7. Hukuk Dairesi 2010/1522 E. , 2010/2398 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, Anadolu Basın birliğinin .... Şubesinin yönetim kurulu asıl üyelerinin tamamının istifa etmesi nedeniyle T.M.K. 87/4 maddesi uyarınca kendiliğinden dağıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Davada hasım olarak dernek şubesinin 31.03.2005 tarihli genel kurulunda yönetim kuruluna seçilen ve istifa eden asıl üyeler gösterilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu ve gerekse HUMK dava açıldığı tarihte hayatta bulunan veya tüzel kişilik kazanmış kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş; ölen ya da tüzel kişilik kazanmamış topluluklar hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarih 1978/4-5 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır. Taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Yine 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu şeklinde yorumlanamaz.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve aleyhine hüküm verilen Dernek Şubesinin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlanmadığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu yanılgının temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek dava dilekçesinin dernek şubesine izafeten Tüzel Kişiliği bulunan Anadolu Basın Birliği Genel Başkanlığına tebliğinin sağlanması, dernek genel merkezinin savunması ve delillerinin sorulup saptanması, delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan doğrultuda işlem yapılması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek tüzel kişiliği bulunmayan dernek şubesi hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre davanın kabulüne karar verildiği halde kendini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi dahi isabetsiz, davacı ... Müdürlüğünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 22.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.