7. Hukuk Dairesi 2012/2339 E. , 2012/7475 K.
\n\"İçtihat Metni\"\tTaraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
\tDavacı, davalının 27.3.2006 günlü ortaklık sözleşmesine istinaden aldığı elli bin TL'yi iade etmediği gibi ortaklığı da kuramadığını belirterek ortak olmak için ödediği miktar ile bilahare yaptığı masraflardan oluşan alacağının tahsilini istemiştir.
\tDavalı cevabında, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, bir müddet birlikte çalıştıktan sonra kendisinin davacının bilgisi dahilinde yurt dışına gittiğini, döndüğünde dükkanı iş yapamaz ve kapalı halde bulduğunu, mal sahibinin dükkanın kirasını arttırmak istemesi üzerine düşük kiralı dükkan aradığını, ancak davacının ayrılmak istediğini beyan ettiğini belirterek davacının başlangıçta elli bin TL verdiğinin doğru olmakla birlikte adi ortaklık hükümleri uyarınca kâr ve zarara ortak olan davacının dışarıdan bir kişi gibi davranamayacığını, Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca adi ortaklığın tasfiye edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
\tMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca adi ortaklığın kurulduğu, makyaj stüdyosunun 2006 yılının sonunda kapanması ile ortaklık amacının imkansız hale geldiği ve davacının alacak istemi içinde tasfiye isteminin de bulunduğunun değerlendirildiği, ancak sözleşmenin 6.madde uyarınca ortaklığın davalı tarafından tek taraflı sonlandırılması halinde davalının davacıya elli bin TL'yi ödeyeceğinin belirtildiği, dosyadaki tanıkların ağırlıklı beyanları ile de ortaklığın devamından sorumlu davalının ortaklığın devamı için basiretli davranmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle sözleşmenin 6. maddesi uyarınca elli bin TL'nin davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
\tDosya kapsamına göre taraflar arasında 27.3.2006 tarihli sözleşme ile makyaj stüdyosunun işletilmesi konusunda adi ortaklık kurulmuş ve bir müddet davacı ile davalı işyerini birlikte işletmişlerdir. Davacının talebi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesi yapıldığı dosyadaki delillerin davalının sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ispatlamaya yeterli olmadığı halde mahkemenin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar vermemesi doğru değildir.
\tAdi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.'nun 535.maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538. vd. maddelerinde gösterilmiştir. B.K.'nun 537/7. maddesi uyarınca da mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K.'nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için öncelikle adi ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususta taraflardan delilleri ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinden sonra hesapların da istenerek B.K.'nun 538.maddesi uyarınca inceleme yapılması gerekir. Mahkemece değinilen bu hususlar ışığında inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir.
\tSonuç; Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 02.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
\t