7. Hukuk Dairesi 2023/2615 E. , 2023/6164 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/197 E., 2022/257 K.
KARAR : Asıl davanın kabulü, birleştirilen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/383 Esas sayılı davanın reddi, birleştirilen Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/631 Esas sayılı davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat talebi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/383 Esas sayılı davanın reddine, birleştirilen Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/631 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı-birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... ile diğer taraftan davalı-birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA V E BİRLEŞTİRİLEN DAVALAR
1.Davacı, davalı ... limited şirketinden 340 ada 1 parsel sayılı taşınmazda villa satın aldığını ve teslim alarak 3 yıl sorunsuz kullandığını, 2011 yılında yurtdışından döndüğünde villasının oturulamayacak derecede zarar gördüğünü, yaptırdığı tespit sonucu yan parselde Toros Limited şirketinin yapmış olduğu hafriyat sonucu yeterli önlem alınmaması nedeniyle villasında kayma olduğunun tespit edildiğini bildirerek; davalıların kusur durumu ve oranları ile uğradığı toplam zararın tespitine, manevi olarak yıpranmasına yönelik 10.000,00 TL manevi tazminat, taşınmazın kullanılamayacak durumda olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminat, taşınmazı kullanamamasından ve kiraya verememesinden dolayı oluşan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL müspet zarar olmak üzere toplam 50.000,00 TL zararın 02/12/2011 olan tespit tarihinden itibaren başlayacak ve işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tespit edilen kusur oranlarında tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Birleştirilen Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/631 Esas, 2020/623 Karar sayılı dosyasında, davacı vekili davalılar ... Ltd . Şti. ve davalı ... Başkanlığının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek, bilirkişi raporunda belirtilen 385.000,00 TL maddi zarar, 11.650,00 TL kira alacağı zararı ve 10.000,00 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini dava ve talep etmiştir.
3.Birleştirilen Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/383 Esas, 2020/291 Karar sayılı dosyasında, davacı vekili bu davanın asıl davanın devamı olduğunu asıl davada talep edilen miktarı aşan 226.665,00 TL maddi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
1.Davalı ... Limited Şirketi, şirket bakımından davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddini, esasa girilmesi halinde ise; zararın kendi inşaatlarından dolayı oluşmadığını, yapının müteahhiti ... Şirketinin zeminde yeterli sıkıştırmayı yapmamasından kaynaklandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı .... Tic. Ltd Şti ise, kendisine husumet düşmediğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, tespit raporuna göre diğer davalı şirketin sorumlu olduğunu, tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
3. ... vekili, idari yağının görevli olduğunu, husumetten ve zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21/11/2014 tarihli 2012/611Esas,-2014/631 Karar sayılı kararıyla; davanın ... limited şirketi yönünden reddine, davalı ... Limited Şirketi yönünden ise tüketici mahkemesinin görevli olduğundan söz edilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.11.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2015/18419 Esas, 2017/4267 Karar sayılı kararıyla davalı ... Şirketinin iflas halinde olup olmadığı tespit edilerek, iflas halinde ise tasfiye memurlarının davada taraf olması gerektiği, komşuluk hukukundan kaynaklandığından tazminat istemli davaya bakmaya genel mahkemelerin görevli olduğu, ... Limited Şirketi yönünden görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı ve bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava dosyası yönünden davanın kısmen reddine, davalı ... inş. Tur . Ltd . Şti yönünden 88.338,00 TL maddi tazminat ve 5.827,05 TL kira kaybı bedeli tazminatını 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... inş. Tur. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, davalı .... Tur. San. Ltd . Şti yönünden 17.668,00 TL maddi tazminat 1.165,05 TL kira kaybı bedeli tazminatının 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş Ltd . Şti'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleştirilen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/383 sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleştirilen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/631 sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalı ... Ltd . Şti yönünden 53.003,00 TL maddi tazminatın ve 3.496,05 TL kira kaybı tazminatı bedelinin 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Başkanlığından 17.668,00 TL maddi tazminat 1.165,05 TL kira tarihi bedeli 02/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar vekilleri ve birleştirilen dosya davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... Limited Şirketi vekili; şirket bakımından davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde ise zararın kendi inşaatlarından dolayı oluşmadığını, yapının müteahhiti ... Şirketinin zeminde yeterli sıkıştırmayı yapmamasından kaynaklandığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... Tic. Limited Şirketi vekili; müvekkiline husumet düşmediğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, tespit raporuna göre diğer davalı şirketin sorumlu olduğunu, tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili, idari yargının görevli olduğunu, husumetten ve zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Davalı ... Limited Şirketi vekili; tebligatların usulsüz yapıldığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, zemin etüt raporunun bulunduğunu, yapı denetim firması olarak kendilerine yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. 6100 sayılı HMK’nın “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı Yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
2. Değerlendirme
1. Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
2. “Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. ... Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ... Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme ..., mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890- 892)
3. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4. Somut olayda; Mahkemece kararın gerekçe kısmında, birleştirilen Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/383 Esas sayılı dosyasının ek dava niteliğinde olduğu ve keşifte belirlenen değer üzerinden açıldığının gözardı edildiği belirtilmiş, hüküm kısmında bu gerekçe ile birleştirilen davanın reddine karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.
5. Kabule göre de; davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından verilen temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda zemin etüdü yapıldığı belirtilmiş, zemin etüd raporu temyiz dilekçesine eklenmiştir. Bilirkişilerden ek rapor alınarak inşaat ruhsatının alındığı tarihteki mevzuata göre, sunulan zemin etüdü raporunun yeterli olup olmadığı, zemin etüd raporunun davalı Şirketin hukuki sorumluluğunu etkileyip etkilemeyeceğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek davacının zararı ve bu zarardan davalıların sorumlu olup olmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma içeriğine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı .... San ve Tic. Ldt. Şti'ye verilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.