1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/772 E., 2026/4572 K.

Yargıtay 24.06.2026 Sayı: 2025/772 E. - 2026/4572 K. 8. Hukuk Dairesi

8. Hukuk Dairesi 2025/772 E. , 2026/4572 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2024/829 E., 2024/1373 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI\t: 2022/274 E., 2024/113 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı mülhak vekili tarafından duruşma istemli olarak, davalı ... vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın Diyarbakırda kurulu ... Vakfından nafaka ve giysi yardımı almaya müstahak vakıf evladı olduğunu, yıllık ödenen nafaka giysi yardımının erkek evladlara ödenen galle fazlasına göre çok düşük olduğunu, yıllık ödenen 15.810,40 TL yardımın 50.000,00 TL'ye artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; idare aleyhine açılan davanın hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu, davaya konu vakfın mülhak bir vakıf olduğu ve kendi yöneticisi eliyle yönetildiğini, 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 76. maddesinde mülhak vakıflarda vakıf yönetimine, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasına ait davalarda vakıf yönetimi ile Genel Müdürlük birlikte hasım gösterildiğini, dava konusu nafaka yardımının arttırılması olduğundan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesini savunmuştur.

2. Davalı Mülhak ... Vakfı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde nafakanın artırılmasının talep edildiğini, müvekkili vakfın vakfiyesinde vakıf gelirlerinin ne şekilde vakıf evlatlarına dağıtılacağına ilişkin kurallar belirlendiğini, bu kurallara ilişkin hak iddiasında bulunan ilgili kişilerle davalar açıldığını ve tüm yargılama aşamalarından geçerek kurallar bir kez de yargı kararlarıyla belirlendiğini, vakfiyede kız çocuklarına nafaka ve giyim yardımı yapılacağının öngörüldüğünü, bu nafaka ve giyim yardımı konusunda herhangi bir miktarın vakfiyede öngörülmediğini, vakıf yönetiminin nafaka ve giyim yardımını 19.000 TL olarak belirlediğini, bu bedelden kanuni vergiler düştükten sonra ilgilisine ödendiğini, nafaka miktarının belirlenmesinin vakıf yönetiminin takdirinde olduğundan bu hususta vakıf yönetimine müracaat edildiğini, davacının tüm ihtiyaçlarının değil sadece yiyecek-içecek ve giyecek miktarının belirlenmesi gerektiğini, vakfın gelirinin azlığı ya da çokluğu davacının aldığı nafaka miktarına herhangi bir etkisi olmadığını, nafaka miktarının artırılması için dava açılması gereksiz olup nafaka miktarının artırılması veya enflasyon farkı gözetilerek vakıf yönetimine müracaatı ile bir sonraki yılda alması gereken nafaka miktarı için vakıf yönetimine müracaatı gerektiğini, ancak bu yol izlenmeden doğrudan sanki daha önce Mahkemece belirlenen bir nafaka miktarının olduğu varsayılarak nafaka miktarının artırılması davasının açılmasının hukuka aykırı olup kanuni dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetime elverişli bilirkişi heyeti raporunda, davacı ...'a davalılardan ... Vakfı Mütevelliliğince ödenecek yıllık nafaka miktarının 2016 tarihi için 31.000 TL olarak tespit edildiği, 2016 tarihini takip eden yıllar için ise vakfın gelir gider durumunun elverişli olduğu müddetçe her yıl vakfın erkek çocuklarından gelen kız evlatlarına vakıftan o yıl için tespit ve tayin olunan asgari ücretin 1,5 katı kadar giyim ve nafaka yardımının (Örneğin aylık asgari ücret 10.000 TL ise 1,5 katı aylık 15.000 TL) Vakıf Mütevelliliği tarafından ödenmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ve \"davacı ...'ın davalılardan ... Vakfı tarafından ödenen yıllık nafaka miktarının 2016 tarihi için 31.000,00 TL olarak tespitine, sonraki her bir yıl için o yıla ait brüt asgari ücretin 1.5 katı oranında arttırılması gerektiğinin tespitine\" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı her iki davalı vekilinin ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vakıfa ait kayıtlar, nüfus kayıtları, ... cevabi yazısı ile dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre vakıf evladı olduğu anlaşılan davacının nafaka artırımı hususundaki talebine ilişkin İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; 5737 sayılı Kanun'un 76. maddesi gereğince, mevcut davada ... ve vakıf yönetimi kanuni hasım olduğundan davanın kabulü halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek davalıların istinaf başvurusu kabul edilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmuş ve \"davacı ...'ın davalılardan ... Vakfı tarafından ödenen yıllık nafaka miktarının 2016 tarihi için 31.000,00 TL olarak tespitine, nafakanın sonraki her bir yıl için o yıla ait brüt asgari ücretin 1.5 katı oranında arttırılması gerektiğinin tespitine\" yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın, konusu itibarıyla bir hakkın varlığının tespitinden değil hak edildiği iddia edilen bir alacağın ödenmemesi veya eksik ödenmesinden kaynaklandığını, bu haliyle idarenin davada hasımlık sıfatının bulunmadığını, Mahkeme tarafından idare yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Mülhak ... Vakfı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, davaya konu alacak talebinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) hükümlerine göre hangi nafaka türünde yer aldığı sınıflandırılması yapılamayacak olan bir tür olduğundan 4721 sayılı Kanun'da yer alan nafaka türlerine benzetiliyor şeklinde bir beyanın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, benzetmeye dayalı bir yorum yapılmasının kanunilik ilkesine aykırı olduğunu, sadaka niteliğinde olan yardımın, Mahkemece bireylerin sosyal statülerinin araştırılarak yapılması gerektiğini, vakfın hiç bir geliri olmadığı varsayıldığında nafaka ve yardım miktarının bu durumda nasıl TÜİK ve yeniden değerleme oranları verilerine göre hesaplanacağını, vakıf geliri var kabul edilerek objektif kıstaslar koymadan ve vakıf senedine göre yorum yapılması gerekirken sadece hesaplama yapılarak karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, nafaka ve giysi yardımı almaya müstahak vakıf evladı olduğu iddia edilen davacıya ödenen yıllık yardım miktarının düşük olduğu gerekçesi ile artırılması istemine ilişkindir.

1. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı ... Kanunu (2762 sayılı Kanun) gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un \"Tanımlar\" başlıklı 3. maddesinde intifa hakkı, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un \"İntifa hakkı\" başlıklı 75. maddesi gereği mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle düzenleneceği, ... Yönetmeliği'nin 53. maddesine göre; vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren Mahkeme kararıyla müracaat etmeleri gerektiği; 55. maddesinde ise; vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarihin İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödemenin Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılacağı düzenlenmiştir.

Vakıf evladı kararı ile intifa hakları olarak vakfiyede öngörülen sükna hakkına müstahak vakıf evladı, galle fazlasına müstahak vakıf evladı, somut uyuşmalıkta olduğu gibi kız evlada şart kılınan nafaka ve giysi yardımı almaya müstahak vakıf evladı veya vakfı yöneticisi olmaya dair tevliyete ehil vakıf evladı kararları mahiyeti ve bu kararlara bağlanan sonuçlar itibari ile farklı karar olup vakıf evladı olduğunun tespiti davasında sadece vakfedenin kan bağı yolu ile soyundan gelmek yeterli olup açılan dava da bu hususun ispatı gerek ve yeterlidir. Yani bu nevi bir kararda vakfiyedeki şartların incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak sükna hakkına müstahak vakıf evladı, galle fazlasına müstahak vakıf evladı, somut uyuşmalıkta olduğu gibi kız evlada şart kılınan nafaka ve giysi yardımı almaya müstahak vakıf evladı veya vakfı yöneticisi olmaya dair tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespiti davalarında vakıf evladı olduğunun ispatı (vakfedenin kan bağı yolu ile soybağından gelme) yanında talebe göre vakfiyede öngörülen örneğin kız-erkek evlad, batın şartı gibi hususların incelenmesi ve davacının açtığı dava türüne göre vakfiyedeki şartları sağlaması halinde davasının kabulüne karar verilebilecektir. Dolayısı ile vakıf evladı kararının tek başına vakfiyede öngörülen intifa haklarını talep etme hakkı vermeyeceği açıktır. Aksinin kabulü halinde somut uyuşmalıkta olduğu gibi Vakıfın kız evladının vakfiyede erkek evlada şart kılınan galle fazlasını talep etmeye veya erkek evladın da kız evlada verilmesi şart kılınan nafaka ve giysi yardımına talep hakkı doğrucaktır.

13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (6111 sayılı Kanun) 208. maddesi ile 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesine; “intifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren Mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”, “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren Mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümlerinin ilave edildiği, 6111 sayılı Kanun’un 209. maddesi ile de 5737 sayılı Kanun’a geçici 10. madde hükmü eklenerek; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun'un 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı düzenlendiği, davacı, eldeki davada intifa haklarından olan kız evlada şart kılınan nafaka ve giysi yardımına dayalı olarak tarafına ödenen gelirin artırılmasını dava konusu ettiğine göre, 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7. maddesine ek fıkralar getiren 208. maddenin, aynı Kanun’un 209. madde hükmü gözetilmek suretiyle yargılaması devam eden eldeki davaya uygulanacağının açık olduğu, kız evlada şart kılınan nafaka ve giysi yardımının 5737 sayılı Kanun'un 75. ve ... Yönetmeliği'nin 53... . maddeleri gereği nafaka ve giysi yardımı alamaya müstahak vakıf evladı olduğunu kesinleşmiş Mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenecektir.

Davacının, vakfın nafaka ve giysi yardımı alamaya müstahak vakıf evladı olduğu şeklindeki kabulün dayanağı olan Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2014/890 Esas, 2014/1128 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... ve arkadaşları tarafından mülhak Vakıf ile ... aleyhine açılan dava da; davacıların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitinin istendiği; Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıların ... Vakfı'nın evladı olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, verilen karar Yargıtay denetimden geçerek 17.05.2016 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu kararda davacıların, kız evlada şart kılınan nafaka ve giysi yardımına dair talepleri olmadığı için bu yöne ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Buna göre; davacının eldeki davayı açabilmesi için öncelikle nafaka ve giysi yardımı almaya müstahak vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş Mahkeme kararı olması gerektiği, davacının bu yönde kesinleşmiş Mahkeme kararı olmadan davacıya ödeme yapılamayacağı gibi eldeki davayı da açamayacağından davanın bu nedenle reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi,

2. Kabule göre de; mazbut ve mülhak vakıflarda; galle fazlası ve diğer intifa hakkına konu ödemeler yıllık olarak yapılmakta olup yıllık gelir brüt olarak belirlendikten sonra, vakfiyeye göre yapılacak tamirat, görevli ücretleri, hayır ödemeleri, tevliyet ücreti gibi giderler düşüldükten sonra mevcut evlat sayısına göre ödeme miktarı belirlenerek ödeme yapılmaktadır. Yani vakfın gelirleri yönünden öyle yıl olacak ki, belki geliri olmayacak veya gelirleri giderlerini dahi karşılayamayacak. Dolayısı ile Türk Medeni Kanunun'da düzenlenen nafaka gibi tarafların sosyal ekonomik durumlarına göre önceden ödenecek miktarın tespiti mümkün olmadığı gibi ödenen miktarın düşük olduğunu düşünen vakıf evladı, uygulamada sıkça karşılaşılan galle fazlasının eksik ödendiği iddiası ile açılan alacak davası gibi eda davası açabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığının düşünülmemesi doğru görülmemiş, davalı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı mülhak Vakıf'a iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı