1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/252 E., 2025/6994 K.

Yargıtay 26.11.2025 Sayı: 2023/252 E. - 2025/6994 K. 8. Hukuk Dairesi

8. Hukuk Dairesi 2023/252 E. , 2025/6994 K.

\n\"İçtihat Metni\"MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI\t: 2021/672 E., 2022/2749 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI\t: 2019/136 E., 2020/272 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

\tDava dilekçesinde; davacı ...'un mazbut ... Vakfı'nın (... Vakfı) vakıf evladı olduğu ile galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti talep edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonuda; alınan bilirkişi raporunda vakfiye kapsamında vakfiyede evlat kelimesinin üç kere tekrarlanmış olması nedeni ile davacının vakıf evladı olduğu ve galleye müstehak evlat sıfatını kazandığının tespit edildiği, davacının kardeşleri olan ... ve ... ...'nin aynı yöndeki davası olan Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/17 Esas, 2010/270 Karar sayılı dava dosyasında da kesinleşen Mahkeme ilamı gereğince davacının kardeşlerinin vakıf evladı ve galleye müstehak evlat olduklarına dair tespit yapıldığı, tüm bu sayılan hususlar değerlendirildiğinde davacının vakıf evladı olduğu ve vakfiyede belirtilen galleyi almaya hak kazanma şartlarını taşıdığı dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacının ... Vakfı evladı olduğuna ve galleye müstehak evlat olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacının kardeşleri ... ... ve ...'nun galleye müstehak vakıf evlatları olduklarına dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve vakıf evlat listesinde adlarının yer aldığı, düzenlettirilen bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve davacının galleye müstehak vakıf evladı olduğunun dosya kapsamından sabit olduğu gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek vakfiyeye göre gelir fazlasından vakfedenin birinci ve ikinci batında bulunan erkek ve kız evladı ile vakıf kurucusunun anne bir kardeşi ... ile ... Efendinin birinci ve ikinci batındaki evlatlarına günlük 120'şer akçe verilmesi kalan fazla ile vakıfta hıfz olunup vakfa akar satın alınmasının şart edildiğini; vakfın evlatlarına bugün herhangi bir intifa ödemesinin vakfiye gereği mümkün olmadığını, dosyaya sunulan intifa hakları komisyonu raporuna göre birinci ve ikinci batındaki evlatların inkıraz bulduğu, dolayısı ile Mahkeme kararı ile galle fazlası alamaya hak kazanan evlat dışında kalanlara yeniden ödeme yapılmaması gerektiğinin belirtildiğini, vakıf ve miras hukukunda uzman olmayan bilirkişiden alınan rapora dayalı olarak verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)

33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.

Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde, ... vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı ... Kanunu'nun (2762 sayılı Kanun) gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un 5737 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mazbut ... arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut ... arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

... Kanunu ve ... Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve ... vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.

Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soybağı olan ya da soybağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.

Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağının mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.

Davacı ile vakfeden arasında soybağı kuruluyor ise davacının vakfın evladı olduğu, vakfiyede öngörülen galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olması halinde ise galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verilmesi gerektiği, başka bir deyişle vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olmaması halinde sadece vakıf evladı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekecektir.

Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soybağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kan bağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile İdarenin (... veya ... Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir Mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.

Yargıtay uygulamalarında Osmanlı döneminden kalan ... ve bu vakıfların kurucuları ile arasında soybağı ilişkisinin kurulmasının davacı tarafa manevi haz vereceği dikkate alınarak bu şekilde bir dava açılmasında hukuki yararın var kabul edildiği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli ve 2017/8(18)-1923 Esas, 2019/1217 Karar sayılı ilamında; galleden yararlanmak için vakfiyedeki koşulların oluşmadığı belirlenmiş olsa da bu kişilerin vakfeden ile soybağı tespit edilerek vakıf evladı oldukları belirlenmişse, davacının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.6.1999 tarihli ve 1999/18-497 Esas, 1999/503 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.

