8. Hukuk Dairesi 2024/1928 E. , 2025/4510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/6 E., 2023/1321 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/681 E., 2020/316 K.
Hasımsız olarak Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı ...'nın vakıf senedinin 3, 6 ve 26. maddelerinde yapılan değişikliklerin tescili istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, vakıf senedinde yapılan değişiklikle amacın tamamen değiştirilip genişletildiği, kuruluş mal varlığında da değişikliğin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; tescili istenilen değişikliklerin vakfın amacını değiştirip genişleteceği, yenisi eklenmek suretiyle mevcut yararlanan vakıf üyelerinin hak ve menfaatleri etkileneceği ve vakfın amacından yararlanacakların kapsamının kuruluş anındaki kurucu iradenin amacını çok aşacağı, yapılan değişiklikte vakfın amacına ve kapsam yönünden faaliyetlerine ilişkin değişiklik olduğu, yine kurucu irade tarafından vakfın kuruluş mal varlığı 60.000 TL olarak belirlendikten sonra elde edilen mal varlığı olmayan ve tadil senediyle dahil edilen kuruluşlarca mal varlığı eklemesi yoluyla toplam mal varlığının arttırılması da kuruluş senedindeki hükümlere aykırı olduğu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün görüşünün de bu yönde bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava; Vakıf senet değişikliğinin tescili istemine ilişkindir.
1.Vakfın amacının düzenleyen vakıf senedi 3. maddede yapılan değişikliğin tescili isteminin reddine yönelik davacı vekilinin temyizi yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 Sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesine göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı Kanun'un 102. maddesi gereği vakıf kurma iradesinin, resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, vakfın yerleşim yeri Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı; 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89. maddesinde ise, vakıf senedinin düzenleme şeklinde yapılması gerektiği yapılacak değişikliğin de aynı usule tabi olduğu hükme bağlandığından; vakıf senedinde yapılması istenilen değişiklik de resmi senetle, diğer bir deyimle noterde re’sen düzenleme şeklinde yapılmalıdır.
Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarında, vakıf hukukunda aslolan vakıf senedinde yansıyan kurucu iradenin kanunların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla çok önemli bir sebep bulunmadığı takdirde olduğu gibi korunması yani vakfedenin arzusuna ve iradesine aykırı düşecek şekilde değişiklik yapılmaması kabul edilmiştir. Eğer durum ve şartlardaki gelişmeler vakıf senedindeki değişikliği zorunlu hale getiriyor ise ancak o zaman vakfedenin amacına ve iradesine açıkça ters düşmeyecek şekilde değişiklik mümkündür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; vakıf senedinin "Mal Varlığı" başlıklı 6. maddesinde vakfın kuruluş malvarlığının vakfa özgülenen 60.000 TL'den meydan geldiği, maddenin ikinci fıkrasında ise bu miktarın kuruluş malvarlığı olarak belirlendiği, vakfın kurulmasını müteakip malvarlığına yapılacak ilavelerle artılabileceği şeklinde iken yapılmak istenilen değişiklik ile kuruluş malvarlığı 60.000 TL'ye, 60.000 TL daha eklenmek suretiyle vakfın toplam malvarlığının 120.000 TL'ye çıkartılmış; "Vakfın Kurucusu" başlıklı 26. madde ise, özgülenen mali değer 60.000 TL'dir şeklinde iken 6. madde de yapılmak istenilen değişikliğe uyum açısından yapılmak istenilen değişiklik ile özgülenen mali değer 60.000 TL'den 120.000 TL'ye çıkartılmıştır.
Her ne kadar yukarıda da açıklandığı üzere önemli bir sebep yok ise vakıf senetlerinde kurucu iradenin korunması gerekmekte ise de, değiştirilmek istenilen vakıf senedinin 6. maddesinde vakfın kurulmasını müteakip malvarlığına yapılacak ilavelerle artılabileceği kurucu irade olarak vakıf senedine yansıtılmış olup yapılan değişiklik ile vakfın malvarlığının artılması öngörülmekte olup az önce değinildiği üzere iş bu değişiklik kurucu iradeye aykırı olmadığı gibi vakfın da yararınadır. Vakıf senedinin 26. maddesindeki değişiklik ise 6. maddede yapılmak istenilen değişikliğe uyum sağlama amacını gütmektedir. Dolayısı ile vakıf senedinin 6 ve 26. maddesinde yapılmak istenilen değişikliler yönünden tescil talebinin kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda gösterilen hususlar doğrultusunda davacı vakıf yönetimine yetkili organının kararından sonra noterden yeni bir düzenleme şeklinde vakıf senedinin hazırlanması için süre verilmesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 112 - 113 ve Vakıflar Yönetmeliği’nin 14. maddeleri gereğince hazırlanacak bu senet hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de görüşü alınmak suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
A.)Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
B.1) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin vakfın amacını düzenleyen 3. maddede yapılmak istenilen değişikliğin tescili talebinin reddine ilişkin kararına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
B.2) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yukarıda (2.) no.lu bentte açıklanana nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.