayacağı, usul ekonomisi gereği yeni rapor alınmadığı, dava dilekçesinde talep edilen miktarlar üzerinden ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalı ... Elektrik Ltd. Şti.’nin iflasına karar verilmesi sebebiyle Ankara 21. İcra Müdürlüğünün 2016/16 İflas sayılı dosyasında iflas masasına işçilik alacağı olarak kayıt ve kabulüne karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine bu kez Özel Dairece davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra ilk bozma kararında bozma kararı gerekleri yerine getirilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğu, davacının ücretinin belirlenmesine yönelik önceki bozma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması gerektiği, ödenmeyen ücret, asgari geçim indirimi ve ihbar tazminatına ilişkin bozma sebebi olarak yer verilmemesine rağmen bu alacak talepleri bakımından hukukî yarar yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesinin ve karar başlığında tasfiye hâlinde şirket yerine İcra Müdürlüğünün gösterilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma üzerine fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacak taleplerinin bu davadan tefriki ile asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının belirsiz alacak davasına konu olmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
20. Görüldüğü üzere, Mahkeme 14.01.2015 tarihli birinci kararında asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve ücret alacağı taleplerinin belirsiz alacak davası olarak açabileceğini kabul ederek bu alacakların esasına ilişkin değerlendirme yaparak hüküm kurmuş, Özel Daire de bahsi geçen alacakların belirsiz alacak davasına konu edilmeyeceğine dair bir değerlendirme yapmaksızın üç alacak kalemi yönünden alacakların esasına ilişkin değerlendirme yaparak bozma kararı vermiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma kapsamı dışında kalan taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilip edilmeyeceği ile ilgili değerlendirme ve inceleme yapılarak bu sefer 14.01.2015 tarihli birinci kararda esastan karar verilen asgari geçim indirimi, ücret ve ihbar tazminatı talepleri bakımından belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceklerinden bahisle istemin hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmaya uyulmakla bozma kararı kapsamı dışında kalarak davacı lehine oluşan usulî kazanılmış haklarında ihlali anlamına gelmektedir.
21. Nitekim Özel Dairece temyiz incelemesi sonucunda yapılan değerlendirme ile bozma kararı kapsamı dışında bırakılan kısımlar kesinleştiğinden bozma kararına uyan mahkeme tarafından kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemeyeceği ve bozma konusu kısımlar hakkında da bozma doğrultusunda inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği açıktır.
22. Yapılan bu açıklamalar karşısında, mahkemece yapılacak iş, davacının fiilen yaptığı iş, tanık beyanları ve işyerinin özellikleri birlikte değerlendirilerek bozma kararında belirtildiği şekilde emsal ücret araştırması yapılarak davacıya ödenen aylık ücret miktarının belirlenmesi, davacının talep ettiği ihbar tazminatının hüküm altına alınması ve bozma dışı kalan asgari geçim indirimi alacağının ise önceki karardaki gibi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, dava şartı olan hukukî yararın yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği, ancak ödenmeyen ücret, asgari geçim indirimi alacakları ve ihbar tazminatının belirlenebilmesi için işverende bulunan bilgi ve belgelerin verilmesi ve tahkikata ihtiyaç duyulduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi yerinde olduğundan bozma doğrultusunda inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davacı vekilinin temyiz istemi bakımından bu değişik gerekçe ile bozma kararı verilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
24. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.11.2022 tarihinde yapılan ikinci görüşme sonucunda oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.