Nüfus kayıtlarına göre davacının üst soyunda yer alan ...'ın (1884-1963) kardeşi ... ...'ün vakfın son mütevellisi olduğu, yine davacının kardeşleri ... ... ve ... ... hakkında Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/17 Esas ve 2010/270 Karar sayılı kararı ile diğer kardeşi ... ... hakkında ise Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/279 Esas ve 2018/531 Karar sayılı kararı ile vakıf evladı ve galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verilmiş olması nedeni ile davacı ile vakfeden arasında usulüne uygun soybağı kurulmaktadır.

Şimdi galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti için ikinci aşama olan, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.

743 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulan ..., amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “... vakıf” ve “... vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan ... vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. ... vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda evladiye davaları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, Ankara 1998, s. 145-146; Uluç, Y.: ... Hukuku ve Mevzuatı, Ankara 2008, s. 49).

Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (..., ...; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.

Bu genel açıklamalar sonrası dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu ... Vakfı'nın (... Vakfı) ... Meclisinin 20.07.1999 tarihli ve 548 sayılı Kararı ile 2762 sayılı Kanun'un 39. madde gereği mazbut ... arasına alındığı, Vakfın 26 Cemziyel-evvel 1236 H. / 01... M.; 21 Şevval 1241 H./ 29... M.; Zilhicce 1242 H./28 Haziran 1827 M.; 5 Rebiul-evvel 1246 H./24 Ağustos 1830 M. tarihli vakfiye ve zeyl vakfiyelerinin bulunduğu, bunlardan İstanbul'da kurulan 746 numaralı defterin 330. sahife ve 137. sırasında kayıtlı (...'nın) 26 Cemziyel-evvel 1236 H. ( 01... M.) tarihli vakfiyenin galle fazlasına ilişkin bölümünde; \"...fazla gallemden batn-ı evvel ve batn-ı sanide bulunan mutlaka evladı evladı evladımın zükur ve inaslarından her birine yevmi yüzyirmişer akçe verile, ve yine fazla-i vakf-ı mezkurumdan li-üm karındaşım ... ile merkum ...'nin batn-ı evvel ve batn-ı sanide bulunan kezalik mutlaka evladı evladı evladının zükur ve inasından herbirine yevmi yüzyirmişer akçe verile, ve gerek benim ve gerek karındaşım merkum ...'nin sahib-i vazife evladımızdan biri fevt oldukta mutasarrıf olduğu vazifesi canib-i vakfımda hıfz oluna, vel-hasıl vazife-i evlat ancak iki batında cari ola, ve baki kalan fazla canib-i vakfımda hıfz oluna ve nukud-u mevkufe-i mezbure ile fazla-i bakiye düştükçe münasip akara tebdil olunub vakf-ı mezkuruma zam oluna\"...\" denilerek galle fazlası vakfedenden sonra birinci ve ikinci batında yer alan kız ve erkek çocuklarına ve kardeşi ... ile ... Efendinin birinci ve ikinci batında yer alan kız ve erkek çocuklarına bırakıldığı, evlât lafzı üç defa tekrar edilmiş olsa bile devamında \" gerek benim ve gerek karındaşım merkum ...'nin sahib-i vazife evladımızdan biri fevt oldukta mutasarrıf olduğu vazifesi canib-i vakfımda hıfz oluna, vel-hasıl vazife-i evlat ancak iki batında cari ola, ve baki kalan fazla canib-i vakfımda hıfz oluna\" ifadeleri ile vefat eden evladın payının vakfa geçmesi ve evlada şart kılınan ücretin ilk iki batın ile sınırlandırılması nedeni ile ilk iki batın sonrasındaki evlada galle fazlasının meşrut olmadığı, davacının da ilk iki batından sonraki batında yer alması nedeni ile galle fazlasına müstahak olamayacağı, davacının kardeşleri ..., ... ve ... hakkında verilen ve kesinleşen vakfın galle fazlasına müstehak vakıf evladı kararlarının, dosya taraflarının farklı olması nedeni ile incelemeye konu dosya yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı ve galle fazlasının vakfeden ile kardeşi ...'nin sadece ilk iki batındaki evlatlarına bırakılmasına dair şartı ortadan kaldırmayacağı da dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince, davacının sadece vakıf evladı olduğunun tespitine, galle fazlasına müstahak olduğu yönündeki talebin ise reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı