8. Hukuk Dairesi 2023/6664 E. , 2025/1041 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/396 E., 2020/269 K.
DAVA TÜRÜ : ... zararının davalılardan tahsili
KARAR : Bozma sonrası asıl davanın kısmen kabulü,
Birleşen 2013/420 E, 2019/2 E, sayılı dosyalarda davanın reddine,
Birleşen 2019/1 E, sayılı dosyada davalı ... yönünden davanın kabulü, diğer davalılar yönünden davanın reddi
Taraflar arasındaki vakıf zararının davalılardan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda birleşen dosyalar üzerinden verilen kararlar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, Mahkeme kararlarının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen dosyalar üzerinden bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2013/420 Esas ve 2019/2 Esas sayılı dosyalarda davanın reddine, birleşen 2019/1 Esas sayılı dosyada davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekilince duruşma istemli, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından duruşma istemi olmaksızın ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleşen dosyalar dava dilekçesinde; davacı vakfın 2004 ile 2008 yılları arasında yönetiminde bulunan davalıların, vakfa ait bütçeyi 3294 sayılı Kanun'da belirtilen vakfın kuruluş amacına ve yardım kapsamına aykırı şekilde bir bölümünü kaymakamlık personeline ek ücret olarak ödemesi ayrıca polis memurlarına yiyecek yardımı amacıyla kumanya bedeli, spor takımlarına yol harcırahı, farklı makamlarda bulunan kişilere yapılan hediye karşılığı ödenmesi ve bazı okullara kayıt dışı yardım yapılmakla bu yardımların akıbetinin tespitine yönelik kaydın bulunmamasının, bütçesi farklı olmasına rağmen kaymakamlık binasına ait araç ve gereçlerin bakım ve onarımı da vakıf bütçesinden karşılandığından usule ve esasa aykırı olarak harcama yaptıklarından fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı tutularak; asıl dosyada 18.963 TL'nin; birleşen 2013/420 Esas sayılı dosyada 5.846 TL'nin; birleşen 2019/1 Esas sayılı dosyada 9.522 TL'nin; birleşen 2019/2 Esas sayılı dosyada 23.177 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiş, 08.10.2020 tarihli dilekçe ile de her bir dosya için talep edilen miktarlar açıklanmıştır.
Mahkemece, 26.01.2016 tarihli ve 2013/397 Esas 2016/74 Karar sayılı (bozma sonrası 2019/1 Esas ve 2019/223 Karar) ilk kararı davanın kabulü ile 9.522,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hükmün bir kısım davalılar ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.10.2018 tarih ve 2017/8769 Esas 2018/17577 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece, 24.11.2015 tarihli ve 2013/398 Esas 2015/357 Karar sayılı dosya üzerinden (bozma sonrası (2019/2 Esas ve 2019/93 Karar) davanın kısmen kabulü ile 19.531,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hükmün, davalı ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.10.2018 tarih ve 2017/8768 Esas, 2018/17576 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Her iki bozma ilamında da; davanın, vakfın 2004 ila 2008 yılları arasındaki vakıf mütevelli heyeti tarafından vakfa verilen zararın tahsili istemine ilişkin olduğu, bu zararın tahsili için Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/419 ve 2013/420 Esas sayılı ve Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/398, 2013/397, 2013/396 Esas sayılı davaların açıldığı, aynı gün temyiz incelemesi yapılan Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/398, 2013/397 Esas sayılı dosyalarında talep edilen harcama kalemlerinin aynı sebebe dayandıkları anlaşıldığından; bu durum dikkate alınarak, alacağın aynı dönemdeki eylem ve işlemlerden kaynaklanması, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları, çelişik kararlara sebebiyet verilmemesi ve usul ekonomisi de dikkate alınarak dava dosyaları incelenip, karar verilip kesinleşmemiş olanların birleştirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve 2004 ila 2008 tarihleri arasındaki mütevellilerin tek tek tespit edilerek, her bir harcama kalemine ilişkin giderin, karar altında imzası bulunan mütevelli heyeti üyelerinden müşterek ve müteselsil olarak tahsili gerekirken, mükerrer ödemeye de neden olabilecek şekilde bu ayrıma dikkat edilmeden karar verilmesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararlarının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemelerce bozma ilamlarına uyularak dava dosyalarının 2013/396 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildikten sonra, asıl dava yönünden davacı vekilinin 08.10.2020 havale tarihli açıklama dilekçesinde belirtilen ve hükme esas alınan raporda tespiti yapılan 1.180,00 TL, 1687,00 TL, 649,00 TL, 716,00 TL ile 10.593,00 TL olmak üzere toplam 14.825,00 TL üzerinden; birleşen 2019/1 Esas ve 2019/223 Karar sayılı (eski 2013/397 Esas 2016/74 Karar sayılı dosya) dosya yönünden, 08.10.2020 havale tarihli açıklama dilekçesinde belirtilen 4.987,00 TL ile 3.496,00 TL'lik harcamaların ...’a vekaleten ... imzası ile yapıldığı, burada harcama yetkilisinin ... olduğu, anılan zarardan bu kişinin sorumlu olduğu ancak ilgili dosyada davalı olarak gösterilmediği, hükme esas alınan rapordaki diğer 2007 tarihli harcamaların ise ...’e vekaleten ... imzası ile yapıldığı, harcama sorumlusu ... olduğundan bu davalı yönünden taleple bağlı kalınarak 9.522,00 TL’nin birleşen dava tarihi olan 06.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalıların zarara konu işlemde imzalarının bulunmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığı kanaatine varılarak bu davalılar yönünden davanın reddine; birleşen 2019/2 Esas ve 2019/93 Karar sayılı (eski 2013/398 Esas 2015/357 karar sayılı dosya) dosya yönünden: hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2008 tarihli harcamalara yönelik zarar tespiti yapılmadığından davanın tümden reddine; birleşen Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/420 Esas ve 2015/230 Karar sayılı dosya yönünden ise hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2005 ve 2009 tarihli harcamalara yönelik zarar tespiti yapılmadığından davanın tümden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk Hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, vakfın 2004 ila 2008 yılları arasındaki vakıf mütevelli heyet tarafından vakfa verilen zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamlarına uyulmuş ise de gereği tam yerine getirilmemiştir.
Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı kanunlarımıza göre Mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması zorunludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 47. maddesine göre başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarının, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanacakları, 49 ve 50. maddelerde ise tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyeti kazanacakları ve tüzel kişinin iradesini, organları aracılığıyla açıklayacağı, organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu oldukları, 101. madde de vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olarak nitelendirilmiştir. Aynı Kanun'un 111. maddesi gereği vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetleneceği düzenlenmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanun'unun 3. maddesine göre, Mülga 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanun'u hükümlerine göre kurulan vakıfların yeni vakıf olarak tanımlandığı; 4721 sayılı Türk Medenî Kanun'u, Vakıflar Kanun'u ve vakıf senedi göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organın vakıf yönetimi olarak adlandırıldığı; 4. madde gereği, vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip oldukları; 6. maddenin son fıkrasına göre ise yeni vakıfların yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı, 10. maddenin son fıkraları gereği vakıf yönetiminde yer alan kişiler ile vakıf çalışanlarının kusurlu fiilleri nedeniyle vakfa verdikleri zararlardan sorumlu oldukları açıkça düzenlenmiştir.
İl ve ilçe merkezlerinde kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV), 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanun'u hükümlerine istinaden, Türk Medeni Kanun'u hükümlerine göre kurulmuş, 5737 sayılı Vakıflar Kanun'u kapsamında özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir vakıftır.
SYD Vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyeti, 3294 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde belirtilen atanmış ve seçilmiş üyelerden oluşmaktadır. İl merkezlerindeki vakıflar yönünden mülkî idare amiri (Vali) vakfın tabii başkanı olup, Büyükşehir Belediye Başkanı, Defterdar, İl Millî Eğitim Müdürü, İl Sağlık Müdürü, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü, İl Müftüsü, vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Aynı zamanda mütevelli heyetinde belirli sayıda muhtar, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve hayırsever vatandaşlar da yer almaktadır. Vakfın tek organı mütevelli heyeti olup, mütevelli heyeti, vakfın hem karar hemde yürütme (icra) organıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, SYDV'lerin tek organın mütevelli heyeti olduğu, ikinci bir organın bulunmadığı, vakıf yönetiminde yer alan kişiler ile vakıf çalışanlarının kusurlu fiilleri nedeniyle vakfa verdikleri zararlardan sorumlu oldukları açıkça düzenlenmiştir.
Dairenin bozma ilamında açıkça 2004 ila 2008 tarihleri arasındaki mütevelliler tek tek tespit edilerek, her bir harcama kalemine ilişkin giderin, karar altında imzası bulunan mütevelli heyeti üyelerinden müşterek ve müteselsil olarak tahsili gerekirken, mükerrer ödemeye de neden olabilecek şekilde bu ayrıma dikkat edilmeden karar verilmesi nedeni ile Mahkeme kararı bozulmasına rağmen asıl dosyada zararın davalılardan müştereken ve müteselsil olarak tahsili yerine davalıların toplam zarardan 1/12 oranında sorumlu olduklarına; birleşen 2019/1 Esas ve 2019/223 Karar sayılı dosyada tespit edilen zarardan vakıf yöneticisi (harcama yetkilisi) ... yanında denetim görevini yerine getirmeyen, harcama için yetki ve izin veren o dönemde vakfın yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyeti üyelerini sorumluluktan kurtarmayacağı ve vakıf zararından sorumlu olduklarının düşünülmemesi ile birleşen 2019/2 Esas ve 2019/93 Karar sayılı dosya ile birlikte birleşen Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/420 Esas ve 2015/230 Karar sayılı dosyalarında yetersiz bilirkişi raporu ve yanılgılı değerlendirme sonucu vakfın zararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Buna göre Mahkemece yapılacak iş; davaya konu edilen vakıf zararının hangi döneme ait olduğunun 26.08.2009 tarihli denetim raporu ile davacı vekilinin 08.10.2020 tarihli açıklama dilekçesi de dikkate alınarak tespitinden sonra bu dönemlerde kimlerin vakıf mütevelli heyetinde yer aldıklarının dönemler itibariyle kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti, bu amaçla alacağının dayanağını oluşturan zararlar bakımından tüm kayıt, defter ve belgeler getirtilip tarafların delilleri toplanıp, iddiayla ilgili daha önce dosyada görev almamış alanında uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, denetime elverişli ve ayrıntılı alınacak rapor alınarak sonucuna göre karar vermektir.
S O N U Ç :
Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi gereğince miktar itibari ile karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.