1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/928 E., 2025/2555 K.

Yargıtay 25.03.2025 Sayı: 2024/928 E. - 2025/2555 K. 8. Hukuk Dairesi

8. Hukuk Dairesi 2024/928 E. , 2025/2555 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2022/606 E., 2023/3928 K.

KARAR\t: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI\t: 2021/143 E., 2021/232 K.

Taraflar arasında İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde; davacılar ... ve ...'ın mazbut ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davacıların babası ... hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/460 Esas, 2014/376 Karar sayılı dosyası ve iş bu dosyada alınan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak davanın kabulüne ve davacıların \"... Vakfının vakıf evladı olduğunun ve bu vakfın gelir fazlasının vakıf kurucusunun kardeşleri ve altsoyundan gelenlerle birlikte hissesi oranında müstehak olduğunun tespitine\" karar verilmiştir.

Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/166 Esas, 2010/715 Karar sayılı ilamının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacıların vakfın kurucusu ile olan soy bağını ispat ettikleri ve galle fazlası almaya ehil oldukları, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, davacıların üst soyunun vakıf evladı olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olmasına, davaya konu vakfın vakfiyesinin incelenerek, konusunda uzman bilirkişi tarafından dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen raporun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında Mahkemenin hukuki değerlendirmesi bakımından, kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, davacıların üst soyunun vakıf evladı olmasının davacıların da vakıf evladı oldukları anlamına gelmediğini, öncelikle davacılar ile vakfeden arasında soybağının kurulması, daha sonra da vakfiyede şartların incelenmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, sunulan ve re'sen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu (2762 sayılı Kanun) gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, 5737 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanun'a göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliği'ne göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.

Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.

Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı'na göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Dolayısı ile davacıların babası ... hakkında verilen ve kesinleşen vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı kararının, dosya tarafların farklı olması nedeni ile incelemeye konu dosya yönünden kesin hüküm oluşturmayacaktır.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu ... Vakfı'nın 09.07.1947 tarihinde mazbut vakıflar arasına alındığı, vakfın Evahir-i Safer 1035 H/Kasım 1625 M, Evail-i şehri ... 1040 H./Nisan 1631 M ve Evail-i ... 1040 H./03 Nisan 1631 M tarihli birden fazla vakfiyesinin bulunduğu, Evail-i şehri ... 1040 H./Nisan 1631 M tarihli vakfiyede galle fazlasına dair hüküm bulunmadığı, ancak Evahir-i Safer 1035 H/Kasım 1625 M ve Evail-i ... 1040 H./03 Nisan 1631 M tarihli vakfiyelerde sükna hakkı, galle fazlası ve görev karşılığı olmayan ücretlere dair ayrı ve özel düzenlemelerin bulunduğu ve vakfedenin kendi altsoyu dışında kardeşi ... ... ve çocukları ..., ... ve kızı ...'ya, kardeşi ...'nın oğlu ...'ye, halasının oğlu ... ... ve ... ... ile azatlı kölelerinden İftihar Hatun lehine şartlar bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; öncelikle davacıların, vakfeden İsmail ...'nın kardeşi ...'nın alt soyu mu yoksa ... ... ...'nın altsoyları mı veya vakfiyelerde sayılan kişilerden hangisinin alt soyu oldukları ile sükna hakkı, galle fazlası ve görev karşılığı olmayan ücretlere dair bu güne kadar oluşan teamül ve vakfa kayıtlı evlat listesi ile dayanakları, davacıların babası hakkında verilen İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/460 Esas, 2014/376 Karar sayılı dosyası, iş bu ilama dayanak alınan Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/166 Esas,2010/715 Karar sayılı dosyası da getirtilerek her bir vakfiye yönünden ayrı ayrı değerlendirme içeren eski vakıf hukuku alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınarak Mahkeme hakimince bilirkişi raporu ve dayanak ilamlar denetlenip tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, infazda çelişki oluşturabilecek şekilde ve eksik araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı